Kütüphane Söyleşileri’nde Gençlerle Buluşma

18.05.2021

Hoş geldiniz.

Evet, buyurun söz sizde. Sorularınızı alabilirim ve bu sorulara da mümkün olduğunca kısa bir şekilde cevap verelim. İşaret buyurursanız ben de işaret buyuran kardeşlerimize sözü vereyim.

SORU-Merhaba, ben Uğur Karatay, Samsun’dan geliyorum. Şampiyonlar Ligi ve Formula 1’e kovid salgını sebebiyle ev sahipliği yapamayacağımız açıklandı. Öncelikle bu kararı doğru buluyor musunuz ve Formula 1 gibi organizasyonların ülkemizde gerçekleşebilmesi için destek vermeye devam edecek misiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her şeyden önce gerek UEFA, gerek Formula 1 konusunda bana göre siyasi bir karar aldılar. Siyasi bir karar diyorum, çünkü 1-2 yıl öncesinden özellikle Şampiyonlar Ligi’nin Türkiye’de oynanacağına dair kararı bildirmişlerdi. Tabii ne zaman ki İngiliz Ligi’nden iki takım bu noktada finali oynama hakkını kazanınca birden ibre değişti. Hatta önce İngiltere, Sayın Başbakana da pek bu arada ulaşamadık, bu işte çok baskı yaptı. Tabii biz de UEFA’ya bu konuda gerekli baskıları gerek oradaki arkadaşımız vasıtasıyla, gerekse İngiltere’deki bakanlar aracılığıyla yaptıysak da sonunda işte bize 2023 Şampiyonlar Ligi’ni verme taahhüdünde bulundular ve Portekiz’e bu seneki Şampiyonlar Ligi’ni kaydırdılar.

Formula 1’e gelince, Formula 1’de de geçen yıl biliyorsunuz bizde gerçekten çok çok başarılı bir organizasyon yapıldı ve Formula 1’le ilgili olarak da katılımcıların hepsi de bizde gerek organizasyonun, gerekse pistin onlar için çok çok verimli olduğunu, güzel olduğunu söylediler, buradan da memnuniyetle ayrıldılar. Ve bu sene de öncelikle bize bunun verildiğini söylediler, ama sonra bir anda tekrar buradan farklı bir yere Formula 1’i de kaydırdılar. Biz de, olanda hayır vardır diyoruz, çok da üzülmüyoruz, hayırlı olsun.

SORU-Merhabalar Sayın Cumhurbaşkanım. İsmim Bilge Naz, Denizli’den geliyorum ben de.

Ben sorumu sormadan önce biraz böyle hani duygularımdan bahsetmek istedim açıkçası. Siz gelirken ufak fısıltılarınızı duyduk hani oradaki böyle konuşmalarınızı, buraya fısıltı gibi geldi ve ben inanılmaz heyecanlandım, buradaki birçok arkadaşım da eminim öyledir. Bunun da sebebi; işte bize hep çocukken yarının büyüklerisiniz dendi ve biz artık işte bugünün ortaklarıyız ve bugün sizlerle bir şeyler paylaşabiliyoruz. Bu fırsat için gerçekten teşekkürler, ev sahipliğiniz için ayrıca teşekkürler. Geldiğimizden beri ben kendi adıma prensesler gibi misafir ediliyorum burada; bu da çok güzel bir şey.

Bununla beraber aynı zamanda 24 yaşında bir gencim, gençlik çalışmalarıyla ilgileniyorum bir genç olarak. Çeşitli işte gençler kendilerini geliştirebilsin diye faaliyetlerde bulunuyorum, kendi adıma da öyle bahsedebilirim. Siyaset bilimi ve kamu yönetimi yüksek lisans öğrencisiyim, aslen de Çorum İskilipliyim. Hem memleketimden, ailemden, hem de yaşadığım şehir Denizli’den sizlere de çok selamlar getirdim bu arada.

Soruma gelince de, öncelikle nasılsınız demek isterim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gayet iyiyim. Sizlerle bir arada olunca tabii iyi olmamak mümkün değil, siz ayrıca bir dinamizm bizlere veriyorsunuz, bundan dolayı da ayrıca çok çok teşekkür ediyorum.

SORU- Ben de çok teşekkür ederim. Ben biraz böyle heyecanlı konuşunca hızlı konuşuyorum galiba ama…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok, gayet iyi.

SORU- Anlaşılıyor o zaman. Soruma gelince de Cumhurbaşkanım; biliyorsunuz ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısı giderek artmakta, bu noktada üniversitelerimizin sağladığı imkânlar da bir hayli geçmiş yıllara göre gelişmiş durumda. Bu hem kültürel anlamda, hem sosyoekonomik anlamda güzel bir durum. Ancak şöyle: Biz gençlerin de ufak bir tedirginliği var, şimdi ne kadar iyi anlamda gelişmeler yaşansa da, bir noktada da belki kontenjanlar noktasında bir kısıtlama ya da sınırlama gibi algılayabiliyoruz. Bu noktada siz ne düşünürsünüz, ben bunu merak etmiştim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Burada tabii öncelikle ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak, Başkanı olarak yabancı öğrenci ifadesini kullanmak istemiyorum. Artık bunlara ben küresel diyorum. Çünkü yabancı dediğimiz zaman onu özellikle o ülkelerden gelenlere karşı adeta yabancılaşma veyahut da yabancıyı adeta kabul etme gibi bir şeyi acaba onları üzer miyiz veya saygıda kusur etmiş olur muyuz, hani çok misafirperveriz ya Türkiye olarak. Bundan dolayı küresel veyahut da uluslararası öğrenciler olarak bunu söylüyoruz.

Şimdi Türkiye olarak 200 bin öğrenciye çıktık bu noktada. Ve Türkiye bu kabulde dünyada saygın, sayılı ülkeler arasına girmiş bulunuyor ve şu anda da bu kabul artarak devam ediyor. Bu kararlılığımızı aynen daha da devam ettireceğiz.

Bu neyi getiriyor? Bu bir defa her şeyden önce yarınlarda bu küresel öğrencilerin bizim ülkemizden ayrıldıktan sonra, mezun olduktan sonra kendi ülkesinde veya gittikleri herhangi bir yerde bizim adımıza bir misyon şefliği yapacaklar. Yani Türkiye’nin oralarda bir misyon şefi olacak. Oralarda adeta bizi temsil edecekler. Ve bizim adımıza oralarda birçok propagandalar yapacaklar. Şimdi zaman zaman gittiğim değişik yerlerde bizde okuyup yetişmiş, bizden ayrılıp gitmiş olan öğrencilerin bu noktadaki bizim lehimizde yaptıkları propagandaları biliyorum; bu da tabii bizi ciddi manada sevindiriyor. İnanıyorum ki bundan sonraki süreç çok daha farklı olacak, çünkü branşlar daha da yayılıyor, çok daha değişik branşlarda ülkemizde okuyup yetişip ondan sonra giden bu evlatlarımız, bu öğrencilerimiz Türkiye’nin adına oralarda çok ciddi propagandalar yapacak, bizim birer propagandistimiz olarak kendi ülkesinde de, gittikleri farklı ülkelerde de bu çalışmaları yürütecekler, bundan hiç endişeniz olmasın. Onun için de siz bu öğrencileri sahiplenin, bunları adeta kendi adımıza yetiştirip kendi ülkelerine veya gidecekleri herhangi bir ülkede bu çalışmaları yapmalarına yardımcı olalım.

SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, ismim Ömer Faruk Erdoğan, İstanbul’dan katılıyorum.

Malumunuz Filistin, katliam ve insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya. Uluslararası medya, batılı devletler ve uluslararası organizasyonlar ilk günden beridir sessizliğini koruyorlar. Uluslararası medya binaları bombalanıyor. Mazlum çocuklar, kadınlar, yaşlı-genç erkek demeden insanlar katlediliyor. Bu insan hakları ihlalleri ve bu zulüm ne zaman son bulacak, görüşleriniz nelerdir?

Çok teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben teşekkür ediyorum. Her şeyden önce olayı uluslararası bazda değerlendirmeyelim. Maalesef ülkemizde de aynı kafada olan, aynı yanlışı ortaya koyan siyasi liderler var. İşte şu anda muhalefetin bir kanadı örneğin beni Netanyahu ile adeta aynı çizgide olduğumu söyleyecek kadar bugün yapmış olduğu Grup Toplantısında bir açıklama yapıyor. Filistin dendiği zaman, benim ciğerlerim adeta sese gelir ve o Filistin’in haritadaki yerini bilmeyecek kadar zavallıdır. Ben ise, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 47’den bugüne bu terör devleti İsrail’in Filistin’i nasıl topraklarını işgal edip 47’den itibaren bugünlere geldiğini Genel Kurul’da haritayla göstermişimdir. Belki birçoklarınız da benim o konuşmamı izlemişsinizdir ve 47’den bugüne kadar nasıl o topraklar işgal edile-edile küçüldü ve bugün adeta işgal devleti, terör devleti İsrail, Filistinli kardeşlerimize yaşanacak yer bırakmadı, o hale getirildi. Şimdi utanmadan sıkılmadan kalkıp beni Netanyahu ile aynı kefeye koyacak kadar ahlaksızlaşan bizde siyasetçi var. Ve bir kadın olması hasebiyle daha ileri gidecek değilim, ama ben bugüne kadar Netanyahu’yla bir araya gelmiş dahi değilim. Ben Şaron’la bir araya geldim, benim biliyorsunuz, bir de yine İsrail’in Başbakanı ile Davos’ta bir maceram oldu. Davos’ta da o zamanki o İsrail’in Başbakanına verdiğim cevabı tüm dünya biliyor. Bunlar çünkü çocukları katlederler şehit ederler, kadınları katlederler şehit ederler, yaşlı insanları katlederler şehit ederler, siz busunuz, dedim, bunu orada söyledim, Davos’ta söyledim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söyledim. Yani bunu söylemiş ve 40 yıllık siyasi hayatı özellikle bunlarla mücadele ede-ede geçmiş olan bir Erdoğan’a sen bunu söyleyemezsin. Bu senin ne haddinedir, ne de sana böyle bir fırsatı kimse vermez. Bundan sonraki süreçte de bizim Filistinli kardeşlerimize olan desteklerimiz gerek insani yardım konusunda, gerek diğer konularda, şimdiden söylüyorum kendisine; bugüne kadar Filistin’e Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapmış olduğu tüm destekler AK Parti iktidarı dönemindedir. Hanımefendi, önce bunu bir öğren, ne yapmışız bunu bir öğren. Hastanelerine varıncaya kadar biz bunları oralara yaptık. İnsani yardımları yaptık ve bunun dışında birçok desteklerimizi yaptık, yapıyoruz ve yapacağız; bunu da tabii özellikle bilmesini isterim. Ama bilmez, bunların böyle bir derdi yok. Bunlar eninde-sonunda nereye varırlar? Ha bunlar Esed’in yanında yer alırlar, bunlar Filistin’e karşı düşman olanların yanlarında yer alırlar. Bunlar ne derlerse desinler, Netanyahu hiçbir zaman bizim dostumuz olmamıştır, olmayacaktır ve biz de Netanyahu’ya karşı bugüne kadar verdiğimiz mücadele neyse, bundan sonra da ayın mücadeleyi vererek yolumuza devam edeceğiz.

SORU-Merhabalar Sayın Cumhurbaşkanım. Öncelikle bugün burada bizi misafir ettiğiniz için çok teşekkür etmek istiyorum. Ankara’dan katılıyorum, ismim Feyza Sıla Akgün. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 4 öğrencisiyim.

Benim sorum, aslında öncelikle bizim mesleğimiz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek gayesi taşıdığımızdan ben de şunu sormak istiyorum: Hayvan hakları malumunuz bayağı gündemde. Burada aslında iki türlü bir rahatsızlık görüyoruz. Hani sokak hayvanlarının işte sokaklarda insanlara rahatsızlık vermesi durumu var, bir de yine sokak hayvanlarına işkence edildiğini, eziyet edildiğini görüyoruz. Ben şunu sormak istiyorum: Hükümetimizin bu konuda çalışmaları nelerdir, bu konuda yeni bir yasa çalışması var mı, bu durum nasıl düzeltilebilir? İki türlü bir rahatsızlık var, bunun giderilmesi için ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben çok teşekkür ediyorum. Şu anda hayvan hakları konusunda özellikle Tekirdağ Milletvekilimiz ve Genel Başkan Yardımcımız, her ikisi de yoğun bir çalışmanın içerisindeler; Mustafa Yel ve Özlem Hanım bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyorlar. Tabii bu son dönemlerde yeni bir durum daha ortaya çıktı.

