15 Temmuz Şehitlerini Anma Programı’nda Yaptıkları Konuşma

15.07.2021

Aziz Milletim,

Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,

Değerli Milletvekilleri,

Kıymetli Şehit Yakınları ve Gazilerimiz,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 15 Temmuz destanının beşinci yıl dönümünde Gazi Meclisimizde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Sözlerimin hemen başında ülkemizin bekası, milletimizin istiklali uğrunda can veren kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Vatan ve millet için mücadele ederken gazilik mertebesine erişmiş tüm gazilerimize sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler diliyorum. O gece özgürlüğüne, ezanına, bayrağına, vatanına, devletine, geleceğine sahip çıkan milletimin tüm fertlerine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Merhum Abdurrahim Karakoç’un adeta 15 Temmuz kıyamını anlatan şu muhteşem mısralarıyla şehitlerimizi buradan selamlamak istiyorum:

“Gergin uykulardan, kör gecelerden

Bir sabah gelecek, kardan aydınlık

Sonra düğüm düğüm bilmecelerden

Bir sabah gelecek, kardan aydınlık

Vurulup ömrünün ilkbaharında

Kanından çiçekler açar yanında

Cümle şehitlerin omuzlarında

Bir sabah gelecek, kardan aydınlık.”

Evet, fedakârlıklarıyla o karanlık geceyi milletimiz ve demokrasimiz için kardan aydınlık bir sabaha kavuşturan yiğitlerin hakkını asla ödeyemeyiz. O gece çıplak elleriyle tankları durduran, ölüm kusan silahlara meydan okuyan cesaret abidelerinin hakkını ödeyemeyiz. O gece yurdu yaşatmak için can veren, ama canından aziz bildiği vatanından vazgeçmeyen kahramanların haklarını ödeyemeyiz. 15 Temmuz şehitleri, Bedir’den Çanakkale’ye, İstiklal Harbinden Kıbrıs Barış Harekâtı’na, terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlarımıza, bütün bunlarla birlikte batıla, zalime ve küfre karşı yürütülen hak mücadelesinin günümüzdeki temsilcileridir.

Onlar tarihi ile büyük, değerleriyle büyük, vicdanı, merhameti, adaletiyle büyük bir milletin gözbebekleridir. Her kim bunu gölgelemeye çalışıyorsa, ülkesine, milletine, hepsinden önemlisi o gece kanlarıyla destan yazan aziz şehitlerimize ihanet ediyor demektir. Biz şehitleriyle yaşayan, şühedanın ölmediğine inanan, diri olduklarına iman eden bir dinin müntesipleriyiz. Biz İstiklal Marşı’nda dahi şehitliği arzulayan, şehitliği yücelten, şühedanın emanetini evlatlarına hatırlatan bir milletiz. Her karışında bir yiğidin yattığı bu güzel ülkenin asli sahibi şehitler ve gazilerin başını çektiği kahramanlardır. Bu ülkenin sahibi, “Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda / Etmesinden tek vatanımdan beni dünyada cüda” diyen vatan âşıklarıdır.

Bu ülkenin sahibi eve erzak almaya değil, devletimize sahip çıkmaya geldik, diyen Batuhanlardır. Bu ülkenin sahibi, ömrünün baharında gök ekin gibi toprağa düşen Abdullah Tayyip’tir. Daha 15 yaşındayken şehadet şerbeti içen Halil İbrahim Yıldırım’dır. Bu ülkenin sahibi, bir yıllık hasadını, çocuklarının rızkını gözünü kırpmadan feda eden Kahramankazanlı çiftçilerimizdir. Bu ülkenin sahibi, yüreklerinde iman, ellerinde bayraklarla hainlere meydanları dar eden cesur kadınlardır. Günde beş vakit ezanlarımız eğer gökyüzünü süslüyorsa, minarelerimizden “Allah-u ekber” nidaları eksik olmuyorsa, bağımsızlığımızın timsali al bayrağımız 780 bin kilometrekarenin her karışında gururla dalgalanıyorsa, bu millet geleceğine umut ve güvenle bakabiliyorsa, Türkiye hedefleri ve idealleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyorsa, bunların hepsinin gerisinde ölümü öldüren kahramanların canı, kanı, gayreti, fedakârlığı vardır.

Hiç kimsenin, özellikle bu güzide çatı altında görev yapanların 15 Temmuz gecesi milletin verdiği bu şanlı mücadeleyi önemsizleştirmeye hakkı yoktur. 15 Temmuz, milletin, milli iradenin, demokrasiye gönül verenlerin zaferidir. 15 Temmuz, Hakk’ın batıla, adaletin zulme, istiklalin istiskale galip gelmesinin adıdır. Milletimiz 15 Temmuz’daki direnişiyle hem bir darbe girişimini püskürtmüş, hem de ülkemizi teslim almayı hedefleyen bir işgal teşebbüsünü engellemiştir. Genci yaşlısıyla bu millet, Türkiye’nin geçilmez olduğunu tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir.

