İDEF’21 15. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

17.08.2021

Saygıdeğer Bakanlar,

Değerli Hükümet ve Kurum Temsilcileri,

Savunma Sanayi Temsilcilerinin Kıymetli Katılımcıları,

Değerli Misafirler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kendi alanında önemli bir dünya markası haline gelen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’mızın 15’incisinin ülkemiz ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını diliyorum. IDEF 2021’in düzenlenmesinde emeği geçen Milli Savunma Bakanlığımızı, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’mızı, Savunma Sanayi Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Fuara katılan firmalara ve fuarda gerçekleştirilen etkinliklere destek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Geçmişi 1993 yılına kadar ve iki yılda bir yapılan fuarımıza katılımın sayı ve nitelik olarak sürekli artması, ülkemiz savunma sanayinin başarısının da ifadesidir. Burada imzalanan anlaşmalar ve protokoller fuarımızın savunma sanayi alanında artık kendisine küresel bir yer edindiğine işaret ediyor.

IDEF 2021’i işte böyle bir iklimde gerçekleştiriyoruz. Fuarımız gerek açılışa iştirak eden misafirlerimiz, gerekse katılımcı firmalar bakımından bugüne kadarki en zengin görünüme sahiptir. Bir önceki fuara 1061 firma ve temsilci katılmıştı. Bu defa 1236 firma ve temsilci ile fuarımızı düzenliyoruz. Aynı şekilde ziyaretçi sayısının da bir önceki fuardaki 76 bin rakamını aşacağını ümit ediyorum.

Burada yapılacak görüşmelerin, kurulacak iş birliklerinin, imzalanacak anlaşmaların şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye savunma sanayinde geliştirdiği her türlü imkânı ve kabiliyeti dostlarıyla paylaşmaktan memnuniyet duyan bir ülkedir. Biz asla savunma sanayi konusundaki münasebetleri sıradan bir ticari ilişki olarak görmedik, görmüyoruz. Bölgemizde ve dünyada barış, istikrar, güven ikliminin tesisinin savunma sanayinde adil bir dengenin kurulmasına bağlı olduğunu düşünüyoruz. Dünyanın en büyük savunma paktı NATO’nun önde gelen üyesi olarak milli savunma sanayimizi geliştirdikçe bölge ve dünya barışına vereceğimiz katkının da artacağına inanıyoruz. Savunma harcamalarımızı ve araştırma-geliştirmeye ayırdığımız kaynakları dengeli bir şekilde artırarak bu doğrultuda üzerimize düşenleri yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz.

Fuarımızda milli imkânlarla geliştirdiğimiz pek çok ürünün yer alması, bu konuda kat ettiğimiz mesafenin ispatıdır. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu tablo daha da gelişerek devam edecektir.

Değerli Misafirler,

Türkiye son 19 yılda diğer pek çok alan gibi savunma sanayinde de adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Türk savunma sanayinin dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla çıktığımız bu yolda hamdolsun çok iyi bir noktaya geldik. Mesela 2002 yılında ülkemizde sadece 62 savunma sanayi projesi yürütülüyorken, günümüzde bu sayı 750’yi geride bırakmıştır. Bu projelerin bütçeleri de 5,5 milyar dolar düzeyinden 75 milyar doların üzerine çıkmıştır. Sektörde faaliyet gösteren firma sayımız da 56’dan 1500’e ulaşmıştır. Firmaların yıllık ciroları 1 milyar dolardan 11 milyar dolara kadar yükselmiştir. Savunma sanayimiz artık dünyada ilk 100 listesine giren ana yüklenicileri, gelişmiş kabiliyetlere sahip alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri sayesinde geniş bir yelpazede kendi özgün ürünlerine sahip hale geldi. Tüm bu gayretlerin neticesinde, savunma sanayindeki savunma sanayinde olmanın dışa bağımlılığımızı yüzde 80’ler seviyesinden yüzde 20’ler seviyesine indirmeyi başardık. Sadece kendi kendimize yeterli olmakla kalmayıp, bu birikimi dostlarımızın ve müttefiklerimizin istifadesine de açtık.

İhracatımızda da bunun yansımalarını görüyoruz. Daha önce 250 milyon doları bile bulmayan savunma ve havacılık ihracatımız 3 milyar dolar sınırını geride bıraktı. Bu başarının gerisindeki unsurlardan biri de sektörün araştırma geliştirmeye ayırdığı bütçenin 49 milyon dolardan, 1,5 milyar doların üzerine çıkmış olmasıdır.

Kara, hava ve deniz ürünlerinde ulaştığımız seviyenin sembollerinin başında insansız hava araçlarımız geliyor. Özellikle başarısını sahada bir fiil ispat etmiş olan silahlı insansız hava araçlarının tasarımı, üretimi ve satışında dünyanın ilk 3-4 ülkesi arasında yer alıyoruz.