Şimdi sokak hayvanlarıyla iş tabii bitmiyor, bir de adeta böyle süs eşyası gibi alınıp satılan hayvanlar-hayvancıklar var, yani özellikle bu AVM’lerde bu tür alışverişler var. Tabii bunlarla beraber bir de tabii sokaklarda sahibinin elinde yürüyen –isimlerini vermeyeceğim- hayvanlar var ki bu hayvanlar da baktığınız zaman hakikaten çok çok güzel hayvanlar, ama affetmiyor, icabında sahibinin elinden kopup ayrılıp gidip bir kediyi parçalayabiliyor veyahut da gidip orada bir çocuğu parçalayabiliyor, bu tür hayvanlar da var. Bütün bunların yanında sokak hayvanlarıyla ilgili çalışmaları devlet olarak biz de yürütüyoruz, belediyeler de yürütüyor.

Ama son zamanlarda bir şey daha gelişti, o da nedir? İstanbul’un Adalar ilçesinde biliyorsunuz 900’ü aşkın at adeta telef edilmeyle karşı karşıya getirildi, bunlar at. Peki, neydi durum? Bu atlar önce dedik ki; Adalar’dan alınsın. Ne olsun? Adalar’a elektrikli otomobiller getirilsin, yani bu atların yaptığı işi bu elektrikli otomobiller yapsın. Bunu Bakanımla, İçişleri Bakanımla vesaire görüştük. İçişleri Bakanım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyla da görüştü ve mutabık kaldı. Ben de Cumhurbaşkanı olarak isabetli olur dedim, bu şekilde yapalım, ama elektrikli olmak kaydıyla. Çünkü benzinli veyahut da bir diğer dizel falan, bunlar olmaz. Çünkü bunlar orada ne yapacaktır, turistleri, vatandaşı ciddi manada rahatsız edecektir. Ama artık burada böyle bir karar verildiğine göre atları buradan uygun bir mahalle transfer edelim, Adalar’da artık at olmasın. Öyle bir noktaya geldi ki, 900’ü aşkın atın nerede olduğu dahi belli değil. Günlerce televizyonlarda bu atlar nerede sorusu cevabını aradı, bu cevap bulunamadı. Şimdi bunun cevabını kim vermesi? İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanının vermesi lazım veya Adalar İlçe Belediyesi vermesi lazım. Nerede bu atlar? Bunların hastalık üretmesi söz konusu olabilir, bununla ilgili de bir cevap yok. Önce Çin’den otomobillerin getirilmesi konuşuldu, daha sonra bunun yarı yolda kaldığı vesaire söylendi. Bir ara Bursa’dan böyle bir otomobil üretimi söz konusu falan dendi, maalesef bu da ortada kaldı. Ve bu otomobil sorunu çözülemedi. Şimdi bu sorumlu olan Adalar İlçe Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi bu konuyu bir defa çözmesi lazım, çözdükten sonra da Adalar sorunu çözülmeli.

Ancak hayvan haklarıyla ilgili konuda artık sona geliyoruz ve bu konuyu Genel Başkan Yardımcım Özlem Hanım ve Tekirdağ Milletvekilim ki bu işin Komisyon Başkanıdır, Mustafa Yel, onlar yakından takip ediyorlar ve kısa zaman içerisinde inşallah neticeye varacağız ve adımı da atacağız.

SORU- Merhabalar Sayın Cumhurbaşkanım. İsmim Murat Küçük, Irak Türkmeniyim, Kerküklüyüm, Gaziantep’te Türkçe Öğretmenlik mezunuyum, yüksek lisansa hazırlanıyorum.

Öncelikle böyle bir platformda buluştuğumuz için, böyle bir ev sahipliği yaptığınız için size teşekkür ederim. Memleketten, Kerkük’ten, Türkmeneli’den size kucak dolusu selamlar getirdim. Orada size karşı çok büyük bir ilgi var tüm Türk dünyasında olduğu gibi Kerkük’teki Türkmenler de, Musul’daki Türkmenler her zaman sizi yanlarında hissediyor.

Sorum şöyle olacak Sayın Cumhurbaşkanım: Biliyorsunuz Filistin’de ve dünyada ne kadar Müslüman varsa, ne kadar da Türk varsa her zaman ya bir katliama uğramıştır, ya bir soykırıma uğramıştır. Türkler hiçbir zaman ne katliam yapmıştır, ne de bir soykırıma girişmiştir. Bugün Irak’ta da Osmanlı sonrasında Türkmenler çileli bir kader yaşamaktadır. Ve Türkmeneli’de 2023 vizyonunuza dair büyük bir beklenti var, ciddi bir beklenti var olduğunu söylemek isterim. 100 yıllık bu hasret sona erecek mi, o soruyu soracağım?

Ve özellikle de Türkmeneli’den size büyük bir davet var, Irak’ı ziyaretinizde mutlaka Türkmeneli bölgesini, Kerkük’ü, Musul’u görmenizi temenni ediyoruz, başımızın üzerinde yeriniz var.

Sağ olun.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de çok çok teşekkür ediyorum.

Tabii Türkiye’den Türkmeneli ile bizim çok çok aşırı ilgilenmemiz birilerini yine rahatsız ediyor. Ama rahatsız etse de-etmese de Türkmeneli’ne biz şu anda verdiğimiz her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Malum Türmeneli’ne madden-manen her türlü desteği veriyoruz. Bunları sınıflandırmaya gerek yok, yani ne veriyoruz-ne ediyoruz, bunları anlatmama gerek yok. Ama bunu Türkmeneli’ni yönetenler, Türkmeneli’ndeki kardeşlerim biz onlara ne gibi destekler veriyoruz, ne gibi yardımlar yapıyoruz bunları gayet iyi biliyorlar.

Tabii aynı durum az önce konuştuğumuz Filistin için de geçerli. Yani Filistin’e biz ne veriyoruz, bunu Filistin’i yönetenler çok iyi bilir. Ve ben bunu buradan anlatıp da yani Türkiye’deki Ana Muhalefete, muhalefete ifade etmeme gerek yok. Benim için önemli olan, bu işi biz iktidara gelene kadar hiçbir Türkiye’deki yönetim kadroları bu tür destekleri Filistin’e vermedi, Irak Türkmeneli’ne vermediler, ama biz verdik ve veriyoruz.

Bakın şu anda biz Irak, özellikle Kuzey Irak’ta terör örgütüyle mücadeleyi veriyor muyuz? Veriyoruz. Başika’da kampı kurduk mu? Kurduk. Başika’daki kampı biz niye kurduk? Oradaki zulmü durdurmak için kurduk. Orada şu anda bizim üssümüz var, kampımız var ve bu kampla beraber de biz orada Türkmeneli’nde olsun, diğer yerlerde olsun yapılacak veya yapılmakta olan zulme karşı biz askerimizle yer aldık. Ve mücadelemizi de orada kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Hani diyorum ya, bizim için Türkiye 780 bin kilometrekare değildir, bizim için her yer Türkiye’dir. Onun için de buralarda attığımız adımlar, Filistin’de de, Kıbrıs’ta da, Doğu Akdeniz’de de, aynı şekilde Irak’ta da hep bunun içindir. Eğer bize bu soruları o soran zevat, muhalefet şu anda iktidarda olsaydı bizim Doğu Akdeniz’de halimiz haraptı. Biz Kıbrıs’ın çevresindeki bütün o haklarımız noktasında hiçbir şeyi hak edinemezdik. Bunlar bir tane sismik araştırma gemisi alamadılar, bir tane sondaj gemisi alamadılar. Ama biz sondaj gemilerini aldık, sismik araştırma gemilerini aldık, şu anda bizim 5 tane bu şekilde gemimiz var ve kimseye muhtaç değiliz. Ama bizden önce Türkiye’nin böyle bir imkânı yoktu, ama şimdi bu imkânlarımız var. Ve bunların maliyetleri çok çok büyük, ama biz bunları öyle bir zamanlamasını güzel yaptık ki bu zamanlamayla beraber de bu gemileri ülkemize kazandırdık. Şimdi de inşallah güzel müjdeler de alıyoruz, bu müjdelerle beraber de yakında inşallah petrol, doğal gaz, bunların haberini alırsanız şaşmayın. Bunları zaten aldığımız andan itibaren dünyanın Türkiye’ye bakışı çok daha farklı olacak. Bu bakımdan şu anda dünya bizi kıskanıyor, kıskanmakta da haklılar. Varsın kıskansınlar.

Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs… Niye rahatsızlar? Çünkü bizim gemilerimiz orada. Geçen gün açıklama yaptı arkadaşlarımız da, inşallah 20 Temmuz’da ben Kıbrıs’ta olacağım ve Kuzey Kıbrıs’tan gerekli mesajları tüm dünyaya inşallah oradan vereceğim ve onun için Kuzey Kıbrıs’ta olacağım. Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta bizim bulunmamız, Kuzey Kıbrıs’tan bizim vereceğimiz mesajlar sadece adayı değil tüm dünyayı ilgilendiriyor ve eğer siz bu kararlılığınızı göstermezseniz, bu duruşunuzu ortaya koyamazsanız, kimse sizi adam yerine koymaz. Bakın birçok adımlar attık biz adada ve bu adımları geliştirerek hala atıyoruz. Şimdi havaalanı olarak iki tane havaalanı var Kıbrıs’ta; birisi işte Türkiye’de tüm vatandaşlarımın bildiği Ercan, birisi de tabii daha önce orada bulunan, ama biz orayı da şimdi bir değişikliğe sevk etmek suretiyle yeni bir isimle ve daha çok SİHA’larımızın ve İHA’larımızın yer aldığı alan. Bunları niye acaba bu denli hareketlendiriyoruz, sebep? Bölgede olabilecek herhangi bir saldırıda güçlü olmamız lazım. Güçlü olmak için de havada, karada, denizde her şeyinle var olacaksın. Peki, var mıyız? Evet, varız. Kaldı ki hepsini koy bir kenara, biz zaten şuradan hemen Anamur’dan, Mersin’den uçaklarımızı kaldırdığımız zaman, Adana’dan kaldırdığımız zaman, uçaklarımız anında nerede? Oradalar. Yani bizim için zaman mefhumu burada zaten yok. Bütün mesele nedir? Siz yere sağlam basacaksınız, özgüveniniz olacak. Türkiye olarak biz varız.

Ve işte şu anda terörle mücadelede bakın bugünlerde, dün açıkladım, bu Gara operasyonunda emri veren o Nurettin Sofi denilen katili biliyorsunuz öldürdük, işini bitirdik. Ama biz bugüne kadar çok Nurettin Sofi’ler öldürdük ve bunlar hala devam ediyor, edecek. Hedefimiz şu anda Kandil, Kandil’i de çökertmemiz lazım. Yani biz Cudi’de, Beslerderesi’nde, bütün buralarda terörle mücadelemizi bugün eğer askerimizle, Emniyet Teşkilatımızla beraber yürütüyorsak, Jandarmamızla beraber yürütüyorsak, demek ki ülkemizin yönetiminde bir farklı dönem şu anda yaşanıyor. Yani öyle rastgele bir yönetim yok. Ne yaptığını bilen, attığı adımı gayet iyi bir şekilde bilen ve bununla birlikte de hedefim benim şu ve bu hedefi de şu kadar zaman içerisinde gerçekleştireceğim, bu planlamayla yürüyen bir Türkiye Cumhuriyeti var. Ve bunu da başarılı bir şekilde şu anda sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.

Yakında FETÖ takımından da önemli bir ismi açıklayacağız, şu anda elimizde. Şu Nurettin Sofi olayı biraz şöyle bir kenara geçsin, ondan sonra da FETÖ’den kimi yakaladık, hesaba çektik, ne durumda onun açıklamasını da inşallah yapacağız.

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, merhaba. İsmim Dilan Özpolat, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencisiyim, Malatya’dan geliyorum. Öncelikle hem ailemin, hem de Malatya’nın selamını getirdim sizlere.

