Baykar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) Teslimat ve Kurs Bitirme Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.08.2021

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün burada Türkiye’nin mühendislik kabiliyetlerinin yeni sembolü, bağımsızlığımızın gökyüzündeki yeni temsilcisi taarruzi insansız hava aracımız Akıncı’nın teslimatı vesilesiyle birarada bulunuyoruz.

Ağustos bizim tarihimizde aynı zamanda zaferler ayıdır. Perşembe günü 950. sene-i devriyesini kutladığımız Malazgirt Zaferi’nden yarın 99. yıldönümüne kavuşacağımız İstiklal Harbimizin zirvesi olan 30 Ağustos Zaferi’ne kadar pek çok dönüm noktasını bu ay içerisinde yaşadık. Bugünkü programımızla tarihimizdeki bu zaferler halkasına bir yenisi daha eklemiş oluyoruz.

Türkiye’nin son 19 yılda yazdığı başarı hikayesinin en ön safında hiç şüphesiz savunma sanayimiz var. Bilhassa insansız hava araçları teknolojisinde ulaştığımız seviye savunma sanayindeki kabiliyetlerimizin tüm dünya tarafından kabul edilen başarısının ifadesidir. Çok değil bundan 10 yıl önce bize bu araçları parasıyla bile satmayan, bakımlarını yaptırmak istediğimizde bugün git yarın gel, diyenler vardı. Aynı çevreler bugün sahada oyunu değiştiren Türk İHA’larını ve onların açtığı çığırı konuşuyor. Bu başarının gerisinde Nuri Demirağ, Nuri Killigil ve Vecihi Hürkuş gibi vatanseverlerin akim kalmış mücadelelerini yeniden ayağa kaldıran Türk mühendisleri, teknisyenleri ve teknikerleri bulunuyor. Bu başarının arkasında, yapamayız, beceremeyiz diyen mandacı kafalara inat en iyisini, en ilerisini biz yaparız, diyen inanmış yürekler var. Bu adanmışlığın meyvesini bugün sınıfında dünyanın en gelişmiş İHA’larından biri olan Akıncı’yı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine katarak alıyoruz.

Taarruzi insansız hava aracımız Akıncı ile birlikte Türkiye bu teknolojide dünyanın en ileri 3 ülkesinden biri olmuştur. Bu başarının mimarları olan Bayraktar Ailesi’ni başta baba Bayraktar Özdemir Bey’i, eşini ve evlatlarını, Baykar’ın fedakâr mühendislerini, teknikerlerini, çalışanlarını, Akıncı’nın tasarım, geliştirme ve üretim safhalarında emeği geçen herkesi şahsım, ailem, milletim adına yürekten tebrik ediyorum.

Rabbimden Akıncı’nın bölgesinde ve dünyada huzurun, güvenin, barışın ve adaletin tesisi için samimi gayret gösteren Türkiye’nin gücüne katmasını niyaz ediyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye’nin savunma sanayi konusundaki hassasiyeti, gözünü kan bürümesinden değil, dünyanın son bir asırdaki serencamından kaynaklanıyor. Son yüzyılda iki büyük savaş yaşayan dünyamız, istikrar ve düzene kavuşmak şöyle dursun daha çetin sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünyanın çeşitli yerlerindeki çatışmalar, kargaşalar ve sosyal düzensizlikler giderek derinleşiyor. Göç, salgın, özellikle salgın hastalık, açlık, kıtlık gibi felaketler dünya nüfusunun en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Uluslararası kuruluşlar sadece 3-5 ülkenin çıkarlarına hizmet eden çarpık yapılarıyla bu büyük sorunlara çözüm bulmakta aciz kalıyorlar.

Batı, son birkaç yüzyılda ilim, fen ve teknolojide elde ettiği üstünlüğü fırsat bilerek, hak, hukuk, adalet, insan onuru gibi evrensel kavramları kendi güvenlik ve refah düzenini korumak için suiistimal ediyor.

