19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Münasebetiyle Temsilci Genç Buluşması ve TRT Spor Yıldız Tanıtım Programında Yaptıkları Konuşma

19.05.2021

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, bu gazi mekana hoş geldiniz.

Aramızda ülkemizin 81 vilayetinin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen gençlerimiz bulunuyor. Sizlerin nezdinde milletimizin her bir ferdinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını tebrik ediyorum.

Gazi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla yakılan istiklal meşalesi dalga-dalga tüm Anadolu’yu sarmış ve Cumhuriyetin kuruluşuyla nihai hedefine ulaşmıştır.

Samsun’a 102 yıl önce ayak basan öncü kadronun Ankara’daki Büyük Millet Meclisi’ne kadar uzanan kutlu yürüyüşünde verilen her mesaj, “Ya istiklal ya ölüm” kararlılığının ifadesidir. Böylesine önemli bir sembolün gençlerimize emanet edilmesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını sizlerle birlikte yürütme kararımızın isabetini gösteriyor. Bin yıldır her karış toprağını alın terimizle ve gerektiğinde kanımızla sulayarak vatanımız haline getirdiğimiz bu topraklardaki mücadelemizin ilanihaye devam edeceği anlaşılıyor.

Bundan 1 asır önce sınırları Balkanlar’dan Kafkaslara ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan Osmanlı’yı yıkmakla yetinmeyenlerin Anadolu’yu da milletimize mezar etme heveslerini kursaklarında bırakmıştık. Cumhuriyetimizin kuruluşunun ardından da ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine, kardeşliğimize, geleceğimize yönelik saldırılar çeşitli kisveler altında hep sürmüştür. Ülkemize yönelik tehditler kimi zaman milletimizi medeniyetinden, tarihinden, kültüründen, değerlerinden koparma gayretleri, kimi zaman terör örgütleri eliyle doğrudan varlığımıza saldırılar şeklinde ortaya çıkmıştır. Demokraside ve ekonomide geri kalmışlığı bize dayatanlar, bu uğurda vesayetten darbelere köken ve mezhep gerilimlerinden provokasyonlara kadar her yolu ve yöntemi denemişlerdir.

Türkiye’nin başlattığı her demokrasi ve kalkınma hamlesinin önünü kesenler, bilerek veya bilmeyerek işte bu sinsi oyuna hizmet etmişlerdir. Hamdolsun son 19 yıldır sağladığımız istikrar ve güven iklimi sayesinde ülkemiz her alanda kendi gerçek potansiyelini hayata geçirme imkânına kavuşmuştur. Bölgesinin ve dünyanın yükselen yıldızı olarak –kabul ederler veya etmezler- kabul edilen Türkiye halen içinden geçmekte olduğu kritik süreci başarıyla tamamladığında inşallah 21. Yüzyılın lider ülkesi olarak küresel sistemde hak ettiği yeri alacaktır. Bundan hiç endişeniz olmasın.

Bir asır önce Kurtuluş Savaşımızı vermemiz ve yeni devletimizi kurmamız nasıl kolay olmadıysa, yürüttüğümüz bu tarihi mücadeleyi zafere ulaştırmamız da elbette kolay olmayacaktır. Milletimiz Anadolu’da özgürlük mücadelesi verirken, aynı günlerde birileri de ülkeyi yabancı güçlere teslim etme hesapları yapıyordu. Bugün de sınırlarımızı terör koridoruyla kuşatma, ekonomimizi sinsi tuzaklarla çökertme, kirli yöntemlerle milli iradenin arkasından dolaşma hesabı yapanlar bulunuyor. Dün nasıl silahını bize doğrultan düşmanlarla birlikte içimizdeki gaflet ve dalalet ehline rağmen mücadelemizi başarıya ulaştırmışsak, bugün de aynı azme ve kararlılığa hep birlikte sahibiz.

19 Mayıs’ı işte bu güçlü duruşun sembollerinden biri olarak görüyoruz. Salgın şartları sebebiyle diğer pek çok önemli günümüz gibi 19 Mayıs’ı da arzu ettiğimiz coşkuyla geçirememenin üzüntüsü içindeyiz. Buna rağmen mevcut şartlar çerçevesinde 19 Mayıs heyecanını yaşamak için her türlü gayreti göstermekten geri durmayacağız.

