Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Mezuniyet Töreni’nde Yaptığı Konuşma

01.09.2021

Jandarma Ve Sahil Güvenlik Akademimizin Değerli Hocaları ve Öğrencileri,

Kıymetli Misafirler,

Kıymetli Velilerimiz,

Sizleri bu anlamlı törende en kalbi duygularımla, hasretle, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu gurur gününüzde sizlerle beraber olmaktan memnuniyet duyuyorum.

Sözlerimin hemen başında ülkemizin ve milletimizin istiklali ve istikbali için görev yaparken hayatlarını kaybetmiş asker, polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatımızın tüm mensuplarına Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı ideal uğrunda yaralanan kahraman gazilerimize ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyor, kendilerine sağlıklı, hayırlı ömürler diliyorum.

Anlamlı dedim, zira bu akşam burada bir tarafta evlatlarının mezuniyet törenine katılan, diğer tarafta şehit ailelerimiz, bir diğer tarafta gazilerimizin kendileri ve yakınları böyle anlamlı bir törende şimdi istikbalimizi konuşuyoruz, istiklalimizi konuşuyoruz. Zira ülkemizin dört bir köşesinden, hemen her ilinden evlatlarımız Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ni bitirmenin mutluluğunu yaşıyor. Mezuniyet heyecanlarını paylaştığımız akademideki eğitimlerini başarıyla tamamlayan 45’i kadın 462 subayımız ile 263’ü kadın 2 bin 751 astsubayımızın her birini tebrik ediyor, tek tek alınlarından öpüyorum. Zorlu seçim ve eğitim süreçlerini başarıyla neticelendirerek ailelerini ve bizleri gururlandıran kadın subay ve astsubaylarımızı özellikle tebrik ediyorum.

Subay ve astsubaylarımızın her birine ülkemiz ve milletimiz adına üstlenecekleri tüm sorumluluklarda Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum.

Sizleri en donanımlı şekilde yetiştiren ailelerinize, anne-babalarınıza, hocalarınıza ve komutanlarınıza şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Siz ne güzel anneler-babalarsınız ve sizler şurada bulunan evlatlarınızla ne kadar iftihar etseniz, ne kadar gururlansanız azdır. Bunun en güzel örneğini Doğu Karadeniz’de yaşadık, Batı Karadeniz’de yaşadık ve Akdeniz, Muğla, Antalya, buralarda yaşadık. Hele hele az önce İçişleri Bakanım da söyledi, helikopterle evlerin çatısındaki vatandaşlarımızı Sahil Güvenlik’in helikopterleriyle, Jandarma’nın helikopterleriyle, Kara Kuvvetleri’nin helikopterleriyle oradan inip anneleri, babaları, çocukları, hele hele sepetin içerisinden yavruları çıkartıp güvenli bölgeye götüren kardeşlerimizle iftihar ediyorum. Dünyada bunların örneği yok, korku nedir bilmiyorlar, korkuyu korkutuyorlar. Ve he türlü fedakârlığı yaparak hamdolsun Bartın’da, Sinop’ta, Kastamonu’da bu fedakârlıklarla netice aldık. Aynı şekilde Antalya’da, Muğla’da bütün o yangınların içinden ve o bölgelerden vatandaşlarımızı kurtardılar. Aynı şekilde Doğu Karadeniz’de ve orada da bütün fedakârlıklarını ortaya koyarak, Arhavi’den Rize Merkez’e kadar orada da büyük başarılara kendi imzalarını attılar. Ne kadar iftihar etsek az, sizler de ne kadar evlatlarınızla iftihar etseniz az.

Şimdi de kadrosuna katılan 3 bin 213 yeni personelle Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatımız asayişten teröre, düzensiz göçle mücadeleden milletimizin huzur ve emniyetinin teminine kadar her alanda daha da güçlenmiştir.

Bugün sizlerin mezuniyet törenine o sevince ortak olmanın yanında akademimize yapılan yeni hizmet binalarının da az önce açılışını gerçekleştirdik. Dünyada benzeri olmayan muhteşem bir akademi ve fakülte binamızın açılışını yaptık, bunun adı Güvenlik Birimleri Fakültesi. Yurtlar bir taraftan yapılıyor. Doğrusu ben de iftihar ettim, bu kadar kısa zamanda bu binalarımızın bitmiş olması, üç yıllık bir çalışmanın ardından resmen hizmete almak Cumhurbaşkanı olarak doğrusu bu kardeşinizi de iftihara sevk etti, gururlandım.

