İklim Liderler Zirvesi'nde Yaptıkları Konuşma

22.04.2021

Sizleri, şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Biden’a bu anlamlı etkinliği düzenlediği ve daveti için teşekkür ediyorum.

Bizlere emanet olan dünyayı gelecek nesillere daha yaşanabilir şekilde bırakmak hepimizin ahlaki ve vicdani görevidir.

İklim değişikliği sadece dünyayı en fazla kirleten belli başlı devletleri değil, Afrika Kıtası’ndaki ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkiliyor. Türkiye olarak biz de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasındayız.

İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla yoğun çaba harcıyoruz. Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yapıyoruz. Nitekim son 18 yılda toplam 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturarak orman varlığımızı 20.8 milyon hektardan 23 milyon hektara çıkardık.

İklim değişikliğiyle mücadelede yol haritamızı teşkil eden ulusal iklim değişikliği strateji ve eylem planı ile iklim değişikliği uyum strateji ve eylem planını 2030 ve 2050 hedefleri doğrultusunda güncelliyoruz. 2015 yılında sunduğumuz ulusal katkı beyanı çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 21’e varan azalma bekliyoruz. Katkı beyanımıza göre 2012-2030 yılları arasında 1 milyar 920 milyon ton sera gazı emisyonu engellenecektir.

Türkiye, bugün yenilebilir enerjide bölgesinde lider ülke konumundadır. Hâlihazırda elektrik kurulu gücümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı yüzde 52,3’tür. Bu oranla Avrupa’da 6’ncı, dünyada 13’üncü sırada yer alıyoruz. Hidroelektrik santrali kurulu gücünde ise, Avrupa’da 2’nci, dünyada 9’uncu sıradayız. Elektrik üretimimizi 2030 yılına kadar güneş enerjisinden 10 gigabyte, rüzgâr enerjisinden 16 gigabyte kapasitesine çıkaracağız. Enerji verimliliğine yönelik atacağımız adımlar sayesinde 2023 yılında 66.6 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı hedefliyoruz.

Eşimin öncülüğünde başlatılan “Sıfır Atık Projesi”yle atıkların geri kazanım oranını 2035 yılında yüzde 60’a taşıyacağız.

Ülkemizin tamamına yaygınlaştırdığımız millet bahçeleri projemizle yeşil alanlarımızı ve dolayısıyla yutak kapasitemizi hızla arttırıyoruz.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak açık denizlerde koruma alanları ilan edilmesi meselesini de gündemimize almamız gerektiğine inanıyorum.

İklim değişikliğiyle mücadele bağlamında yaptığımız ve yapacağımız çalışmaların büyük yatırımlar gerektirdiğinin elbette farkındayız.

Kovid 19 salgını sonrası toparlanma sürecinin merkezinde yer alan yeşil dönüşüm konusunda da gerekli adımları atıyoruz. Sanayi sektörünün yeşil dönüşümü Mart ayında açıkladığım Ekonomi Reform Paketi’nde öncelik verilen unsurlardan biridir. Böyle bir dönüşüm şüphesiz yatırım ve finansman ihtiyacını da doğuruyor. Dünyada hiçbir hükümet veya iş kolunun bu büyüklükteki bir dönüşümü tek başına gerçekleştiremeyeceği aşikârdır. Dolasıyla yeşil dönüşüm başta olmak üzere diğer alanlarda küresel düzeyde stratejik iş birliğinin oluşturulması büyük önem arz ediyor. Bu konuda Başkan Biden’in çabalarını takdirle karşılıyoruz.

Küresel bir mücadele olan iklim değişikliğinde ülkeler maalesef eşit konuma sahip değildir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yük paylaşımının adil bir şekilde yapılması, iklim değişikliğiyle mücadeleyi güçlendirecektir. 2030’a giden süreçte ortak, fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesi temelinde adil bir çerçeve sağlanması zaruridir. Sera gazı emisyonlarında tarihsel sorumluluğu neredeyse bulunmayan

Türkiye küresel iklim rejiminde adil bir konumda değerlendirilmelidir. Bu kapsamda benzer ekonomik seviyedeki ülkelerle eşit şartlarda olmak kaydıyla küresel iklim eğilimine katkı sunmaya devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken zirvenin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, düzenlenmesinde emeği geçen herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.