İnşallah bu akşam saat tam 19:19’da Türkiye’nin her yerinde vatandaşlarımızla birlikte balkonlarımıza, –başta şahsım olmak üzere- kapı önlerine çıkıp yürekten gelen bir sesle İstiklal Marşımızı okuyacağız.

Bugüne gelene kadar nice tehditlere, saldırılara, tuzaklara göğüs geren, nice karanlık senaryoları yırtıp atan milletimiz, 19 Mayıs vesilesiyle istiklaline, istikbaline, milli iradeye, demokrasiye, her alandaki hakkına ve hukukuna sahip çıkma azmini tüm dünyaya bir kez daha haykıracaktır.

Bir milletin esaret zincirlerini parçalama kararlılığının ilk adımı olan 19 Mayıs’ın gerçek anlamını kavrayabilen, ruhuna nüfus edebilen, mesajını çözebilen herkesin 2023 hedeflerimize emanetimiz olan 2053 vizyonumuza dört elle sahip çıktığına inanıyorum. Sevgili Ceylan’ın da ifade ettiği gibi 2053-2071 inşallah onların kucakladığı bir zafer olacak.

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Türk milletinin her kökenden, inançtan, mezhepten ve meşrepten insanıyla gerçekleştirdiği büyük kıyamın ve elde ettiği zaferin manasını eski coğrafyamızda yaşanan hadiseler çok daha iyi gösteriyor. Asırlarca ecdadımızın adalet ve güvenlik şemsiyesi altında huzurla hayat sürdürülen yerlerin çoğunda bugün zulüm, çatışma, kin, nefret kol gezmektedir. Üstelik saçtıkları fitne tohumlarıyla bu kötü manzaranın ortaya çıkmasına sebep olanlar kurtarıcı edasıyla çok daha büyük yıkımlara yol açmaktan da geri durmuyorlar. Hiç uzağa gitmeye gerek yok, daha 30 yıl önce Balkanlarda ve Kafkaslarda bütün bu bölgelerde yaşanan katliamlar, çekilen acılar hâlâ gözlerimizin önündedir. Aynı dönemde Irak’ta defalarca yaşanan yıkımları ve akan kanı unutmak mümkün değildir. Suriye’de 10’ncu yılını geride bırakan 1 milyonu aşkın masumun hayatını kaybettiği krizin yol açtığı sonuçları her gün tekrar tekrar yaşıyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Filistin topraklarında başlayan katliamlar, sürgünler, baskınlar haydutluklar, son haftalarda yeniden zirve yapmıştır. Herkesin gözü önünde çoğu çocuk ve kadın yüzlerce masum insan teknolojinin son ürünü ağır silahlarla öldürülüyor. On binlerce insanın evleri başlarına yıkılıyor. Dünyaya demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet, özgürlük, güvenlik vaazı veren uluslararası kurumlar ve devletler ise bu zulmü sessizce seyrediyor. Öbür taraftan bize de ne diyorlar? Erdoğan bu şekilde konuşmamalı. Ne yapmalı? Alkış mı tutmalı? Biz zulmü gördüğümüz yerde en yüksek eda ile haykıracağız. Zira biz zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem, diyerek yola çıktık. Çünkü biz kanayan bir yara gördük mü ciğerimiz yanar. Hanzele’yi şehit edenleri biz alkışlayamayız ve işte Filistin’de gördüğünüz gibi 8 yaşında, 10 yaşındaki çocuk babası şehit ediliyor, annesi şehit ediliyor, kardeşleri şehit ediliyor, o çırpınarak, ağlayarak onların arkasından gidiyor ve şu ifadeye bakın: “Baba yolun açık olsun” Ve biz de babası için şehadete kavuştuğu bu yolculukta yolun açık olsun, diyecek kadar bizim şuurumuz var. Bizde o yavruyla beraber bu şahadet yoluna çıkanlara yolunuz ve yolumuz açık olsun diyoruz.

