İyidere-İkizdere Yolu ve Tünelleri Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

03.09.2021

Sevgili Hemşerilerim,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz İyidere-İkizdere Yolu ile Hurmalık Tünelleri ve bağlantı yollarının ülkemize, bölgemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyor, bu güzel projede emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

İyidere-İkizdere Yolu yaklaşık, az önce Sayın Bakanım da ifade ettiler ama 38 kilometre, Hurmalık Tünelimizin biri 850 metre, diğeri 720 metre, bağlantı yolları 3,6 kilometre uzunluğa sahiptir. Bu yol Avrupa’dan gelip Orta Asya’ya uzanan Kafkasya koridorunun en önemli güzergâhlarından birinin üzerinde yer almaktadır. Aynı şekilde bu proje Rize-Mardin hattındaki kuzey-güney ulaşım aksının da en kritik kısımlarından biridir. Özellikle kış aylarında ulaşımda çok ciddi zorlukların yaşandığı bu bölge artık güvenli, konforlu ve hesaplı bir sürüşle geçilebilecektir. Tüm bu yolların bugün yaklaşık 31 kilometresini hizmete alıyoruz, kalanı da en kısa sürede tamamlanarak, trafiğe açılacaktır.

İyidere Lojistik Limanı’nın da devreye girmesiyle çok sayıda firma bu bölgede üretim ve lojistik hizmetine başlayacaktır. Böylece dünyanın yıldızı giderek yükselen bölgesi Doğu Karadeniz’de yavaş yavaş şekillenmeye başlanan büyük ekonomik potansiyelin altyapısını şimdiden kurmuş oluyoruz. Sanayisiyle ve turizmiyle giderek gelişen bu bölgemizde yaptığımız her yatırımın ülkemize çok ciddi geri dönüşleri olacağından şüphe duymuyoruz. En zor şartlarda dahi fevkalade başarılara imza atan Karadenizli hemşerilerimin bu imkânları en iyi şekilde değerlendireceğine yürekten inanıyorum.

Yarın da Salarha Tüneli’nin açılışını yaparak Rize’mizin kuzeyi ile güneyini birleştirecek. Böylece artık Rize’nin gelişme, büyüme, genişleme konusunda hareket alanı fevkalade artacaktır. Yarın açılışını yapacağımız bu eserin de şimdiden şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Görüldüğü gibi ülkemizin altyapı projeleri bakımından en zor bölgesi olan Karadeniz’i adım-adım hak ettiği eserlere, hizmetlere kavuşturuyoruz. Sadece bununla kalmıyor, bölgemizin zorlu coğrafyasının kaçınılmaz bir sonucu olan afetlere karşı da etkin bir mücadele yürütüyoruz. Son dönemde Karadeniz sahili boyunca gerek Giresun, Rize ve Artvin’de, gerek Kastamonu ve Sinop’ta bütün yaşanan sel felaketlerinin yol açtığı hasarları kısa sürede ortadan kaldırdık. Büyük yıkımların yaşandığı ilçelerimizi adeta yeni baştan inşa ederek insanımıza sahipsiz olmadığını, devletinin yanında bulunduğunu gösteriyoruz. Kastamonu ve Sinop’ta da inşallah 1 yıla kadar tüm bu çalışmaları tamamlamış olacağız. Avrupa’da sel felaketlerinin üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ hiçbir altyapının çalışmadığının haberlerini sizler de televizyonlarda izliyorsunuz. Aynı dönemde biz felaketin ardından 3-5 güne kalmadan gerektiğinde helikopterle jeneratör taşıyarak, gerektiğinde askerimizin envanterindeki seyyar köprüleri kurarak, insanımıza her türlü hizmeti sağlıyoruz. Bartın’da felaket oradayız, Sinop’ta felaket oradayız, Kastamonu’da felaket oradayız, Artvin’de felaket oradayız, Rize’de felaket oradayız, Antalya’da yangın oradayız, Muğla’da yangın oradayız, durmak yol yola devam dedik. Ama birileri de biz bu adımları atarken acaba nasıl biz bunların önünü keseriz diye buralara geliyor. Ya bunlarda ar yok, bunlarda hayâ yok, ya bir dikili taşınız olsun be. Var mı bunların bir dikili taşı? Yok.

