ASO 2. OSB 26 Yeni Fabrika ve Altyapıların Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

16.08.2021

Sevgili Ankaralılar,

İş Dünyasının Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Ankara Sanayi Odası 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyete geçen 26 fabrikamızla birlikte inşası tamamlanan alt ve üstyapı tesislerinin açılış töreni münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan bahtiyarlık duyuyorum.

Hükümet olarak salgın, yangın ve sel felaketleri başta olmak üzere yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen milletimizin refahın artırmaya yönelik çabalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bunun için özellikle yatırım, istihdam, üretim ve ihracat konularını ülkemiz gündeminin en üstünde tutmaya büyük önem veriyorum.

Bugün burada Ankara’mıza kazandırdığımız 26 yeni fabrikanın yanı sıra, 2 bin 500 kişi kapasiteli bir camiyi, arıtma tesisini, test merkezini, çevre analiz laboratuvarını, enerji hatlarını da hizmete açıyoruz. Açılışın yaptığımız bu tesislerin çok önemli bir ortak özelliği bulunuyor, bu fabrikaların tamamı salgın sürecinde yatırımlarını tamlayarak faaliyete geçmiştir. Tüm dünyada belirsizliğin hüküm sürdüğü, tedarik zincirlerinde aksamaların olduğu, birçok ülkede ticari hayatın neredeyse durma noktasına geldiği bir dönemde Türk iş dünyası yatırımlarına hız vermiştir. Ülkemiz ekonomisine duyulan güvenin bir işareti olan bu yatırımlar için sanayicilerimizin her birine teşekkür ediyorum.

Esasen bu üretim tesisleri ülkemizin gücünü ve potansiyelini göstermenin yanında, salgının başından beri sürekli yandık, bittik, battık diyerek millete karamsarlık pompalayan felaket tellallarına verilmiş en güzel cevaptır. Türkiye, kendi ülkelerine yabancıların gözünden bakan özgüven yoksunu kifayetsizlere rağmen, ekonomide, üretimde, tarımda, ticarette başarı çıtasını her geçen gün daha yükseğe taşımaktadır. Bu başarının mimarlar ise Türkiye’nin gerçek potansiyelini bilerek yatırımlarını artıran sanayicilerimiz, iş adamlarımız ve onlara omuz veren emekçi kardeşlerimizdir.

Toplamda 1 milyar 600 milyon liralık bir yatırım bedeliyle hayata geçen bu fabrikalar, salgın döneminde 1670 kardeşimize iş imkânı sundu. Biz de bu kritik süreçte sağladığımız destek ve teşviklerle daima yatırımcılarımızın yanında olduk. Bugün hizmete aldığımız üretim tesislerinin büyük çoğunluğuna teşvik belgesi vererek devletimizin imkânlarından faydalandırdık. Ayrıca, altyapı yatırımlarından arıtma tesislerin, hizmet destek alanlarından elektrik ve doğal gaz hatlarına, ibadethanelerden diğer donatılara kadar girişimcilerimizin her türlü ihtiyacını karşıladık.

Organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren firmalarımızın sadece çalışmaya, üretme, yeni projeler geliştirmeye odaklanabilmeleri için tüm imkânlarımızı seferber ettik. Temelini 2005 yılı Şubat ayında bizzat attığım Ankara Sanayi Odası 2. Organize Sanayi Bölgesi, işte bu vizyonumuzun ürünüdür. Bu bölge 16 yıl önce çorak bir araziyken, attığımız adımlar sayesinde hamdolsun bugün yaklaşık 11 milyon metrekarelik alanda 111 firmaya ev sahipliği yapan örnek bir üretim üssüne dönüşmüştür. Türkiye’nin kapasitesini, Türk sanayisinin gücünü görmek isteyenleri sırça köşklerinden ahkam kesmek yerine gelip burayı ziyaret etmeye davet ediyorum.

Rabbimden savunma sanayinden otomotive, elektronikten sağlığa, enerjiden talaşlı imalata kadar farklı alanlarda üretim yapacak bu fabrikalarımızın vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu yatırımların Türkiye’ye kazandırılmasında emeği gecen Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı ve ekibini, Organize Sanayi Bölgesi Yönetimini ve elbette iş dünyamızın babayiğitlerini can-ı gönülden tebrik ediyorum.

Kıymetli Dostlar,

Türkiye, siyaset, demokrasi, diplomasi yanında ekonomide de köklü bir dönüşümden geçiyor. Marshall yardımlarından beri küresel üretim ağının çeperinde tutulan ekonomimiz, uzun yıllar sonra ilk defa kendi mecrasını yine kendi gücüyle buluyor. İhracat ve sanayi başta olmak üzere tüm temel veriler Türk ekonomisinde yaşanan bu tarihi değişimi ortaya koyuyor. Dünya ekonomisinin yüzde 3 küçüldüğü, küresel ticaretin yüzde 10’a yakın daraldığı, 2020 yılında biz yüzde 1,8 büyüme kaydettik, bu oranla G-20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldık. Aynı şekilde 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7’lik büyümeyi yakaladık, inşallah ikinci çeyreği de ciddi bir büyümeyle kapatacağız.