Ve birileri şöyle demiş, böyle demiş onlar bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren eğer hak, adalet, demokrasi, diyorsak gereğini yapacağız. Güçlüyüm öyleyse haklıyım, hayır hayır. Güçlü her zaman haklı diye bir şey yok. Haklının güçlü olduğuna inandığımız bir dünyayı kurmak için Türkiye var. Son nefesini veren her masum çocuğun feryadı, evi başına yıkılan her masum insanın çığlığı, dünyadaki tüm siyasi, ideolojik, ekonomik çıkar hesaplarını kökünden sarsmaya yeterli olmalıdır. Kudüs’te, Gazze’de ve diğer tüm Filistin şehirlerinde ölen çocuklar değil, insanlığın bizatihi kendisidir. Yıkılan evler Filistinlilerin değil, insanlığın başına çökmektedir. Bugün İsrail’in zulmü altında inleyen masumların feryatlarına kulak tıkayanlar, hakları alçakça çiğnenen mazlumları görmezden gelenler aslında kendi felaketlerinin zeminini hazırlamaktadır. Medeniyetimizin ve ecdadımızın bize emri zalime karşı çıkmak, mazluma kol kanat germektir.

Gençlerimizle birlikte dünyanın her yerinde olduğu gibi Filistin’de yaşanan zulme var gücümüzle karşı çıkmayı sürdüreceğiz. Gençlerimizle birlikte kapımıza sığınanlara veya elimizin ulaştığı tüm mazlumlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. Şayet zulme direnmek ve mazluma sahip çıkmak için bir bedel ödenmesi gerekiyorsa bunu da ödemekten asla çekinmeyeceğiz. Uğrunda gözümüzü kırpmadan ölümün üzerine gitmekte bir an bile tereddüt etmediğimiz, bayrağımızda ve ezanımızda sembolleştirdiğimiz değerlerimiz bunu gerektiriyor. Eğer bugün Kudüs’te yaşananlara sessiz kalırsak, yarın sıranın diğer mukaddes şehirlerimize de geleceğini biliyoruz. Eğer bugün Filistin'deki, Suriye’deki, Irak’taki, Libya’daki, Karabağ’daki, Türkistan’daki kardeşlerimizin başlarına gelene sessiz kalırsak, yarın aynı zalimlerin bizim kapımıza da dayanacağını çok iyi biliyoruz. Eğer bugün tarihin üzerimize yüklediği sorumlulukların gereğini fedakârca yerine getirmezsek, üzerinde yaşadığımız toprakları bize zaten çok görenlerin yarın tepemize bineceğini de biliyoruz. Bugün nasıl doğrudan ülkemizi hedef alan PKK’sından FETÖ’suna ve DEAŞ’ına, terör örgütlerinin hepsinin tepesine biniyorsak bölgemizi kana ve ateşe bulayanlara karşı da mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Eğer bugün Cudi’de varsak, bugün Gabar’da varsak, bugün Tendürek’te varsak, bugün Bestler Deresi’nde varsak, bütün bunların sebebi sevgili gençler, bu ülkenin istikbali ve istiklali içindir.

Bugün nasıl demokrasimize, ekonomimize, hedeflerimize saldıranlara eyvallah etmiyorsak, kardeşlerimizi hedef alan zulme de aynı şekilde karşı çıkmayı sürdüreceğiz. Hiç şüphesiz bu tarihi mücadelede en büyük güç kaynağımız gençlerimizdir.

Şimdi sizlerden iki yıl önce Samsun’da yine bir 19 Mayıs programında gençlerimizden aldığım sözleri tekrar duymak istiyorum.

Gençler; 19 Mayıs ruhunu tıpkı, yani 102 yıl önce ilk günkü gibi yaşatmaya var mısınız?

Gençler; 23 Nisan ruhunu tıpkı o günkü heyecan ve coşkuyla sürdürmeye var mısınız?

Gençler; 29 Ekim’de ilan ettiğimiz Cumhuriyetimize ilk değil son devletimizin olduğu bilinciyle sahip çıkmaya var mısınız?

Gençler; uğrunda büyük acılar çektiğimiz, büyük mücadeleler verdiğimiz demokrasimize gözümüz gibi bakmaya var mısınız?

