1. Su Şûrası ve 363 Tesisin Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.03.2021

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, bu gazi mekâna hoş geldiniz.

Bugün iki önemli etkinliği bir arada gerçekleştiriyoruz. İlk olarak Devlet Su İşleri tarafından yapımı tamamlanan 363 tesisi resmi açılış töreniyle milletimizin istifadesine sunuyoruz. Bu tesisler sayesinde 146,5 milyon metreküp su depolanmış, yıllık 12,3 milyon metreküp içme suyu elde edilmiş, günlük 299 bin metreküp su arıtılmış, 418.500 dekar arazi sulu tarıma açılmıştır. Böylece Türk ekonomisine yıllık 427 milyon liraya yakın katkı sağlanmıştır. Aralarında baraj, içme suyu, sulama, toplulaştırma, atık su ve taşkın koruma tesislerinin yer aldığı toplam yatırım tutarı 5 milyar 200 milyon liraya varan bu eserlerin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu tesisleri ülkemize kazandıran Tarım ve Orman Bakanlığımızı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüzü, yüklenici firmaları, bu yatırımların inşasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Bugün ikinci olarak 1. Su Şûrası’nın da tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Ülkemizin ve dünyanın su konusunda derin tartışmalar içinde olduğu bir dönemde gerçekleştirilecek olan bu şûrayı son derece isabetli buluyorum. Tarım ve gıda sektörümüz başta olmak üzere Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sunacağına inandığım Su Şûrasının başarılı geçmesini diliyorum.

Fikirleri, önerileri, görüşleri, tespit ve tenkitleriyle şûrayı zenginleştirecek tüm uzmanlara, sektör temsilcilerine, paydaşlara ve vatandaşlarımıza şimdiden şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Kıymetli Misafirler,

Su bütün canlılar gibi insanlık için de vazgeçilmez bir nimettir. Sadece hayatımız için değil ekonomik kalkınma ve büyüme için de su ikamesi olmayan unsurlardan biridir. Bu ihtiyacı sürdürülebilir şekilde karşılayabilmek için mevcut kaynakları en verimli şekilde kullanmak ve israfı engellemek önem arz ediyor. Nüfusun hızla çoğalması, iklim değişikliği, kuraklık gibi sebeplerle su ihtiyacının giderek arttığını görüyoruz. Su ihtiyacı artarken insanlığın istifadesinde bulunan su kaynakları günden güne azalıyor. Bu daralma beraberinde kuraklığı, yoksulluğu ve açlığı getiriyor.

Yine su kıtlığına bağlı olarak ekolojik denge bozulmakta, biyolojik çeşitlilik kaybolmakta, insanlığın gıda güvenliği tehlikeye girmektedir. Bu vahim tablo ise sosyal çalkantılardan düzensiz göçe, kıtlıktan beynelmilel gerilimlere kadar pek çok soruna sebebiyet veriyor.

Kimi uluslararası kuruluşlar 2025 yılına kadar su kıtlığı yüzünden 700 milyondan fazla kişinin göç riski altında kalabileceğini ifade ediyor. Nil Nehri Havzası’ndaki kimi ülkeler arasında yaşanan sert tartışmalar, su meselesinin stratejik boyutunun işaretidir. Benzer sıkıntılar dünyanın başka ülkelerinde de, bölgelerinde de nüksetmeye başlamıştır. Nüfusla birlikte artan gıda ve enerji talebiyle iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri gelecekte daha büyük risklerin bizi beklediğini gösteriyor.

