Rize'de Sel Bölgesinde Halka Hitapları

23.07.2021

Sevgili Güneysulular,

Sevgili Hemşehrilerim,

Çok Değerli Kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında mübarek Kurban Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Bugün tabii iki bayramı bir arada kutluyoruz, aynı zamanda Cuma. Tabii hem Rizeli ve Artvinli kardeşlerimiz, hem de bizler bölgemizde yaşanan afetler sebebiyle buruk bir bayram geçiriyoruz.

Dün Artvin Arhavi’de dere taşkını nedeniyle ilçemizde maddi hasarlar oluştu. Geçen hafta meydana gelen sel felaketi ise Güneysu ve Çayeli başta olmak üzere Rize’mizin genelinde çok ciddi tahribata yol açtı. Metrekareye Güneysu’da 214 kilogram, Çayeli Madenli’de 188 kilogram yağışın düştüğü bu afet su baskınlarına, sele ve heyelana sebep oldu. Sele kapılan 8 vatandaşımız kaybolurken 5 vatandaşımız da yaralandı. Kaybolan kardeşlerimizden 6’sının cansız bedenlerine ulaşılırken diğer 2 kardeşimizin bulunması için tüm birimlerimiz yoğun gayret gösteriyorlar. Murgul’da kayıp bir vatandaşımızı arama çalışmalarımız sürüyor. Yaralılarımızın hepsinin tedavileri tamamlanarak taburcu edildi.

Arhavi’deki afette herhangi bir can kaybının yaşanmaması en büyük tesellimiz olmuştur. Bugüne kadar sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Sizlere ve sizlerin şahsında tüm Rizeli hemşehrilerime bir kez daha geçmiş olsun diyorum.

Yine buradan Artvin ve Arhavi’deki kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Afet haberini aldığımız andan itibaren devletimizin tüm imkânlarını seferber ettik. Gerek bakanlarım, gerek milletvekili arkadaşlarım; hepsi kurumlarla beraber arama-kurtarma ve diğer çalışmaları yerinde koordine etmek üzere İçişleri, Çevre Şehircilik, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarımız hemen bölgeye geldiler. AFAD’dan Kızılay’ımıza, Jandarma’dan Sahil Güvenlik’e kadar diğer kurumlarımızın da süratle bölgeye intikalini sağladık. Yine bu süreçte mücavir illerden UMKE ve 112 acil yardım ekiplerine bağlı 127 personel ve 39 araçtan oluşan toplam 8 ekibi de ilimize sevk ettik.

Şu ana kadar ilimizde 328’i arama-kurtarma personeli olmak üzere toplam 2 bin 860 personel ve 705 araç görev yapmıştır. Afetten dolayı kapanan 426 yolun hemen tamamı ulaşıma açılmıştır. Afet bölgesinin tamamına su verilmekte olup içme suyunda, enerjide, haberleşmede, iletişimde herhangi bir sıkıntı yoktur.

Çayeli’nin Madenli ve Büyükköy beldeleri ile Muradiye ve Güneysu’da içme suyu hatlarında ve depolarında, kanalizasyon altyapılarında da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor.

Kızılay’ımız selden etkilenen vatandaşlarımıza evlerinin bulunduğu bölgede ve mahallelerde sıcak çorba, kumanya ve içecek ikram etmiştir. Gerek AFAD, gerekse Sosyal Yardımlaşma Vakfımız vasıtasıyla selden zarar gören kardeşlerimize kira, taşınma ve diğer ihtiyaçları ile ilgili gereken yardımlar yapılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda acil ihtiyaçlar için ilimize tahsis edilen 18 milyon liralık kaynaktan toplam 3 milyon lirası vatandaşlarımıza ulaştırılmıştır.

Rize Merkez, Çayeli, Güneysu ile 119 köyde binaların hasar tespitleri 50 ayrı ekiple 7/24 esasına göre çalışılarak iki gün içinde onlar da tamamlanmıştır. Dört bölgede toplam 1207 bina, 3 bin 118 bağımsız bölümde hasar tespit çalışmaları yapıldı. Bu binalardan ağır hasarlı, acil yıkılması gereken ve yıkılmış olan 47 bina ve 99 bağımsız bölüm vardır. Rize’de dere güzergâhlarında yapılan çalışmalarda taşkın riski altında olduğu tespit edilen 665 yapı tespit edildi. Bir taraftan bu riskli bölgelerin hızlıca boşaltılmasını sağlarken, diğer taraftan da yaraların süratle sarılması için projelerimizi devreye alıyoruz.

TOKİ Başkanlığı ile selden en çok etkilenen dört ilçede proje çalışmalarını başlattık. Köylerde altında ahırı-deposu, üzerinde konutu bulunan yöresel köy evlerimizi, merkezde ise zemin artı 3-4 katı geçmeyecek konutlarımızı inşa edeceğiz.