Gençler; 15 Temmuz’da olduğu gibi istiklalimiz ve istikbalimiz uğrunda gerektiğinde canımız mücadeleye var mısınız?

Gençler; 2023 hedeflerimizi ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmeye var mısınız?

Gençler; sizlere emanet ettiğimiz 2053 vizyonunu mutlaka hayata geçirmeye var mısınız?

Gençler; Türkiye’ye çelme takmaya, önüne engeller koyarak durdurmaya çalışanlara derslerini vermeye var mısınız?

Gençler; Sultan Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Ertuğrul Gazi’nin, Fatih’in, Yavuz’un, Abdülhamid Han’ın, Gazi Mustafa Kemal’in izinden giderek maziden atiye kurduğumuz köprüyü ebediyete kadar ayakta tutmaya var mısınız?

Gençler; coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin canlarına, vatanlarına, onurlarına saldıranlara tıpkı kendi geleceğimiz koruduğumuz gibi karşı koymaya var mısınız?

İşte geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlik bu. İşte Asım’ın nesli bu. İşte dosta güven, düşmana korku veren gençlik bu.

Sevgili Gençler,

Bugün Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile Türkiye Radyo Televizyon kurumumuzun iş birliğiyle kurulmuş olan yeni bir spor kanalımızın da tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki yıl iki balkonun da dolması gerekiyor, gerek İbrahim Beye, gerek Gençlik Spor Bakanıma bunu hatırlatayım, iki balkon ful dolması lazım. Zaten malum şu anda pandemi sebebiyle birer koltuk arayla yapıyoruz, buraları da dolduracağız ki 3 bin kişiyle bunu yine yapamıyoruz, hiç olmazsa 1500 kişiyle bu Külliyede bu toplantımızı yapabilelim.

Test yayınlarını tamamlayan TRT Spor2 bundan sonra yayın hayatına TRT Spor Yıldız olarak devam edecek. Şimdi kanalımızın yeni logosunun tanıtım videosunu hep beraber izliyoruz.

Evet, şimdi de TRT Spor2’nin TRT Spor Yıldız’a dönüşümüne hep birlikte şahitlik ediyoruz.

Evet, televizyon kanalımızın adıyla beraber kurumsal kimliği ve ekran görselleri de yenilendi. Rengini ve ruhunu olimpiyatlardan alan, sporun her rengini 7’den 70’e sporseverlerimizle buluşturacak olan TRT Spor Yıldız Kanalımızın ülkemize, milletimize, özellikle gençliğimize hayırlı olmasını diliyorum.

Dünya Atletizm Şampiyonası’nın yayını vesilesiyle 2019 yılından beri test yayınları süren kanalımız artık basketboldan voleybola, güreşten boksa kadar pek çok branşta spor müsabakalarını izleyicisiyle buluşturacaktır. Yeni kanalımızın engellilerini spor müsabakalarına ayrıca yer verecek olmasını da takdirle karşılıyorum. Bu güzel hizmetin hayata geçmesinde emeği olan herkesi tebrik ediyorum.

Sporun yaygınlaştırılmasına yönelik her çabayı olduğu gibi bu gayreti de destekliyor, emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.

Ve hükümetlerimiz döneminde futbol yanında diğer tüm spor branşlarını da cazip hale getirecek altyapıyı kurmak için özel gayret gösterdik. Gençlik spor bakanlarıma, bunun yanında ortak çalıştığımız TRT yayın gruplarına özellikle teşekkür ediyorum.

Mahallelerimize ve köylerimize kadar uzanan tesisleşme hamlesinin neticesini yeni yetenekler keşfederek alıyoruz. Altyapının da güçlenmesiyle ülkemizdeki profesyonel sporcu sayısı sürekli artıyor, artık lisansiyer sporcu sayımıza baktığınız zaman binlerce lisansiyer sporcumuz var, bu noktaya geldik. Açılışını yaptığımız kanalın bu bakımdan gençlerimizin motivasyonlarını yükseltecek yeni bir mecra olacağına inanıyorum.

Bu duygularla bir kez daha milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını tebrik ediyorum.

Gençlerimize ve sporcularımıza bayram hediyesi olan TRT Spor Yıldız Kanalı’nın tekrar hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri kutluyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.