Küçük bir istirhamım olacaktı; hem Zihinsel Engelliler Haftası’nda benim abim var, sizlere hediye olarak tespih gönderdi. Ve bir isteği var sizden de, tespih istiyor. Çok uğraştık, nasip olmadı, bugüne inşallah diye söylemek istedim, dile getirmek istedim.

Sorum ise Cumhurbaşkanım, konuşmalarınızda genellikle fırsat eşitliğine verdiğiniz önemden bahsediyorsunuz. Ancak üniversitelerimizde hem coğrafi konumdan ötürü, hem fiziki şartlar ve kuruluş yıllarından itibaren yaşanılan eşitsizlikler mevcut. Örneğin Doğu’da Malatya’da kurulan bir üniversite ile İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerimizde kurulan üniversiteler arasında farklılıklar var. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben teşekkür ediyorum da, tabii burada bir gerçek var. Şimdi biz göreve geldiğimizde malum 76 üniversite vardı, ama şu anda 207 üniversite var. Şimdi 76 üniversitenin olduğu dönemde malum sadece yani ancak 67 vilayetin diyelim ki şöyle 30-35’inde üniversite varsa diğerleri boş ve Güneydoğu’dan, Doğu’dan, değişik yerlerden öğrenciler ne yapıyordu, oralara çıkıp geliyordu. Yani İstanbul’a geliyordu, Ankara’ya geliyordu, çünkü kendi ilinde yoktu. Ama 207 olduktan sonra artık kendi ilinde nesi var, üniversitesi var. Hakkari’de üniversitesi var, öbür tarafta bakıyorsunuz Iğdır’da üniversitesi var, öbür tarafta bakıyorsunuz Kars’ta üniversitesi var. Yani üniversite olmayan il yok. Şimdi ilk etapta biz neyi başardık? Üniversite olmayan il kalmadığı için artık benim garip gureba, fakir fukara evladım da kendisi için zor olan, çünkü kalkacak Kars’tan, Iğdır’dan, Hakkari’den, anasının-babasının zaten parası pulu belli, oradan onun İstanbul’a gelip orada öğretim görmesi kolay mı? Değil. Çok sıkıntılar vardı, tabii bu şartlar içerisinde eğitim öğretim gördüler.

Şimdi bu konudan bakarsak, tabii ki belki dört dörtlük bir imkân yok, ama ben şunu söyleyebilirim rahatlıkla: Bak biz göreve geldiğimizde harç biliyorsunuz biz kaldırdık, dedik ki; tamam, bundan böyle harcınızı biz tamamıyla ödüyoruz ve bitirdik o işi. 45 liracık burs vardı. Ama şimdi burslara bakın, nereye geldi. Lisans öğrencilerinin aldığı bursa bakın, lisansüstü öğrencilerin aldıklarına bakın, öbür tarafta master, doktora, bu öğrencilerin aldıklarına bakın ve şu anda asgari ücrete kadar çıkardık. Yani dört dörtlük bir eşitlik parasal konuda belki yok, ama bilimsel noktada artık üniversitelerimiz çok farklı bir dönemi yaşıyor. En azından şunu kimse diyemez: Artık parasal olarak bu tür destekler verilmiyor, fakat işte çeşitli üniversitelerimizde imkânlar çok daha farklı bir konuma geldi, bunu bu iktidar sağladı veya sağlamadı, burada biraz bize de hak verilmesi lazım. Çünkü 207 üniversiteyi, devlet üniversitelerini konuşuyorum tabii, 207 üniversiteyi her yönüyle bir defa destekliyorsunuz. Yani bunların içerisinde özellikle sayısalla hareket eden üniversitelerimizin halini düşünün, tıp fakültelerini düşünün, tıp fakültelerinin bir defa maliyeti diğer sosyallere benzemez, çok ciddi yatırımlar yapacaksınız. Birçok tıp fakültelerindeki mekanik dediğimiz şeyler, yani tomografisini, MR’ını, ultrasonografisini, bütün bunları ne yapacaksınız, satın alacaksınız ki tıp fakültesi tıp fakültesi olsun. Biz bunların hepsine de bunu sağladık. Niye sağladık, niye sağlıyoruz? Çünkü oradaki öğrencilerimiz eğer bir MR’ı görmeden veya bir tomografiyi görmeden oradan mezun oluyorsa, ben tıp fakültesi öğrencisiyim, diyemez, yani ele ona değecek. Yani ben tomografiyle çalıştım, ben MR’la çalıştım, ben ultrasonografiyle çalıştım ve bunlarla beraber yetiştim geldim, bunu demesi lazım. Aynı şey tabii teknik üniversiteler için de geçerli, oralarda da tabii birçok bu konuda atılmış adımlar var. Yani bu noktada da yine her türlü imkânı YÖK’ün talebiyle vesaireyle devlet olarak elimizden geldiğince bunu yapıyoruz. Eksikler yok mudur? Tabii ki vardır, bu eksikleri de bize iletildikçe gidermenin hep gayreti içerisinde olduk, yine gayreti içerisinde de yine inşallah olacağız. Tespihi inşallah size yetiştirelim.

Sağ olun.

SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, Mehmet Sercan Öğe, Diyarbakırlıyım, Dicle Üniversitesi’nde dijital medya alanında çalışmalar yapan genç bir akademisyen kardeşinizim.

Özellikle şunu merak ediyorum: Kısıtlama döneminde turistlere serbest, vatandaşa yasak, diye bir algı oluştu, sosyal medya mecralarında bu algıyla ilgili algıyı destekleyecek paylaşımlar yapılıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, bu böyle devam edecek mi?

Bunun yanında, esnaflarımıza verilen destekler yine devam edecek mi bunu merak ediyorum. Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben özellikle teşekkür edeyim de. Yani şunu arkadaşlar, iyi değerlendirmemiz lazım: Yani turistlere serbest, vatandaşa yasak fikri, bunların hepsi sadece iktidarı biz nereden çökertiriz, iktidarı biz nereden zayıf düşürürüz? Şimdi bu sabah bir televizyon kanalında baktım ki bir açılış yapılıyor bir yerde, turizm çöktü diyor bu yeni siyasete giren şahıs. Ya biz göreve geldiğimizde 12 milyon dolar gibi turizm geliri vardı, ama biz bu rakamı 35 milyar dolara kadar çıkarttık. Ama şu anda bir koronavirüs döneminden geçiyoruz ve turist vesaire bunlar zaten gelemiyor, gelenler öyle veya böyle bazı riskleri göze alarak geliyor. O riskleri göze alarak gelenlere de biz diyeceğiz ki, sen riskleri her ne kadar göze alarak geldiysen de sokaklarda dolaşamazsın arkadaş. Ya gelmiş zaten, yani ona biz niçin kapıyı kapatalım? Yani oradan 3-5 dolar veya avro girecekse ülkemize, bırak girsin. Zaten nerelere nasıl para harcayacağı da belli. Yani bu konularda yapılan iş tamamen siyasi bir dezenformasyondur. Bunlara ben hiç kulak asmıyorum ve yanlış bir yaklaşım diyorum.

Şu anda diyelim Sultanahmet Meydanı’nda zaten birçok yer kapalı, dolaşan turistler de orada bakıyorsunuz işte halı vesaire bazı şeyler satın alıyorsa alıyordur, onlara da sen kapıyı niye kapatacaksın ya? Bırak yapsın alış verişini. Yani Türkiye’ye oradan girecekse döviz vesaire, bırak girsin. Çünkü sıkıntı zaten bu aya kadar böyle devam etti, şimdi biz kapıları nasıl acarız, nasıl turistleri bir an önce ülkemize sokarız, bunun arayışı içerisindeyiz, bunun için birçok Avrupa ülkesiyle görüşmeler yapıyoruz, bir an önce kapılarınızı açın, kapılarımızı açalım diyoruz. Ve Kültür Turizm Bakanım örneğin dün Rusya’daydı, öbür tarafta işte biz İngiltere’yle görüşmeler yapıyoruz, Almanya’ya görüşmeler yapıyoruz; niçin? Buralardan bir an önce turistler gelsin diye. Ama kalkıp da turiste açık, öbür tarafta yerliye kapalı, böyle bir şeyin propagandasını yapmak bu sosyal medyanın sadece sahtekarlığı ve sosyal medyanın ülkemizi içeriden vurmasına yönelik kampanyasından başka bir şey değildir.

SORU- Bu konuya ekleme yapabilir miyim? Şöyle: Sosyal medyada okuduğum kadarıyla, hani gelmesi değil de turistlerin, neden korona testi olmadan hani direkt.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O konularda her türlü tedbir var.

SORU-Sürekli sosyal medyada bu dönüyor. Biz işte sürekli kovid testi veriyoruz, sürekli…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Diyorum ya içeriden vurma. Hepsinin bir defa belli süresi var, yani 10 gün test, bunu olacak, o testi olmadan zaten gelemiyor. Hatta hatta bazıları ülkemizde bu testi olma durumunda kalıyor. Bütün bu tedbirlerin hepsi anlaşmalı olduğumuz ülkelerle bu şekilde yapılıyor.

 Ama işte sosyal medya diyorum ya, sosyal medya bu iktidarı nasıl vururuz, Erdoğan’ı nasıl tökezlettiririz, yaptıkları iş bu.

SORU- Öncelikle merhabalar Cumhurbaşkanım, misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İyi misafirperverlik yapıyorsak, ne mutlu bize.

SORU- Şöyle ki, ben Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon son sınıf öğrencisiyim, aynı zamanda İzmir Atatürk Gençlik Merkezi genç gönüllüsüyüm, İzmir’den geliyorum.

Size bir sorum olacaktı; Ramazan ayında kovid-19 kapsamında gerçekleştirilen tam kapanmaların sonucu sizce nasıl oldu? Bize yararları nelerdi? Eğer yararları olmadıysa bunları değerlendirme babında siz neler düşünüyorsunuz?

Bir de, bu sene mezun olacak bir sağlıkçı olarak da şehir hastanelerinin kovid-19 salgını kapsamında bizlere ne gibi bir faydası oldu, bunları sizden duymak isterim.

Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öncelikle bu tam kapanmayla alakalı, tabii ciddi manada bir defa bir düşüş söz konusu oldu. Yani şu anda eğer 10 binlere filan indiysek, bu o kararlı almış olduğumuz nitekim Kabine toplantısındaki kararların neticesidir. Eğer onları almamış olsaydık, yani mesela kısmi kapanmayla tam kapanma arasında bu farkı çok açık, net gördük. Şimdi hedef, her şeyden önce 5 bine inmek, yani 5 bine indiğimiz andan itibaren tabii çok daha rahatlayacağız. Yani burada vaka sayısı 5 bine indiğinde ve tabii bununla beraber vefat sayısı da ciddi manada ne yapmış olacak, azalmış olacak. Şimdi hedefimiz bunu başarabilmek, bunu başarmak için de işte her türlü tedbiri alıyoruz. Nedir, esnafa yönelik tedbirler alıyoruz. Nedir, işte bu tedbirleri alırken esnafa yönelik tedbirlerde esnaf çok daha rahat bir çalışmanın içine girmiş olsun. Yani restoranların durumu, kafelerin durumu, berberlerin durumu, kuaförlerin durumu, bütün bunları şöyle masaya yatırdık, dün Kabine toplantısında bunları konuştuk. Ve bütün bunlarla beraber de çok ciddi nakdi yardımlar da bu kararın içerisine koyduk, yani bunların içerisinde 5 bin liralık nakdi yardım var, 3 bin liralık nakdi yardımlar var, bütün bunları dün açıkladık.

Şimdi bütün bunları açıklarken, dikkat edin, yani bunu biz nereden veriyoruz? Bunları biz eğer güçlü bir devlet olmamış olsak bunları verebilecek atabileceğimiz adımımız da olmaz. Ama bunu başarabilecek bir güce sahip olduğumuz için bu adımları da atabildik, atıyoruz ve atacağız ve şu anda da hamdolsun iyi bir noktadayız.

