Kovid-19 Sonrasında Kalkınmanın Finansmanı Toplantısı’nda Yaptıkları Konuşma

30.03.2021

Saygıdeğer Devlet ve Hükümet Başkanları,

Sayın Genel Sekreter,

Uluslararası Kuruluların Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Delegeler,

Sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile Kanada ve Jamaika başbakanlarına bu anlamlı girişimleri için teşekkür ediyorum.

Bir yılı geride bıraktığımız kovid-19 salgını küresel sorunlar karşısında tüm insanlığın kaderinin ortak olduğunu gözler önüne sermiştir. Türkiye olarak bu mücadelede en baştan beri küresel dayanışma ve uluslararası iş birliğini güçlendirmeye gayret ettik. Bu anlayışla 157 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım ve destek sağladık. Özellikle Afrikalı kardeşlerimizi bu zorlu günlerinde yalnız bırakmadık. 2009-2019 döneminde sadece en az gelişmiş ülkelere yönelik 2,5 milyar doların üzerinde resmi kalkınma yardımında bulunduk.

Kovid-19 salgını, bizim hemen her platformda dile getirdiğimiz küresel sistemdeki çarpıklıkları bir kez daha ifşa etmiştir. Dünyanın en zengin ülkelerini dahi hazırlıksız yakalayan küresel salgın, bilhassa az gelişmiş ülkelerde ciddi yıkımlara neden olmuştur. Salgınla beraber daha da belirginleşen adaletsizlik aşı meselesiyle çok daha vahim bir hal almıştır. Dünya genelinde halen 100’e yakın ülkenin aşıya henüz ulaşamadığını görüyoruz.

Bir tarafta nüfusunun nedeyse tamamına yakınını aşılamış ülkeler varken, diğer tarafta milyarlarca insanın ilk doz aşıya dahi erişememesi insanlık ve insani değerler adına endişe verici bir durumdur. Oysa aşıya adil erişim güvence altına alınmadan salgının sona ermeyeceği ve ekonomik toparlanmanın gerçekleşmeyeceği ortadadır. Kendi vatandaşlarını aşılayacak miktarda doza ulaşan ülkelerin fazla aşılarını ihtiyaç sahibi ülkelere ulaştırması gerekiyor. Yerli aşı çalışmalarımız tamamlandığında aşımızı en uygun şartlarda tüm insanlığın kullanımına sunmayı öngörüyoruz.

Ekonomik toparlanmanın korumacı refleksler yerine iş birliğine ve dayanışmaya dayalı bir anlayışla yürütülmesi de önemlidir. G-20’de de gündeme gelen özel çekme hakları tahsisatı konusundaki adımların bir an önce sonuçlanması gerektiğini düşünüyorum.

Öte yandan, Uluslararası Para Fonu’nun 16. genel kota gözden geçirmesi çalışmalarında gelişmekte olan ülkelerin haklı beklentilerinin karşılanmasını ümit ediyorum.

Likidite imkânlarının güçlendirilmesiyle birlikte özellikle düşük gelirli ülkelerin borç yüklerinin hafifletilmesine önem atfediyoruz.

G-20 borç erteleme girişimi salgının etkilerini en aza indirmek adına hayata geçirdiğimiz önemli bir adımdır. Borç erteleme girişiminin 2021 yılının tamamını kapsayacak şekilde ikinci kez uzatılmasında fayda görüyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bu zorlu süreçte dayanışma ve iş birliği içerisinde ortak hareket etmenin önemini tekrar vurguluyorum. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.