Şimdi biz İkizdere’de lojistik tesislerini yapıyoruz, bunlar çıkıyor Ankara’dan geliyor, eee? Bizim bu lojistik tesisin yapımını durdurmak için gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin değişik yerlerinden ne kadar sol varsa, komünist varsa alıp, buraya geliyorlar, neymiş? Bizim önümüzü kesecekler. Siz bu milletin önünü kesemezsiniz, kesemeyeceksiniz. Biz bu tesisleri yapacağız, bu yolları yapacağız, bu tünelleri yapıyoruz yapacağız, sizin gücünüz bunların önünü kesmeye yetmez. Yeter ki benim milletim burada dimdik ayakta dursun. Ülkesini aşkla sevmek, milletine gönülden vurgun olmak, insanını eşrefi mahlûkat sıfatıyla her şeyin üzerinde tutmak gerekir. Ama bunların böyle bir derdi var mı? Bunların eşrefi mahlûkat diye bir durumu var mı? Biz çok paramız, çok aracımız, çok personelimiz bulunduğu için değil işte bu anlayışla hareket ettiğimiz için kısa sürede felaketlerin izlerini silebiliyoruz.

Allah devlete de, millete de zeval vermesin. Rabbim bizleri her türlü beladan, musibetten, felaketten korusun. Rabbim, mazlumların duasını alan bu ülkeyi, bu milleti her alanda ve her daim muzaffer eylesin.

Kardeşlerim,

Türkiye’nin son 7-8 yılı toplumsal kargaşa çıkarma denemeleriyle, terör saldırılarıyla, siyasi ve ekonomik kumpaslarla, darbe girişimleriyle, son dönemde de salgınla ve tabii afetle geçti. Hamdolsun tüm bu sıkıntıları milletimizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle birer birer geri bıraktık. Ancak bu süreçte bir şeye özellikle dikkat ettik; şartlar ne olursa olsun ülkemizin demokratik ve ekonomik kalkınmasının yönünün hep yukarı doğru olmasını sağlamak için var gücümüzle çalıştık. Sokaklarımızın kana ve ateşe bulanmaya çalışıldığı terör saldırısına uğradığımızda ertesi sabah hepimiz işimizin başında kaldığımız yerden çalışmaya devam ettik. Darbe girişimin olduğu gece gün ağarana kadar hainlerle çarpıştık, ertesi sabah yine hepimiz önceki akşam bıraktığımız yerden işimize sarıldık. Hatırlayın, bu kardeşiniz 15 Temmuz’da o FETÖ darbe girişimine uğradığı zaman kalktım Marmaris’ten uçakla İstanbul’a havalimanına geldim. Fakat benden yarım saat kadar önce de Bay Kemal oradan tankların arasından kaçarak Bakırköy Belediyesi’ne gitti ve Bakırköy Belediyesi’nde de kahvesini yudumlamaya başladı. Haberim olsaydı ben de orada beklerdim diyor. Yalan, bu zaten yalancı Kemal değil mi? Hayatı yalan. Kardeşlerim, Rize bu yalan terörüne 2023’te en büyük dersi verecektir diyorum. Bu malum Millet İttifakı diye bir zillet ittifakı var ya, bunlara en büyük dersi ben inanıyorum ki Rizeli hemşehrilerim verecektir. Fakat çok çalışacağız ha. Nerede hemşehrilerimiz varsa onların hepsini uyaracağız inşallah.

Ekonomimizi yıkmak için nice alçak saldırıya maruz kaldık, yapılan nobranlıklara “La havle” çekip hemen işimize geri döndük.

Salgın döneminde dünyanın tamamı ile birlikte haftalarca eve kapanmak mecburiyetinde kaldığımız günlerde dahi çalışmaktan, üretmekten geri dönmedik. Attığımız normalleşme adımları ve aşılamada ulaştığımız seviye sayesinde ekonomimizin her alanında elde ettiği tarihi başarıların haberleri ardı ardına geliyor.