Ve aşı konusunda dünyada sayılı ülkeler arasındayız ve aşılarda da şu anda başta öğretmenlerimiz olmak üzere polisimiz, jandarmamız, öncelikli bu tür kesimlerin bir defa aşılanma sürecini de devam ettiriyoruz, çünkü bunlar aşı olması lazım ki bulaşı ne yapmasın, olmasın. Ve bu konuyla ilgili de dün kararlı bir adım attık ve bu kararlı adımla birlikte de dedik ki, hemen süratle bu aşılamayı devam ettireceğiz ve özellikle Biontech Almanya’dan onu bol miktarda getirelim istiyoruz ve öbür taraftan Çin’den beklediğimiz aşılar var. Dün gerek Danışmanım ve gerekse Kültür Turizm Bakanım, Sağlık Bakan Yardımcısı birlikte Rusya’daydılar, Rusya’da görüşmeler yaptılar, Rusya’dan acaba ne kadar aşı alabiliriz, onun görüşmeleri yapıldı. Yani koşturuyoruz, istiyoruz ki yerli, milli aşı gelmeden önce bu aşılarla süreci bir defa devam ettirelim ve kimseye de bu noktada muhtaç olmayalım. Ve bu süreci hızla devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz ve inşallah da bu ölüm sayılarını çok dikkate alıyorum, bunları daha da düşürelim ve vaka olayını da yine inşallah 5 bin, 5 binin altına indirelim diyoruz ve bu çalışmaları da kararlı bir şekilde sürdürelim.

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, benim ismim Alpay, İstanbul’dan katılıyoruz. Burada bizi çok güzel ağırladılar bu arada Sayın Cumhurbaşkanım, çok memnun olduk bu durumdan.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Burayı beğendiniz mi?

SORU- Çok güzel Cumhurbaşkanım, aşırı beğendik her yeri, özellikle kütüphane kısmı mükemmeldi o dünyanın olduğu alan, yukarıya baktığımızda böyle çok açıkçası insan şaşırıyor gerçekten, çok farklı bir alana gelmiş gibi hissetmiştim kendimi. İlk açıldığı zamanlarda gelmiştim Sayın Cumhurbaşkanım aslında, ama şimdi tekrar gelmek nasip oldu. İnşallah bugünden itibaren daha da fazla gelmek istiyorum, arkadaşlarıma da önereceğim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnşallah İstanbul’a da Rami Kışlası’nın olduğu yere bir benzerini süratle yetiştireceğiz ve onu da bitireceğiz inşallah.

SORU-Benim sorum biraz daha gündem dışında olacak. Aslında lig daha yeni bitti, ama futbolla ilgilendiğinizi biliyorum Sayın Cumhurbaşkanım uzun yıllardır. Ben Beşiktaşlıyım açıkçası, bu sene Beşiktaş şampiyon oldu uzun bir lig maratonu olmasına rağmen, ama ligin içinde yabancı futbolcu konusu sürekli gündem yapılıyordu bir ara, şu anda daha farklı gündemlerimiz olduğu için çok konuşulmadı. Bununla alakalı sizin de bir beyanınız olmuştu yabancı sınırının biraz açıkçası azaltılması, yani yabancı oyuncu sayısının daha az olup yerli oyunculara destek olma noktasında bir açıklamanız olmuştu. Bununla alakalı şu anda ne durumdayız, siz hangi fikirdesiniz, bunu açıkçası merak ediyorum Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani sen bir defa şimdi mutlusun.

SORU-Evet Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tebrik ediyoruz.

SORU-Çekirdekten yetişen bir teknik direktörümüzle biz de şampiyonluk yaşadık bu sene Sayın Cumhurbaşkanım, bundan dolayı çok memnunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bak şimdi çekirdekten yetişen Sergen kimin öğrencisi? Serpil Hamdi Tüzün’ün öğrencisi, onların hocası oydu. İşte Sergen’i, Rıza’yı, onları o yetiştirdi ve o çarktan çıktılar ve şimdi de geldi işte Beşiktaş’ı şampiyon yaptı, ama tabii iyi de bir takımı var. Ve son anlarda biraz tökezleme durumuyla karşı karşıya kaldıysa da işi bitirdi. Ve ben Sayın Başkanı da aradım, tebrik ettim. Gerçekten Sergen’le beraber de performansı yüksek bir Beşiktaş gördük.

Tabii bizim bütün üzüntümüz, bu koronavirüs belasıyla, kovidle aslında sahaların tadını alamadık, çünkü böyle ekranlardan izlemekle filan falan bu işin tadı olmuyor. Tribün farklı bir zevk veriyor, tribün olmayınca ne sahadaki oyuncu bu işin zevkini alabiliyor, ne de futbolseverler bu işin zevkini alabiliyor. Öyle veya böyle temennim odur ki, önümüzdeki sezona bu beladan kurtulmuş olarak gireriz.

Fakat tabii yine küresel diyeyim futbolcu noktasında ben yerli futbolcularımıza önem vermemiz gerekir diyorum. Niye? Eğer biz milli takımımızın çok güçlü olmasını istiyorsak, milli takımımızın güçlü olması için bizim çekirdekten yetişme futbolcularımızın olması lazım. Bakın şimdi milli takımımız biraz kıpırdanıyorsa, yine yurt dışındaki birçok yerlerde oynayan futbolcuları milli takıma çağırmak suretiyle biraz daha güç katıyor değil mi? Ama bu biraz daha burada içeriden yetişme olsa, bizim milli takımımız inanıyorum ki çok daha güçlü olacak. Şimdi mesela işte Fransa’da Lille’de Burak son haftalarda orada bayağı performansı yüksek neticeler aldı, arka arkaya işte 2 tane, 3 tane hat trick yaptığı maçlar oldu.

SORU-16 golü oldu Sayın Cumhurbaşkanımı bu sene.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bak sen bayağı iyi takip ediyorsun.

SORU-Çok ediyorum Sayın Cumhurbaşkanım, Burak Yılmaz’ı da özellikle çok severim Sayın Cumhurbaşkanım, o yüzden.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dün akşam konuştuk kendisiyle, tebrik ettim. Aynı takımda tabii Burak var, Yusuf var, Zeki var, üçünün de orada oynaması o da ayrı bir, yani Türkiye olarak Fransa gibi bir ülkede bizim 3 evladımızın aynı takımda oynaması büyük önem arz ediyor. Şimdi işte zannediyorum bu akşam veya yarın oynayacakları bir maç var, o maçı alırlarsa şampiyon oluyorlar, tabii şampiyon olmaları da bizim o üç evladımız için büyük gurur. Yeter mi?

SORU-Öncelikle selamın aleyküm Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aleyküm selam.

SORU-Bugün bizi burada misafir ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

Size yiğidin harman olduğu edebiyat şehri, Ede’ler şehrinden bolca selam ve sevgi getirdim.

Ben size sorudan…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Çorum mu yiğidin harman olduğu yer, Kahramanmaraş mı?

SORU-Bizce Kahramanmaraş. Sorudan ziyade, benim 11 yaşında erkek kardeşim var, hem Filistin için, hem de sizin için bir resim yaptı Cumhurbaşkanım, ilk önce onu size takdir ederseniz hediye etmek isterim, yanımda.

Bir de soruma gelecek olursak, biz hep sizden bir şeyler istiyoruz, hep şikayet, istek istiyoruz. Peki, siz bize geleceğin gençleri, siyasetçileri ve ülkenin emanetçileri olarak bizden ne istiyorsunuz, ne bekliyorsunuz?  Hayalim dediğiniz pek çok şeyi gerçekleştirdiniz. Peki, gençler için gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mıdır?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olmaz olur mu, olmaz olur mu?

Her şeyden önce şu anda bugün burada 80 gencimiz var ve bu 80 gencimiz çok değişik illerden, değişik üniversitelerden buraya katıldılar. Ve sizin yarınlar için umutlarınız var, hedefleriniz var, bu hedefleri bir defa hayata uygulamanız gerekiyor. Onun için ben hep gittiğim okullarda şunu tavsiye eder, tahtaya yazarım: Oku, düşün, uygula, hayata geçir. Şimdi bunu hayata geçirmemiz lazım, okuyalım, okuduğumuzu düşünelim, düşündüğümüzü uygulayalım, uyguladığımızı da hayata geçirelim. Şimdi bu süreç içerisinde kuru kuruya okumak değil, onun üzerinde düşünmemiz lazım, düşündüğümüzü de uygulamamız lazım, ondan sonra da bunu takip edip bir defa neredeyim, nereye geldim, ne yapıyorum, bunun neticesini almamız lazım. Ve Erbakan Hocamız hep şunu söylerdi: intaç intaç intaç, yani netice netice netice. Şimdi bizim de gençler olarak neticelendirmemiz lazım.

Şimdi ben futbol oynadım, ama şimdi orta sahada top çevirmekle netice olur mu? Olmaz. Peki, futbolun neticesi ne? Gol. Golü atmadıktan sonra orta sahada top çevirmişsin o hiçbir işe yaramaz. Şimdi ilimde de bizim neticeye ulaşmamız lazım, neticeye varmamız lazım. Hangi sahada ilim tahsil ediyorsak, o sahada her şeyden önce bir şeyi, doktor muyuz, peki doktorlukta alan çok fazla, cerrah mıyız, dahiliyeci miyiz öyle mi, röntgen, bu alanda mıyız? Hangi alandaysak o alanda olmamız gereken yere varmamız gerekiyor.

Şimdi Uğur Hoca Almanya’da, Hanımefendiyle beraber orada bak şu anda Almanya’da kendilerinden bir ses getiriyorlar. Nedir? Çünkü onlar neticeyi yakaladılar, en kritik anda ne yaptılar? Şu aşıyı intaç dediğimiz neticelendirdiler, ortaya koydular ve kötü itibarıyla Türk orada kendinden ne yapıyor, bahsettiriyor ve ödülü de alıyor. Aynı şekilde Aziz Hocamız işte biliyorsunuz Amerika’da, o da kalktı ödülünü aldı. Şimdi sizin de bulunduğunuz her alanda neyse oradan birer Uğur Hoca olmanız, birer Aziz Sancar Hoca olmanız mümkün veyahut da alanınızda, siyaset bilimindeyse siyaset biliminde bu işi başaracaksınız. Başbakan mı olmak istiyorsun? Başbakan ol. Cumhurbaşkanı mı olmak istiyorsun? Cumhurbaşkanı ol. Bakan mı olacak, belediye başkanı mı olacak? Ol ol ol, ama bir yere muhakkak gelerek bu hizmeti vermemiz lazım. Yani bulunduğumuz alanın zirvesi neyse o zirveye ben tırmanacağınıza inanıyorum, bunun kararlılığı içerisinde olmamız lazım.

Ya işte bize şu verilmiyor, bu verilmiyor. Yok, her şey veriliyor bu ülkede, verilmeyen bir şey yok, her şey veriliyor. İşte bak ne dedik? Yani ülkemizde 76 üniversiteden aldık 207 üniversiteye geldik. Yani biz üniversiteyi kapınıza getirdik, niye getirdik? Dedik ki, oradaki öğrencilerimiz rahatlıkla ilk, orta, lise, üniversite, hepsini ayağında bulsun, bunları yapmamız lazım. Ve en güzelini yapalım dedik, her ilde üniversitelerimizin en iyisini yapalım dedik ve mümkün olduğunca da öğretmenlerimizi yetiştirelim, onların sayısını artıralım ve öğretmenlerimizi buralara tayinlerini süratle yapalım dedik. Onun için de sizlerden hiçbir il ayırt etmeksizin inşallah hangi alanda bir görev düşüyorsa ben o alanda o görevi yapmanız noktasında sizlerden doğrusu çok ciddi icraatlar bekleriz. Bu millet sizden bunu bekliyor onu da söyleyeyim, bahanesi yok bu işin. Nerede, ne zaman hangi görev düşerse bu görevi yapmanız lazım.

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, öncelikle bizi burada misafir ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sizler kadar misafirperver olmasak da biz de misafirperver yerden, Diyarbakır’dan geliyorum, Orta Doğu Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliği öğrencisiyim.

Öncelikle Diyarbakır ve bölgemize yapmış olduğunuz çalışmalardan, yatırımlardan ötürü çok teşekkür ediyoruz, yani güzel yolarımız, güzel bir sanayimiz ve inşası devam etmekte olan Silvan Barajımız var, inşallah o da kısa bir süre sonra tamamlanacak. Sayın Cumhurbaşkanım, benim sorum Diyarbakır ve bölge için daha nasıl yatırımlar olacak?