Şimdi soruyorum sizlere, Afganistan’da anneler çocuklarını dikenli tellerin ardındaki yabancı askerlere teslim etmek zorunda kalıyorsa, vicdanlar nasıl suskun kalabilir?

Filistin’de uçurtma uçurması gereken çocukların bomba seslerinden korkan kardeşlerini teskin etmek için çırpındıkları bir dünyada başlar nasıl huzurla yastığa değebilir?

Suriye’nin yerle bir olan şehirlerinde anne-babalar enkaz yığınlarında evlatlarının cansız bedenlerini ararken dünyanın geri kalanı kendi evlatlarının cansız bedenlerini ararken dünyanın geri kalanı kendi evlatlarının geleceğine nasıl güvenle bakabilir.

Umut yolculuğuna çıkan mültecilerin bedenleri Akdeniz’in ve okyanusların karanlık sularında kaybolurken insanlık buna nasıl bigane kalabilir?

Dünyanın dört bir yanında benzer zulümler farklı sebepler ve şekillerle yaşanıyorsa, hangimiz sırtımızı mazlumlara ve mağdurlara dönerek yaşamaya devam edebiliriz?

 Tüm bu acı tablolar insan onuruna yaraşır bir hayatı sadece kendilerine reva görenlerin eseridir. Elbette bu sorunlar çözümsüz değildir. Tarihinin hiçbir döneminde adı soykırımla, sömürgeyle, katliamla, işgalle anılmamış, umudu, vicdanı, huzur temsil eden bir medeniyet tasavvurunu yeniden ihya ederek bu karanlık tabloyu tersine çevirebiliriz, ama önce buna niyetlenmek gerekiyor. En acısı da karşımızda böyle bir niyetin olmamasıdır.

Dünyada olup bitenlere baktığımızda, kimi ülkelerin teknolojideki üstünlüklerini krizler çıkarmak, yeni kaynaklar ele geçirmek, sınırlarını değiştirmek için kullandıklarını görüyoruz. Halbuki teknoloji huzuru getirmek, savaşları bitirmek, soykırımları engellemek, refahı sağlamak için kullanıldığında tüm insanlığa hizmet edecektir. Türkiye olarak prensibimiz, geliştirdiğimiz her teknolojiye ülkemizle birlikte insanlığın tamamının faydasına sunmak, hayrına kullanmaktır. Savunma sanayinde de aynı bakış açısıyla, aynı hissiyatla hareket ediyoruz. Bugün Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da önüne geçtiğimiz insanlık dramları işte bu anlayışın bir sonucudur.

Türk askerinin adım attığı her toprak, Türk Bayraklı İHA ve SİHA’ların havalandığı her sema, işte bu sebeple huzur buluyor. Güney Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Ortadoğu’dan Balkanlar’a kadar gittikleri coğrafyaların insanlarıyla göz hizasında konuşmayı bile özellikle tenezzül etmeyenler elbette bu durumdan memnun değildir. Hayatları boyunca hep karşısındakinden bir şeyler çalmanın, hep kendisine çalışmanın derdinde olanlar elbette bu tabloyu iyi karşılamıyorlar. İşte bu sebeple, bölgemizdeki ateş çemberini Türkiye’yi de içine alacak şekilde genişletmeye çalışıyorlar. Çeşitli zamanlarda PKK’yı, FETÖ’yü, DEAŞ’ı, YPG’yi öne sürüp ülkemizi türlü badirelerin içine çekmek gayretlerinin gerisinde hep bu strateji vardır.

Terör örgütlerinin işe yaramadığı durumlarda gizli-ambargolarla, ekonomik tuzaklarla, diplomatik sinsiliklerle netice almaya yöneldiler. Allah’ın yardımı ve milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması sayesinde hem sahada, hem masada tüm bu masada tüm bu oyunların üstesinden geldik.