Burayı iyi dinleyin, önceki gün ikinci çeyrek büyüme rakamının müjdesini almıştık. Evet, Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekteki yüzde 21,7’lik büyüme oranıyla dünyada İngiltere’den sonra ikinci en büyük büyüyen ülke.

Dün ne oldu? Dün de ihracatımızın tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştığının müjdesiyle güne başladık. Ağustos ihracatımız yaklaşık 19 milyar doları, yılın ilk 8 ayındaki ihracatımız 140,2 milyar doları, 12 aylık ihracatımız da 207,5 milyar doları bularak büyüme rakamlarını elhamdülillah teyit etti. İstihdamda da salgın öncesi dönemi dahi geride bırakan öyle bir seviyeye yaklaştık ki 29 milyonun üzerine çıktık.

Enflasyon sadece bizim değil tüm dünyanın sorunudur. Euro bölgesi son 10 yılın en yüksek enflasyonuyla baş etmeye çalışıyor. Küresel düzeyde emtia fiyatlarında yaşanan yüzde 25’e yakın artışın etkileri sanayiden tarıma her alanda hissediliyor. Türkiye salgın ortasında ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek bu tür sıkıntıları hamdolsun ayağının altına almış ve bunları artık geride bırakarak çok daha büyük başarılara yönelme potansiyeli olan bir ülke konumuna gelmiştir.

Nitekim mesela turizmde kısa sürede kayıplarımızı telafi edecek, hatta ötesine geçecek bir seviyeye geldik. Üretimde firmalarımız siparişlere artık yetişemiyor. Bugün sanayi sektöründeki firmalarımızın tek sorunu kapasiteyi genişletmek için yeni makine, mamule dönüştürecek ham madde, istihdam edecek nitelikli insan gücü bulmaktır. Tabii tüm bunları görmek için göz, duymak için kulak, söylemek için dil lazım dil. Ülkemizde bazılarının gözleri var görmez, kulakları var işitmez, dilleri var hakikati ifade etmeye yanaşmaz. Daha kötüsü, ülkenin ve milletin felaketinden kendilerine çıkar uman bu zihniyetin kalbi de kararmış, gönlü de nasırlaşmıştır. Biz hayatımızın her döneminde olduğu gibi bugün de sadece Allah’ın rızasını, milletimizin sevgisini, insanlarımızın duasını bekleyerek, eser ve hizmet siyasetiyle çalışmayı sürdürüyoruz. Başladığımız, yükseldiğini gördüğümüz, bitirdiğimiz her proje, her yatırım, her hizmet ülke olarak geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlıyor.

Daha 20 yıl önce en küçük bir siyasi, sosyal, ekonomik sarsıntıda, tabii afette yerle yeksan olan bir Türkiye’den, krizlerin üstesinden dünyada eşi benzeri görülmemiş bir hızla gelebilen bir Türkiye’ye elhamdülillah ulaştık. Terör saldırılarının, darbe girişimlerinin, küresel salgının, depremden sele her türlü tabii afetin neredeyse ertesi günü hayatı normale, normal düzenine döndürebilecek bir ferasete, birikime, güce, imkâna sahip olduk.

Rabbime böyle bir imtihanı başarıyla vererek büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını bize nasip ettiği için binlerce kez hamd ediyorum. Milletime bu yolda 19 yıldır kesintisiz olarak bize verdiği destek için şükranlarımı sunuyorum. Hemşerilerime daima yanımda oldukları, daima bu kardeşlerine sahip çıktıkları için teşekkür ediyorum.

Bu ülkede yaşayan 84 milyon olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktığımız müddetçe Allah’ın izniyle ne bu milletin, ne bu devletin üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel yoktur.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız İyidere-İkizdere Yolu ile Hurmalık Tünelleri ve bağlantı yollarının ülkemize, bölgemize, hemşerilerime, şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu eserin şehrimize kazandırılmasında emeği olan Bakanlığımızı, kurumlarımızı, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine herkesi tebrik ediyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.