Ve özel bir program falan olmasını istiyoruz Diyarbakır’da, Türkiye çapında olan bir programı Diyarbakır’da yapmak ve buradaki tüm arkadaşlarımıza Diyarbakır’ı tanıtmak için Diyarbakır’a bekleriz. Yani böyle bir Diyarbakır’ın tanıtımı için bir şeyler istiyoruz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Kaç yaşındasın?

SORU-20 yaşındayım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii doğduğu zamanki Diyarbakır, bugünkü Diyarbakır hiç mi hiç mukayese edilmez. 20 yıl önce Diyarbakır gezilecek, görülecek bir Diyarbakır değildi, harabe, altyapı yok, üstyapı yok, tamamen berbat. Ve biz o Diyarbakır’ı hamdolsun bugün mukayese edilemeyecek bir Diyarbakır haline getirdik, babana sor anlatsın sana.

SORU- Kendisinin de çok çok selamları vardı sizlere, ellerinizden öpüyor, hürmetler ediyor.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tamam ha, ilk defa şimdi burada görüşüyoruz. Ve şu anda Diyarbakır’ın, Dicle özellikle altyapı muhteşem. Yani caddelerinde gece şimdi bakıyorsunuz her taraf kafeler, yani herkesin gece geç saatlere kadar oturup dostlarıyla muhabbet ettiği yerler haline geldi öyle mi?

SORU-Doğrudur Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biliyorsunuz bunların meşhur yiyecekleri de var. Bak sizi davet ediyor, davet ondan, ağırlamak bizden, var mısınız?

SORU-Ama sizin öncülüğünüzde Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi onu karıştırma. Ama kimse varım demiyor ya. Hadi bakalım şimdi.

Hasan, İsmail, şimdi bak bugünkü listenin tamamını toparlayacaksınız, ev sahibi…

SORU-Yusuf Özkılıç ben Sayın Cumhurbaşkanım.

SORU-Malatya’ya da bekleriz.

SORU-En çok yatırımı alan biz Diyarbakır’a bekliyoruz, en çok gelişen.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ayırt etmeye gerek yok. Şimdi şöyle yapacağız: Buradaki bütün kardeşlerimizi ya Ankara merkezli burada toplayacağız, buradan Diyarbakır’a götüreceğiz veyahut da bütün illerin tespitini yapacaksınız, kendi illerinden oradan hemen uçak biletlerini falan gönderip Diyarbakır’a alacağız, Diyarbakır’da kendilerine rehberliği de yine Yusuf kardeşimiz de yapar ama bizim orada Valilik vasıtasıyla Diyarbakır’ı bir gezmelerini doğrusu ben de çok ama çok isterim, çünkü Diyarbakır çok değişti.

BİR YETKİLİ- Yusuf kardeşimizle birlikte biz bu organizasyonu yaparız.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Organizasyonu yapacaksınız, ona göre illerinden uçak kalkanların durumu ayrı organize edilmeli, gerekirse onlar Ankara merkezli olarak giderler, hepsini Diyarbakır’a alacağız ve Diyarbakır Valimiz vasıtasıyla da programı yapıp orada bütün gezilmesi gerekli olan yerleri inşallah gezdirip… Orada da ne kadar kalırlar, ne dersiniz?

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, Dicle Üniversitesi olarak biz de destek oluruz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Dicle Üniversitesi’nin rehberlik bölümü varsa rehberlik bölümü bu çalışmayı yapabilir, ama orada biz Valimizi görevlendirelim inşallah. Ve bu konuyla ilgili olarak da her şeyden önce illerimizden tabii uçak kaldırabilen illerimiz varsa oralardan uçakla gelirler, yoksa Ankara merkezli olarak Ankara’ya gelir, Ankara’dan kendilerini Diyarbakır’a uğurlarız.

SORU-Siz de bize eşlik etmez misiniz?

SORU-Yani sizi de istiyoruz Diyarbakır’a.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ankara bana müsaade ederse gelirim de, Ankara’daki işlerin durumunu biliyorsunuz, duruma göre, yani Diyarbakır’a gidildiği zamandaki durumumuz nedir bir bakalım.

Nasıl olsa video konferansla eğitim-öğretim dönemindeyiz değil mi? Yani ne zaman gelirler diye soruyor, ona göre de biz size haberi verdiğimiz anda herhalde gitmeye mani bir durum olmaz.

SORU-Final sınavlarımız bitmiş olursa eğer çok seviniriz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İşte ne zaman biter?

SORU-Haziran’dan sonra bitmiş olur.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biz şimdi genellemeyi yapalım, yani Haziran’ın sonu bitir mi?

SORU-Biter Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O zaman demek ki Temmuz başı filan değil mi?

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, orada bir program da yapmamız mümkün olur mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne gibi?

SORU-Hem Türkiye için, hem dünyaya sesleniş için güzel bir şiir programı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bana bak, sen çok uyanıksın ha. Vallahi şiir de olur, şarkılı-türkülü orada bir program da olur, ona göre de bir şey yapılabilir tabii. Zafer, dinliyorsun değil mi bunları?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şarkılı-türkülü, şiir okuma yarışması vesaire.

SORU-Şiir olacaksa Kahramanmaraş’ta olması en uygunu olmaz mı? Sonuçta edebiyatın başkenti ama lütfen.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu kabul ediyorum ama, şimdi Diyarbakır kaptı, daha sonra inşallah Kahramanmaraş’la ilgili de ayrı bir program yapılır. Necip Fazıl’ın, Erdem Beyazıt’ın filan, bütün onların olduğu bir yer için bir şey yapılmaz mı? Yapılır tabii.

SORU- İnşallah bekleriz.

SORU- Öncelikle bu davet için çok teşekkür ederiz.

İsmim Eda Nur Doğan, Aksaray 112’de paramedik olarak görev yapıyorum sahada. Öncelikle pandemide tam kapanmadan dolayı çok teşekkür ederiz, sahada gerçekten bunu biz sağlık personeli olarak çok güzel bir şekilde hissettik, yoğunluklarımız azaldı, aşılama da aynı şekilde. Pandemi sürecinin çok güzel bir şekilde yönetildiğini düşünüyorum.

Arkadaşlarımız hep ülke gündemiyle ilgili sorular sordu, fakat ben özel bir soru sormak istiyorum. Sizin bir röportajınızda muhabir size şey sormuştu, hani bir imkânınız olsa başka ne yapabilirdiniz diye, keşke aileme vakit ayırabilsem demiştiniz. Ve ailenize gerçekten vakit ayırma imkânınız oluyordur- olmuyordur, çünkü gerçekten çok yoğun bir hayatınız var. Çocuklarınızla, torunlarınızla ne yapmak sizi mutlu ederdi ya da ne yaptığınızda sizin bütün stresinizi, bütün yorgunluğunuzu alır ve mutlu olurdunuz, ben bunu öğrenmek istiyorum özel hayıtınızdan.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii zaman zaman, onlar İstanbul’da, burada onlardan yanımızda olan yok, tabii İstanbul’da da hafta sonlarında filan gitme durumumuz olduğunda torunlarımı orada gördüğümde onlarla eğlenmek, onlarla hakikaten şöyle kucaklaşmak vesaire, bambaşka bir zevk bize veriyor, bir dinamizm veriyor. Hele hele şu anda da tam böyle sevilme çağında oldukları için o da bize ayrı bir güç katıyor. Benim şimdi tabii 8 tane torunum var, darısı başınıza ve hepsinin de ayrı bir tadı var, çünkü her jenerasyondan var. Şimdi en büyüğü 13-14 yaşında, şöyle küçüğe doğru geldiğimizde bakıyoruz bunların en küçüklerinin içerisinde şu anda 6 aylık olanı filan da var, ama onun da ayrı bir zevki var. Ve Cumartesi, Cuma’dan İstanbul’da olmak, Pazar, eskiden bu da olmuyordu tabii, şimdi bu fırsatı zaman zaman yakalayabiliyorum ve kendileriyle Hanımla birlikte böyle bir eğlenme, oynama vakti buluyoruz.

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, öncelikle biz gençleri burada ağırladığınız için, yoğun mesainizde vakit ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum.

İnşallah buradaki arkadaşlarım da, Türkiye gençliği de bize verdiğiniz değerin farkındayız. İnşallah biz de ilim, irade ve cesaretle öğütlediğiniz gibi ilim, irfan ve hikmet sahibi bir gençlik olarak yetişmek istiyoruz, bunun için elimizden geleni yapacağız.

Ben öncelikle şunu söylemek istiyorum, kendi şahit olduğum bir şeyi burada paylaşmak istiyorum: Biz sadece Türkiye’de güçlü bir lider değil, sizin dünya çapında güçlü bir dünya lideri olduğunuzu görüyorum, gördüm yani kendi projelerimde yurt dışında bulunduğum zamanlarda. Hep Türkiye dediğimizde bizi böyle büyük bir sevgiyle karşılıyorlar Balkanlar’da, Tunus’ta, can Azerbaycan’da hep böyle bir sevgiyle karşılanıyoruz. İnşallah biz de gençlik olarak bunun kıymetini bilebiliriz ve elimizden geleni yaparız.

Adım Betül Keloğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi hukuk fakültesinden 2020 yılında mezun oldum, halihazırda stajyer avukatım efendim.

Benim sorum size, son konuşmalarınızda Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu bunun içinde yeni anayasa çalışmaları yapılması gerektiğine değiniyorsunuz. Bize de fakülte yıllarımızda anayasanın salt maddelerden değil, esasında özünün ve ruhunun olduğu söyleniyor. Siz de zaten konuşmalarınızda darbe anayasalarından uzak, daha güçlü bir Türkiye için bu anayasanın teşekkül ettirilmesi gerektiğini belirttiniz. Bununla ilgili asıl saik nedir yani niçin tekrar yeni bir anayasa çalışması yapılması isteniyor bunu merak ediyorum? Teşekkür ederim şimdiden.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben çok teşekkür ediyorum. Her şeyden önce tabii geçmişte maalesef anayasaların yapılmasına baktığımız zaman Türkiye için ihtiyacı olan bir anayasanın yapılması çok uzun zamanlar alıyordu. Ve bu anayasaların yapılması da ihtiyaca cevap verecek bir şekilde değildi. Bundan dolayı da tabii maalesef halkın yasaların tanziminde veyahut da anayasayı gerektirdiği şekilde bir netice almaya yönelik maalesef adımlar atılamıyordu. Şimdi ise öyle bir anayasa yapalım ki bu yaptığımız anayasa yani Cumhurun ihtiyacına cevap verecek bir anayasa olsun. Ve bu konuyla ilgili olarak Cumhur İttifakı biz bir adım atalım dedik ve bu Cumhur İttifakı olarak attığımız bu adımda şu anda yani anayasacılar, STK’lar ve bütün bunlarla birlikte de yaptığımız hazırlığı daha sonra halka açalım. Halkta bu açtığımız metni kalksın onlar da değerlendirsin. Onlar da değerlendirdikten sonra biz burada eksikler nelerdir bu eksikleri giderelim ve Cumhur İttifakı olarak da bu anayasa metni üzerinde adımımızı atalım. Tabii son zamanlarda maalesef muhalefet biz böyle bir şeye ihtiyaç duymuyoruz gibi laflar etmeye başladılar. Zaten bu zihniyet geçmişten bu zamana hiçbir zaman ihtiyaç duymadı ki. Hiçbir zaman ihtiyaç duymadığı için de bu ülke sağlıklı bir anayasa ile ne yapılmadı? Yönetilemedi. Ve ne oldu? Kanunlarla yönetilen bir Türkiye haline geldik, şu anda da durum aynı. Yine kanunla yönetilen bir ülke konumundayız. Öyle de olsa, böyle de olsa biz önce üzerimize düşeni bir yapalım. Biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra netice alırız veya almayız, ama hiç olmazsa yaptık deriz ve elimizde de bu anayasa metni inşallah olur.

