2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Programı’nda Yaptığı Konuşma

06.09.2021

Sevgili Öğrenci Kardeşlerim,

Çok Değerli Öğretmenlerimiz,

Eğitim Camiamızın Kıymetli Mensupları,

Saygıdeğer Veliler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 2021-2022 eğitim öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, eğitim camiamıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Yeni eğitim öğretim yılının açılış törenini Türkiye’nin en köklü, kendi alanında en yetkin okullarından birisi olan Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştiriyoruz. Islah-ı Sanayi Mektebi adıyla 4 Eylül 1868’de hizmet vermeye başlayan lisemiz o tarihten bu yana ülkemizin teknik eğitim alanında önemli bir ihtiyacını karşılamıştır. Kökleri çok daha eskiye uzanan okulumuz, Türkiye’ye farklı alanlarda hizmet etmiş, pek çok güzide ismin yetişmesine de vesile olmuştur. Güreş ve tekvando başta olmak üzere spordaki başarılarıyla da göğsümüzü kabartan lisemizin öğrencilerini kutluyor, emek veren tüm eğitimcilerimize teşekkür ediyorum.

Şu an okulumuzda eğitim gören evlatlarımızın büyüklerinden devraldıkları gurur tablosuna yeni yıldızlar ekleyeceklerine inanıyorum. Burada çok önemli gördüğüm bir hususu vurgulamak istiyorum.

Hangi alanda olursa olsun başarı tesadüften öte disiplin, azim ve fedakârlıklarla dolu uzun bir mücadelenin meyvesidir. Her başarılı eğitim kurumunun gerisinde çalışkan öğrencilerle beraber mesleğine âşık eğitimcilerin imzası vardır. Her biri ayrı değer olan öğretmenlerimizin evlatlarımızın eğitimi için harcadıkları emek olmasa elbette bu başarıların hiçbiri yakalanamazdı. Evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimizin hakkını asla ödeyemeyiz.

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak siz öğretmenlerimizin şahsında eğitim-öğretim camiamızın tüm mensuplarına hizmetleri ve engin sabırları için ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Bu vesileyle Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharında iken bölücü terör örgütü tarafından alçakça katledilen şehit öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum.

Üzerimde hakkı olan kendi öğretmenlerimi de bir kez saygıyla anıyor, dar-ül bekaya uğurladıklarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Biz onlarla var olduk, onların emekleriyle hayatı çok çok farklı bir şekilde yaşamaya başladık. Yine ilk defa bu eğitim sezonunda okulla tanışmanın heyecanını yaşayan yavrularımıza başarılar diliyor, her birinin tek tek gözlerinden öpüyorum.

İnşallah yeni eğitim öğretim yılı Türkiye’nin hemen her alanda gerçekleştirdiği büyük atılıma, tarihi değişime ivme kazandıracak, ülkemizin ve milletimizin önünde yeni ufuklar açacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

Önceki sene başlayan ve son 1,5 yıldır tüm dünyayı derinden sarsan koronavirüs salgını hayatımızdaki her şey gibi eğitimi de ne yazık ki olumsuz etkiledi. Salgını kontrol altına almak için hemen her ülke sokağa çıkma yasağı dâhil çok sert tedbirlere başvurdu. Türkiye olarak biz de virüsün öldürücü etkisinin yüksekliği sebebiyle geçtiğimiz dönemde ihtiyatlı davranmak zorunda kaldık. Öğretmenlerimizin, evlatlarımızın ve ailelerinin sağlığını tehlikeye atmamak için azami hassasiyet gösterdik. Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda salgının seyrine göre kimi zaman okullarımızı açarak, ancak daha çok EBA üzerinden gerçekleştirdiğimiz uzaktan eğitimle bu dönemi geride bıraktık.

