15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı ile Demokrasi Müzesi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

15.07.2021

Aziz Milletim,

Değerli Şehit Yakınlarımız,

Kıymetli Gazilerimiz,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sözlerimin hemen başında 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü hainlerin kurşunları ve bombaları altında son nefeslerini veren 251 şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Aynı gece yaralanarak gazilikle müşerref olan kardeşlerimize Rabbimden sağlık ve afiyet temenni ediyorum.

“Âmin! desin hep birden yiğitler, “Allâhu ekber!” gökten şehitler. Âmin! Âmin! Allâhu Ekber!”

Evet, bin yıldır Anadolu’yu ebedi vatanımız kılmak için bu toprakları kanlarıyla yoğuran kahramanlar silsilesine katılan 15 Temmuz şehitlerimize borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz. Az önce açılışını yaptığımız 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’ni onların aziz hatıralarını yaşatarak, gelecek nesillerin bu büyük ihanet kalkışmasını daima hatırlamalarını, ibret almalarını sağlamak için inşa ettik. Biraz gecikmeyle de olsa bu müzeyi milletimizin hizmetine sunarak ülkemizde demokrasi, hak, özgürlük, adalet mücadelesinin öyle kolay kazanılmadığını tüm dünyaya göstermek istedik.

Müzemizde 15 Temmuz hadisesi, Türkiye ve dünyada darbeler, bir mermi tehdidi, karanlığa atılmak, en uzun gece, iz bırakanlar, sala, şehitlere saygı, demokrasi nöbetleri başlıkları altında sekiz farklı temayla sekiz ayrı salonda anlatılıyor. Müzemizde 15 Temmuz gecesi milletimizin sergilediği o direniş ve ertesi gün aydınlık Türkiye’ye nasıl ulaşıldığı dijital teknolojiler yardımıyla ziyaretçilere gösterilecek. Müzemiz salonları ve diğer üniteleriyle bu büyük mücadelenin sembol mekânlarından biri olacaktır. Yaklaşık 66 bin metrekarelik müze bölümü 57 metreye 75 metrelik elips kubbesi, açık hava vadili 93 bin metrekarelik peyzaj alanı, 809 araçlık otoparkıyla bu eser inşallah şehitlerimizin hatırasını hep yaşatacaktır.

Kubbe bölümü dışında tamamının yerin altında bulunması ve dünyada ilk defa tüm kapalı alanların salgın tehdidine karşı ozon teknolojisiyle temizleniyor olması da müzemizin diğer özellikleridir. Müzenin tasarlanmasında ve inşasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, mimarından mühendisine, işçisine, herkesi tebrik ediyorum.

Rabbimden bir daha milletimizi 15 Temmuz gibi imtihanlara maruz bırakmamasını diliyorum.

Türkiye’nin benzer ihanetlere uğramaması için FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine gizli-açık her türlü fitne-fesat odaklarına, varlığımıza ve birliğimize kasteden tüm tehditlere karşı teyakkuz halinde olmayı sürdüreceğiz.

Aziz Milletim,

Değerli Şehit Yakınları ve Gazilerimiz;

Milletimizin 15 Temmuz’un ardından tam 27 gün süreyle 81 vilayetimizin tamamında 24 saat kesintisiz şekilde sürdürdüğü demokrasi nöbetlerine katılan vatandaşlarımıza bir kez daha şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Kardeşlerim,

Bu nöbetler ülkemizin istiklaline ve istikbaline göz dikenlere topunuz birden gelin, diyerek meydan okuduğumuz bir başka destan olmuştur. İhanet nöbetini FETÖ’nün bırakıp PKK’nın devraldığı, onun bırakıp DEAŞ’ın devreye girdiği, onların yetmediği yerde başkalarının sahne aldığı bu dönemin amacı, Türkiye’ye diz çöktürmek, Türk milletini esir etmekti. Bu ihanet zincirinde her şeyi düşünen, her şeyi inceden inceye planlayanlar tek bir şeyi hesaba katmamışlardı; evet, bu büyük oyunu kuranlar Türk milletinin ülkesini ve devletini canı pahasına koruyacağını, en modern savaş araçlarının karşısında göğsünü siper ederek ezanına, bayrağına, Meclisine, Cumhurbaşkanına sahip çıkacağını hesap etmemişlerdi.