SORU- Merhabalar öncelikle, ben de Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde Ağız Diş Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nda uzmanlık öğrencisiyim. Tekrar teşekkür ederiz bizi ağırladığınız için. Ben bir sağlıkçı olarak özellikle bu kovidle alakalı aslında az önce de birazcık bahsettiniz ama daha detaylı bir soru sormak istiyorum. Özellikle aşılama sürecinde yani hızımızın yeterli ivmeyi kazanmamış olduğunu düşünüyoruz, bunun için çalışmalar ne durumda, ne zaman o ivmeyi yakalayacağız? Ve bunun yanında özellikle üretim lisansı alınmış olan Çin aşısı ve Rus aşısı hakkında ve yerli aşının üretimi hakkında şu an ne durumdayız? Bunu merak ediyorum, teşekkürler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa sayısal olarak ben şöyle geniş bir neticeyi sizinle paylaşayım. O da şu an itibariyle Türkiye dünyadaki aşı uygulamasında hemen hemen en önde gelen ülkelerden bir tanesi. Ve şu an itibariyle bizim rakam olarak sizlere onu da çok açık elimdeki belgeyle vereyim. 11,5 milyonu ikinci doz olmak üzere toplamda 26,5 milyon aşılama yaptık. Şimdi 26,5 milyon aşılama tabii önemli bir rakam. Şimdi dünkü Kabine Toplantısından sonra attığımız adımla birlikte hızla bu daha da artacak. Tabii yaş gruplarında da biliyorsunuz 65 yaş grubu üstünü zaten bitirmiştik, şimdi aşağıya doğru ne yapıyoruz? İniyoruz. Ve zaten 18 yaş altıyla ilgili bir aşılama olayı şu anda söz konusu değil, ama oraya kadar olan bölüm de değerlendirmeleri Sağlık Bakanlığımız yapmış vaziyette. Onların aşılamalarını da yoğun bir şekilde örneğin öğretmende 3’te 1’ni bitirdik. Ama aynı şekilde şu anda jandarmada, polisimizde bütün silahlı kuvvetler de diyoruz ki hiç kalmasın. Sağlık zaten tamam onu bitirdik ve bundan sonraki süreci de yine yoğun bir şekilde inşallah bitireceğiz. Yani biz bu süreci aşılamayı bitirmek suretiyle devam ettiriyoruz.

Sağ ol.

SORU-Sayın Başkanım, öncelikle biz bugün görüyoruz ki, siz Balkanlar, Türki Cumhuriyetler, Ortadoğu, birçok İslam ülkesi ve aslında bütün mazlum coğrafya için bir umut kaynağısınız. Biz böyle umut kaynağı olan bir liderimiz olduğu için çok gururlu ve mutluyuz. Ama ben bu duygu sizde neye sebep oluyor bunu çok merak ediyorum.  Yani dünyada bu kadar çok insanın umut kaynağı olmak size ne hissettiriyor? Ben bir genç olarak birçok genç arkadaşımla birlikte bize Z kuşağı diyorlar ya, biz Z kuşağı olarak aslında sizin bu umut kaynağı olma yükünü sırtlandığınızda sizin bu yükünüzü nasıl hafifletebiliriz bunu öğrenmek istiyorum?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben şimdi işte Z kuşağının acaba yükünü hafifletebiliyor muyuz?

SORU-Tabii ki Başkanım tabii ki.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bütün dert mesuliyetimiz ne oluyor? Daha da artıyor. Özellikle sizin tabii biz ne yapabiliriz sorunuz yükümüzü artırdığı gibi ben de diyorum ki, biz şu anda ülkemizin bu sorumluluğunu üstlenmiş bir Cumhurbaşkanı olarak bütün partimle beraber bu yükü iyice almak ve sizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmış bir gençlik olarak öyle bir Z kuşağı olarak geleceğe hazırlamak bizim en büyük görevimizdir, bunun sorumluluğu içerisindeyiz. Bunu başardığımız an da dünyanın en mutlu insanı inşallah biz olacağız.

SORU-İnşallah Başkanım. Allah razı olsun, Allah yar ve yardımcınız olsun.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ ol.

SORU-Öncelikle Cumhurbaşkanım merhabalar. Adım Rabia Koçkesen, Karabük Üniversitesinde okuyorum fizik tedavi rehabilitasyon bölümünde okuyorum. Bursa Gemlik’ten geliyorum TOGG’un başkenti biliyorsunuz. Genç olarak öncelikle ağabeyimin, daha sonra Gemlik gençliğinin selamlarını getirdik. Sormak istediğim soru şu: Böyle bir süreçte en çok gençliğin etkilendiğini düşünüyorum ben hani özellikle üniversite öğrencilerinin, kendilerini geliştirmekte olan üniversite öğrencilerinin. Siz böyle bir süreçte öğrenci olsaydınız nasıl davranırdınız merak ediyorum?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii şimdi bizim öğrencilik yılımızı şöyle düşündüğümde maalesef yani o dönemlerde biz bugün gördüğümüz imkânları göremedik, bulamadık. Yani düşünebiliyor musunuz? Üniversite imtihanına giriyorsunuz 10 öğrenciden bir tanesi üniversiteye girebiliyor böyle bir dönemi yaşadık biz. Ama şu anda neredeyse 10’da 10 öyle mi? Yani 10 öğrencinin 10’nu da üniversiteye girebiliyor böyle bir döneme geldik. Peki, nasıl yakaladık bunu? İşte 76 üniversiteden 207 üniversiteye çıkmak suretiyle yakaladık. Bunun yanında tabii bütün öğretim üyelerinin sayısını ne yaptık? Ciddi manada artırdık. Öğretim üyelerinin sayısı da artınca o zaman üniversitelerimizde bir defa öğretim üyesi olmayan üniversitemiz neredeyse kalmadı. Böyle bir dönemi yaşadık. Şimdi bu sorun tabii yok şimdi rahatız elhamdülillah. Keşke öğretim üyelerimizin sayısı daha da artsın ve öğretim üyelerimizin kalitesini daha da arttıralım ve bunlar daha da arttığı zaman tabii ki üniversitelerden mezun olan öğrencilerimizin de gerek kalifikasyonu, gerek kariyer yapma imkânı daha da ne olacak? Artacak. Ama ben bunları da başaracağımıza inanıyorum. İyi bir noktadayız iyi gidiyoruz ve dediğim gibi işte yani öğrencisine harç ödeyemeyen dönemlerden bugünlere geldik. Burs işte 45 liracık burs bununla aldanan ve aldatan dönemlerden bugünlere geldik. Ve bütün bunlarla beraber devlet üniversitelerinin yanına bir de ne oldu şimdi? Özel üniversiteler girdi, vakıf üniversiteleri girdi. Bütün bunlar bizim bir rekabet alanımızı açtı. Bu rekabet alanımızın açılmasıyla ilimde rekabet çok önemli bunu başardık. Tabii ilimdeki bu rekabet kalite yarışını da ne yaptı? Arttırdı. Şimdi bakıyorsunuz, vakıf üniversiteleri birbirleriyle ne yapıyor? Yarışıyorlar, kalitede yarışıyorlar, bu da bize mutluluk veriyor. Eskiden bakıyorsunuz diyelim bir tane üniversiteden bahsedilirdi, ama şimdi bir tane değil, yani parmak sayılarını rahatlıkla aşacak duruma geldik. Ve bazı hocalarımız var ki dünya üniversitelerinden Türkiye’ye dönüyorlar böyle bir duruma da geldik. Fakat ben daha da iyi olacağının inancı içerisindeyim, bundan dolayı da huzurluyum. Hiç endişeniz olmasın, siz de kararlı olun, azimli olun ve bunu başaralım.

SORU-Çok pardon, birazdan alabilir miyim acaba soruyu olur mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olur olur.

SORU-Cumhurbaşkanım, ilk öncelikle bize bu şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben İrem Bayraktaroğlu Bursa’dan geliyorum, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde psikoloji öğrencisiyim. Siz bizim için çok değerli bir öndersiniz, bu yüzden de söylediğiniz her kelime bizim için gerçekten çok değerli. Benim merak ettiğim şey uluslararası düzeyde de her zaman hakkı söylemekten çekinmeyen bir lider oldunuz, bundan dolayı sizinle gurur duyuyoruz. Bu kadar dik duruşunuzun ve özgüveninizin sebebi nedir, yani motivasyonunuz nedir? Ben bunu merak ediyorum. Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun. Ben bazı şeylerde hep şiire takılırım, şimdi buna hemen Akif’in bir mısrasıyla cevap vereyim.

İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür.

İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.

Bütün mesele iman meselesi, inandınız mı gerisi Allah kerim yola devam edeceksiniz. Yani filanca şöyle demiş, filanca böyle demiş yok. İman ve onun üzerinden de inandığınızı söylemek.

SORU-Çok teşekkürler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun.

SORU- Sayın Cumhurbaşkanım merhabalar, öncelikle bizi burada ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Ben Elif Yıldırım, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencisiyim. Kuruluş ve kurtuluşun şehri olan Bilecik’ten sizlere çokça selam iletmek isterim Ve özellikle annem babam tembihlediler, size saygı ve selamlarını ilettiler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bizden de selam.

SORU-Aleyküm selam. İzniniz olursa sorumu sormak isterim. AK Parti bünyesinde daha önce aktif siyaset yapmış olan ve geçtiğimiz yıllarda ayrılmış ve geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir adayda bulunulmuştu ve bunun için de muhalefetle ortak aday çıkartmasına destekte bulunan partinizin eski üyelerinden olan kişi alenen size ihanet ettiğini açıklamıştı. Ve bunların haricinde biz birkaç kişi de görmüştük, daha doğrusu birkaç kişinin haricinde çokça insanlara rastlamış bulunmaktayız. Partinize ve davanıza ihanet eden bu kişi ya da kişiler hakkında neler düşünüyorsunuz öğrenmek isterim?

Çok teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Elif kardeşim, bunları düşünmek dahi zaman kaybı olur. Ve bunların hesap verecekleri tek makam var o da Allah’tır. Ve bunlar ben çok açık net kendisine de söyledim, kendilerine de söyledim ve bunlar bir de yalancı. Mesela veda konuşması yaptığı bizim kongremizde bana sonuna kadar yanındayım, ölene kadar yanındayım diyen kişi şu anda bu ihanetin içinde. Ve bir diğeri bakıyorsunuz, aynı şekilde ve bütün pazarlıkların tam ortasında olduğunu söylüyor. Ve bir başkası benzer şeyleri yapıyor ve bunlar bu yola çıkarken farklı çıkmışlardı, ama şu anda bu durumdalar. Ne yapacakları, ne edecekleri her şey ortaya çıkacak. Bunlar böyle çok şeyler bekliyorlar ama bu millet davasına ihanet edenlerin bu millete ihanet edeceklerini de çok iyi bilir. Onlara da herhangi bir şey vermez. Bakın şu anda kapı kapı dolaşıp pazarlık yapıyorlar. Acaba hangi kapıya gidersem oradan bir şey kapabilirim? Hangisinin yanına gidersem oradan bir şey kapabilirim? Yaptıkları iş bu. Yoksa kamuoyu araştırmalarında şunda bunda, falan filan aldıkları herhangi bir şey yok. Onun için bunlarla zaman kaybetmeye veya bunlara herhangi bir değer vermeye de gerek yok. Ve şunu bilmek lazım: Eğer bu ülkede bakanlık yapmışsan bu bakanlığı sana veren kim? Bunu sen kendin almadın. O bakanlığı sana veren bugünkü Cumhurbaşkanı, o günün Başbakanı. Bunu o makama getiren benim. Bir diğeri başbakan olduysa, o makama getiren benim. Aynı şekilde diğer bakan olanlar var yine, aynı şekilde onları o bakanlık makamlarına getiren benim. Ama bunlar şu anda kendilerini o makamlara getiren Başbakanlarına ihanet ettiler, Cumhurbaşkanlarına ihanet ettiler. Bakın ben bugüne kadar hiç bu konularda bir şey söylemedim, ilk defa siz böyle bir soruyu sordunuz bu cevabı veriyorum ki cevapsız kalmasın. Ve şu anda ekranları başında bizi izleyen milletim de bunları biliyor gerçi, ama tamamen bilsin ve bunlara da ona göre değer versin. Yani bunlar kendilerini bir hakikaten kendilerinden sanki bir şeyler üretmişler ve kendilerinin başında bir Başbakan veya bir Cumhurbaşkanı yok da, bunlar kendiliğinden bunları meydana getirmişler böyle bir şey yok. Onlarla verilen mücadeleyi ben ve o zaman kabinimde olan arkadaşlarım çok iyi bilirler. Yani bu ekonomiyle ilgili konularda olsun, faizle ilgili konularda olsun bütün bunlarda bunlarla çok değişik mücadelelerim oldu. Ve faiz nerelerdeydi ve onu nerelere indirdik. Onlara sorarsan kendileri biz indirdik diyorlar yok, onlar faizci, onlar Bilderbergci. Ve bunlar Bilderbergci ve faizci olarak onlarla mücadele edildi. Bunları tarih çok iyi kaydedecek hiç bunların bu noktada değer vermeye de gerek yok, o kadar vaktimiz de yok. Ne diyor? Ben diyor tam göbeğindeydim diyor, iyi ki göbeğindeydin.