Türkiye’nin geçtiğimiz 19 yılda elde ettiği netice 84 milyon insanımızın tamamının ortak başarısıdır. Bu başarıda dünyanın dört bin yanında yüreği bizim için çarpan yüzmilyonlarca kardeşimizin de büyük payı vardır. Dünyada örneklerini giderek daha sıkça görmeye başladığımız, geçmişte milletçe de acı şekilde yaşadığımız tecrübeler bize Türkiye’nin her alanda mutlaka gücünü artırması gerektiğine işaret ediyor, dün Bosna Hersek’te bunu gördüm, Karadağ’da bunu gördüm. Ve Türkiye’nin, bu milletin ne olduğunu çok farklı milletlerden orada Başçarşı’da olanlar bile hissediyor ve bu şekilde de bize yaklaşım gösteriyorlardı. Eğer ülke, millet ve devlet olarak yeterince güçlü olmazsak, bin yıllık vatanımız bu coğrafyadan bizi adeta bıçakla kazır gibi kısa sürede tasfiye edeceklerinden şüpheniz olmasın.

Değerli Kardeşlerim,

Bizim başka vatanımız yok, bizim gidecek başka bir yerimiz de yok, onun için ülkemize, vatanımıza, devletimize sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Üstelik bizim sorumluluklarımız sadece 780 bin kilometrekareyle de değil, burayla sınırlı değil, eğer bölgemizde ve dünyada istikrar, huzur ve düzen sağlanacaksa bunun Türkiye’siz gerçekleşebilmesi düşünülemez. Her alanda bağımsızlığımızı tahkim etmenin, dosta güven, hasma korku vermenin en başta gelen şartı da savunma sanayinde güçlü olmaktır. Diğer her başarı bu alanda elde edeceğimiz gücün lokomotifliğinde gerçekleşecektir.

Değerli Misafirler,

Şüphesiz yüzde 20’lerde yerlilik oranına sahip savunma sanayini bu kadar kısa sürede yüzde 80 yerliliğe yaklaştırmak Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarından biridir. Kamu ve özel sektörü vasıtasıyla edindiği imkân ve kabiliyetler, temelini ecdadımızın attığı savunma sanayinde Türkiye’yi artık oyun kurucu ülkeler arasına sokuştur.

Karada, ana muharebe tankımız Altay, taktik araçlarımız Kirpi, Kobra ve Ejder, Yalçın, seyyar yüzücü hücum köprümüz Samur ile varız. Denizde, milli gemimiz MİLGEM, amfibi hücum gemilerimiz ve denizaltılarımız ile bayrak gösteriyoruz. Havada, temel eğitim uçağımız Hürkuş, taarruz helikopterimiz Atak, hava füzemiz Bozdoğan, insansız hava araçlarımız Anka ve Bayraktar’la semaları dolduruyoruz. Daha saymakla bitireceğimiz nice modern sistemlerle ülkemizin gücü tüm dünyaya kabul ettirilmiştir. Milli teknoloji hamlesi vizyonumuzla ülkemizi kritik teknolojilerin satıldığı bir pazar olmaktan çıkartarak, bu ürünlerin tasarlandığı, geliştirildiği, üretildiği bir merkez yapmayı hedefliyoruz, bu hedefe her geçen gün daha da yaklaşıyoruz.

Türkiye, pek çok savunma sanayi ürünü yanında, özellikle insanız araç teknolojilerinde kendini ispatlamış bir ülkedir. Öyle ki, bugün tüm dünya insanız hava araçlarımız vasıtasıyla Suriye’de, Libya’da ve Azerbaycan’da uyguladığımız yeni muhabere doktrinini konuşuyor. Ülkemizin sınırlarında kurulmak istenen terör koridorunu nasıl bertaraf ettiği, Akdeniz’deki tek taraflı planlara nasıl dur dediği, Karabağ’daki işgali nasıl sona erdirdiği enine boyuna tartışılıyor. Binlerce tır silah ve mühimmat yardımı yapılan terör örgütlerinin, en gelişmiş hava savunma sistemleriyle donatılan rejimlerin Türk SİHA’ları karşısında nasıl çaresiz duruma düştükleri araştırılıyor. Her gün bir uluslararası medya kuruluşunda Türkiye’nin İHA teknolojisindeki başarılarını anlatan haberler, makaleler, röportajlar çıkıyor. Tabii bu ilginin sebebi ülkemizin İHA teknolojilerinde ulaştığı noktadan duyulan sevinç değildir. Bu yakın alakanın asıl sebebi, karşımızdakilerin sahada aldığımız neticenin sebeplerini anlamaya çalışmalarıdır. Şimdi ise Akıncı ile birlikte dünya çok daha farklı müzakerelerin içine girecektir.