Bu karamsar tablodan ülkemizin etkilenmemesi elbette mümkün değildir. Biz toplumumuzdaki yaygın kanaatin aksine su zengini bir ülke de değiliz. Bilakis kişi başına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında su stresi geçen bir ülkeyiz. Ayrıca, elimizdeki sınırlı su kaynaklarını Irak ve Suriye gibi iki komşumuzla paylaşmak mecburiyetindeyiz. Komşularımızın su ihtiyaçlarının karşılanması noktasında gereken hassasiyeti bugüne kadar hep sergiledik. Su meselesini ikili ilişkilerimizde tehdit veya pazarlık aracına hiçbir zaman dönüştürmedik. Bundan sonra da aynı hakkaniyetli tavrımızı inşallah muhafaza edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibariyle hiçbir fark yoktur. Bunun için üzerimize düşen görevler vardır. Tarımsal sulama sistemlerini yenilememiz ve geliştirmemiz gerekiyor. İçme ve sulama suyuyla ilgili alt yapılardaki kayıp-kaçak oranlarını mutlaka düşürmeliyiz. Bireysel tasarrufu teşvik ederek mevcut kaynaklarımızı daha verimli kullanmalıyız. Su kaynaklarımızı kirlilikten ve diğer olumsuz etkilerden korumalıyız. Bu anlayışla ve suyun gücünü milletle buluşturmak hedefiyle sadece su alanına yaptığımız yatırımların toplam bedeli 255 milyar lirayı geçiyor. Son 19 yılda çevrecilik adına ruhen ve fiziken çevreyi kirletenlere inat ülkemize 600’ü baraj olmak üzere 8697 yeni tesis kazandırdık.

Sınıfında dünyanın en büyük hacimli ve en uzun gölgesine sahip Ilısu Profesör Doktor Veysel Eroğlu Barajı ile yine dünyanın en yüksek altıncı barajı olan Deriner Barajı vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Tamamlandığında ülkemizin en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı’nın da gövde inşaatı bitmek üzeredir.

Çine Adnan Menderes Barajıyla, Aydın’ın Mavi Tünel Projesiyle, Konya Ovası’nın 100 yıllık hayallerini gerçeğe dönüşürdük. GAP kapsamındaki baraj ve sulama projelerini hızla tamamlamak için özel çalışma yürüttük. Böylece ekonomik sulanabilir arazilerimizin toplamını 67 milyon dekara çıkardık. 2007 yılında yaşanan büyük kuraklıktan sonra 81 vilayetimiz için içme suyu eylem planları hazırladık. Şehirlerimizin 2040, 2050 ve hatta 2071 yıllarına kadar olan içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarını planladık. Boğaz Geçiş Tüneli ile Asya ve Avrupa’yı dört metre çapındaki ve 5 bin 551 metre uzunluğundaki dev su tüneli ile birleştirdik. Ülkemiz genelinde 262 adet içme suyu tesisi ile 41 milyon vatandaşımıza yıllık 2 milyar 700 milyon metreküp ilave içme ve kullanma suyu temin ettik. Hidroelektrik santral projelerinde kamu-özel sektör iş birliği sayesinde devletin sırtından 60 milyar dolar tutarında bir yatırım yükünü kaldırdık. Böylece ülkemizin 44 milyar kilovat/saatlik elektrik üretim kapasitesini 108 milyar kilovat/saate çıkardık.

İklim değişikliği ve nüfus artışı sebebiyle önemi giderek artan depolama yapılarına alternatif olarak 26 adet yeraltı barajı inşa ettik. 2023 yılına kadar tamamlanan yeraltı barajı sayısını 150’ye yükselteceğiz.

Öte yandan teknolojik ilerlemeye bağlı olarak su arıtma imkânlarının geliştiğini görüyoruz. Bugün su fakiri diyebileceğimiz birçok ülke özellikle tarımsal sulamada bu imkânlardan ciddi oranlarda faydalanıyor. Türkiye olarak biz de su arıtma teknolojilerine büyük yatırım yapıyoruz. Hâlihazırda günlük 315 bin metreküp suyu arıtarak tarımsal sulamada yeniden kullanılabilecek şekilde insanımızın hizmetine sunuyoruz. Sanayi sektöründe de suyun verimli kullanımı için gereken tedbirleri alıyoruz. Sulamada halen yüzde 46 olan randımanı yaptığımız yatırımlar ve aldığımız tedbirlerle 2024 yılında yüzde 55’e yükseltmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde tüm bu alanlara yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Hedeflerimize daha hızlı ulaşabilmek ve su yönetimindeki yetki çatışmalarını önlemek amacıyla Meclis’te bir su kanunu hazırlıyoruz. Şûra zemininde yapılacak çalışmaların bu kanunun şekillenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.