Evet.

SORU-Merhaba Cumhurbaşkanım, Samsun Çarşamba’dan geliyorum ben Ezgi Şahin. Ben öncelikle size bir teşekkürle başlamak istiyorum. Ben softbol ve beyzbol antrenörüyüm, aynı zamanda softbol milli takım stajyer antrenörüyüm. Biz ülkemize daha yeni gelişmekte olan ve gün geçtikçe daha çok gelişen ve ilerleyen bir spor branşıyla uğraşıyoruz. Buna rağmen yaşadığımız küçük ilçede bile 150 tane beyzbol sopalı sporcumuz var ve geçen sezon çıkarttığımız 15 tane milli takım sporcumuz, üç Türkiye şampiyonluğumuz ve 7 kupayla dönmüşlüğümüz var ilçemize. Spor olan katkılarınızdan ve bize sunduğunuz imkânlardan dolayı ben öncelikle size çok teşekkür ederim.

Soruma gelecek olursak, ben 7 senedir usta öğreticilik yapıyorum. Pandemi sürecinde de en çok etkilenen meslek gruplarından biri usta öğreticiler olduğuna inanıyorum. Usta öğreticiler hakkında bir düşünceniz veyahut da bir planınız var mı bunu merak ettim? Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben bunu Gençlik Spor Bakanımla konuşacağım. Biz usta öğreticilere her türlü desteği verdik, veriyoruz, bundan sonra ki süreçte de inşallah vermeye devam edeceğiz. Ama sizin ki tabii yeni gelişmekte olan bir branş olduğu için bu noktada belki hazırlıklar ideal bir konumda olmayabilir. Bunu da Gençlik Spor Bakanımla ayrıca konuşacağım ve bu sorunuzu da kendisine inşallah dinletmek suretiyle bu konuda ne gibi adımlar atmamız gerekir bu adımları da inşallah atacağız.

SORU-Çok teşekkür ederim Başkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ ol.

SORU-Selamun aleyküm Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve aleyküm selam.

SORU- Kerem Kaşıkçı ben. Filipinler de uluslararası ilişkiler bölümünde okuyorum. Ankara’da bulunduğum zamanlarda da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik merkezlerinde Keçiören Gençlik Merkezi’nde gönüllü olarak faaliyetlere katılıyorum. Filipinlerde bulunduğum süre zarfında Mindanao Adası’nda Zamboanga şehrinde yüz yıl önce Sultan Abdülhamit Han tarafından hediye edilmiş Taluksangay Camisi’nde namaz kılma şerefine eriştim. Yine orada bulunduğum süre zarfında orada bir kabileyle tanıştım kendileri Pagandı ve dağ başında yaşıyorlar yaklaşık bir 4-5 saat tırmanış süresinde. En son ben ayrılırken Türk olduğumu söylediğimde bana sarıldılar ve şöyle söylediler: Birkaç yıl önce bize Türkler geldiler TİKA tarafından ve yardım ettiler, dedi ve ben çok şaşırdım yani 4-5 saatlik bir tırmanış ve hiçbir teknoloji kullanmıyor. Sonunda bana sarıldılar ve ben çok şaşırmıştım gerçekten. Şimdi demiştiniz Filistin konusundan bahsettiniz yardımlarınızdan. Filistin’de şu an yapılan yardımlar konusunda Türkiye rekor kırdı, son 10 yıl da en çok yardım eden ülke Türkiye oldu. Parametrelere de baktığımızda Türkiye dünyanın en çok yardım eden ülkelerinden biri, hatta en çok yardım eden ülkesi diyelim Sayın Cumhurbaşkanım. Bu konu hakkında ne söyleyeceksiniz, bu nasıl bir fikirden doğdu, yani 100 yıl sonra tekrardan Türkiye dünyada yine yardımına başladı bu konu hakkında ne söyleyebilirsiniz? Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii sen şu anda yani 10 yılı söylüyorsun 10 yıl filan değil, yani biz göreve geldiğimiz 19 yıl öncesinden bu yana hiç aksatmadık. Ve bu süre içerisinde de sürekli olarak bu yardımları çünkü nerede bir Müslüman varsa biz oraya elimizi uzatacağız, onlara desteğimizi vereceğiz. Müslüman dışında da muhtaç varsa biz o muhtaçlara da elimizi uzatacağız. Mesela TİKA bizim dönemimizde zirve yapmıştır. Neyle? Bununla. Müslüman, gayrimüslim hepsine elimizi uzaktık. Nerede mağdur, mazlum varsa hepsine elimizi uzattık. Şu anda TİKA dünyanın dört bir yanında bu tür desteklerini sürdürüyor ve sürdürmeye de devam edecek. Mesela çok daha ilginci, şu anda Türkiye mülteciler noktasında 4,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor değil mi? Ve 4,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye dünyada örnektir, bir başka örneği yok. Şimdi Suriye’de bütün bu insanlar kaçtığı zaman geldikleri yer neresi? Türkiye. Hani bu kadar parası, pulu, vesairesi olan dünya ülkeleri başta Amerika acaba mültecilere ev sahipliğinde Türkiye’nin önünde mi? Hayır Türkiye bir numara. Daha enteresanı, mesela bizim şu anda Suriye’nin kuzeyinde konutlar yapmaya başladık. Ben bunu Avrupalılarla görüştüm destek verin dedim, yok. Şu anda bizim bitirdiğimiz oradaki İdlip’de konut sayısı 35 bin oldu. 35 metrekareyle 45 metrekare arasında konut yapıyoruz gayet güzel, altyapısı vesairesi her şeyiyle beraber. Şimdi bunların sayısını inşallah çıkaracağız. Niye? Bu insanlar derme, çatma çatılar, derme çatma brandalar, derme çatma muşambalar, vesaireler içerisindeki o çadırlarda kalmasın. Gelsinler bu yaptığımız konutlarda kalsınlar ve taşınmaya başladılar şimdi buralara. Niye? Biz öyle bir ecdadın torunuyuz ki bu ecdadın bize bu konudaki tavsiyesi çok açık net. O da nedir? Nerede bir düşkün varsa, nerede bir dara düşen varsa siz onların yanında yerinizi alacaksınız. Onun için Şeyh Edebali’nin tavsiyesini hiç unutmayacağız ona duyacağız. Yani o pagan o kadar yükseklere tırmanıyorsa ve size de sarılıyorsa o bu işin inceliğini çok iyi biliyor. Allah yar yardımcıları olsun inşallah.

SORU-Teşekkürler sağ olun.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sen de mi soracaktın. Evet, buraya mikrofon gelsin bakalım.

SORU- Merhaba Sayın Cumhurbaşkanım, öncelikle misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim. İsmim Yaren, Ege Üniversitesinde Spor Bilimleri Fakültesi’nde okuyorum, aynı zamanda ülkemizin milli sporcusuyum Ezgi Hocamın da bahsettiği gibi softbol branşında.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bak hemen çekmeye başladı seni.

SORU- Benim merak ettiğim soru, üniversite öğrencileri hakkında aslında Cumhurbaşkanım. Uzun bir süredir kovid 19 salgınıyla mücadele etmekteyiz. Ülkemizin de hatta Fahrettin Koca Sayın Bakanımız son zamanlarda aşıların artacağı konusunda büyük bir gündem var. Benim merak ettiğim konu, önümüzdeki güz döneminde üniversite öğrencileri üniversitelerine kavuşabilecek mi? Açıkçası bizim gibi uygulama eğitimleri çok fazla olan bölümlerde uzaktan eğitim süreci her ne kadar hocalarımız tarafından iyi yürütülse de bir noktada eksik kalıyor. Güz döneminde yani üniversitelerimize kavuşabilecek miyiz? Aslında bunu sormak istiyorum size.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii şimdi üniversite öğrencilerinin bu noktadaki avantajları daha farklı daha fazla. Yani üniversite öğrencilerimiz inşallah üniversitelere gitme noktasında avantajlı. Yani fevkalade bir durum olmazsa onların konumu bu noktada farklı olacağını YÖK söylüyor, kendileriyle de bu konuda hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ama bütün mesele aşı konusunu hele hele yerli milli aşımızı inşallah yetiştirebilirsek o zaman zaten bizim herhangi bir endişemiz de olmayacak. Çünkü üniversite öğrencilerimize diyoruz ki, aşılarını yapalım, aşılarını yaptıktan sonra da zaten yol açık.

SORU- Merhaba Sayın Cumhurbaşkanım, misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim. Ben Furkan Dal, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi üçüncü sınıf öğrencisiyim. Aslında hep günümüzden ve yaptıklarımızdan konuştuk, ben biraz da yapacaklarımızdan bahsetmenizi isteyeceğim. Şöyle ki: Kış aylarında bir açıklamanız olmuştu geleceğimizi Avrupa’da tasavvur ediyoruz şeklinde, bu da benim çok ilgimi çekmişti. Çünkü yani gelecekte yapacaklarımız tabii ki çok fazla seçeneğimiz var ve hani bu seçeneklerden hangisini seçeceğimiz konusunda da tabii ki biz gençler olarak da çok bu konuda ilgiliyiz okumalar yapıyoruz, araştırmalar yapıyoruz. Tabii ülkemizde belli farklı farklı düşünceler var. Yani bu konuda bizim ileride göreceğimiz dış politika nasıl olacak, yani gençler olarak? Biz hani belki ben olmasam da başka arkadaşlarım belli yerlerde karar mekanizmalarına gelecekler. Bunlar ellerinde nasıl bir Türkiye bulacaklar dış politika özelinde?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sen şimdi siyaset bilimi okuyorsun, bu demektir ki karar verici noktasında işin teorisindesin.

SORU-Evet ben biraz daha teorik kısmından bakıyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi o teoriden pratiğe inşallah geçmen lazım.

SORU-İnşallah.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tamam mı? Ve bizler de edindiğimiz bütün tecrübelerle birlikte mesajlarımızı ne yapıyoruz? Türkiye’ye veriyoruz ve bu mesajlarla birlikte Avrupa’daki konum ne olacak? Onu uygulamada ortaya koyacağız. Bugünkü gibi olmayacak, çok şey değişecek.

Çünkü Avrupa verdiği sözlerin hiçbirinin arkasında durmuyor, dürüst davranmıyor. Dürüst davranmadığına göre işte şu anda Filistin meselesinde bakıyorsun bir ahlaksız, bir terbiyesiz Başbakanlık binasına İsrail bayrağını asacak kadar bir defa uluslararası hukuka aykırı hareket ediyor. Aynı şekilde bir başka ülkenin Başbakanı o da kalkıyor, yine İsrail bayrağını asacak kadar yine o da ahlaksızlık yapıyor. Bunları çok iyi tanırım, bunlar karakter itibariyle de bozuk. Böyle bir şey uluslararası hukukta yok. Aynısı bakıyorsun dost görünen bir başka ülke orada da Dışişleri Bakanı çıkıyor aynı şeyi yapıyor. Ama bizim arkadaşlarımızla konuşurken öyle konuşmuyorlar. Onun için Türkiye, Türkiye, Türkiye. Ya bu millet onlara gereken dersi gerektiği zaman da inşallah verecek, yani bu konuda hiç endişeniz olmasın. Bütün mesele güçlü Türkiye ve güçlü Türkiye’yle birlikte de inşallah onlara gereken dersin verilmesi.

SORU-Teşekkür ediyorum, sağ olun.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir taraftan da fotoğraf çekimi filan da varmış galiba. Bunun ardından da Sayın Devlet Bahçeli Bey’le bir arada olacağız, ona da yetişmem gerekiyor Çankaya’da.

SORU- Çok selamlarımızı götürün Sayın Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnşallah.

SORU- Çok teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanım. İsmim Selin Ertan, Ankara Fen Lisesi mezunuyum. Geçtiğimiz ay içinde Stanford’dan kabul aldım ve bu Eylül orada okumaya başlayacağım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Maşallah.