Her ne şekilde olursa osun artık şu gerçeği herkes görüyor, biliyor: Bölgemizde herhangi bir tasarrufta bulunmak isteyen önce Türkiye’ye bakacak. Bölgemizde bir taşı bile yerinden oynatmak isteyen önce Türkiye’nin rızasını arayacak. Bölgemizde operasyona niyetlenen önce Türkiye’nin barış ve istikrar esaslı yaklaşımını değerlendirecek, buna rağmen bir adım atmak istiyorsa da iki kere değil 200 kere, 2 bin kere düşünecek, sonra hareket edecek. Bizim için bu tablo kardeşlerim, bir böbürlenme, bir kibirlenme, bir küçümseme sebebi değildir. Bu konunun bizim için tek anlamı, istiklalimizi ve istikbalimizi korumanın, hakkı ve adaleti savunmanın, mazlumu ve mağduru kollamanın bir aracı olmasıdır. Medeniyetimiz ve tarihimiz bize gücü böyle okumamızı, böyle kullanmamızı, böyle davranmamızı emrediyor.

Şair öyle diyor:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz,

Gelmişiz dünyaya, millet, milliyet nedir öğretmişiz.”

Biz de bu yolda ülkemizi ve insanlığa ne kadar çok hizmet edebilirsek onu gerçekleştirmeni gayreti içindeyiz. Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırma, gençlerimize 2053 ve 2071 vizyonlarını miras bırakma mücadelemizin gerisindeki saik de aynıdır.

Şimdi bu salona girerken dışarıda, evet, yüzlerce, binlerce gencimizi gördüm, hepsinin gözlerinden zekâ fışkırıyor, hepsi böyle bir eseri inşa etmenin cehdi ve mutluluğu içerisindeydi. Ben de o gençlerimizle, şu anda salondaki gençlerimizle iftihar ediyorum. Rabbim, annelerine, babalarına ve milletimize bağışlasın diyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye’nin insansız hava aracı teknolojisindeki başarılarında ülkemizin ilk SİHA’sı olan Bayraktar TB2’nin öncü ve sürükleyici rolü gerçekten çok büyüktür. Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, emniyet ve jandarmanın yanında Orman Genel Müdürlüğü’nün de aktif olarak kullandığı TB2’lerin toplam uçuş süresi 350 bin saati aşarak rekorlar kırmış durumdadır. Milli bir hava aracıyla elde edilen bu rekor Türk havacılığının ve savunma sanayimizin gelecekte elde edeceği başarıların da habercisidir.

Bugün savunma sanayi şirketlerimizin ürettiği tüm SİHA’lar dünyada yoğun rağbet görüyor. İşte TUSAŞ tarafında geliştirilen Anka’mız için Tunus’la ihracat anlaşmamızı imzaladık. Bayrakta TB2’lerimizi Ukrayna, Katar ve Azerbaycan’a ihraç etmiş durumdayız, yeni yeni ihraç anlaşmaları da yapıldı, yapılıyor. Polonya’nın da içinde bulunduğu 10’dan fazla ülkeyle de ihracat anlaşması imzaladık, vakti geldiğinde bunların da teslimatı gerçekleşecek. Milli SİHA’larımız için daha pek çok ülke sırada bekliyor. Elbette bunlar her parayı basanın alabileceği ürünler değildir. Milli teknolojilerimizin müttefik ülkelerin güvenliğine katkı sunmasını önemli görmekle birlikte kararlarımızı kendi stratejik önceliklerimize göre veriyoruz, bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz.