Salgının yol açtığı sıkıntılara rağmen eğitim faaliyetlerini ülke çapında kesintisiz sürdürebilen birkaç devletten biri olduk. Devletimizin tüm imkânlarını seferber ederek salgının yoğun seyrettiği dönemlerde evlatlarımızın eğitimlerinden kopmamalarını temin ettik. Bu kapsamda 2 milyon tablet bilgisayarı öğrencilerimize ulaştırdık. Yine bu dönemde eğitim bilişim ağı dediğimiz, kısa adıyla EBA televizyon ve internet platformlarıyla da uzaktan eğitimi başarıyla yürüttük. TRT EBA İlkokul, TRT EBA Ortaokul ve TRT EBA Lise kanallarından eğitimin devamını temin ettik. Uzaktan eğitimde çocuklarımızın kendi öğretmenleriyle aynı sınıftaymış gibi ders yapabilmeleri için EBA canlı dersleri devreye aldık. Türkiye’deki tüm cep telefonu abonelerine aylık 8 gigabyte’a kadar EBA’ya ücretsiz erişim sağladık.

Bir taraftan bu adımları atarken, diğer yandan yüz yüze eğitimin ikamesinin olmayacağı gerçeğinden hareketle yeni eğitim öğretim yılı için hazırlıklarımızı devam ettirdik. Özellikle aşının etkinliğine dair bilimsel verilerin açıklanması yüz yüze eğitim konusunda bizi daha çok cesaretlendirdi. Hazırlık sürecinde bilim insanlarımızın yanı sıra eğitimin tüm paydaşlarının fikrine başvurduk. Milli Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız okullarda alınması gereken önlemleri, yapılması gerekenleri birlikte belirlediler. Hijyen, temizlik malzemeleri ve maske tedarikini sağlayarak velilerimizin çocuklarını güvenle okula gönderebileceği bir altyapıyı sağladık.

Yine bu süreçte farklı kaynaklardan aşı teminine önem ve öncelik vererek vatandaşlarına yaygın aşı imkânı sağlayan ülkelerin ilk sıralarında yer aldık. Gönüllülük esasıyla devam ettirdiğimiz aşılama çalışmalarında uygulanan toplam doz sayımız 100 milyon doz sınırına doğru gidiyor. İsteyen her vatandaşımız ücretsiz, hızlı ve sıkıntısız bir şekilde aşıya ulaşabilmektedir. Halen birçok ülkenin kitlesel aşılamada ciddi sorunlarla karşılaştığını göz önüne aldığımızda bu tablo ülkemiz adına gerçekten önemli bir başarıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda kurduğumuz dijital altyapıyla okullarımızdaki süreçleri, hastalığın seyrini yakından izliyoruz, izleyeceğiz. Yüz yüze eğitimi devam ettirmekte kararlıyız.

Tüm velilerimizin ve çocuklarımızın özellikle müsterih olmasını istiyorum. Bu vesileyle bir kez daha sırası gelmiş tüm vatandaşlarımı, en başta da eğitim camiamızı ve velilerimizi aşılarını olmaya davet ediyorum. Devlet olarak bu hususta asla zorlayıcı yollara başvurmak istemiyoruz. Ancak salgına karşı en etkili koruyucu silahımız olan aşı imkânını da değerlendirmemiz şarttır.

Aşıyla ilgili özellikle sosyal medya mecralarından yayılan bilgi kirliliğine vatandaşlarımız itibar etmemelidir. Salgının yayılmasını engellemek, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz başta olmak üzere hepimizin önlemlere uymasına bağlıdır. Çocuklarımızı çok özledikleri okullardan mahrum bırakma lüksümüzün olmadığı bilinciyle hareket etmemiz şart. Tedbirlere riayet konusunda herkesin gereken hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.

Sevgili Gençler,

Bugün uzun bir aranın ardından yeniden okullarına kavuşan evlatlarımız Türkiye’nin geleceğidir. Ülkemizin başarılı bilim insanları, siyasetçileri, sanatçıları, iş adamları, sporcuları, öğretmenleri, askerleri, doktorları, mühendisleri yüreği kıpır kıpır atan bu gençlerimizin arasından çıkacaktır. Cumhuriyetimizin 100. yılına dair büyük idealleri ve hedefleri olan Türkiye’nin insan kaynağının yetiştiği fidanlık işte bu okullarımızdır.

Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine ancak kaliteli, özgün, en modern teknolojiyle donanmış bir eğitim öğretim sistemiyle taşıyabiliriz. Bunun için eğitime harcadığımız her bir kuruşu ülkemizin geleceğine yapılmış ülkemizin geleceğine yapılmış en önemli yatırım olarak değerlendiriyoruz.

Göreve geldiğimiz 2002 yılından beri eğitimi daima en öncelikli meselemiz olarak gördük. 2002 yılında Milli Eğitim bütçesi –gençler, buna özellikle dikkatinizi istiyorum- sadece 7,5 milyar lirayken 2021 yılında bu rakam 147 milyar liraya yükselmiştir. Bakın, nereden nereye. Yükseköğretimi de dâhil ettiğimizde eğitim bütçemiz 211 milyar lirayı aşıyor.

Anne-babalar okullar açılınca ders kitabı peşinde koşmasın diye okul kitaplarını ücretsiz dağıtıyoruz. Bakın biz teksir kâğıtlarıyla hazırlanmış kitaplardan okulumuzu okumayı ve onlar da tabii o teksir makinesinin mürekkepleriyle maalesef rezil hale gelirdi. Ağabeylerimizden onları isterdik vermezlerdi, parayla vermezlerdi. Biz bunu yaşadığımız için dedik ki; yeni nesil aynı durumu yaşamasın ve kuşe kâğıtla kitaplarınızı hazırladık ve masaların üzerine, sıraların üzerine bunları koyduk.

Ülkemiz genelindeki derslik sayısı neydi? 343 bin. Bunu nereye çıkardık? 601 bine taşıdık. Neden? Sınıflarımız hem kalabalık olmasın, sınıflarımızdaki öğrenci sayısı da ciddi manada azalsın.

2002 yılından bugüne kadar toplam 700 bin öğretmenimizin atamasını gerçekleştirdik. Öğretmen noktasında açığımız kalmasın, bunu istedik. Cuma günü yaptığımız 20 bin öğretmen atamasıyla eğitim ordumuzu daha da güçlendirdik. Eskiden boş geçen dersler ya da farklı branş öğretmenlerinin girdiği dersler varken, hamdolsun artık bu tür sorunlar ortadan kalkmıştır.

Türkiye’deki ortalama sınıf mevcudu ilkokullarda bugün –bu da önemli- Birleşik Krallık, Avustralya, Fransa gibi ülkelerden daha düşüktür; bu çok önemli bir başarı. OECD ülkeleri ortalamasına göre, liselerde öğretmen başına 13 öğrenci düşerken, bizde bu sayı 12’dir. Okuma becerileri alanında puanını en çok artıran ikinci ülke, matematik ve fen okur-yazarlığı alanlarında ise puanlarını en çok artıran birinci ülkeyiz. Nereden nereye getirdiniz bizleri, maşallah.

İnanıyorum ki bu mesleki eğitimde sizler bize inşallah çok çok daha büyük başarılar getireceksiniz. Bunda eğitim sistemimizi komplekslerinden kurtararak daha özgürlükçü, daha çoğulcu, daha adaletli yapıya kavuşturmamızın önemli payı var. Yıllarca ötelenen haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz kalan imam hatip okullarını ve meslek liselerini diğer okullarımızla eşit hale getirdik. Katsayı uygulamasının da son bulmasıyla meslek liselerimiz 28 Şubat dönemi öncesinde sahip olduğu cazibesini tekrar kazanmaya başladı. Öyle ki meslek liselerimiz artık patent dahi alabilecek düzeyde yeniliklere imza atıyor; buraya geldiniz. Meslek liselerimiz 2020 yılında 12 patent, 8 faydalı model, 109 tasarım ve 59 marka tescili olmak üzere toplam 188 ürünün tescilini almıştır. Bu yıl hedefi 250 ürün tescili olarak belirledik, inşallah buna da ulaşacağız. Buna ulaşmaya var mıyız? Maşallah. İşte bu Teknofest yarışmalarında filan oralarda yarışa odaklananlar siz meslek lisesi mensuplarısınız, neler yapıyorsunuz neler, daha da iyi olacak.