SORU- Şu anda Gençlik Spor Bakanlığı bünyesinde gitmeden verebildiğim bütün katkıyı vermeye çalışıyorum ülkeme ve ben buna devam etmek istiyorum. Benim durumumda birçok arkadaşım var. Biz katkı sunmak istiyoruz, ama bunu yapacak bir ortama ihtiyacımız var, yani bu bir kurul olabilir, karar verme mekanizmasında bir yani görevlendirme olabilir. Ne olur bilmiyorum, ama bir şekilde bir ortama ihtiyacımız var. Ki fikirlerimize size ulaştıralım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Neye ihtiyacın var?

SORU-Bir ortama ihtiyacımız var, fikirlerimizi sunabileceğimiz, size ulaştırabileceğimiz, aksiyon hızlı bir şekilde alıp uygulamaya geçirebileceğimiz, dediğiniz gibi hayata geçirebileceğiniz bir ortama ihtiyacımız var. Ve ben bu bağlamda böyle bir ortam eğer Türkiye’de varsa nasıl parçası haline gelebiliriz bunu öğrenmek istiyorum? Yoksa kurmak için bizim alabileceğimiz aksiyonlar neler, ne yapabiliriz? Bunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun. Şimdi bu konuyla ilgili, yani bunu bir defa bugün biz buraya geldik, sizlerle konuşuyoruz. Şimdi bu ortam hazır ve siz şimdi Stanford’a gittiğinize göre orada eğitim, öğretim bitti. Derim ki, ben sakın orada kalma. Hemen ondan sonra da dön tekrar ülkene gel. Şimdi burada bölüm falan belli mi?

SORU-Fizik.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Fizik ne kadar güzel. Hemen biter bitmez ülkene dönmen inanıyorum ki sana da, bize de çok şeyler kazandıracaktır.

SORU- Ben bu noktada şunu söylemek istiyorum: Dönüp dönmemekten bağımsız bir şekilde, hani oradayken de biz çok fazla katkı sunabiliriz buraya. Orada yerinde çünkü bir şeylerin yapıldığını görüyor olacağız. Hani “know how” diye geçen bu şeyi getirme şansımız olacak. O yüzden aslında biz ülke için çok büyük bir kaynağız. Dolayısıyla, hani mezun olduktan sonra ülkeye geri gelmemizin beklenmesine gerek olduğunu ben düşünmüyorum. Hani bence gençlerin sorunları ancak gençlerle beraber çalışarak çözülebilir ve bizim çok sorunumuz var. Özellikle bilim ve teknoloji alanında genç yaşlarla çalışan, bu alanda geliştirme yapmaya çalışan öğrenciler olarak gerçekten çok sorunumuz var. Bunları çözmek için de aksiyon almaya çalışıyoruz, ama hiçbir zaman sizin gibi aksiyon alma yetkisine sahip insanlara ulaşamıyoruz, çünkü sesimizi duyuracak bir yerimiz yok. Hani bunun sağlanması gerektiğini düşünüyorum hem ülkenin geleceği adına hem de gençlerin kendilerine ifade edecek bir ortam bulmaları adına.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu çok güzel de, şimdi orada faydalı olurum derken bir de orada kaybolmakta var. Onun için de biz diyoruz ki, orada belli bir yere kadar ilerledikten sonra bence diyelim ki lisansüstünü yaptın, lisansüstünü yaptıktan sonra belli bir süre ve ondan sonra kalkıp kendi ülkene dönmenin buradaki kendi ortamınla sana ayrı bir zenginlik katabilir. Orada bir yere kadar gidebilirsin o da güzel, ama daha sonra bence dönüp gelmenin de burada çok faydalı olacağına inanıyorum. Çok isabetli olur, çünkü birçok yavrularımız oralarda bir de kayboldular yani o da var. Bu topraklar bereketlidir, ama belli bir yere kadar orada kalmak. Ama belli bir yerden sonra diyelim ki doktoranı filan yaptın, doktoranı filan yaptıktan sonra gelmek. Örneğin, mesela benim kızlarım da orada yurt dışında okudular, oğlum okudu, Harvard’da okudu. Ondan sonra büyük kızım aynı şekilde şeyde Berkeley’de doktorasını filan yaptı. Berkeley’de doktorasını yaptıktan sonra geldi. Bir diğer kızım aynı şekilde İngiltere de malum o da orada lisans ve lisansüstünü yaptı. Ondan sonra dönüp geldiler ve burada da yine süreci işletiyorlar. Yani oralarda kalmak çok ciddi bir imtihan sürecini de getirebilir. İrtibat halinde olmamızda fayda var.

SORU-Evet bence de.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tamam.

SORU-Yani olalım hani.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olalım.

SORU-Oradan dönmemi beklemeden olalım.

Teşekkürler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Görüyorsunuz değil mi? Ama bak dönmemi beklemeden diyorsun.

SORU-Evet yani şimdi de olabiliriz beraber çalışmak istiyorum şimdi şey yapabiliriz…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İşte beraber çalışalım, onun için dönmen lazım.

SORU-Oradayken de çalışabiliriz uzaktan… Buradayken katkı sağlamak isteyenlerimiz de var.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değil mi? Bak buradayken katkı sağlamak isteyenlerimiz de var. Biz de onlarla tabii beraber olacağımız gibi, senle de beraber olacağız. Ama diyorum ya doktoranı vesaire yapıp beraber çalışabiliriz.

SORU-Sayın Cumhurbaşkanım, ben az önce ufaktan bir giriş yapmıştım, ama tekrardan söylemek istiyorum. Sanat alanında, şiir alanında da bilhassa medya olsun, Gençlik Spor Bakanlığımız çok güzel aktiviteler, programlar gerçekleştiriyor, ama bunu uluslararası düzeye, yahut medya sektörüne de dahil etmemiz hususunda katkılarımız olursa çok gençlik adına çok güzel olabilir.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani bu konuda İletişim Başkanlığımızla irtibat halinde olursanız, yani elimizden gelen her türlü desteği size vermeye hazırız.

SORU- Bizler de elimizden geldiğince her türlü devletimiz için yapılabilecek olan her şey de varız inşallah Başkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun, sağ ol çok teşekkür ediyorum.

SORU- Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, merhabalar. Öncelikle ailemin selamlarını, kucak dolusu sevgilerini iletiyorum. Samsun’dan katılıyorum. Ben Genç Kızılay Ordu Üniversite Teşkilatı Başkan Yardımcısıyım. Sizin de desteklerinizle birlikte çok güzel projelere imza attık hâlâ daha atmaya devam ediyoruz. Türk Kızılay ailesinin Onur Başkanı olarak size teşekkürlerimizi iletmek istiyorum. Türk Kızılay Ordu Şube Başkanımız Sayın Binnur Fatma Enginyurt’un selamlarını iletmek istiyorum. Ben Ordu Üniversitesi’nde Türkçe öğretmenliği okuyorum, kendi alanımla ilgili bir soru sormak istiyorum. Türkçe’ye çok fazla yabancı kelime yerleşmiş ve bu yerleşen kelimeler hem Türkçe’nin yapısını bozuyor hem de bizden sonra gelen neslin dili yanlış öğrenmelerine sebep oluyor. Biz Türkçe öğretmeni adayları olarak bunu engellemek için nasıl bir yol izlemeliyiz, yani bu konuda Türkçe öğretmenleri adayına nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

Teşekkür ediyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çok seçici olacağız, dilde seçici olacağız ve dilde seçici olmak suretiyle de özellikle bu uydurma, uydurukça kelimeleri kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınacağız. Yani siz bir defa işin temelini şu anda kavramışsınız. Bunu eğer devam ettirirseniz, bu konuda hatta bazı kurulmuş vakıflar da var, onlarla da irtibat halinde olursanız sözlüğümüze varıncaya kadar inmemiz lazım.

SORU- Sizin bu konudaki hassasiyetinizi de bildiğimiz için direkt sizden duymak, dinlemek istedim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun çok teşekkür ediyorum.

SORU- Merhabalar Sayın Cumhurbaşkanım, ben soru sormadan program bitecek diye çok korktum açıkçası, ama bana da sıra geldi çok şükür ki. Öncelikle benim adım Kardelen Atak, Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyorum, bölümüm de iktisat. Akademik bir kariyer düşünüyorum araştırmayı seviyorum, okumayı seviyorum. Bu okuduklarımı ülkem için yararlı olabilecek özellikle gelecekte çocuklarımız için, kendimiz için, kardeşlerimiz için yararlı olabilecek şekilde kullanmayı, projelendirmeyi seviyorum. Mikrofonu isteme sebebim de aslında buydu, bir projem var, bir hayalim var. Daha önce bununla ilgili de AK Parti Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan Hanım’la bir Ayaş gezimiz olmuştu. Ben dikey tarımla uğraşıyorum, daha çok topraksız tarımla ilgili araştırmalarda bulunuyorum. Alanımın dışında biliyorum, ama bunu bir hobi olarak başlatmıştım aslında, sonrasında ülkemizde aslında çok yaygınlaştırabileceğimi fark ettiğimde neden bir proje olmasın ki diyerek, düşünerek aslında yola çıktım. Asuman Hanım da aslında bu fikrimi oldukça beğendi, ilgilendi. Benim aslında projemdeki ön çalışmam doğu illerindeydi. Bunun sebebi de bu dikey tarım yaparken yer altındaki su kaynaklarını kullanarak aslında birçok ekonomik açıdan projeyi rahatlatmaktı. Hem de orada bazı iklim problemlerinden dolayı biliyorsunuz ki çok yılın her döneminde öyle verimli bir tarım oluşturamıyoruz, elde edemiyoruz. Dolayısıyla, bundan dolayı da öncelikle bir Ayaş’ta gezelim bakalım bunu yapabilir miyiz diye bir görüşelim. Ondan sonra da eğer uygulayabilirsek bunu diğer illerimize de uygulayalım şeklinde yola çıkmıştık. Ancak araya pandemi girdi, Asuman Hanım herkesin bildiği gibi çok aktif birisi hiç yerinde durmuyor tabiri caizse, o yüzden görüşemedik. Benim sorum şu: Acaba bununla ilgilenir misiniz, benim hayallerime destek olur musunuz? Okudum, düşündüm, şu anda uygulama aşamasındayım, bir destek bekliyorum…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya şimdi bu konuyla ilgili olarak yani Asuman’a hani ben de söyleyeyim, Ayaş bu konuda gerçekten çok verimli topraklar. Geçen hafta ben Ayaş’taydım.

SORU-Evet Cumhurbaşkanım biliyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ondan sonra orada bir kardeşimiz nasıl şu anda büyükbaş hayvancılıkta bu noktaya gelmiş onu anlattı. Ve devlet kendisine küçükbaş hayvan desteğini verdi ve o küçükbaş hayvan desteğinden şu anda yanılmıyorsam 40 civarında büyükbaş hayvana ulaştı. Ve biz de orada tabii aynı zamanda yem vesaire bunları da yetiştirir hale geldi ve arazi kiralama noktasına gitti. Orada demek ki arazi kiralama suretiyle aynı zamanda bu dediğiniz toprak tarımını yapma imkânı söz konusu. Ve biz zaten devlet olarak tarım-hayvancılıkta her türlü desteği veriyoruz. Aynı şekilde vermeye de bundan sonraki süreçte de varız. Onu Asuman’a ben de söylerim, sizinle bu irtibatı devam ettirsin. Asuman’ın, devletin bu verdiği destekler dışında Asuman’ın da kendi imkânları zaten var, belki birlikte de bazı şeyleri yapabilirsiniz. Ama şunu söyleyeyim: Tarım, geleceğe yönelik bu ülkenin en önemli adeta petrol kaynağı gibidir.

Bu yıl yalnız tabii bir kuraklık yaşadık. Bu yıl kuraklıkta bir sıkıntı içerisindeyiz. Ama tabii işi verimli götürenler aslında suyu iyi kullananlar da bu kuraklıktan darbe yemedi, onlar da işi iyi götürebiliyorlar. Ama ben aynı şekilde, Hasan Bey, Asuman Erdoğan’la bir görüşeceğiz, gerekirse Asuman’ı bir çağıracaksın, kendisiyle bir konuşayım, hanım kardeşimizin de ismini alalım, konuşalım.

Sizinle sohbete doyum olmaz, ama Devlet Bey’in geliş saati bayağı yaklaştı, onun için inşallah bir başka sohbette.