100. Yılında İstiklal Marşı Sergisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

10.03.2021

Sayın Başkan,

Kıymetli Milletvekilleri,

Saygıdeğer Misafirler,

Değerli Basın Mensupları,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Burdur Mebusu Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle yâd ediyorum. Rabbim ondan razı olsun. Onu Cenneti ve cemaliyle müşerref kılsın.

Meclis Başkanlığımız ve Çanakkale Valiliğimiz ile birlikte bu güzel serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese merhum Akif’in aziz hatırasına sahip çıktıkları için şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Son bir asırda bu toprakların yetiştirdiği büyük şahsiyetlerin başında hiç şüphesiz İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy vardır. İstiklal mücadelemizin ve ilim irfan geleneğimizin sembollerinden olan Mehmet Akif, edebileşen eserleri, mücadeleci kişiliği, derin ilmi ve örnek ahlakı ile aziz milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Milletimize İstiklal Marşı gibi bir bağımsızlık beyannamesi kazandırmanın yanında Akif, yaşantısıyla, duruşuyla, vakarıyla, Safahat gibi hâlâ aşılamamış eseriyle gerçek bir İslam münevveridir.

Mehmet Akif, Türkçeyi harikulade kullanan, en derin düşünceleri en veciz ifadelerle buluşturan özel bir şairdir. Edebiyatımızda Mehmet Akif kadar hayatı şiire, şiiri de hayata tıpkı bir nakkaş inceliğinde işleyen başka bir şaire rastlayamazsınız. Merhum Akif inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi yazan, gerektiğinde de bunların bedelini ödemekten çekinmeyen bir doğruluk timsalidir.

Birinci Cihan Harbi’nde Teşkilatı Mahsusa görevlisi olarak Berlin’den Balkanlara, Şam’dan Lübnan’a coğrafyamızın dört bir yanında ittihadı İslam’ın sancaktarlığını yapan Akif, aynı zamanda bir direniş örneğidir.

Gölgesinde milyonların huzur ve sükûn bulduğu 600 yıllık ulu çınarın yıkılmaması için Anadolu’yu köy-köy, şehir-şehir dolaşmıştır. Balıkesir Zağanos Paşa Cami ve Ankara Tacettin Dergâhı’ndan millete seslenerek ümitsizliğe karşı azmin, karamsarlığa karşı dirayetin, teslimiyeti karşı hürriyetin sembolü olmuştur.

Bilhassa Kastamonu Nasrullah Cami’ndeki şu vaazı gönüllere kazınmıştır: Aramıza sokulan fitneleri, fırsatları, fırkacılıkları, daha bin türlü ayrılık-gayrılık sebeplerini ebediyen çiğneyerek, el ele, baş başa vereceğiz, hep birlikte çalışacağız. Müslümanlar vahdete, birliğe, cemaate sarılmadıkça ahiretlerini olduğu gibi dünyalarını kurtaramazlar. Her şeyden evvel vahdet, cemaat, teavün bir kere bunu elde edelim, gerisi Allah’ın izniyle kolaylaşır. Evet, savaşlar, işgaller ve göçlerden yorgun düşmüş bir milletin çektiği ıstırapları yüreğinde hissederek kaleme aldığı bunun gibi pek çok vaazıyla Akif, milli mücadelemizin manevi ve fikri cephesini inşa etmiştir. Milletimizin karakterini ve ruh dünyasını, hürriyet ve özgürlük tutkusunu milli ve manevi değerlerini en güzel şekilde ifade ettiği İstiklal Marşı ile o karanlık günlerde insanımıza moral, cesaret ve umut aşılamıştır. 12 Mart’ta kabul edişinin 100.yıl dönümünü idrak edeceğimiz İstiklal Marşı bizim aidiyetimizin, istiklal ve istikbal anlayışımızın remzidir. Mehmet Akif müşfik kalplerin olduğu kadar zulme boyun eğmeyenlerin, haksızlık karşısında susmayanların da şairidir. Mehmet Akif, bizim olduğu kadar medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın pençesinde inleyen tüm mazlumlarında şairidir. Tüm bu vasıflarından ötürü Mehmet Akif milletimizin her ferdinin sahip çıktığı, bağrına bastığı, baş tacı ettiği ortak bir değerimizdir. İnşallah yazdıkları ve mücadelesiyle de bu milletin gönlünde ebediyete kadar milli bir kahraman olarak kalmaya devam edecektir.

