5 Haziran Dünya Çevre Günü Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

05.06.2021

Aziz Milletim,

Kıymetli İstanbullular,

Sevgili Çocuklar,

Değerli Misafirler;

Sizler en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Dünya Çevre Günü olan 5 Haziran’da burada çeşitli şehirlerimizde yapımı tamamlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yatırımlarının toplu açılış töreni vesilesiyle birarada bulunuyoruz.

Dün Zonguldak’ta Uzun Mehmet Cami’nin hemen yanındaki millet bahçesini hem hizmete açtık, hem de bizzat görme imkânı bulduk. Gerçekten de şehrimize yakışan güzel bir eseri Zonguldak’a kazandırmış olmaktan memnuniyet duyduk. Şimdi de İstanbul, Aydın, Kars, Malatya, Muş, Trabzon, Mersin ve Adıyaman’daki 10 aynı millet bahçemizi daha bugün Dünya Çevre Günü’nde hizmete açıyoruz.

Ayrıca, Van, Niğde ve Batman’daki atık su arıtma ile Artvin Hopa’daki içme suyu arıtma tesislerimizin açılışlarını gerçekleştiriyoruz. Yine bugün burada Antalya Alanya, Kocaeli Körfez, İstanbul Tuzla, Ankara Kızılcahamam, Gaziantep Şehitkamil ilçelerimizdeki atık getirme merkezlerimizi de hizmete sunuyoruz.

Bugün aynı zamanda Antalya Kaş, İstanbul Pendik, Konya Kulu, Muğla Seydikemer ilçelerimizde yapımı tamamlanan bisiklet yollarımızın resmi açılışını yapıyoruz. Böylece toplamda 814 milyon lirayı bulan millet bahçesi atık su arıtma tesisi, atık getirme tesisi ve bisiklet yolunu halkımızın istifadesine sunmuş oluyoruz.

Dünya Şehircilik Günü dolayısıyla Muğla’da 37 mavi bayraklı halk plajımız, Köyceğiz ve Dalyan’da 38 korunan alanımız, Muğla Gökova, Konya Beyşehir, Samsun Kızılırmak’ta 120 koruma izleme alanımız ile Kastamonu’da doğu çınarı ve Mersin’de zeytin olarak 84 anıt ağacımızla ilgili çalışmaların da resmi açılışlarını burada yapıyoruz.

Tüm bu eserlerin, tesislerin, hizmetlerin şehirlerimize ve milletimize hazırlı olmasını diliyorum.

Ülkemizin bu güzel eserlerle buluşmasını sağlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza, TOKİ’mize, yüklenici firmalara, mühendisinden işçisine herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Hastanelerimiz nasıl bu salgın döneminde milletimizin sağlığının korunmasında hayati öneme sahip olmuşsa, millet bahçelerimiz başta olmak üzere yeşil alanlarımız da adeta insanlarımıza nefes borusu işlevi görmüştür. Daha 20 yıl öncesine kadar pek çok şehrimizin yakasına bakışan hava kirliliği sorununun ülke genelinde önemli ölçüde azaltılmasında doğal gazın yaygınlaştırılması yanında açtığımız parkların ve bahçelerin büyük rolü olmuştur. Çevre alanında gerçekleştirdiğimiz hizmetleri millet bahçeleri projelerimizle taçlandırıyoruz.

Ülkemizin tamamında toplam 56 milyon metrekarelik bir alanı bulan 324 millet bahçesi yapmak için kollarımızı sıvamıştık. Bugüne kadar 61 millet bahçesini tamamlayarak hizmete sunduk, 46 ilimizde 10 milyon metrekarelik bir alana sahip 80 millet bahçesi şu anda yapım aşamasındadır. Ayrıca, ülke genelinde 183 millet bahçesiyle ilgili çalışmalarımız da proje ve ihale safhasındadır. Bu projeyle sadece şehirlerimize yeşil alanlar kazandırmakla kalmıyor aynı zamanda çocuklardan yaşlılara kadar her kesimin ihtiyaç duyduğu sosyal altyapıyı da milletimizin hizmetine sunuyoruz.