Türkiye’nin 2023 hedefler ile 2053 ve 2071 vizyonuna ulaşmasında mesleki eğitimin oynayacağı kritik rolün farkındayız. Ülkemiz ihracatta, üretimde, sanayide, teknolojide çağ atladıkça mesleki becerileri yüksek kalifiye insan kaynağı ihtiyacı da artıyor.

Gençler, istihdamda ara eleman diye bir kavram vardır. İşte bu ara elemanın yetiştiği yerler neresi? Burası, sizin lisenizden yetişiyor bunlar. Artık sağı solu araştırmaya gerek yok. Ara eleman mı lazım? Sultanahmet Meslek Lisesi, işte buradan yetişecek. Bugün rekordan rekora koşan özel sektörümüzün en fazla sıkıntı çektiği hususların başında bu ara eleman meselesi geliyor. Ama bundan sonra çekmeyecek. İlla üniversiteyi bitirmeniz de şart değil. Yani siz buradan çıktıktan sonra ara eleman olarak hemen istihdam edilebilecek bir imkânı sağlayacaksınız. Tabii ardından üniversite de geliyor, üniversiteyle birlikte işin yükseğini de yapmış olacaksınız, o zaman çok daha farklı olacak. 28 Şubat zihniyetinin sırf imam hatiplilerin önünü kesmek amacıyla eğitim sistemimizde açtığı bu derin yarayı bir an önce tamamen kapatmamız gerekiyor.

Özel sektörümüzün ve sanayicilerimizin de katkısını alarak mesleki eğitimde eğitim-üretim-istihdam çevrimini güçlendiriyoruz. Bu amaçla yeni projeleri hayata geçirmeye başladık. 2020 yılının Ekim ayında başlatılan mesleki eğitimde Bin Okul Projesi, mesleki eğitimde gerçekleştirilen iyileşmenin tüm mesleki ve teknik Anadolu liselerine yaygınlaştırılması yönünde attığımız önemli bir adımdır. Proje kapsamında belirlenen bin mesleki ve teknik Anadolu lisesine bir yıldan daha az sürede toplam 1 milyar liralık altyapı ve eğitim desteği sağlanmıştır. Sağ olsun İstanbul da Valimiz dâhil çok ciddi bir gayretle okullarımızın bu noktada adedini de arttırmak suretiyle ve buradaki teknik Anadolu meslek liselerinin sayısının artması bizim öğrencilerimizin sayısal olarak da daha düşük sayıda sınıflarda yer almalarını sağlayacak ve böylece sizlerin üniversitelere girmek, üniversitelere girmekten öte bir diğer yanıyla da süratle oralardan mezun olarak inşallah hayatınızı çok daha zengin kılacaktır. Bu liselerin tümünde laboratuvar eksikleri giderilmiş, mevcut laboratuvarlar ve atölyeler ise son teknolojiyle uyumlu bir şekilde güncellenmiştir. Eskiden teknik meslek liselerinde böyle garip gureba makineler vardı, torna makineleri filan acayipti, öbür tarafta frezeler yine acayipti. Ama şimdi oralara da tamamen yeni yeni makineler getirilmek suretiyle teknolojisi de dijital olmak üzere artık bu makineler geliyor. Yani siz şimdi aynı zamanda asrı da ne yapıyorsunuz? Yakalıyorsunuz. Nerede? Okulunuzda, burada yakalıyorsunuz. Ve bununla beraber de inşallah gideceğiniz kurumlarda, fabrikalarda vesaire hiçbir şeyin yabancılığını çekmeyeceksiniz.