Türk milleti sokakta istiklalini korurken, milletin vekilleri de bu yüce çatı altında demokrasiye, milli iradeye sımsıkı sahip çıkmıştır. Milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yaraşır bir şekilde tepelerine atılan bombalara rağmen halkın emanetini yere düşürmemiştir. Bu vesileyle o gece engelleri aşarak, tankların çevresinden dolanarak, namluların ucundan yürüyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelen ve milletin vekili olmanın sorumluluğunu bihakkın yerine getiren herkese şahsım, milletim ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum. Tarih 15 Temmuz gecesi yaşanan diğer kahramanlıklar gibi Gazi Meclisimizin çatısı altında sergilenen bu dayanışmayı da altın harflerle yazacaktır. Nasıl İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Büyük Millet Meclisimizin üyeleri aradan geçen 1 asra rağmen halen hayırla yâd ediliyorsa, yeni Türkiye’nin istikbal mücadelesinin önderleri de inşallah hep şükran ve minnetle anılacaktır.

Kıymetli Milletvekilleri,

Çok Değerli Dostlarım,

Şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri kutlu emanete halel getirmemek bizim en önemli görevimizdir. 40 yılı aşan siyasi hayatımızın herhangi bir döneminde hamdolsun şehitlerimizin ruhlarını muazzep edecek hiçbir adım atmadık. Özünde rekabet bulunan siyaseti ülkenin ve milletin hayrına olan işlerde yarışmak olarak gördük. Hizmet üretirken, mücadele ederken, içeride ve dışarıda milletimizin hakkını savunurken 84 milyonun tamamını kucaklamaya çalıştık. Vatanımızın bekası, milletimizin birlik ve dirliği, Türkiye’nin topyekûn refah ve huzurundan başka hiçbir hedef peşinde koşmadık. Bugün de aynı hassasiyetle çalışıyor, önceliği millet ve memleket olan herkesle Türkiye ortak paydasında buluşmaya gayret ediyoruz.

Türkiye’nin, bilhassa da Türk siyasetinin 84 milyonu ilgilendiren meselelerde milli mutabakat ruhu ile hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Siyasi partilerimiz, fikirlerimiz, hayata bakış açılarımız farklı olsa da hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, aynı iklimin insanlarıyız. Kökenlerimiz, görüşlerimiz ayrı olsa da hepimiz binlerce yıllık ortak bir mazinin inşallah kıyamete kadar sürecek ortak bir geleceğin sahipleriyiz.

Rengini şehitlerimizin kanından alan ay-yıldızlı al bayrağımız bağımsızlığımızın timsalidir. Her gün beş defa semaya yükselen ezanlarımız birlik ve beraberliğimizin remzidir. Bu sene kabul edilişinin 100. yıl dönümünü kutladığımız İstiklal Marşı 84 milyonun ortak hissiyatının sembolüdür. Bugün beşinci sene-i devriyesini idrak ettiğimiz 15 Temmuz destanı, hepimizin ortak gurur kaynağıdır.

Türkü ile Kürdü ile Çerkezi ile Alevisi ile ve Sünnisi ile, hâsılı tüm renkleri ve farklılıklarıyla Türkiye 84 milyonun tamamının ortak yurdu, ortak yuvasıdır.

Son 1,5 yıldır tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgını millet olarak kaderimizin de, kederimizin de aynı olduğunu göstermiştir. Yine bu salgın tıpkı 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi varlığımıza yönelik tehditleri ancak kenetlenmeyle aşabileceğimizi bizlere tekrar hatırlatmıştır. Yeni anayasa başta olmak üzere Türkiye’nin demokrasisini güçlendirecek, refahını artıracak, itibarını yükseltecek, toplumsal barışını perçinleyecek tüm milli meselelerde siyaset kurumunun gereken uzlaşma kültürünü yaşatması gerekiyor. Türk demokrasisinin bir daha böyle menfur saldırılara maruz kalmaması için sorumluluk sahiplerinden özellikle sorumluluk duygusuyla hareket etmesi büyük önem arz ediyor.

Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023’e eski Türkiye’nin alışkanlıkları ve kamburlarıyla değil inşallah yeni Türkiye’nin vizyonu ve heyecanıyla girmek istiyoruz. Siyaset kurumunun bunu başarabilecek olgunluğa, dirayete ve basirete sahip olduğuna inanıyorum. 84 milyonun her bir ferdinin de bizimle aynı inancı, aynı hissiyatı paylaştığını düşünüyorum.

Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum.

Bu vesileyle dün akşam Rize’mizde meydana gelen felaket sebebiyle orada gerçekten birçok kardeşimiz Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah rahmet eylesin. Bu felaket neticesinde kaybolanlar var. Şu anda üç bakanımız orada, Valimiz ve tüm görevliler arama-tarama çalışmalarını devam ettiriyorlar. Ve Rabbim bizlere bu tür felaketleri yaşatmasın diye niyazım var.

Bu düşüncelerle 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününün ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehit yakınlarımıza başsağlığı, gazilerimize sağlık ve afiyet niyaz ediyorum.

“Türkiye Geçilmez” diyerek istiklaline ve istikbaline sahip çıkan milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.