İnşa ettiğimiz her millet bahçesiyle şehirlerimize, bulunduğu bölgeye sosyal, kültürel ve ekonomik değer katan cazibe alanları oluşturuyoruz. Çoğu şehir merkezlerinde yer alan millet bahçelerimiz insanlarımıza yürüme mesafesinde erişim imkânı sağladığı için afetlerde toplanma alanı olarak da hizmet verecektir. İşte dün Uzun Mehmet Cami’ni açtık, ama Uzun Mehmet Cami’ni açmakla kalmadık şu anda burada, Bakanıma da söylüyorum, Uzun Mehmet Camisiyle birlikte tüm oradan itibaren Karadeniz sahilini adeta bir kordon boyu olarak bitirecek yeni bir projeyi de Zonguldak’ta hayata geçireceğiz.

Şehirlerimizin merkezlerine millet bahçeleri ve diğer çalışmalarımızla diktiğimiz milyonlarca ağacın hem altında huzurla dinlenilecek bir gölge, hem de çocuklarımıza çevre sevgisini aşılayacak bir sembol olarak asırlarca yaşayacağına inanıyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımda görevi devraldığımda İstanbul’da öyle ağaç-mağaç filan böyle bir şey yoktu zaten, görevi devraldık, bütün yollarımızın kenarlarını, orta refüjleri ağaçlarla tamamıyla yaptığımız çalışmalarla, burada bir şey ifade ediyorum, fidan dikmedik, ağaç diktik. Fidanlar zaman alırdı, onun için tüm bizim için ağaçlandırma merkezlerinden tutun ithale varıncaya kadar ağaç ithal ederek, bu noktada 10 yaş, 15 yaş grubundan ağaçlarla İstanbul’umuzun orta şevleri, yol kenarlarını bu ağaçlarla beraber tamamen döşedik ve bir anda İstanbul’umuz ağaçlandırılmış oldu. İşte bu anlayışla, geçmişte şehir merkezlerindeki alanları vatandaşlarına kapatan zihniyetin bıraktığı kötü izlerin tamamını silmekle kalmadık, 81 ilimizin tamamında şehirlerimizi çok daha fazla yeşil alanla buluşturduk. Çevre bizim işimiz, yeşil bizim işimiz ve biz bundan sonra da bunu yapmakla kalmayacak, bu noktada özellikle ağaçlandırmadaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız.

Bisiklet yollarını da şehirlerimizdeki insanlarımızın hayat kalitesini artıran hizmetler arasında görüyorum. Bilhassa büyükşehirlerimizde fiziki hareketleri giderek azalan insanlarımızın sağlıklarını korumak ve trafik yükünü azaltmak için bisiklet kullanımını teşvik ediyoruz tıpkı Konya gibi, Konya bu noktada hakikaten bir örnek. Giderek yaygınlaştırdığımız bisiklet yolları sayesinde, bu aracı tercih eden insanlarımıza kesintisiz ulaşım imkânı sağlıyoruz. Hazırlıklarını sürdürdüğümüz Türkiye bisiklet yolu master planını tamamladığımızda, Avrupa bisiklet ağı ile ülkemizi bütünleştirmiş olacağız. Planın tamamlanan güzergahlarıyla ilgili uygulama projelerinin önemli bir kısmını bu yaz aylarına yetiştirmeye gayret edeceğiz. Proje tamamlandığında, Edirne’den bisiklete binen bir vatandaşımız Hakkari’ye kadar güvenli ve kolay bir şekilde gidecektir.

İnsan ve çevre sağılığının korunmasında kritik öneme sahip katı atık toplama tesislerini de ülke genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kuraklığın giderek daha büyük bir tehdit alını aldığı şu dönemde yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızı korumanın önemi artıyor.

Küresel ısınmanın en önemli sebeplerinden biri olan çöplerden yayılan metan gazı ve karbondioksit emisyonlarını inşa ettiğimiz katı atık toplama tesisleriyle kontrol altına almayı başardık. Aynı şekilde biliyorsunuz Kartal, Pendik burada da yine metan gazı çöp depolama alanlarıyla bir tehdit vardı ve bu tehditten de Pendik’imiz, Kartal’ımızı yine biz kurtardık ve şimdi oralarda konutlar var. Yaptığımız yatırımlarla sayısını 15’ten 90’a yükselttiğimiz katı atık toplama tesislerimiz nüfusumuzun 70 milyonuna hizmet veriyor.