Mesleki eğitimi özendirmeye önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. Milli Eğitim Bakanımızın da gayretleriyle inşallah yakında Türkiye’yi bu alanda çok daha farklı bir konuma taşıyacağız.

Sevgili Öğrenciler,

Sizler tarihiyle büyük, hedefleriyle büyük, değerleri ve vicdanıyla büyük bir milletin evlatlarısınız. Sizler milletimizin umudu, aydınlık yarınlarımızın teminatısınız. Ne yapıyorsak sizler için, sizin istikbaliniz için yapıyoruz. Sizlere daha güçlü, daha müreffeh, daha itibarlı bir ülke bırakma gayesiyle gece-gündüz çalışıyoruz. Eğitim çağındaki evlatlarımızın en nitelikli, en donanımlı şekilde yetişmesi için hiçbir fedakârlıktan çekinmiyoruz. Öğretmenleriniz ve aileleriniz de sizin hayallerinizi gerçekleştirmeniz için emek veriyor, ter döküyor, mücadele ediyor.

Sizlere tavsiyem; Allah’ın her birinize bahşettiği yeteneklerin, kabiliyetlerin, özünüzde bulunan o gizli hazinelerin farkına varmanızdır. Yaratılmışların en şereflisi olan insan bu dünyada ulvi bir gaye için vardır. Bizler sadece kendimizden değil ailemizden, arkadaşlarımızdan, çevremizden ve bağrından çıktığımız milletimizden de sorumluyuz. Başarılı bir mühendis, doktor, siyasetçi, işadamı, sanatçı, sporcu olmayı isterken, aynı derecede iyi insanlar olmayı da hedeflemeliyiz. Hele hele hani şu son Tokyo Paralimpik Olimpiyatları’nda o azmin, o gayretin neticesinde altın, gümüş, bronz alanları izledik değil mi, gördünüz. Yani bir kol, bir diğer kol yok, ayaklar yok, ama altına gitti. Demek ki azmin, gayretin, inancın önünde hiçbir şey dayanmıyor. Ve bunu hangi branşta yapıyor? Yüzmede. Kulvarında giderken de sağa-sola sapma yok. Aynen kulvarında durumu koruyor. Neyle? Azmiyle, inancıyla. Bence o gencimizin başarısı bize birer örnektir. İnşallah bizler de, sizler de bu gençlerimizin başarısını aynen sağlamalısınız. Yani niye sizler de birer Sümeyye olmayasınız? İki kol yok, ama Sümeyye altına koşuyor, altına yüzüyor, bunu sağlamalısınız.

Hayatta vicdanlı, ahlaklı, merhametli, özgüven ve sorumluluk sahibi bireyler olmak en az okuldaki ve işteki başarı kadar önemlidir. Akıl ve kalp, insanı iyi insan yapan en önemli iki rehber, iki yol göstericidir. Bunun için sizlerden ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı canlı, kalbinizi temiz, vicdanınızı önde tutmanızı bekliyoruz. Lütfen kimsenin içinizdeki heyecanı örselemesine müsaade etmeyin. Gözü ve gönlü pas tutmuşların umudunuzu karartmasına izin vermeyin.

Kendinize inanın, milletinize inanın. Her karışında bir şehit yatan bu güzel ülkemizin gücüne inanın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olmaktan daima iftihar edin.

Yüzlerinizdeki umudu, gözlerinizdeki ışığı görüyor, ülkemizin aydınlık geleceğine bütün kalbimle inanıyorum. Rabbimden sizlere zihin açıklığı vermesini niyaz ediyorum. Umudumuzun tazelendiği bu anlamlı günde her birinize başarılar diliyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, 2021-2022 eğitim öğretim yılının öğretmenlerimize, öğrencilerimize, anne-babalara ve bütün milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.