Sizlerin vergisiyle, sizlerin verdiklerinizle biz de bu yatırımları gerçekleştiriyoruz. Toplam 180 bin metrekare alana yayılan fakülte binalarımız dekanlığıyla, dershaneleriyle, öğretim üyesi odalarıyla, yurtlarıyla, yemekhaneleriyle, spor alanlarıyla her açıdan göz dolduran son teknolojiyle donatılmış bir tesis oldu.

Bugün ayrıca Toplumsal Olaylara Müdahale Eğitim Merkezi ve Personel Temin Merkezi binalarını da akademimize kazandırdık. Bu merkez 16 bin metrekare açık eğitim ve tatbikat alanı, 4 bin 200 metrekare kapalı alanıyla bu konuda önemli bir boşluğu dolduracaktır. Burada alınacak teorik ve pratik eğitim sayesinde kolluk kuvvetlerimiz toplumsal olaylara müdahalede etkinliklerini ve yeteneklerini artıracaktır. Böylece özellikle Batılı ülkelerde çok sık şahit olduğumuz orantısız güç kullanımının da önüne geçilecektir.

Tamamen yenilenen Personel Temin Merkezi ise, başvuru sürecinin daha hızlı, etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.

Açılışını yaptığımız bu güzel eserlerin ülkemize, milletimize, Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatımıza tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Fakültemiz ile diğer birimlerimizin inşasında emeği geçen mimarından mühendisine, işçisinden yüklenici firmasına kadar herkesi tebrik ediyorum. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletimizin gözbebeği olan bu kurumları geliştirmeye, güçlendirmeye, vazifelerini en güzel şekilde yerine getirebilmeleri için desteklemeye devam edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Dün tarihimize zaferler ayı olarak geçen bir Ağustos ayını daha geride bıraktık. Malazgirt Zaferimizin 950. sene-i devriyesinden 30 Ağustos Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 99. Yıldönümüne kadar şanlı tarihimizin köşe taşlarını manasına ve önemine göre yâd ettik. Malazgirt Meydanı’nı dolduran binlerce insanımız milletimizin hem büyüklüğünü, hem de ebedi ve ezeli kardeşliğini temsil eden çok kıymetli mesajlar verdiler. Anadolu’nun kapılarının bir daha kapanmamak üzere açıldığı bu büyük zaferin yıldönümünde, 1071 yılındaki duruşumuzdan hiçbir şey kaydetmediğimizi tüm dünyaya gösterdik. Malazgirt Meydanı’nda bir kez daha şahit olduk ki 950 sene önce Sultan Alparslan’a güç ve cesaret veren inanç halen dimdik ayaktadır. Malazgirt ruhu dün olduğu gibi bugün de gençlerimiz başta olmak üzere milletimizin yolunu aydınlatmaktadır.

Nice yokluk ve imkânsızlıklara rağmen 30 Ağustos 1922 Dumlupınar’da kazanılan zafer de Malazgirt ruhunun o dönemde sürdüğünün işaretiydi.

15 Temmuz gecesi yazılan destanı ise Malazgirt ruhunun bu topraklarda kök saldığının en son ve en güçlü ispatı olarak değerlendiriyoruz. Milletimiz 15 Temmuz gecesi tanklara, toplara, ölüm kusan silahlara karşı verdiği mücadeleyle hem kanlı ve kalleş bir darbe teşebbüsünü, hem ülkemizin bağımsızlığını hedef alan bir işgal girişimini püskürtmüştür.

Bu bakımdan milletimizin motivasyonu ve sonuçları itibariyle 15 Temmuz’u 30 Ağustos’tan, Çanakkale’yi Malazgirt Zaferi’nden ayrı görmüyoruz. Milletimizin binlerce yıllık mazisi içinde kazandığı zaferlerin her birine diğerinin devamı olarak bakıyoruz. Malazgirt nasıl bizimse İstanbul’un fethi de bizimdir. Çanakkale nasıl bizimse 30 Ağustos da bizimdir. Kıbrıs Barış Harekâtı nasıl bizimse 15 Temmuz da bizimdir. Suriye harekâtları nasıl bizimse Libya ve Karabağ zaferleri de bizimdir. Sınırlarımız içinde ve dışında teröristlere nefes aldırmayan kahramanların elde ettiği başarılar da bizimdir. Tarihi şahsiyetlerimiz arasında ayrım yapmadığımız gibi, zaferlerimiz arasında da ayrım yapmadık, yapmıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Forsumuzda temsil edilen devletlerin her birini şanlı tarihimizin altın halkaları olarak görüyoruz. Tarih, millet ve vatan şuuru olmayan kimi çevrelerin ortak zaferlerimiz üzerinden yapmaya çalıştığı provokasyonların gerisindeki sinsi niyetleri de gayet iyi biliyoruz. Bu milleti millet yapan zaferleri yarıştırmak kimsenin haddi değildir. Bilhassa da bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan hiç kimsenin tarihimize çamur atma hakkı yoktur. Malazgirt Zaferi’nden beri tam 950 yıldır cesaretleriyle, kahramanlıklarıyla, mücadeleleriyle, gerektiğinde kanları ve canlarıyla bu toprakları bizlere emanet eden şahsiyetlerin hepsinin başımızın üzerinde yeri vardır.