Bir şeyi daha hesap etmemişlerdi, o da, Rabbimiz öyle buyuruyor: “Ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrul makirin.'' Hesapların üstünde Allah’ın da bir hesabı vardır. İşte Allah’ın hesabı bütün hesapların üstündeydi ve o hesabı bunlar hiç düşünmemişlerdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin FETÖ’nün veya kendini onun sahibi zannedenlerin değil Türk milletinin ordusu olduğunu düşünememişlerdi. Bizim milletimiz tarih boyunca sayısız defa her şey bitti denildiği anda adeta küllerinden yeniden doğarak çok daha büyük atılımlar içerisine girmiş bir millettir. Hamdolsun 15 Temmuz gecesi aynı dirayeti, aynı kararlılığı, aynı azmi, aynı cesareti bir kez daha göstermiştir. Hem de öyle bir göstermiştir ki tüm dünyanın ağzı açık kalmıştır. O gece şehitler tepesini boş bırakmamak için sokaklara çıkan, yolları dolduran, darbecileri önüne katıp kovalayan kahramanlarımız sayesinde Türkiye’nin geçilmez olduğu bir kez daha görülmüştür.

Elbette her büyük mücadele gibi burada da kayıplarımız oldu. FETÖ’cü alçaklar tarafından şehit edilen 251 kardeşimizin her birinin hikâyesi tek başına bu millete asırlarca ilham verecek ayrıntılarla doludur. İşte bunlardan bir tanesi de malum Ömer Halisdemir kardeşimizdi. Kendi yakın çalışma arkadaşlarımdan Erol Olçok, bunlardan bir tanesiydi. Profesör Doktor İlhan Varank yine bunlardan bir tanesiydi. Pek çok şehitlerimiz oldu. Çeşitli vesilelerle bizzat tanıştığımız, görüştüğümüz kardeşlerimizden şehitlik makamına uğurladıklarımız var. Hemen şu karşımızdaki cadde üzerinde birçok şehitlerimiz oldu. Tek bir damlası bile boşa akmayan bu kanları vatan topraklarına vurduğumuz yeni istiklal mühürleri olarak görüyoruz.

İstiklal Marşı’mızda ne diyor:

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ,

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hudâ

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

Allah şahittir, milletim de emin olsun ki eğer o gece darbeciler Marmaris’te veya İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda karşımıza dikilselerdi şehadete yürümek için bir an bile tereddüt etmeyecektik. Çünkü havalimanındaki on binler oraya şehadet için gelmişlerdi. Hiçbir tereddütleri olmadığını gözlerimle görmüş ve o anı yaşıyor gibiydim.

Nasıl o gece Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ulaşabilen milletvekillerimiz, “öleceğiz, ama burayı terk etmeyeceğiz” demişlerse;

Nasıl Genelkurmay ve Meclis’in önünde, Külliye’nin etrafında, Ankara Emniyet Müdürlüğü Binası’nda, İstanbul’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde, Üsküdar’da, Saraçhane’de on binlerce vatandaşımız adeta şehadet sırasına girmişse;

Nasıl ülkemizin dört bir yanında milyonlarca yürek aynı gaye ile harekete geçmişse;

Nasıl dünyanın dört bir yanında yüzlerce milyon kalp ülkemiz için duaya durmuşsa;

Nasıl henüz bıyıkları terlememiş delikanlılardan pirifanilik mertebesine ulaşmış büyüklerimize kadar bir millet topyekun kıyama kalkmışsa, işte biz de aynı hissiyat içindeydik.

“Şehitler ölmez” ifadesi bizim için kuru bir slogan değil uğruna her şeyimizi feda edebileceğimiz bir inanç akidesidir. Her şey gibi şehitlik de nasip işidir. 15 Temmuz gecesi bu şerefe nail olan kardeşlerimize gıptayla bakıyoruz, ne mutlu size, ne mutlu eşlerinize, ne mutlu annelerinize, babalarınıza, evlatlarınıza, ne mutlu. Ne mutlu size ki Sevgililer Sevgilisine komşu oldunuz. Ne mutlu size ki geriden gelecek olanları Cennette karşılayacaksınız.

Onları her hatırlayışımızda, geride bıraktıkları emanetleriyle her karşılaşmamızda, gazilerimizle her bir araya gelişimizde aynı duyguyu tekrar tekrar yaşıyoruz. Rabbimiz bize bu makamı nasip etmediğine göre bu dünyada yapmamız gereken işler, yerine getirmemiz gereken vazifeler var demektir. İşte bu anlayışla ve şehitlerimize layık olabilmek için onların uğruna canlarını feda ettikleri ülkemizi güçlendirmek, büyütmek, geliştirmek, vatanımızın bütünlüğünü korumak, milletimizin aydınlık ve müreffeh geleceğini inşa etmek gayesiyle gece-gündüz çalışıyoruz, çalışacağız. İnşallah büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşana kadar da durup dinlenmeden mücadeleyi sürdüreceğiz.

Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile önümüze çıkartılan engelleri birer-birer aşarak, tuzakları birer-birer bozarak hedeflerimize doğru yürüyoruz. Kritik yol ayrımlarının çoğunu geride bıraktık, şimdi önümüzde 2023 hedeflerimize Cumhur İttifakı olarak o bütünleştirdiğimiz son bir eşik var, onu da aştığımızda artık ülke ve millet olarak yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye’yi bu seviyeye getirdiğimizde şehitlerimize layık olabilmenin sevincine ve huzuruna inşallah kavuşmuş olacağız.

Aziz Milletim,

Değerli Şehit Yakınları ve Gazilerimiz,

Türkiye tarihi boyunca pek çok saldırıya, pek çok tuzağa maruz kalmıştır. Milletimiz için vatanımızı korumak veya hakkımızı almak gayesiyle mücadele etmek, bu uğurda şehitler vermek; adeta ekmek yemek, su içmek kadar tabii şeylerdir. Böylesine büyük bir mücadele müktesebatına sahip millet gerektiğinde düşmanını affetmesini de, gerektiğinde yeni ittifaklar kurmasını da bilir. Ama bu milletin asla affetmeyeceği bir şey varsa, o da kendi içinden çıkan hainlerin yaptığı ihanetlerdir.

Sevgili Gençler,

Bu millet ihaneti affetmez, haini de affetmez, hainlerin arkasında duranları da affetmez. Güya kendi aklınca onları kullanarak siyasi çıkar devşirmeye kalkan mülevvesleri de affetmez. İşte bunun için diyoruz ki; ne olursa olsun FETÖ’nün son ferdi de etkisiz hale getiriline, cezasını çekene, ülkenin ve milletin kazan defterinden düşürülene kadar mücadelemiz sürecektir. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; millete silah çekenin, milletin kanını dökenin, milletin bayrağına ve ezanına göz dikenin, milletin geleceğini karartmaya kalkanın affı da olmaz, müsamahası da olmaz. Devleti karanlık mahfillerin emrine sunmak için çalışanın affı da olmaz, müsamahası da olmaz. Ülkenin geleceğini karartma pahasına kendine veya içinde yer aldığı gruba ikbal devşirme peşine düşenin affı da olmaz, müsamahası da olmaz. Gerekirse kan kusar kızılcık şerbeti içtik deriz, ama ülkemizi ve milletimizi böyle bir ayıbın içine sokmayız. Dışarıda veya içeride her kim FETÖ’cülerle, PKK’lılarla veya diğer terör örgütleriyle ilgili hak, hukuk, adalet edebiyatı yapıyorsa, bilin ki kafasının arkasında ülkemiz ve milletimizle ilgili karanlık bir amaç vardır. Bize bu şekilde nasihat çekenler var, o nasihati kendinize saklayın. Biz ne yaptığımızı, ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Paraları yokmuş, paraları kalmamış; onların paraları stoktadır stokta, onların nerede ne olduğu bellidir. Bu bizim defalarca deneyerek, doğruluğunu gördüğümüz şaşmaz bir ölçüdür.

15 Temmuz darbe girişiminin beşinci yıl dönümünde şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin de aralarında bulunduğu milletimizin huzurunda bu kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Açılışını yaptığımız 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’nin bir kez daha ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserin ortaya çıkmasında emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum. Ve gecikmeyin, en kısa zamanda bu müzemizi gezin tavsiyesinde bulunuyorum.

Hepinize sevgilerimi saygılarımı sunarken şimdiden Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum. İnşallah Pazartesi-Salı bir Kıbrıs yolculuğumuz olacak, Devlet Bey’le birlikte geniş bir ekip inşallah orada olacağız ve Kurban Bayramı’nı Kuzey Kıbrıs’ta inşallah, namazımızı da orada kılacak ve merasimlere orada katılacağız. Geniş bir ekiple beraber gidiyoruz.

Yolumuz açık olsun. Bayramımız şimdiden mübarek olsun. Kalın sağlıcakla diyor ve dua için Diyanet İşleri Başkanımızı buraya davet ediyorum.