İlk etapta Rize genelinde 15 Temmuz’daki sel felaketinden etkilenen ve afet riski altındaki yapılar için toplam 550 konut inşa edeceğiz. Yine köylerimizde altında ahırı olan 50 adet köy evi yapacağız. Ayrıca, vatandaşlarımızın ihtiyacı doğrultusunda 5 adet çayevi yapma kararı aldık. İnşallah bir sene içinde konutlarımızı tamamlayarak vatandaşlarımızı güvenli yuvalarına kavuşturacağız.

Evleri taşkın riski altında olan vatandaşlarımızı da inşa edeceğimiz konutlarımıza taşıyacağız.

Ayrıca, vatandaşlarımız Salarha ki, yakında inşallah tekrar geleceğim ve o gelişimde Salarha Tüneli’nin de açılışını yapacağız.

Yağlıtaş ve Güneysu’da inşa ettiğimiz sosyal konutlardan da alabilecekler.

Rize’mizde hayatı en kısa sürede normale döndürecek adımları atacağız. Selden etkilenen Rizeli, Artvinli kardeşlerimiz müsterih olsun, devletimiz tüm imkânlarıyla, aracıyla-gereciyle, personeliyle kendilerinin yanındadır. Nasıl daha önce Trabzon Araklı’da, Giresun’da yaşanan sel felaketlerinde, yine Elazığ’da ve İzmir’de yaşadığımız depremlerde vatandaşlarımızı sahipsiz bırakmadıysak, inşallah Rize ve Artvin’deki kardeşlerimizin de yaralarını en kısa sürede saracağız.

Selden zarar gören Güneysu başta olmak üzere tüm ilçe ve köylerimizi eskisinden daha güzel, güvenli ve konforlu bir şekilde imar edeceğiz. Tıpkı Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin konutları nasıl bir güzellik arz ediyorsa, diğerlerini de öyle yapacağız.

Sevgili Hemşehrilerim, Allah dünyayı bir mizan, yani ölçü ve denge üzerine yaratmıştır. Bu ilahi ölçü korunduğu müddetçe insan huzur, emniyet ve esenlik bulur. Bu dengenin kaybolması durumunda ise felaketler, sıkıntılar, zorluklar kaçınılmaz olur. Denge bozulunca rahmet olarak gördüğümüz yağmur tabiat için adeta bir afete dönüşür. Son yıllarda artan küresel ısınmayla beraber dünyadaki bu ilahi dengenin bozulmaya başladığına şahit oluyoruz. Hava olaylarının daha sert yaşanmasından iklim değişikliklerine, kuraklıktan afetlere kadar pek çok alanda bu bozulmanın etkilerini biz de hissediyoruz. Sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen her bölgesinde, Almanya’sında, Belçika’sında, Fransa’sında son zamanlarda neler olduğunu herhalde televizyonlardan izliyorsunuz. 20-25 yıl öncesinin mevsimleriyle günümüzdeki mevsimler arasında dağlar kadar fark var. Ne yazlar eski yaz, ne kışlar eski kış, ne de baharlar eski bahar. Bizden önce belki de yüz yıllar içinde yaşanabilecek değişimleri biz 10-15 yıl gibi kısa bir sürede şimdi tecrübe ediyoruz. Bir de buna insanın tamahkârlığının, hırsının, plan ve programsızlığının sonucu olan iş ve fiilleri eklediğinizde sorunun boyutu daha da büyüyor. Bu tür durumlarda insan bilerek ya da bilmeyerek, çoğu zaman kendi felaketini bizzat kendi elleriyle hazırlıyor. Tabiatla uyum içinde bir hayatı inşa etmek yerine ona tahakküm edilmeye çalışıldığında bunun bedelini insanın yanı sıra tüm canlılar, tüm mahlûkat ödüyor.

Dünyaya şöyle bir göz attığınızda ne kadar gelişmiş olursa olsun hiçbir ülkenin kendini tabii afetlerden tam manasıyla koruyamadığını görüyoruz. Almanya’dan Belçika’ya kadar Avrupa’da yaşanan sel felaketlerinin ağır sonuçlarını siz de gördünüz. İnsan tedbirlerle beraber tahribatı da büyüttüğü için tabiat karşısında giderek daha da korunaksız hale geliyor. Bu kısır döngüyü ancak tabiatla kurduğumuz ilişki ve bakış açımızı değiştirerek kırabiliriz. Öncelikle diğer varlıkların da bizim gibi dünyada hakkı olduğunu kabul etmeliyiz. Ayrıca, yaşadığımız çevre ile münasebetimizi tahakküm yerine uyum üzerine inşa etmeliyiz. Allah’ın bize verdiği nimetlerden en güzel şekilde istifade etmeye çalışırken, aynı zamanda ona zarar vermenin değil vermemenin yollarını aramalıyız.