Ülkemize vakit kaybettiren, dahası milletimizin vaktini ve enerjisini heba eden bu tür suni tartışmaların artık geride bırakılması gerekiyor. Zafer günlerimizi ayrışmanın değil 84 milyon olarak birlik ve beraberliğimizi güçlendirmenin vasıtası haline getirmekte kararlıyız.

Değerli Misafirler,

Bugün üzerinde özgürce yaşadığımız vatan toprakları bize kahraman şehitlerimizin bir emanetidir. Bu emanete hakkıyla sahip çıkmanın yolu ise, ülkemizi ekonomide; işte hamdolsun ikinci çeyrekte bakın yüzde 21,6 büyüme sağladık, işte bu nereden nereye geldiğimizin ifadesidir. Üretimde, yatırımda, sağlıkta, ihracatta, diplomaside, güvenlikte çok daha ileri gidiyoruz. Türkiye, savunma sanayi başta olmak üzere dün bize İHA vermeyenler, SİHA vermeyenler, Akıncı vermeyenler; artık İHA’mız var mı? Var. SİHA’mız var mı? Var. Akıncı’mız var mı? Var, daha da güçleneceğiz, daha da güçlenerek yola devam edeceğiz.

Bir dönem meşru terörle mücadele operasyonlarında bile başkalarının desteğine muhtaç bir ülkeyken, hamdolsun artık savunma sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkarttık. Bu hafta ordumuzun envanterine kattığımız taarruzi insansız hava aracı Akıncı’yla insansız hava araçlarında dünyanın ilk 3 ülkesinden biri olduk. Sadece kendi silahımızı, kendi gemimizi, füzemizi üretmekle kalmıyoruz, bunların önemli bir kısmını dost ve kardeş ülkelere ihraç ediyoruz. Daha önce 250 milyon doları bile bulmayan savunma ve havacılık ihracatımız 3 milyar dolar sınırını geride bıraktı.

Ülke siyasetiyle, ekonomiyle, reformlarla ilgili kararlarımızı alırken nasıl birilerinden işaret beklemiyorsak, terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede de kimsenin icazetini aramıyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla bölücü terör örgütün kıpırdayamaz hale getirdik. Nerede saklanırlarsa saklansınlar, teröristler inlerinde buluyor ve imha ediyoruz. Terör örgütüne katılımları tarihin en düşük seviyesine indirdik. İkna çalışmaları yoluyla örgütten kopan ve emniyet güçlerimize teslim olanların sayısı da giderek artıyor. Evlatları dağa kaçırılan Diyarbakır annelerinin 2 yıldır sürdürdüğü cesur mücadele bölücü örgütün ve siyasi uzantılarının maskelerini düşürdü. Kimi siyasetçiler ve medya organları tarafından sürekli parlatılan örgütün kanlı ve kalleş yüzü böylece çok daha iyi ortaya çıktı. Sadece ciğerparelerine yeniden sarılmanın peşinde olan annelerin asil direnişi sayesinde şimdiye kadar 32 kişi örgütten kaçarak devletimizin ve annelerinin müşfik kollarına sığındı, önümüzdeki dönemde bu sayının daha da artacağına inanıyorum.

Buradan bir kez daha 3 Eylül 2019’dan beri kesintisiz evlat nöbeti tutan Diyarbakır annelerini hürmetle, saygıyla selamlıyorum.

Terör örgütlerine karşı sınırlarımızda ve sınırlarımızın hemen ötesinde tarihimizin en başaralı operasyonlarını gerçekleştirmekle kalmadık, aynı zamanda Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin sonuçlandırılmasında, Libya’da darbecilere karşı yürütülen meşruiyet mücadelesine kadar kardeşlerimizle beraber birçok başarıya da imza attık.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya yönelik hamleleri kararlı duruşumuzla boşa çıkardık.

İnsanlık tarihinin en büyük sağlık krizlerinden biri olan koronavirüs salgını sürecinde gerek sağlık hizmetlerimizin kalitesi, gerekse küresel ölçekte sergilediğimiz dayanışma ile milyarlarca insanın takdirini kazandık.