İnsan sağlığını koruma ve suyun kirlenmesini önlemede bir diğer önemli yatırımımız atık su arıtma tesisleridir. Ülkemizdeki atık su arıtma tesislerinin sayısını 145’ten 1170’e çıkartarak belediye nüfusunun yüzde 90’ına hizmet verebilir hale getirdik. Gelişen teknoloji sayesinde artık atık suyun pek çok farklı alanda kullanılma imkânı doğmuştur. Bu yöndeki yatırımları ve çalışmaları da destekliyoruz.

Son dönemde Marmara’da karşımıza çıkan müsilaj gibi sorunların kaynağı, aratılmadan denizlere bırakılan atık sulardır. Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanıma talimatı verdim, hiç gecikmeden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi niye bunu yapmıyor, İzmir niye yapmıyor, Konya bunu niye yapmıyor, şu niye yapmıyor, bu niye yapmıyor demeyeceğiz; ya?.. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bu işi koordinasyonunuza alacaksınız, üniversitelerle beraber el ele verip bütün başta Marmara olmak üzere bu müsilaj belasından denizlerimizi kurtaracağız. Biz bunu yapar mıyız? Yaparız. Biz bunu Haliç’te yaptık mı? Yaptık. Haliç’i nasıl temizlediysek, ki daha büyük belaydı, inşallah müsilaj belasından da denizlerimizi kurtaracağız. Tabii benim korkum, şimdi bu Karadeniz’e yayılır, Karadeniz’den bir de Marmaray’a bunun girdisi olursa bela büyüktür. Hiç gecikmeden bu adımı atmamız lazım.

Tabii iklim değişikliği sebebiyle deniz suyu sıcaklığındaki artışın da bu tabloda önemli bir payı var. Bakanlığımız 300 kişilik bir ekiple Marmara’nın 91 ayrı noktasında karada da tüm atık su arıtma, katı atık tesisleriyle kirlilik kaynağı olabilecek her yerde şu anda denetimlerini sürdürüyor. Müsilaj istilası ancak belediyelerden üniversitelere ve özel sektörümüze kadar tüm kurumlarımızın ortak gayretiyle çözülebilecek bir sorundur. Hazırladığımız eylem planıyla tüm kurumlarımızın katkısını alarak bu meselenin üstesinden geleceğimize inanıyorum.

Görüldüğü gibi çevre başlığı altındaki her alanda nüfusu yoğun yerleş yerlerimizde kritik öneme sahip hizmetleri geçmişle mukayese edilemeyecek kadar ileriye taşıdık. İnşallah sonraki nesillerin bizleri hayırla yâd edeceği bu hizmetleri her geçen yıl artırarak sürdürmekte kararlıyız.

Değerli Kardeşlerim,

Bizim medeniyetimizde yaşadığımız çevre her şeyiyle insan odaklıdır, insan önceliklidir, insan merkezli olarak şekillenir. Eşrefi mahlukat sıfatıyla insanın en başta gelen görevi de Allah’ın emanetleri olan tabiata, hayvanlara, canlı-cansız diğer tüm varlıklara müşfik davranmak, onlarla uyum içerisinde hayatını sürdürmektir ve insanla çevre arasındaki bu ilahi ölçü şehirleşme anlayışımızın da özünü oluşturur.

Şehirde yaşayanın medeni, şehir dışında yaşayanın vahşi olduğu anlayışı bize ait değildir. Tam tersine, bizde vahşi nerde yaşarsa yaşasın vahşidir, medeni de aynı şeklide nerede yaşarsa yaşasın medenidir. Bir başka deyişle, yaşadığı çevreye saygısı ve üretimiyle değer katan insan, hayatını nerede sürdürürse sürdürsün medenidir. Buna karşılık yaşadığı çevreyi tüketen, kirleten, çirkinleştiren, sadece alan, ama ona hiçbir şey vermeyen kişi de nerede yaşarsa yaşasın medeniyet dairesinin dışında demektir.

Köylerde nice medeni insana rastlarken, şehirlerde de nice vahşinin kol gezdiğini görebiliyoruz. İçtiği sudan soluduğu havaya, kopardığı bitkiden, tükettiği yiyeceğe kadar her konuda emanet bilinciyle kul hakkı şuuruyla hareket eden insanlardan oluşan bir toplumda, diğer pek araz gibi çevre sorunu da olamaz.