Kıymetli Dostlar,

İlim erbabı geride miras olarak örnek hayatlarını ve yıllar geçse de eskimeyen fikirlerini ve eserlerini bırakır. Mehmet Akif’te arkasında işte böyle bir hazine bırakmıştır. O bu millete eşsiz bir İstiklal Marşı armağan etmiş, bu marşta tam 100 yıldır yeryüzünün farklı milletlerine, kurtuluş yolunda bir rehber olmuştur. İstiklal Marşımız her okuyanın, sözlerini her anlayanın yüreğinde aynı hissiyatı, aynı coşkuyu doğuran bir hürriyet meşalesidir. İstiklal Marşımızı sadece bağımsızlığımızın bir timsali olarak değil, 84 milyonu buluşturan bir milli mutabakat metni olarak da görüyoruz. Bu ülkede siyasi fikirlerimiz, görüşlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir, ama 84 milyonun tamamı için İstiklal Marşı ortak bir buluşma noktasıdır. Nitekim İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 100. Yıl Dönümü olan 2021 senesi Meclis’teki 5 siyasi partinin ortak teklifiyle İstiklal Marşı Yılı ilan edildi. Siyasi yelpazenin farklı kanatlarındaki tüm partiler görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp bu teklife destek verdi. Bir asır önce Anadolu adeta bir yangın yeriyken sağlanan milli mutabakat İstiklal Marşımız etrafında yüce Meclisimizin çatısı altında bir kez daha tesis edildi. Güncel siyasetin tüm gerginliklerine rağmen İstiklal Marşımız özelinde kurduğumuz bu dayanışmayı önemli görüyoruz. Türk siyaseti ve demokrasisi ülkemizin ve milletimizin istikbali adına bu duruşu çok kıymetli bir kazanım olarak değerlendiriyoruz. Her ne kadar çok küçük bir kesim de olsa bazı çevrelerin İstiklal Marşımızı gururla söylemekten rahatsızlık duyduğunu da elbette biliyoruz. Milletten aldığı vekâleti bölücü terör örgütünün Kandil’deki baronlarına peşkeş çekenler bu rahatsızlıklarını açıkça ifşa etmekten de çekinmiyor. İstiklal Marşı’na kekre bakan bu zihniyetin aynı zamanda bu milletin istiklal ve istikbaliyle de sıkıntısı olduğu açıktır. Ancak, biz onlara rağmen bağımsızlığımızın üzerine titremeye devam ediyoruz.

Nasıl 100 yıl önce Sevr’i yırtıp atmışsak, bugün de FETÖ, DEAŞ, PKK gibi taşeronlar aracılığıyla ülkemize dayatılmaya çalışılan modern Sevr’leri yırtıp atıyoruz. Terör paçavralarına selam duranlara inat bağımsızlığımızın timsali ay-yıldızlığı al bayrağımıza canımız pahasına sahip çıkacağız. Milli mutabakat metnimiz olan İstiklal Marşımızı daha gür bir edayla, çok daha büyük bir coşkuyla söylemeyi sürdüreceğiz. 84 milyonun tamamını Türkiye ortak paydasında buluşturarak, yarınlarımızı hep birlikte inşa edeceğiz. İstiklal Marşımızın bize vazettiği değerlere ne kadar sıkı sarılırsak geleceğimize de o güvenle bakabileceğimize inanıyorum.

İçinde bulunduğumuz 2021 yılını millet olarak ebedi ve ezeli kardeşliğimizi güçlendirdiğimiz bir fırsata dönüştürmemiz büyük önem arz ediyor. Hiç şüphesiz bunun yolu da öncelikle “korkma” diye başlayan o muhteşem dizeleri kaleme alan şairin hayatını öğrenmekten ve öğretmekten geçiyor. İstikbalimizin teminatı olan gençlerimiz başta olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerinin Mehmet Akif’i tanımalarını, onun hayatını, mücadelesini, uğruna sürgünleri göze aldığı prensiplerini çok iyi kavramalarını arzu ediyoruz. İnşallah 2021 senesini vesile kılarak hep birlikte bunu başaracağız.

Farklı kurumlarımızın iş birliğinin meyvesi olan bu sergiyi milletvekilliği sıfatı da olan Mehmet Akif’i hakkıyla anma, ona şükran borcumuzu bir nebze olsun ödeme yolunda atılmış kıymetli bir adım olarak görüyorum.

Salgın şartlarını da dikkate alarak imkânı olan vatandaşlarımı, özellikle de gençlerimizi sergimizi görmeye davet ediyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, sergimizin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımız tekrar tebrik ediyorum. Büyük dava adamı, şair, mütefekkir, münevver Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Tıpkı merhum Akif gibi Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın diye dua ediyorum.

Bu gece idrak edeceğimiz Leyle-i Miracınızı tebrik ediyor, Rabbimden bu mübarek geceyi milletimizle birlikte tüm insanlığın selametine vesile kılmasını niyaz ediyorum.

Sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.