Tarihiyle, değerleriyle, vakarıyla, mazlum ve mağdurlara kucak açmasıyla büyük bir millet ve devlet olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.

Kardeşlerim,

Salgının etkilerinin en ağır hissedildiği 2020 yılını yüzde 1,8’lik büyüme oranıyla kapatan Türk ekonomisi büyüme trendini sürdürüyor. İşte bu yılın ilk çeyreğinde elde ettiğimiz yüzde 7,2’lik büyüme oranıyla geçen sene yakaladığımız ivmeyi devam ettirmiştik. Şimdi az önce söyledim, yine söylüyorum, bugün açıklanan ikinci çeyrek büyüme rakamı ise Türk ekonomisinin dinamizmini, üretim gücünü ve dayanaklılığını bir kez daha ispat etmiştir ve Türk ekonomisi ikinci çeyrekte reel olarak yüzde 21,7 büyüyerek dünyada en hızlı büyüyen ikinci ekonomi oldu. Sadece baz etkisiyle açıklanamayacak bu büyüme verisi Türkiye’nin bir üretim ekonomisi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Sanayi üretimi ikinci çeyrekte yüzde 41 artarak bu denli güçlü bir büyümenin gelişini önden haber vermişti. Sanayi üretimimizin aylık olarak son 14 ayda 13 defa artmış olmasına özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. İhracatımız ise ikinci çeyrekte yüzde 70 artarak, 55 milyar dolarla tarihimizin en yüksek çeyreklik performansını elde etti.

İhracatın ithalatı karşılama oranı ikinci çeyrekte yüzde 74.9’dan yüzde 84,5’a yükseldi. Son 12 aylık ihracatımız tarihimizde ilk kez 200 milyar doları aştı. İhracattaki bu başarımızın da etkisiyle cari açığımız düşüşünü sürdürerek 30 milyar doların altına geriledi. İstihdam salgın öncesi dönemi de geçerek son 35 ayın en yüksek seviyesine ulaştı ve 29 milyonu aştı.

Firmalarımızın çoğu yurt dışından aldıkları siparişleri yetiştirememekten, çalışacak ara eleman bulamamaktan şikayet ediyor. Yatırım talebi her geçen gün artarken özellikle arazi tahsisi konusunda talepleri karşılamakta zorlanıyoruz.

Bu yılın ilk 7 ayında düzenlenen yatırım teşvik belgeleri yüzde 30’a yakın artarak 6800’ü geçti. Bu yatırımların tamamı gerçekleştiğinde ise 174 bin kişiye ilave iş imkânı sağlamasını öngörüyoruz. Ekonomimizdeki bu olumlu gidişat 2021 yılının tamamını güçlü bir büyüme oranıyla kapatacağımıza işaret ediyor.

Bir dönem Türk ekonomisi hakkında karamsarlık pompalayan uluslararası kuruluşlar büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etmeye başladı. Vakit yatırım, üretim, ihracat ve istihdam için daha iştahlı davranma vaktidir. Her zaman bulamayacağımız çok ciddi bir fırsatla karşı karşıyayız. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirerek ülkemizi yatırımın, üretimin ve ihracatın merkezi haline getirmekte kararlıyız. Bunun için başkaları ne yaparsa yapsın, ne derse desin biz sadece işimize bakıyor ve hedeflerimize odaklanıyoruz. Türkiye’yi önce 2023 hedefleri, ardından da 2053 ve 2071 vizyonlarıyla buluşturmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bu süreçte sizden beklentimiz, bağrından çıktığınız bu necip milletin değerleri ve hassasiyetleri ışığında görevinizi en iyi şekilde yapmanızdır.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizde edindiğiniz bilgi, birikim, tecrübe ve kabiliyetler devletimize ve milletimize hizmet mücadelenizde inşallah sizlerin en büyük rehberi ve yardımcısı olacaktır.

Şimdi ben Yahya Kemal’in dörtlüğüyle sözlerimi bitirmek istiyorum:

“Şu kopan fırtına Türk Ordusu’dur ya Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi.

Galip et, çünkü son ordusudur İslam'ın.”

Evet, bizlerden tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz Rabia’mıza sahip çıkmanızı istiyorum. Bu toprakları bize emanet eden tüm kahramanlar gibi gerektiğinde canınız pahasına ezanımıza, bayrağımıza, vatanımıza ve bağımsızlığımıza sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum.

Rabbim sizleri her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, görünür ve görünmez musibetten muhafaza buyursun diyor ve sözlerime son verirken Akademinin tüm hocalarını, tüm komutanlarını, mezunlarımızın kıymetli velilerini gönülden tebrik ediyorum ve sizlere saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum, kalın sağlıcakla.