Malazgirt Zaferi’nin 950. Yılı Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

25.08.2021

Sayın Meclis Başkanı,

Milliyetçi Hareket Partisinin Değerli Genel Başkanı,

Sevgili Gençler,

Okçular Vakfımızın Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Malazgirt Zaferinin 950. sene-i devriyesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Demiri demirle dövenlerin, Anadolu’yu aşkla yoğuranların destanına şahadet etmek üzere bir kez daha Ahlat’tayız. Milletimize Anadolu’nun kapılarını açan Büyük Zaferin 950. Yılı’nda bu toprakların vatanımız haline gelmesi ve o şekilde kalması için gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koyan tüm şehitlerimizi, gazilerimizi, kahramanlarımızı rahmetle, şükranla, minnetle yâd ediyorum.

Anadolu’nun fatihi Malazgirt Destanı’nın şanlı komutanı Sultan Alparslan’dan bugüne kadar her seviyede milletimize hizmet etmiş, eser vermiş, gönüller yapmış tüm büyüklerimizi tazimle anıyorum.

Dünyada her şehrin farklı bir hikayesi vardır, Ahlat’ın hikayesi ise tamamen kendine özgüdür, çünkü bu şehir tarih boyunca hep Doğu ve Batı medeniyetleri arasında köprü vazifesi görmüştür. Medeniyetimize Hazreti Ömer Radıyallahu Anh’ın armağanı olan bu bölge, Orta Asya’dan batıya doğru yönelen Müslüman Türk göçerlerinin de toplanma ve dağılma merkezi olmuştur. Asırlar boyunca nice sultanları, alimleri, seyyahları, dervişleri, tacirleri, zanaatkarları misafir eden bu kadim şehri, Selçuklular İslam’ın kubbesi, Osmanlılar ise ata şehri diye anarlar.

Kale, kümbet, hamam, zaviye, atölye, mezarlık gibi eserleriyle Ahlat, günümüzde de tarihe şahitlik etmeyi sürdürüyor. Ahlat için taşların konuştuğu şehir derler. Tarihi İslam mezarlıklarının en büyüğü unvanını taşıyan Selçuklu Meydan Mezarlığı bizim bugün bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın hafıza kayıtlarıdır. Anadolu’nun Orhun Abideleri diyebileceğimiz Ahlat Mezar Taşları, bugün adeta milletimize ait bir tapu senedi hükmündedir. Gerçi bu büyük mirası ecdadımıza çok görüp başka toplumlara, medeniyetlere yamama girişimlerin şahit olmuyor değiliz. Ama hamdolsun, namuslu tarihçilerimiz ve milletimizin sağlım hafıza kayıtları sayesinde biz buranın neresi olduğunu, ne anlama geldiğini gayet iyi biliyoruz.

Malazgirt Savaşı’nın kazanılmasında da bu şehrin çok büyük önemi vardır. Bizans İmparatoru’’nun Ahlat’a gelen öncü kuvvetlerinin buradaki Selçuklu güçleri tarafından yok edilmesi zaferin ilk adımı olmuştur. Daha sonraki asırlarda Horasan bölgesinden Ahlat’a gelen ve buradan da bütün Anadolu’ya dağılan gönül erleri bu topraklarda sevgi, hoşgörü ve kardeşlik iklimini tesis ettiler.

Ecdat bu topraklara geldiğinde harap, bitap, yıkık bir coğrafyayla karşılaşmıştı. Anadolu’nun dört bir koldan imar edilerek bizim desenlerimizle bezendiği o yıllarda Ahlat da önemli bir ilim ve sanat merkezi oldu. Birçok bilim adamını, mimar ve sanatkarı bu şehir yetiştirdi. Ahlatlı alimler, arifler ve gönül erleri Anadolu’ya İslam mührünün vurulmasında çok büyük rol oynamıştır. Yıllarca ihmal edilen bu hazineyi yeniden ayağa kaldırmanın boynumuzun borcu olduğu inancıyla, hem eski mezarlıklarda, hem şehirde kapsamlı çalışmalar başlattık. İşte bugün burada yapılan etkinlikle hem ecdadı yad ediyor, hem bu toprakları ilelebet vatanımız olarak koruma irademizi tüm dünyaya tekrar tekrar haykırıyoruz.

Biz, 2023 hedefleriyle ülkemizi hak ettiği demokrasi ve kalkınma seviyesine getirmek için var gücümüzle mücadele ettik, ediyoruz. Sizlere de 2053 ve 2071 vizyonlarıyla Türkiye’yi her bakımdan dünyanın en güçlü ülkeleri arasında ilk sıralara yerleştirme görevini miras bırakıyoruz. İnsanların hayatlarında çok uzun gibi gözüken 30 yıllık, 50 yıllık dönemler milletlerin ve devletlerin tarihinde oldukça kısa sürelerdir. Bu kısa süreleri hakkıyla değerlendirdiğimizde milletimizin ve devletimizin önünde asırlar ötesine uzanan bir ışık yaktığımızı unutmamalıyız. Biz, geçtiğimiz 19 yılda nasıl Cumhuriyet tarihinde yapılanların 5 katı, 10 katı hizmeti ülkemize kazandırmışsak, gençlerimizin çok daha büyük başarılara imza atacağından şüphe duymuyorum. Gençlerimizin gözündeki azim ve kararlılık birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize yönelik saldırıların hiçbirinin de başarıya ulaşamayacağının en büyük ispatıdır.

Rabbime bana sizler gibi yol arkadaşları, dava arkadaşları, gönül yoldaşları nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır.

