Kastamonu Bozkurt'ta Halka Hitaben Yaptıkları Konuşma

13.08.2021

Kastamonu’nun Saygıdeğer Güzel İnsanları,

Sevgili Kardeşlerim,

Değerli Bozkurtlu Kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Cumanız mübarek olsun.

Salı günü başlayan yoğun yağışlar Kastamonu, Bartın ve Sinop illerimizde maalesef büyük sel felaketlerine neden oldu. Kastamonu’muzda Bozkurt, Azdavay, İnebolu, Küre ve Pınarbaşı ilçelerimiz bu yağışlardan en çok etkilenen yerler oldu. Bartın’ın Ulus, Sinop’un Ayancık ilçelerinin kimi köyleri de selden ciddi manada etkilenen yerler arasında. Öncelikle hepinize geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum.

Tabii bu arada maalesef ölen kardeşlerimiz oldu, onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına ve milletimize başınız sağ olsun diyorum. Bartın’da kaybolan vatandaşımızı arama çalışmalarımız sürüyor. Yaralanan vatandaşlarımızdan ilk müdahaleleri tamamlananlar taburcu edilirken, az sayıda vatandaşımızın tedavisi halen devam ediyor. Rabbimden kendilerine şifalar diliyorum.

Dünyanın pek çok yeri gibi ülkemiz de bir süredir tabii felaketlerle boğuşmaktadır. Bu sadece ülkemizde olan değil, Amerika’sı da böyle, Kanada’sı da böyle, Almanya’sı, Avrupa’nın birçok ülkesi böyle, hep bu tür felaketlerle şu anda boğuşuyorlar. Bir felakettir gidiyoruz ve temennimiz o ki bunlarla boğuşurken en az hasarla bu felaketleri atlatalım.

Ülkemizin güneyinde geçmişte eşi benzeri olmayan orman yangınları yaşadık. Karadeniz’in doğusunda yaşananları biliyorsunuz, işte Rize’de, Artvin’de olanları biliyorsunuz, aynen burada olduğu gibi sel felaketlerini orada da yaşadık. Antalya, Muğla, buralardaki yangın felaketlerini biliyorsunuz. Hamdolsun bu yangınların hemen hemen hepsini de kontrol altına almayı başardık. Ülkemizin kuzeyinde ise işte burada olduğu gibi sel felaketlerine maruz kaldık. Bir süre önce, az önce ifade ettiğim gibi Doğu Karadeniz’de epeyce bir ilçemizde selin yol açtığı sıkıntılarla mücadele ettik. Birkaç gündür de Batı Karadeniz’de yine sel felaketleriyle uğraşıyoruz. Kastamonu ve çevresindeki illerimizde yaşanan felaketlerde hayatını kaybeden, zarar gören vatandaşlarımızın üzüntüsü milletimizin ortak üzüntüsüdür.

Devlet olarak tüm imkânlarımızla felaketin ilk anından itibaren sizlerle beraberiz. İçişleri Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, Çevre Şehircilik, hep birlikte bölgede şu anda çalışmaları sürdürüyoruz. AFAD başta olmak üzere Kızılay’ımızla birlikte yine bütün araç-gereçleriyle buradayız. Aşından yemeğine ne gerekiyorsa hepsini yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Hâlihazırda 4 bin 760 personel, 19 helikopter, 1 insansız hava aracı, 66 ambulans, 41 UMKE, 630 hizmet aracı, 437 iş makinası ve diğer pek çok araç-gereç şu anda sahada faaliyet gösteriyor. Helikopterler, ben dün ekranda izledim. Bütün o kardeşlerimizi evlerin damlarından kurtaran Jandarmamızın, Silahlı Kuvvetlerimizin, polisimizin, JAK, onların kahramanca bütün o vatandaşlarımızı nasıl kurtardıklarını izlediniz herhalde. Bu kahramanlarımız alnından öpülesi kahramanlarımız. Hiçbir şeyden yılmadan bunu başardılar. Bu yaptıkları operasyonda mağdur durumda olan yüzde 95’ini kurtardılar. Allah göstermesin, aksi olabilirdi değil mi, ama bunu başardılar. Bu öyle her kişinin kârı değil, er kişinin kârıdır. Ben askerimizin, polisimizin, bu operasyonda görev alan bütün kardeşlerimizi alnından öpüyorum, onları tebrik ediyorum, milletim adına tebrik ediyorum.

O operasyon bizi rahatlattı. Gözlerimiz yaşlı olarak kadın, erkek, çocuk demeden sepetin içerisinde o yeni doğmuş yavrunun kurtuluşu herhalde gözlerimizi yaşartmıştır değil mi? Hamdolsun Allah’a, demek ki bizim böyle görevli kardeşlerimiz var. Ve onların o gayretleri bu başarının sırrı olmuştur.

Selden etkilenen Ayancık Devlet Hastanesi’ndeki hastaların tamamı diğer hastanelere nakledilmiş veya evlerine ulaştırılmıştır.