Özellikle sanayi ve üretim tarafından güzel haberler alıyoruz. Sanayi üretimi Haziran ayı itibarıyla çeyreklik bazda yüzde 41, yıllık bazda ise yüzde 24 artış gösterdi. Bu rakamlarla Türkiye sanayi üretim endeksinde Avrupa ülkeleri arasında zirveye yerleşti. İhracatta ise yılın ilk yarısını rekorla kapattık. Temmuz ayında ihracatımız yüzde 10 artışla 16,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-Temmuz dönemi ihracatı ise geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 35 artışla 121,4 milyar dolara yükseldi. Son 12 aylık ihracatımız ise 201,5 milyar dolara yükselerek Cumhuriyet tarihimizin zirvesine çıktı, böylece ihracatta ilk defa 200 milyar dolar rakamını aşmış olduk. İhracatın ithalatı karşılama oranı da Ocak-Temmuz döneminde geçtiğimiz yıla göre 5,6 puan artarak yüzde 82,7’ye yükseldi.

Tüm bu rakamların detayına indiğimizde şu gerçeği çok daha iyi görüyoruz: Türk ekonomisi talep, üretim ve ihracat açısından dengeli bir çizgide ilerleyerek günden güne bir girişim ekonomisine dönüşüyor. Ülkemizin geleceği bakımından bu değişimi en az savunma sanayinde elde ettiğimiz tarihi başarılar kadar önemsiyoruz. Türkiye, bir taraftan ayağına vurulan prangaları parçalarken, diğer taraftan özellikle üretim ve ihracatta dünyada artık yeni bir lige yükseliyor. Büyümeden sanayi üretimine, ihracattan güven endekslerine kadar tüm göstergelerde yaşanan pozitif gelişmeler istihdama da yansımıştır. Geçtiğimiz hafta açıklanan Haziran ayı işsizlik rakamlarında işsizlik rekor düşüşle yüzde 10,6’ya geriledi, böylece Türk ekonomisi toparlanma sürecini geride bırakarak atılım ve şahlanış dönemine girdiğini ispatlamış oldu. Bu gerçeği uzun süredir ülkemize tarafgir davranan yabancı kuruluşlar da kabullenmeye başladı. Uluslararası basında hemen her gün Türk şirketleriyle ilgili övgü dolu haberlere rastlıyoruz. Yabancı kuruluşların ülkemize dair büyüme tahminlerini yukarı yönlü güncellediklerini görüyoruz. Aynı şekilde uluslararası yatırımcıların Türk piyasalarına yönelik ilgilerinin de arttığına şahit oluyoruz.

Turizm sektörümüzdeki canlanma, yaşadığımız yangın felaketine rağmen devam ediyor. İnşallah 2021 yılını temel göstergelerin tamamında tahminlerin de ötesine geçen bir başarı grafiğiyle taçlandıracağımıza inanıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Burada bir hususu özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum. Küresel ölçekte iddiaları bulunan bir ülke olarak elbette güçlü ve istikrarlı ekonomik büyüme hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ancak, bunu yaparken başkaları gibi alın terini sömürmeyi, tabiatı tahrip etmeyi de kesinlikle hoş göremeyiz. Ülkemizi kalkındırırken, üretimimizi artırırken bunu çevreye duyarlı bir anlayışla yapmamız gerekiyor. Çevreye zarar veren her teknolojiyi hayatımızı ne kadar kolaylaştırırsa kolaylaştırsın namlusu insana dönmüş bir silahtan başka bir şey değildir. İçinde bulunduğumuz ekosistemi tahrip eden her adımın sonu felakettir. Bunun için vahşi büyüme yerine her alanda merhametli büyüme prensibini gözetmemiz gerektiğine inanıyorum.

İnsanlık olarak birçok şeyin en iyisini üretebiliriz, ama tabiatta sahip olduğumuz değerleri bir kez kaybettik mi bir daha yerine yenisini koyamayız. Şiddetli hava olayları ve son dönemde yaşadığımız yangın, sel, müsilaj gibi afetler ülkemizi nasıl bir tehlikenin beklediğini açıkça gösteriyor. Karbon ayak izimizin iklim dengesi üzerinde sebep olduğu etkileri ve bunun acı sonuçlarını hep birlikte hissediyoruz. Büyük yangınların çıkışını tetikleyen sıcak hava dalgalarına yol açan karbon salınımını azaltma noktasında herkese düşen görevler bulunuyor. Bu nedenle, sanayimiz başta olmak üzere tüm ekonomimizin yeşile ve çevreye saygılı bir dönüşüm içinde olması şarttır. Dijitalleşme, yapay zeka ve yeşil büyüme gibi konulara daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Milli teknoloji hamlemizle bu bakımdan zaten önemli bir başlangıç yapmıştık. Önümüzdeki dönemde yeşil ekonominin gerisinde kalmamak için ilave tedbirleri hayata geçireceğiz. Bu süreçte özellikle imalat sanayimizi destekleyecek adımlar atacağız. İmalatta güçlü bir dijital ekosistem oluşturmak için KOBİ’lerin dijitalleşmesine 1 milyon liraya kadar destek sağlıyoruz. Teknoloji odaklı sanayi hamlesi programımızla yüksek katma değerli ürünlerin yerli imkânlarla üretimine de destek sağlıyoruz. Yapısal dönüşümden şimdi de sağlık ve kimya ürünlerinin üretimini teşvik ediyoruz.

