Taksim Cami Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

28.05.2021

Bismillahirrahmanirrahim

Aziz Kardeşlerim,

Değerli Misafirler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Esselamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun. Cumanızın mübarek, gönüllerinizin huzurlu, sağlığınızın yerinde olmasını Allah’tan diliyorum.

Bugün bizleri burada bir araya getiren Rabbimize hamdüsenalar ediyorum. Sudan ve diğer kardeş ülkelerden heyecanımıza ortak olmak üzere aramızda bulunan kıymetli misafirlerimize ayrıca hoş geldiniz diyorum. Sudan nere, Taksim nere? İşte buraya getiren o aşk başka bir aşk.

Biraz önce ilk Cuma namazını eda ettiğimiz Taksim Camimizin İstanbul’umuz, ülkemiz ve alemi İslam için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu güzel eserin inşasını üstlenen Sur Yapı’nın sahipleri Altan, Hakan, Ufuk ve Atilla Elmas beyefendiler başta olmak üzere mimarından sanatçısına, işçisine kadar herkese şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Az önce Altan Bey, “ben buranın çocuğuyum” dedi. Altan Bey, sen buranın çocuğusun da biz, başka yerin çocuğu değiliz, ben de Kasımpaşa’nın çocuğuyum. Buralarda çok gezdik tozduk ve keşke dili olsa da buralar konuşsa. Talimhane ve Dolmabahçe, buralarda çok dolaştık. Fakat Taksim Cami bizim dünyamızda farklı bir öneme sahipti. Çünkü Cami’nin yerinde mescit bile yok ve burada maalesef cami yapımına müsaade yok ve adeta kümes gibi bir yerde gazeteler üzerinde müminler namazlarını eda etmeye çalışıyorlardı. Ve o günlerden bugünlere, 40’lı yıllar, 50’li yıllardan bugünlere kimler geldi, kimler geçti. İstanbul’umuzun en güzel yerlerinden biri olan Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarının kesişim noktasında yer alan camimizin içinden cemaati, minarelerinden ezanı, kubbesinden Kur’an nidaları inşallah kıyamete kadar eksik olmayacaktır.

Mimarisiyle tarihi Beyoğlu’na uyumu yanında mühendislik yöntemiyle de ülkemizde ve dünyada sayılı projeler arasında yer alan camimiz İstanbul’un sembolleri arasındaki seçkin yerini elhamdülillah şimdiden almıştır. İbadet mekanlarının yanı sıra dijital kütüphanesi, kitap okuma, dinlenme ve sergi alanlarıyla Taksim Cami İstanbul’un en önemli kültür sanat merkezlerinden biri olacaktır.

Üzerine oturduğu 2,5 dönümlük arsa üzerinde 33 metreyi bulan kubbe yüksekliğine, 65 metreye yakın minare uzunluğuna sahip açık ve kapalı alanlarında 4 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği camimizin inşasında kullanılan her malzeme titizlikle seçilmiştir. Mihrap, minber ve kürsü ise bizzat caminin banisi Altan Elmas tarafından tasarlanmıştır.

Taksim Cami’ni bir süre önce yeniden ibadete açtığımız Ayasofya Cami Kebiri’ne verilen bir selam, yarın ulaşacağımız İstanbul’un fethinin 568. yıldönümüne bir hediye olarak görüyorum.

Bu vesileyle şehri İstanbul’u medeniyet mirasımıza katan Fatih Sultan Mehmet Han’ı da burada bir kez daha hürmetle yâd ediyorum. Asırlardır davalarına hayat vermek için kendi canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizin her birine cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.

Cami İstanbul’un en önemli kültür sanat merkezlerinden biri olacaktır. Üzerine oturduğu 2.5 dönümlük arsa üzerinde 33 metreyi bulan kubbe yüksekliğine 65 metreye yakın minare uzunluğuna sahip açık ve kapalı alanlarında 4 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği camimizin inşasında kullanılan her malzeme titizlikle seçilmiştir.

Mihrap minber ve kürsü ise bizzat caminin banisi Altan Elmas tarafından tasarlanmıştır. Taksim camini bir süre önce yeniden ibadete açtığımız Ayasofya Cami kebirine verilen bir selam yarın ulaşacağımız İstanbul’un Fethi’nin 568. yıl dönümüne bir hediye olarak görüyorum.