Savunma sanayinde katettiğimiz mesafenin ve elde ettiğimiz başarılarının gerisindeki bir diğer önemli faktörü de sizlerle açık yüreklilikle paylaşmak istiyorum. Türkiye küresel tedarikçilerin çıkardığı zorlukları ve maruz kaldığı gizli açık ambargoları aşmak için savunma sanayine bu denli yüklenmiştir. Terörle mücadelesinin en kritik anlarında yalnız bırakılan, sınırları tehdit altındayken ihtiyaç duyduğu hiçbir ürüne ulaşamayan bir ülke olarak kendi ihtiyaçlarımızı süratle karşılayacak adımları atmaya mecbur kaldık. Yürüttüğümüz projelerin bize sağladığı imkânları kendi sınırlarımızı güvenli hale getirmek hem sınır ötesi harekâtlarla bölgemizde bir güvenlik kuşağı oluşturmak için kullandık.

Geldiğimiz seviye bize artık çok daha büyük hedeflere yöneltmiştir. Savunma sanayinde bugünün ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, geleceğin teknolojilerine, geleceğin araçlarına, geleceğin ürünlerine yatırım yapıyoruz. Bilhassa yapay zeka temelli çalışan kara, hava ve deniz araçları konusunda iddialı projeler ürütüyoruz. Sürü İHA’lar, insansız deniz araçları, insansız savaş uçakları, elektromanyetik toplar, lazer silahları, uydu sistemleri gibi geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek her alanda varız, var olacağız. Elde ettiğimiz her imkânı, her kabiliyeti, geliştirdiğimiz her ürünü dostlarımızla paylaşmak ise vazgeçilmez önceliğimiz olmayı sürdürecektir.

Değerli Misafirler;

Atalarımızın hazır ol cenk-ü cidale istersen sulh-u salah, diye bir sözü var. İnşallah tercüme doğru yapılmıştır. Eğer barış istiyorsan daima savaşa hazır olmalısın, diye sadeleştireceğimiz bu söz, bizim savunma sanayindeki felsefemizin en güzel ifadesidir.

Türkiye eğer bir yerde bayrak gösteriyorsa, tek gayesi orada barışı, huzuru, istikrarı, güvenliği, refahı sağlamaktır. Geçmişinde sömürge, katliam, soykırım, işgal izi bulunmayan bir millet olarak gittiğimiz her yerde dostlarımıza göğsümüzü gererek tüm kalbimizle ve samimiyetimizle birlikte kazanmayı teklif ediyoruz. Bu teklifi Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Orta Asya’da olduğu gibi Kuzey Afrika’da da yapıyoruz, Güney Amerika’da da yapıyoruz, Güney Asya’da da yapıyoruz. Biz asla sınırlarından binlerce, onbinlerce kilometre ötede güya terörle mücadele adı altında sivil demeden, masum demeden insanların başına bomba yağdıranlardan olmadık, olmayacağız.

Hak, hukuk, adalet, insan hakları, demokrasi kavramlarını en süfli siyasi ve ekonomik çıkarlarının kılıfı haline büründürenlerle hiçbir zaman aynı çizgiye gelmedik, gelmeyeceğiz. Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli gören zihniyetin, bizim, değer, toplum ve devlet dünyamızda zerre kadar karşılığı yoktur. Savunma sanayi gibi siyasi ve ekonomik her konuda aynı perspektife sahibiz.

Küresel teknoloji firmalarının terör örgütleri karşısında sergilediği çifte standart ve ikiyüzlü tutum bile tek başına niçin her alanda güçlü olmamız gerektiğini göstermeye yeterlidir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki çarpık yapıyı anlatmak için yıllardır dile getirdiğimiz dünya beşten büyüktür ifadesinin haklılığını yaşadığımız her hadise bir kez daha teyit ediyor. Lafa geldiğinde tamamen kar-zarar hesabı üzerinde yürüdüğü iddia edilen ekonomik araçların yeri geldiğinde nasıl siyasi ve ideolojik güce hizmet eden birer silaha dönüştürüldüğünü bizzat yaşayarak görüyoruz. Savunma sanayi de işte bu çarpık küresel düzeninin en önemli araçlarından biridir. İDEF 2021’de gördüğümüz şu güzel manzarayı bu çarpık küresel düzeni değiştirme yolunda hep birlikte kat ettiğimiz mesafenin remzi olarak değerlendiriyorum. İnşallah fuarımız her düzenlenme yılında biraz daha ileriye giderek kısa sürede hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacaktır.

Bu duygularla bir kez daha fuarımızın katılımcılar ve ziyaretçiler için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarımızın 15’incisinin organizasyonunda emeği geçen herkesi tekrar tebrik ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.