Şehrimizdeki öğrenci yurtları ihtiyaç halinde kullanılmak üzere hazır tutulmaktadır. Yolların ve köprülerin hasar görmesi sebebiyle ulaşımı aksayan yerler için alternatif güzergâhlar üzerinde şu anda Karayollarımız çalışmaktadır. Elektrik kesintisi yaşanan yerlere bir an önce enerji akışı sağlamak için de çalışmalar sürüyor. Aynı şekilde su kesintisi yaşanan yerlerdeki altyapı onarım çalışmaları da hemen başlatılmıştır. Haberleşmenin kesintisiz sürmesi için gereken mobil istasyonlar ihtiyaç duyulan yerlere değerli kardeşlerim gönderilmiştir.

Hasar tespit çalışmaları üç ilimizde 120 ayrı ekiple yürütülmektedir. Kredi desteğinden vergi ertelemelerine kadar tüm acil tedbirleri devreye almış durumdayız.

Her bir hizmet alanıyla ilgili ekiplerimiz sel felaketlerinden etkilenen bölgelerde kesintisiz görev yapmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarımız da bu çalışmalara katılmıştır. Kurumlarımıza ilk etapta ihtiyaçları olan ödenekler hemen gönderilmiştir. Bölgedeki diğer iller de teyakkuz durumuna geçirilmiştir.

Sel felaketinde evleri yıkılan vatandaşlarımızın yeni yuvalarına kavuşturmak için hemen kolları sıvıyoruz. Aynı şekilde sel sebebiyle mağdur olan vatandaşlarımızın zararlarının telafisi için de çalışmalara başladık.

Hayatını kaybeden insanlarımızı geri getiremeyiz, ama devletimiz onun dışındaki her türlü kaybı telafi edecek güce, imkâna, kararlılığa sahiptir, bundan endişeniz olmasın. Bugüne kadar depremden sele ve yangına kadar yaşamış olduğumuz her hadisede Türkiye’de hiç kimsenin sahipsiz olmadığını hamdolsun dost ve düşmana gösterdik.

Bu arada diğer afet bölgelerinde de ifade ettiğim gibi burada da yine aynısını söylüyorum; genel hayata etkili afet bölgesi olarak, ne yapıyoruz, burayı da aynı şekilde ilan ediyoruz; Kastamonu, Bartın, Sinop.

Rabbim ülkemizi her türlü kazadan beladan, afetten ve milletimizi de bu gelişmelerden kurtarsın diyorum.

Kardeşlerim,

Tabii felaketler ülkelerin ve milletlerin birlik, beraberlik, dayanışma, paylaşma hasletlerinin öne çıktığı dönemlerdir. Bu işin siyaseti olmaz, ama bakıyorum ki bazı kanallarda siyasetle yakından da uzaktan da ilgisi alakası olmayan tipler çıkıyor. Bütün bu afetlerin neyi nasıl gelip götürdüğünden haberi olmayanlar çıkıyor, ileri geri konuşuyorlar. Bugüne kadar bir gramlık iş üretememiş olanlar ileri geri konuşuyorlar maalesef. Biz işimize bakacağız ve onların bu şekilde yaklaşımı bizi üzmez. Bizi üzen nedir biliyor musunuz? Böyle bir zamanda bir olmamız lazım, beraber olmamız lazım, iri olmamız lazım, diri olmamız lazım, kardeş olmamız lazım, milletçe bu milleti ayağa kaldırmamız lazım. Ama onlar bakıyorsunuz hala gelip Erdoğan’a ben nasıl vurayım da, ona bir yerden yara vereyim dertler bu. Ya yara veremezsiniz, yara veremezsiniz. Biz bu milletle beraberiz, milletimizle beraber de bu yola devam edeceğiz. Allah’ın izniyle biz bir ölür, bir diriliriz.

Ve kardeşlerim inşallah şu afetleri de aşıyoruz, aşacağız. İşte Antalya’yı, Manavgat’ı, Burdur, Bucak’ı her yeri gördünüz. Bak Amerika’sı, Rusya’sı, ya yangınların altından kalkamadılar hâlâ. Ama hamdolsun biz 20 günü bulmadan buralarda bu afetlerden büyük oranda hamdolsun kurtulduk. Ama gece-gündüz demeden benim tüm bakan arkadaşlarım oralardan çıkmadılar. Bütün kurumlarımız, kahramanlarımız yangın demeden oralarda çalıştılar ve şu anda hâlâ aman ha diyoruz rehavet yok devam edeceğiz, çalışacağız ve bu işi bitireceğiz. Millet olarak geçmişte depremler, işte yine yangınlar, şimdi de seller vesilesiyle tek yürek, tek yumruk haline gelmeyi hamdolsun başarıyoruz. Elbette her dönem de olduğu gibi bugün de yine az önce ifade ettiğim bu bozguncular ülkemizi kötülemez, milletimizin arasında fitne sokmak için ortaya çıkabiliyorlar. Ama biliyoruz ki milletimiz bunların hiçbirine de itibar etmiyor. Yaşadığımız bizim ortak sevinçlerimiz gibi, ortak üzüntülerimiz de birliğimizi, inşallah beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendiren bir etkiye sahiptir. Hayatı acısıyla ve tatlısıyla ne kadar paylaşırsak önümüzdeki engelleri o kadar kolay aşar, potansiyelleri o kadar hızlı hayata geçirebiliriz. Bunun için hep geçmişten ders alarak geleceğe bakıyoruz. Evlatlarımıza daha iyi, daha müreffeh, daha huzurlu bir ülke bırakmanın, daha güçlü bir devlet teslim etmenin gayreti içindeyiz. Yıkılanın yerine daha iyisini yaparak, yananın yerine daha fazlasını dikerek, eksilenin yerine daha çoğunu koyarak yolumuza devam ediyoruz.