Bu vesileyle şehri İstanbul’u medeniyet mirasımıza katan Fatih Sultan Mehmet Han’ı da burada bir kez daha hürmetle yâd ediyorum. Asırlardır davalarına hayat vermek için kedi canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizin her birine Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Taksim Cami yaklaşık 1,5 asırlık bir mücadelenin ardından İstanbul’umuza kazandırılmıştır. Evet, bu meydanda bir cami inşaatı fikri tarihimize 93 Harbi diye geçen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi yıllarına kadar uzanır. Ülkemizin Kurtuluş Savaşı yıllarında da bu fikir milletimizin istiklal ve istikbal azminin bir sembolü olarak yeniden gündeme gelmiştir. Bölgedeki pek çok kiliseye karşılık sadece Ağa Cami’nin Taksim’e selam verdiğini gören –burası çok önemli- Nazım Hikmet bu tabloyu dizelere şöyle dökmüştür:

“Havsalam almıyordu bu hazin hali önce

Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce

Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;

Allah’ımın ismini daha çok candan andım.”

Nazım’ı bile hüzünlendiren bu tabloya rağmen Taksim’de özlenen caminin yapılması bir yana tek parti döneminde Ayasofya ve Bezmialem camileri müzeye çevrilerek milletimizin kalbinde yeni yaralar açılmıştır.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle Taksim cami arayışları yeniden hız kazanmıştır. Bunun için kurulan bir dernek vasıtasıyla gösterilen gayretlere rağmen somut adım atılamadan 27 Mayıs darbesi gerçekleşmiştir. Darbenin ardından 1965 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Taksim Cami’nin inşası için gereken arsanın Vakıflar Müdürlüğüne devrini sağlamıştır. Ancak bu tahsis CHP’li belediyenin kararı mahkemeye götürmesiyle durdurulmuştur. Merhum Demirel’in 1979 yılında bu konuda alınmasını sağladığı Bakanlar Kurulu Kararı ise 12 Eylül darbecileri tarafından iptal edilmiştir.

Neler çekti burası ya, neler. Rahmetli Özal’ın Başbakanlığı döneminde Elmas ailesi kendisine başvurarak, camiyi inşa etme niyetlerini dile getirmişlerse de şartlar uygun olmadığı için netice alınamamıştır. 1991 yılına gelindiğinde İbrahim Arslan’ın başkanlığında şahsımın da aralarında yer aldığı 86 kişiyle birlikte Taksim Cami Kültür ve Sanat Vakfı kurularak, mücadelede yeni bir safhaya geçilmiştir. Ülkemizin önde gelen iş, fikir ve sanat insanlarından müteşekkil bu vakfın girişimi de dönemin Belediyesinin planda gereken değişiklikleri yapmamasıyla sonuçsuz kalmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçildiğimde milletimize verdiğimiz sözlerden biri de bu caminin inşaatını gerçekleştirmekti. Ancak 28 Şubat süreci ve sonrasındaki gelişmeler sebebiyle bu sözümüzü o dönemde yerine getiremedik. Aynı amaçla Başbakan olarak 2013 yılında tekrar harekete geçtiğimizde ise karşımızda Gezi olaylarını bulduk. Gezi olayları, o teröristlerin karşımıza dikildiği an. Milletimizin 15 Temmuz şanlı direnişinin ardından artık hiçbir gücün bu girişimin önüne geçemeyeceği azim ve kararlığıyla yeniden kolları sıvadık. Elmas ailesi bize gelerek caminin inşasına talip olduklarını tekrar söylediler. Biz de bunun üzerine gereken hazırlıkları süratle tamamlayarak, 2017 Haziran’ında cami inşaatına başlanabilmesini temin ettik. İşte bugün de camimizi tekbirlerle, salavatlarla, dualarla ibadete açtık.

Rabbimiz Tevbe Suresi’nde şöyle buyuruyor: Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dost doğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, böyle buyuruyor.

Son dönemde Büyük Çamlıca Cami’nin tamamlanması ve Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının ardından İstanbul’a kazandırdığımız bu üçüncü önemli manevi mirasın asırlar boyunca şehrimizi bir kandil gibi ışıtacağına inanıyorum. İnşallah bu arada hızla bir eserimiz daha yükseliyor o da evet, Barbaros Bulvarı üzerinde Barbaros Hayrettin Paşa Cami’ni inşa ediyoruz. Onu da kısa zamanda bitireceğiz. Çünkü Barbaros oradan Beşiktaş’a indi, şimdi de camiyi inşa ederek oradan, orası da adeta bir mabetsiz beldedir, ama şimdi Barbaros Hayrettin Paşa Cami’ni orada yaparak, inşallah orayı da mabetsiz olmaktan çıkartıp oradaki Müslümanların ibadet edebilecekleri bir yeri hazırlayacağız.