Bundan 19 yıl önce adeta yok mesabesinde olan yenilikçilik ekosistemini günbegün geliştiriyoruz. İşletmelerimizin üniversitelerimizle birlikte Ar-Ge faaliyetleri yürüttüğü teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısını son 19 yılda 5’ten 89’a çıkardık. Yine devlet destekleriyle açılan ar-ge ve tasarım merkezlerinin sayısı 1597’yi buldu. Ar-Ge alanında proje geliştiren akademi dünyası, bilim insanları ve özel sektör için sağladığımız desteklerin toplamı 36,2 milyar liraya ulaştı. Ayrıcı, organize sanayi bölgelerimizin sayısı 192’den 326’ya yükseldi, buralardaki istihdam da 425 bin kişiden 2 milyon 116 bin kişiye çıktı. Petrokimya, savunma, otomotiv, yenilenebilir enerji gibi alanlarda büyük çaplı, orta-yüksek ve yüksek teknoloji yatırımlarının yapıldığı 23 adet endüstri bölgesi kurduk.

Bu süreçte Türk ekonomisinin lokomotifi olan KOBİ’lerimizi de asla yalnız bırakmadık. Son 19 yılda KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığıyla sağladığımız hibe miktarı 8,7 milyar liradır. Ayrıca, KOSGEB katkısıyla 21,3 milyar liralık kredi hacmi oluşturduk. Düzenlediğimiz teşvik belgesi sayısı 84 bin 312’ye ulaştı.

Kardeşlerim,

Ülkemizin 19 yılına damga vuran bu yatırım hamlemizin diğer illerimiz gibi elbette Başkentimiz Ankara da payını almıştır. İlimizdeki organize sanayi bölgesi sayısını 12’ye çıkarttık. Elektrikli ve hibrid araçlara ev sahipliği yapacak bir endüstri bölgesi kurduk. Organize sanayi bölgelerimizde bulunan 11 bin 681 işletme 230 binin üzerinde vatandaşımıza ekmek kapısı oldu. Kurulan 13 sanayi sitesi de 2 bin 500’ün üzerinde emekçiye istihdam sağlıyor. Daha önceki 12 yıllık dönemde KOSGEB Ankara’daki 433 işletmeye sadece 16 milyon lira destek verirken, dikkatinizi çekiyorum, biz bu rakamı 1 milyar 312 milyon liraya taşıdık. Bugün Ankara’daki teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 10’a ulaştı. İşletmelerimize ait Ar-Ge ve tasarım merkezleri sayısı 168’i, bu merkezlerde istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 16 bini buldu. Başta savunma sanayi olmak üzere tüm sektörlerde müthiş bir ivme yakalayan Ankara, ülkemizin en önemli üretim üslerinden biri haline geliyor.

Son 19 yılda şehrin ihracatı 5 kattan fazla artarak 8 milyar dolara ulaştı. Tüm bu başarılara rağmen Ankara’nın sahip olduğu sanayi ve teknoloji potansiyelini göz önüne aldığımızda bu rakamları yeterli bulmuyoruz. Elbirliği ve eşgüdüm içinde çalışarak Ankara sanayisini hak ettiği yere getirmemiz gerekiyor. Bunun için sizlerden muhalefetin sahte gündemleri yerine asıl gündemimiz olan üretime, ihracata, yatırıma, inovasyona odaklanmanızı bekliyorum. Ülkemizin 2023, 2053 ve 2071 hedefleri için bilhassa sanayi ve teknolojide topyekun bir seferberliğe ihtiyacımız var. Savunma sanayinde yakaladığımız üst düzey başarıyı diğer sektörlerimize de taşımamız önemlidir.

Unutmayın, Türkiye’ye yatırım yapanlar hem kazanacak, hem de kazandıracaktır. Bu noktada siz sanayici kardeşlerime güveniyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, başta içinde bulunduğumuz fabrika olmak üzere açılışını yaptığımız tüm tesislerin vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bugüne kadar Türkiye’ye omuz veren, gelişimine katkıda bulunan herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum, kalın sağlıcakla.