Rahmetli bir hocam şöyle derdi: Çocuklar, sakın ha -çevreciliği konuşuyoruz ya, Çevre Günündeyiz ya- arabasında giderken içtiği sigarayı kalkıp da arabasının penceresinden dışarı atıyorsa o bir çevre katliamı yapıyor demektir. İnceliği görüyor musunuz?  Sigarasının paketini atıyorsa o bir çevre katliamı yapıyor demektir. Affınıza sığınıyorum, eğer giderken yolun kenarına tükürse bile o bile çevre katliamı yapıyor demektir. İşte biz böyle bir medeniyetten geliyoruz. Şehirlerimize de bu anlayışla bakmamız şarttır.

Toprağı sadece çok katlı binalar dikerek, yollar, köprüler, altyapı tesisleri yaparak şehir haline getiremezsiniz. Kuru toprağı canlı bir şehir haline getiren, hayata bakışları ve günlük pratikleriyle onun içinde yaşayan inşalardır. Güzel şehirleri beton, demir, cam malzemeler değil, güzel yürekli insanlar inşa eder. Yürekler bozulmuşsa, hangi malzeme kullanılırsa kullanılsın ortaya çıkan şehirler güzelliği yansıtmaz. Ecdadımızın inşa ettiği ve hala hayranlıkla baktığımız şehirlerin altında işte bu anlayış vardır. Kendi medeniyetimizin mührünü şehirlerimize vuracak bir tasavvuru yerleştirmek için gece-gündüz mücadele ediyoruz.

Elbette özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında köylerden şehirlere yaşanan büyük akının yol açtığı tahribatları öyle kısa sürede gidermek mümkün olmuyor. Bu büyük yığılmanın tazyikiyle hızlı ve itiraf etmek gerekirse oldukça çirkin bir şekilde ortaya çıkan mahallelerin çoğu şehirlerimizin bünyesinde birer ur gibi varlığını devam ettiriyor. Kentsel dönüşüm vasıtalarıyla bütün bunların bir kısmını ortadan kaldırmış olsak da hala kat etmemiz gereken çok mesafe olduğunu biliyorum.

Hacı Bayram Veli Hazretleri, insan şehri inşa ederken aslında taşla toprağın arasında kendini de inşa eder diyor. Bugün de ihtiyacımız olan işte bu idraki canlı tutmak, yükseltmek, her işimize rehber kılmaktır. Her meselede olduğu gibi dünden aldığımız dersler ışığında tüm gücümüzü ve enerjimizi geleceğimize yöneltmeliyiz.

Ne diyor Mevlana:

“Her gün bir yerden göç etmek değil,

Her gün yeni bir yere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Evet, biz de maziden atiye kurduğumuz köprüyü her gün yeni şeyler söyleyerek, her gün önümüzde yeni ufuklar açarak, her gün daha çok çalışarak hep daha ileriye taşımalıyız, ülkemizi daha güçlendirmeliyiz, şehirlerimizi daha güzelleştirmeliyiz, milletimizi daha müreffeh hale getirmeliyiz. Velhasıl, her alanda olduğu gibi çevre alanında da büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını, ilhamını kadim medeniyetimizden alan bir anlayışla süratlendirmeliyiz.

Açılışını yapmak üzere beraber olduğumuz ve birazdan bir kısmını canlı bağlantıyla göreceğimiz eserlerin işte bu büyük medeniyet atılımının yapı taşları olduğuna inanıyorum.

Şu anda içinde bulunduğumuz Pendik Millet Bahçesi gerçekten tek kelimeyle muhteşem.

Başta Çevre ve Şehircilik Bakanıma, bunun yanında Pendik Belediyemize, tabii buradan diğer tüm illerdeki belediyelerimize diyorum ki, oralarda yaşayan tüm vatandaşlarıma bu millet bahçeleri hayırlı olsun.

Bu duygularla açılışını yaptığımız millet bahçesi, atık su arıtma tesisleri, atık getirme tesisi ve bisiklet yolu projeleriyle mavi bayrak koruma alanı, koruma, izleme ve anıt ağaç çalışmalarının bir kez daha ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Şu anda içinde bulunduğumuz Pendik Millet Bahçesi’nde faaliyet yürüten ve biraz sonra kendileriyle birlikte olacağımız çevre gönüllüsü müfettiş yavrularımızın her birinin gözlerinden öpüyorum.

Her biri diğerinden güzel bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen Çevre ve Şehircilik Bakanımıza ve ekibine tekrar teşekkür ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.