Kardeşlerim,

Camiler insanların cem olduğu, yani kardeşliklerini pekiştirdikleri yerlerdir. Dünyanın dört bir yanında acıların, zulümlerin, adaletsizliklerin, sapkınlıkların kol gezdiği bir dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Kardeşliğimizi güçlendirmeye başlayacağımız ilk yer de tüm farklılıklarımızdan sıyrılarak sadece kul olarak Rabbimizin huzuruna vardığımız camilerimiz olmalıdır. Envaı çeşit hile ve desiseyle, fitneyle, yalanla, tuzakla, milletimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozamayanlar camilerimizi de hedef almıştır. FETÖ’nün ibadet ve hayır kisvesi altında sergilediği ihanetin benzerlerini farklı görünümler, sıfatlar, bahaneler altında tekrarlamaya çalışanlara asla geçit vermeyeceğiz. Milletimizin bin yıldır canı pahasına koruduğu, alın teriyle yükselttiği, gözünden bile sakındığı vatanını parçalamak, devletini zayıflatma, uhuvvetini bozmak için uğraşanların sonu yine hüsran olacaktır. Şahadetleri dinin demeli olan ezanlarımızı susturmaya, şehitlerimizin emaneti olan bayrağımızı indirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Türkiye’nin sadece kendi sınırlarından ibaret, sadece kendi vatandaşlarıyla kain bir ülke olmadığının en büyük ispatı, maruz kaldığı saldırılardır. Ülkemizi adeta yeni bir istiklal mücadelesiyle karşı karşıya bırakan bu saldırıların hepsini de hamdolsun akamete uğratmayı başardık. İnşallah bundan sonra da aynı azimle, kararlılıkla, dirayetle yolumuza devam edeceğiz. Kuşkusuz bozguna uğrattığımız her kirli atağın yerini yenisi alacaktır.

Unutmayın, zalimle mazlumun, haklıyla haksızın, doğruyla yanlışın mücadelesi kıyamete kadar sürecektir. Bize düşen, hep doğruyu ve hakkı savunarak mazlumun yanında yer almak, zalime karşı koymaktır. Şayet bunun için ülke ve millet olarak önümüze bir fatura konacak, onu da göze alıyoruz. Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz emaneti bizden sonraki nesillere boynumuz bükük, yüzümüz al ve ak şekilde teslim etmektense, başımız dik, yüreğimiz ferah olarak yedi düvelle karşı karşıya gelmeyi tercih ederiz.

Şunu unutmayın: Kitabımız Kur'an-ı Kerim’de, “üzülmeyin, inanıyorsanız üstün olan muhakkak sizsiniz” diye buyurduğu, İstiklal Marşı’nın “korkma” diye başladığı bir milletin siyasi, sosyal, ekonomik hiçbir tehdide baş eğmesini mümkün değildir. Şu anda buradan, Taksim Cami önünden yankılanan sessin ülkemiz üzerinde hesapları olan tüm emperyalistleri, terör destekçilerini, insanlık düşmanlıklarını rahatsız ettiğinden şüpheniz olmasın. Taksim Cami kendi vatandaşlarıyla birlikte tüm dost ve kardeşlerinin, tüm insanlığın umudu olan büyük ve güçlü Türkiye’nin doğuşunun işaret taşlarından biridir.

Ve unutmayın, milletimiz 150 yıllık hayaline bugün kavuşmuştur. Ülkemiz istiklalimizin timsali yeni bir eser daha kazanmıştır. Bu uzun mücadele döneminde camimizin vücut bulması konusunda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Özellikle camimizin inşasını üstlenen Elmas Ailesini bir kez daha tebrik ediyorum, şahsım, ailem, milletim adına tebrik ediyorum.

Namazlarıyla, dualarıyla, zikirleriyle, ilmi ve içtimai çalışmalarıyla bu eseri ihya ve imar edecek olan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun diyorum.

Burada yapılacak duaların, edilecek ibadetlerin hak katında kabul olmasını niyaz ediyorum.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, kalın sağlıcakla.