Ülkemizi gerçekten çok parlak bir geleceğin beklediğine tüm kalbimizle ve samimiyetimizle inanıyoruz. Geçtiğimiz 19 yılda bu ülkeye her alanda kazandırdığımız sağlam altyapının üzerinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası için her zamankinden daha çok çalışıyoruz, mücadele ediyoruz. Ama bakın şunu unutmayın ha: Daha da çok çalışacağız. Ormanlarımız yandı, bitmedik ki. Şimdi kardeşlerim, 19 senede biz bu ülkede 5,5 milyar fidan değil ha, ağaç diktik ağaç, ağaç diktik. Nasıl diktiysek gene dikeceğiz ve küllerimizden ayağa kalkacağız ve bu işi de biz başaracağız.

BİR VATANDAŞ- Onlar bunu hayal bile edemiyorlar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Edemezler dikili bir fidanları yok onların bu ülkede. Şimdi ise konuşuyorlar. Ne yangın bölgelerine giderler, ne sel bölgelerine giderler, sadece rahat rahat oturdukları yerden gazel okurlar.

İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemi başarıyla geride bıraktığımızda artık bu ülkenin ve insanlarının önünde yepyeni bir dönem başlayacaktır. Türkiye olarak biz hedeflerimize yaklaştıkça, demokrasiden altyapıya her alanda standartlarımızı yükselttikçe, maruz kaldığımız saldırıların çapı da büyüyor. Ülkemizin kutlu yürüyüşünü baskıyla, terörle, tuzakla, kumpasla engelleyemeyenler son günlerde kin ve nefret siyasetiyle bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar. Bugüne kadar nice oyunları bozmuş bir millet olarak inşallah bu kirli senaryoyu da çöpe atacağız çöpe.

Kardeşlerim,

Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte Türkiye olarak önce 2023 hedeflerimize ulaşacak, ardından gençlerimizle birlikte 2053 vizyonumuza yöneleceğiz. Unutmayın, sahabenin, şühedanın, gazilerin, âlimlerin şehri Kastamonu her dönemde istiklal ve istikbal mücadelesinde hep en önde yer almıştır. İşte az önce hocamızın da ifade ettiği gibi, Nasrullah Cami bunun en önemli şahididir. Kiminle? Mehmet Akif Ersoy’la. Çanakkale’nin, İstiklal Harbi’nin, 15 Temmuz’un o kahraman şehrinin Türkiye’nin bu büyük dönüm noktasında da yine ben en önde yer alacağına inanıyorum.

İnşallah sel felaketinin izlerini süratle silerek, yaraları sararak, kayıplarımızın acılarını beraberce yaşayarak bugünleri en kısa sürede geride bırakacağız.

Önce ben diyorum ki bir kez daha şu sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Gelin hep birlikte birer Fatiha okuyalım.

Hasarların onarılması ve zararların telafisi için yapılan çalışmaları yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Ve değerli kardeşlerim, Rabbimin izniyle şu anda Çevre Şehircilik Bakanım burada. Ondan hiç endişe etmeyin. Bakın bugün Ulaştırma Bakanım da burada, süratle geçicisini de, kalıcısını da hemen onların üzerinde şimdi Devlet Su İşleri yarın çalışmasına başlıyor. Bunlar bizim işimiz, siz rahat olun, süratle. Biz şimdi gelirken helikopterde de Bakanıma söyledim, Adil Bakanıma; artık düz köprü değil kemer köprü, kemer köprü yapmak suretiyle de işte biliyorsunuz bütün bu ağaçlar, bunlar geliyor ve ne yapıyor, buraları tıkıyorlar. Ve mümkün olduğunca da betondan öte bunları inşallah taş köprü olarak da kemer köprüyü yapıp bunların köprü altından gitmelerini de sağlamış olacağız, bunun proje çalışmalarını da Bakanlık şu anda yürütüyor.

Bakanlarımızla, valililerimizle, kaymakamlarımızla, ilgili kurumlarımızla hep yanınızda olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim bizi ve milletimizi daha beterinden korusun.

Hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.