Şimdi de askeri ve diplomatik gücümüzü çok daha ilerilere taşıyacak, nice övgüye muhatap olacak göklerin yeni hakimi Akıncı’yı güvenlik güçlerimizin kullanımına sunuyoruz. Detayları biraz önce Selçuk Bey zaten paylaştı. Bayrak’ın 2005’te 6 kiloluk mini İHA ile başlayan yolculuğu, bugün elektronik aksamından mekaniğine, yazılımına kadar tüm kritik sistemleri yerli ve milli olarak tasarlanan 6 tonluk Akıncı’ya ulaştı. Gelişmiş yapay zeka sistemleri ve seyir füzesi atabilme yeteneğiyle savaş uçaklarının gerçekleştirdiği bazı görevleri de icra edecek Akıncı’nın ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu teknolojiyle İHA liginde ilk 3 ülke arasına girmiş olmamız yeter mi? Yetmez. Şimdi hedefimiz, kendi inşa ettiğimiz kısa pistli uçak gemilerimize inip kalkabilen SİHA’lar geliştirebilmektir. İnşallah bunu da başararak SİHA’larımızı deniz aşırı görevlerde de kullanabilecek bir yetkinliğe sahip olacağız.

Tabii tüm bunların yanında milli muharip ve insansız savaş uçağı projelerimizi de titizlikle sürdürüyoruz. Türkiye’yi bilhassa insansız savaş uçağı teknolojisinin de öncü ülkesi yapmakta kararlıyız. Bunu başardığımızda, hani şu bize verilmeyen beşinci nesil savaş uçakları var ya, işte onların da bir adım ötesine geçmiş olacağız. Şu anda karşımda duran ekip gibi onbinlerce, yüzbinlerce, milyonlarca kendisine ve ülkesine inanan, araştıran, geliştiren, üreten gençlere sahip oldukça bu hedefler yalnızca bir adım ötemizdedir. Büyük ve güçlü Türkiye’yi sizler gibi büyük hayaller kuran, hayallerini hedefe dönüştüren, azimle, cesaretle, gayretle çalışarak, başaran gençlerle birlikte bunu inşa edeceğiz. Şimdi diyorlar ya Z kuşağı, işte burada Z kuşağı, burada, sağda-solda aramaya gerek yok, burada.

Bizim de görevimiz, bu ülke için kurduğunuz her hayalde, geliştirdiğiniz her projede, girişimde yanınızda olmaktır. Biz yanınızdayız, biz sizinle beraberiz, hiç merak etmeyin sizi asla yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Unutmayın ki, en büyük işler henüz gerçekleşmemiş olanlardır. Ne diyoruz; oku, düşün, uygula, neticelendir, sizlere güveniyorum. Tayyip Erdoğan olarak bu can bu bedende olduğu müddetçe daima yanınızda olacağımı, yoldaşınız olacağımı, kardeşiniz, arkadaşınız olacağımı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Değerli Misafirler,

Büyük başarılar için bireysel gayretlerin ötesinde takım oyunu gerekir, kolektif oyun gerekir. Üzerinde yerli ve milli mühimmatlarımız olmasaydı Akıncı’yı belki uçurabilirdik, ama asıl vazifesini yerine getirebilmesini sağlayamazdık, çünkü bu mühimmatların hiçbirini satın alamayacaktık, almaya çalıştığın zaman bugün git yarın gel diyeceklerdi. İşte bu yüzden kamu, üniversite ve özel sektörün iş birliğinde ülkemizin savunma sanayi üssü olması yolunda tüm kurumlarımızla beraber çalışıyoruz.

TÜBİTAK SAGE ile havadan havaya füze sistemleri olan Gökdoğan ve Bozdoğan’ı, 100 kilometreye kadar menzili olan hassas güdüm kitlerini, 250 kilometreye kadar menzile sahip ilk seyir füzemiz SOM’u geliştirdik.

ROKETSAN ve ASELSAN ile Hisar, Atmaca, Cirit, Korkut gibi birçok kritik yerli ürünü kullanıma sunduk.