Değerli Misafirler,

Koronavirüs salgının tüm dünyada dengeleri alt-üst ettiği bir dönemden geçiyoruz. Şimdiye kadar 2 milyon 800 bin insanın hayatına mal olan salgın küresel ekonominin parametrelerini de kökten değiştirmiştir. Bu süreçte güçlü sağlık altyapısı yanında, tarımı ve suya bağlı gıda güvenliğinin stratejik önemi de görülmüştür. Tıpkı sağlık gibi tarımın da ihmale gelmez bir alan olduğu gerçeği kendini bir kez daha dayatmıştır. Hamdolsun 2020 son 19 yılda sağlıkla birlikte tarıma yaptığımız yatırımların da meyvesini topladığımız bir sene oldu. Geride bıraktığımız dönemde salgın ve meteorolojik kuraklığa rağmen tarımsal üretimde Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdık.

Tarım sektörümüz sağladığımız destekler ve yeni projelerle büyümeye ve güçlenmeye devam etti. Biliyorsunuz biz birileri gibi kurusıkı atmak yerine rakamlarla, oranlarla, karşılaştırmalarla konuşmayı seviyoruz. Bunu da çiftçilerimize, üreticilerimize, aziz milletimize saygımızın bir gereği olarak görüyoruz. Geçen yıl tarım sektörümüz yüzde 4.8 gibi önemli bir büyüme oranına ulaşarak ekonomimize büyük katkı sağladı. Tarımsal hasılamız ise bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 334 milyar liraya yükseldi. Tarımsal hasılada Avrupa’daki liderliğimiz devam ediyor. Geçtiğimiz yıl tarım ve gıda ürünleri ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 5 artarak yaklaşık 21 milyar dolara ulaştı. Bazıları bu gerçeklere gözlerini kapatsa da, Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülkedir.

Yine geçtiğimiz yıl tarım ve gıda ürünleri dış ticaret fazlamız yüzde 9 artışla 5,5 milyar dolara yükseldi. Toplam bitkisel üretim miktarımızda önceki yıla göre 9 milyon ton artışla 126 milyon tona çıktı. Meyve ürünlerinin tamamına yakınında kendimize yeter durumdayız, çoğu üründe ihracatçı konumdayız. Verdiğimiz destekler, çiftçimizin emeği ve alın teriyle birleşince geçen yıl tarım sektöründe güzel bir dönemi geride bıraktık. Burada salgın şartlarına rağmen canlarını dişlerine takarak tarlasını eken, biçen, ürüten tüm çiftçilerimize yine şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Çiftçileri unuttunuz, çiftçilere bakmadınız, diyen birileri var ya, bakın ben buradan resmi rakam veriyorum, bu yıl üreticilerimize toplam 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacağız. İnşallah çalışmalarımızı artırarak yerli ve milli üretim anlayışıyla tarımda büyüme ve yeterliliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.

1. Su Şûrası’nda alınacak kararlar bu mücadelemizde bize katkı sunacak, inşallah önümüzü açacaktır. Şûra’nın hedefleri doğrultusunda elde edilen kazanımlar, su yönetimiyle ilgili hususlarda gelecek nesillere ışık tutacaktır. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Şûranın hazırlanmasında emeği geçenleri yine şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Resmi açılışını yaptığımız Devlet Su İşleri’ne ait, dile kolay 363 tesisin ülkemize, milletimize, şehirlerimize tekrar hayırlı olmasını diliyorum. 363 tesisten bahsediyorum, dile kolay.

Türkiye’nin kalkınması için tüm çalışan emekçilerimize, çiftçilerimize, mühendisinden işçisine kadar hepsine bir kez daha teşekkür ediyor, Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Ve ömrümüz, ömrünüz su gibi aziz olsun diyorum.