Esasen bu konuda millet olarak son derece geniş bir birikime de sahibiz. Biz İstanbul’dan Buhara’ya dünyanın en güzel, tabiatla en uyumlu şehirlerini inşa etmiş bir milletiz. Biz aynı zamanda özellikle bir dönem düzensiz şehirleşme nedeniyle çok acılar çekmiş, plansızlığın, programsızlığın, öngörüsüzlüğün faturasını da çok ağır ödemiş bir ülkeyiz. Geçmişteki iyi örneklerin rehberliğinde acı tecrübelerden ders çıkartarak artık kendimize yeni bir yol çizmemiz gerektiğine inanıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Bu anlayışla son 19 yılda maziden atiye köprü kuracak pek çok müspet adım attık. Özellikle TOKİ eliyle hayata geçirdiğimiz projelerle ülkemizin çarpık yapılaşmadan kaynaklı kronik sorunlarını en aza indirmeye çalıştık. Dikey mimari yerine yatay mimariyi teşvik ederek şehirlerimize nefes aldırdık. Ne olur şurada şu yamaçlarda 5 kat, 10 kat binalar yapmayın. Görüyorsunuz bu çaylıklar azot gübresiyle beraber toprağı ne yapıyor, eritiyor eritiyor ve o bir balçığa dönüşüyor, o balçığa dönüştükten sonra da o binalar her an kayma ile karşı karşıya kalıyor.

Yaylalarımızın, dere yataklarımızın, sahillerimizin, dağlarımızın, nehirlerimizin çarpık yapılar ve zihniyet tarafından istila edilmesine göz yummadık. Millet bahçeleri gibi yenilikçi projelerimizle insanlarımıza şehir içinde adeta vahalar oluşturduk. Ağaçlandırma seferberliğinden sıfır atık projelerimize her alanda ortaya koyduğumuz özgün çalışmalarla Rabbimizin bize emaneti olan tabiata sahip çıktık. Bu konuda hamdolsun çok ciddi mesafe de kaydettik. Bugün vicdan ve izan sahibi herkes Türkiye’nin şehirleşme ve altyapıda elde ettiği başarıları takdir ediyor.

Ülkemizin erozyonla ve çarpık kentleşmeyle mücadelesi dünyanın birçok bölgesinde örnek gösteriliyor. Aynı şekilde afetlere hazırlık ve afet yönetimi hususunda da kurumlarımızın kapasitesini ve etkinliğini artırdık. Ülkemizin neresinde yaşanırsa yaşansın, vatandaşımız artık devletini hemen yanında buluyor. Ancak her işte olduğu gibi çevre ve şehircilikte de sadece devletin kararlı olması, kararlı davranması, sorunların çözümü için kâfi gelmiyor. Devletimizin yürüttüğü çalışmaların hedefine ulaşabilmesi için belediyelerden sivil vatandaşa 7’den 77’ye milletimizin tamamının bu süreci sahiplenmesi gerekiyor.

Güneysulular olarak, bir evladınız, bir kardeşiniz olarak, buranın bir evladı olarak sizlerden devletimizin burada yürüteceği çalışmalara destek vermenizi bekliyorum. Siz bu projelere güçlü destek verir sahip çıkarsanız Allah’ın izniyle bir daha benzer acılar yaşama ihmalimiz de azalacaktır. Yoksa bizim çektiğimiz sıkıntıların kat be kat fazlasını çocuklarımızın, torunlarımızın çekmesi içten bile değildir. Rize’nin ve Güneysu’nun her konuda olduğu gibi bu meselede de örnek bir tavır sergileyeceğine inanıyorum.

Biz de gerek Rize’de, gerekse Artvin’de yürütülen, gerekse Fındıklı ilçemizde yürütülen, Fındıklı’nın Merkez Mahalle, Arılı Vadisi ve köylerde, Ardeşen Tunca beldesi, dört mahalle ve köylerdeki yağış sonucu meydana gelen hasarlar tespit edildi ve köyler açıldı.

Değerli kardeşlerim,

Yürütülen bu çalışmalarla takip edilecek bütün çalışmaları inşallah ilgili arkadaşlarım takip ediyor. Kısa sürede bu çalışmalar neticelenecek ve her türlü gayreti göstereceğiz. Rabbim Rize’mizi, Artvin’imizi, ülkemizin her köşesini bu tür felaketlerden muhafaza buyursun diyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Hepinize geçmiş olsun dileklerimi tekrarlıyoruz.

Sizlere sevgileri, saygıları özellikle tek-tek sunuyorum. Sağ olun.