Yeniden yapılandırdığımız Makine ve Kimya Endüstrisi silah, mühimmat, patlayıcı ve ekipman üretiminde hızla kendini geliştiriyor. Makine Kimya Endüstrisi son Savunma Sanayi Fuarı’nda görücüye çıkardığı elektrikli Fırtına Obüsü’nden deniz topuna kadar bir dizi yeni ürünü de kullanıcılara sunmuştur.

Özel sektörümüzün ülkemizi bu alanda yurt dışına bağımlılıktan tamamen kurtaracak yeni nesil patlayıcıların üretiminden dolumuna, kovanından tapasına kadar tüm unsurlarını üretecek yatırımları var. İnşallah bu üretimi yapacak bir fabrika yakında Gerede’de faaliyet geçiyor.

Kendi tasarlayıp ürettiğimiz lazer detektörler SİHA’larımızdan, helikopterlerimizden, uçaklarımızdan atılan güdümlü füzelerimizde kullanılıyor. Yine İHA’larımız için Kalecik’te kurduğumuz test ve değerlendirme merkeziyle bu sektördeki milli üretim yetkinliklerimizi bir üst seviyeye çıkaracağız.

Bütün bu yatırımlar sayesinde savunma sanayimiz giderek büyümeye devam edecek. Ama artık savunma sanayi projeleri başta olmak üzere geleceğin teknolojilerinde vites yükseltme zamanıdır. Bugün dünyamızı geleceğe taşıyan bilgisayar, küresel konumlama sistemi ve internet gibi tüm önemli teknolojiler savunma sanayii menşeilidir. Bu alanda geliştirilen teknolojiler aslında çok daha büyük bir ekosistemi besleme, harekete geçirme potansiyeline sahiptir. İnşallah savunma sanayinde elde ettiğimiz bu tecrübeyi teknolojinin tüm sivil alanlarına taşıyacak, çok daha büyük başarılara imza atacağız. Yazılımda ülkemiz parmakla gösterilen bir ülke olacak. Yapay zeka, insansız ve otonom teknolojilerde istikamet belirleyen bir ülke olacağız.

Değerli Dostlar,

Bugün İHA liginde Türkiye’ye basamak yükselten Akıncı TİHA’yı güvenlik güçlerimizin envanterine kazandırmanın yanında, Akıncı’yı kullanacak personelimizi de aldıkları kurslardan mezun ediyoruz. İHA pilotu faydalı yük operatörü, mekanik motor teknisyeni, elektronik ve silah teknisyenlerinden oluşan 125 mezunumuz Akıncı’nın kritik görevlerinde yer alacaklar. Bu önemli yükü omuzlayacak her bir kardeşime şimdiden başarılı görevler diliyorum.

Sınırlarımız içinde ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimiz ile ülke güvenliğimiz için savunma sanayi projelerinde çalışan tüm fedakâr kardeşlerime de buradan seslenmek istiyorum; unutmayın, sizin geçirdiğiniz her uykusuz gece milletimizin huzur içinde geçirdiği gece demektir.

Önümüzdeki genç arkadaş Selçuk hafta sonları İstanbul’a geldiğimde kendisini arardım ve aldığım cevap, Akıncı için fabrikada çalışıyor, gece saat 12-1 fabrikada çalışıyor, durmak yok yola devam diyordu. Abi, kardeş ailece fabrikada bu çalışmalarını sürdürdüler, sonunda işte şu eserlere hamdolsun kavuştuk. Rabbim sizlere güç versin, kuvvet versin, hep muvaffak etsin.

Bu duygularla bir kez daha Akıncı TİHA’nın geliştirilmesinde emeği olan herkesi, Bayraktar Ailesini, Baykar ekibini, bakanlıklarımızı, Savunma Sanayi Başkanlığımızı, Milli İstihbarat Teşkilatımızı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Akıncı’nın milyonlarca saat başarı ile uçmasını, nice kritik görevde ismi gibi öncü olup bizi gururlandıracak neticeler almasını Rabbimden niyaz ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.