Değerli Kardeşlerim,

Malazgirt ve Ahlat’ta gerçekleştirdiğimiz programlar Okçular Vakfımızın ve onlarla birlikte ülkemizin dört bir yanından gelen gençlerimizin sayesinde bugünkü canlılığına kavuşmuştur. Beşinci yılına ulaşan bu programların salgın dönemindeki istisna haricinde her yıl daha bir coşkuyla, daha geniş katılımla, daha kapsamlı etkinliklerle zenginleştiğini görmekten memnuniyet duyuyorum.

Artık yurt dışından misafirlerimizin de eşlik ettiği bu programların en güzel şekilde ifası için hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, hem Gençlik ve Spor Bakanlığımız, hem İçişleri Bakanlığımız çok önemli altyapı yatırımlarını şu mekanda yapmışlardır. İşte bu gördüğünüz mekan, otağalar bunun en güzel ifadesidir.

Geçtiğimiz yıl Ahlat Gençlik Kampı’nın açılışını yapmıştık, bugün de Ahlat Millet Bahçesi’nin açılışını yapıyoruz. Yine bu vesileyle ilçemizde yapımı tamamlanan resmi otogarın açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu eserlerin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Millet Bahçemiz bütünüyle 167 bin metrekarelik bir alan üzerine kuruludur. İçindeki Millet Kıraathanesi, peyzaj alanları, oba çadırları, gösteri alanları, tribünü, at ve okçuluk sporları üniteleri ve diğer hizmet birimleri ile Millet Bahçemiz gerçekten Ahlat’ın şanına layık bir eser oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından yapılan maziden atiye kurduğumuz köprünün sembollerinden biri olduğuna inandığım bu eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Tabii bu eserleri ve gerisindeki manayı görebilmek için gören göz, işiten kulak, hakikatleri ifade edebilecek dil, en önemlisi ülke ve millet sevdasıyla dolu bir yürek lazımdır. Hamdolsun milletimizle 19 yıldır aynı istikamete baktığımız, aynı hayalleri paylaştığımız, aynı hedeflerin peşinden gittiğimiz, aynı mücadeleleri verdiğimiz için ülkemizi hep ileriye taşıdık. Bu şekilde sahip olduğumuz sağlam altyapının üzerinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolundaki yürüyüşümüze ne vesayetin oyunları, ne terör örgütlerinin saldırıları, ne darbecilerin girişimleri, ne ekonomik tetikçilerin tuzakları engel olabildi.

Küresel siyasi ve ekonomik düzenin yeniden yapılanma sürecinde ülkemizin bu gücünün önemini çok daha iyi görüyoruz. Dün kendi sınırları içinde adeta varlık-yokluk mücadelesi veren bir ülkeden bugün bölgesinde ve dünyada her kritik meselede söz sahibi bir ülkeye hamdolsun dönüştük. Gençlerimizle birlikte kendimiz ve tüm dostlarımız için inşa ettiğimiz güvenin, istikrarın, refahın, adaletin, vicdanın, ahlakın sembolü olan geleceğe inşallah çok az kaldı. Ülkemize yönelik saldırıların giderek biçim değiştirmesinin ve özellikle gençlerimizi hedef almasının gerisindeki sebep işte budur. Cumhur İttifakı olarak geçmişte kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zaman ilerici-gerici diyerek, kimi zaman Türk-Kürt diyerek birbirine düşürmek istedikleri gençlerimiz bu defa oyuna gelmemiştir, gelmeyecektir ve Cumhur İttifakı olarak karşılarında dimdik bizleri görecektir.

En son PKK ve FETÖ hadiseleri bize gençlerimizin milli ve manevi değerlerle teçhizi, çağın gereği olan teknoloji kabiliyetlerle donanması, kendilerini geliştirebilecekleri her alanda önlerinin açılması konusunda en küçük eksik-gedik bırakmamamız gerektiğini gösteriyor. Artık hiç kimsenin, hiçbir kesimin, hiçbir gücün ülkemize, milletimize, gençlerimize böyle bir acı yaşatmasına, kayıplar verdirmesine Allah’ın izniyle müsaade etmeyeceğiz.

İlhamını kendi medeniyetimizden alan iyi, güzel, doğru, hakka ve adalete uygun ne varsa hepsini de milletimizin emrine sunmak için daha çok çalışacağız. Kendi ülkelerinin ve milletlerinin felaketinden medet umanların aksine, biz 84 milyon vatandaşımızın her birine layık olduğu hizmetleri sunmak, eserleri kazandırmak için tüm imkanları harekete geçiyoruz. İşte Doğu Karadeniz’de yapılanları gördünüz. Öbür taraftan Bartın, Sinop, Kastamonu, buralarda yapılanları gördünüz. Bütün bu afetlerde anında adımlarımızı attık. Antalya’da, Muğla’da, bütün bu yangın felaketlerinde attığımız adımları gördünüz. Kaybedecek tek bir günümüzün, tek bir saatimizin, tek bir anımızın olmadığının bilinciyle mücadele bayrağını hep daha yukarıya taşıyarak yolumuza devam edeceğiz.

Bu duygularla Anadolu’nun kapılarının İslam’a ve ecdada açılış sembolü olarak gördüğümüz Malazgirt Zaferi’nin 950. Yıl Dönümü’nü bir kez daha tebrik ediyorum.

Ahlat’ta bize gençlerimizle bu güzel buluşmayı sağlayan ve burada bizlerle birlikte olan herkese tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu vesileyle iki yıl önce elim bir trafik kazasında dar-ül bekaya uğurladığımız Profesör Doktor Haluk Dursun Hocamızı rahmetle yad ediyorum. Ömrünü kültüre, tarihe ve ülkemizin gençlerine adayan Haluk Hocamızın mücadelesini çok daha ileriye taşımakta kararlıyız. Rabbim kendisini Cennetiyle cemaliyle müşerref kılsın, diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.