Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı İçin Düzenlenen Tören’de Yaptıkları Konuşma

06.03.2021

Değerli Misafirler,

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Kıymetli Mensupları,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sözlerimin hemen başında önceki gün Bitlis’te kaza kırıma uğrayan helikopterimizde şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Kahraman askerlerimizin ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

Şehitlerimizin arasında yer alan 8. Kolordu Komutanımız Korgeneral Orman Erbaş’ı hem askeri kabiliyeti ve başarıları, hem de devletinin ve milletinin yanındaki tavizsiz duruşu sebebiyle özellikle hatırlayacağız. Rabbim şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum. Tedavileri devam eden askerlerimize de acil şifalar temenni ediyorum.

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı’nın başarılı geçmesini, kahraman donanmamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

İlkini 2019 senesinde icra ettiğimiz Mavi Vatan Tatbikatı’nı maalesef geçen yıl koronavirüs salgını sebebiyle gerçekleştiremedik. Bu yıl çok daha güçlü, çok daha kapsamlı, çok daha organize bir şekilde yaptığımız tatbikatla yerli ve milli silah sistemlerimizi test ediyoruz. Yine bu tatbikatta sahip olduğumuz ileri teknoloji ürünü harp araçlarının personelimiz tarafından kullanılmasını da izleme fırsatı buluyoruz. Böylece kahraman ordumuzun bilgi, yetenek ve becerilerini görme, değerlendirme, varsa eksikliklerini giderme imkânına kavuşuyoruz.

Uluslararası hukuka uygun olarak eğitim amaçlı icra ettiğimiz tatbikatın fiili safhasını Ege Denizi ve Akdeniz’de gerçekleştirdik. Burada Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız gerçekten göğsümüzü kabartan, dosta güven, düşmana korku salan başarılı bir süreç yönetti. 25 Şubat’ta başlayan ve yarın sona erecek olan tatbikatımızda görev alan tüm personelimize Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Tatbikatın kuvvetlerimiz arasındaki eşgüdüm ve iş birliğinin ayrılmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye olarak üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Tarih boyunca milletimizin bu zorlu coğrafyada bekasını korumak için deniz gücüne önem verdiğini görüyoruz. Çakabey’den Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Turgut Reis’ten Seydi Ali Reis’e kadar nice büyük denizciler yetiştirdik. Bu kaptan-ı deryaların öncülüğünde denizlerde nice büyük zaferlere imza attık. Preveze Deniz Zaferimizle Akdeniz’i bir Türk gölüne çevirmenin ötesinde asırlarca sürecek bir barış, huzur ve istikrar iklimini de tesis ettik.

Donanmamızın güçlü olduğu dönemlerde Akdeniz havzasıyla beraber Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da altın çağını yaşamıştır. Deniz gücümüz bizi dünya siyasetinde zirveye taşıdığı gibi, denizlerdeki kan kaybımız da beraberinde çok ciddi toprak kayıplarını getirmiştir. Osmanlı’nın adalet sancağının gölgesi zayıfladıkça gönül coğrafyamızda sömürgecilik ve zülüm egemen olmuştur. Ülkemiz açısından güçlü bir donanmaya sahip olmak, bir tercihten öte zorunluluktur.

Sadece ekonomik ve siyasi bakımdan değil, askeri ve savunma alanında da güçlü olmak durumundayız. Kendi vatandaşlarımız ve Kıbrıs Türkleri başta olmak üzere bölgemizin her köşesindeki dostlarımızın haklarını korumak için buna mecburuz. Zira en küçük bir sendelemede, en ufak bir zafiyette bize üzerinde yaşadığımız şu vatan topraklarını bile çok göreceklerini biliyoruz. Son dönemde Suriye, Irak, Ege ve Doğu Akdeniz bağlamında tecrübe ettiğimiz hadiseler bize bu gerçeği bir kez daha hatırlatmıştır. Ülkemiz açısından özellikle bir terör koridoru marifetiyle Suriye sınırı boyunca kuşatıldığımız unutulmamalıdır. Milletimizin ve Kıbrıs Türklerinin Doğu Akdeniz’deki hakları gasp edilmeye çalışılmıştır.

Buna benzer pek çok hukuksuzluğa, gizli-açık yaptırımlara maruz kaldık. Karşılaştığımız sayısız çifte standarda rağmen menfaatlerimizi koruma kararlılığımızdan asla taviz vermedik. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekâtlarla Suriye’nin kuzeyindeki terör zincirini üç farklı yerde parçaladık. Operasyonlarımızla 8 bin 200 kilometreden fazla alanı DEAŞ’lı ve YPG’li teröristlerden arındırdık. Kuzeye Kıbrıs’ta oldu bittilere müsaade etmeyeceğimizi gösterdik. Doğu Akdeniz’de bulunan hidrokarbon kaynakları üzerindeki haklarımızı ne pahasına olursa olsun savunacağımızı açıkça ortaya koyduk. Uluslararası hukuk temelinde attığımız adımlarla Libya’nın darbeciler tarafından işgal edilmesine mani olduk. Ülkemizi Antalya sahillerine hapsetmeyi amaçlayan hukuksuz girişimlerin tamamını akamete uğrattık. Dağlık Karabağ’daki işgalin sonlandırılması başta olmak üzere aldığımız her inisiyatifi hamdolsun başarıyla sonuçlandırdık.

Değerli arkadaşlar; biz tüm bu adımları atarken kesinlikle yayılmacı, müdahaleci bir zihniyetle hareket etmedik, etmiyoruz da. Hep söylediğimiz gibi, hiçbir ülkenin toprağında, denizinde, egemenliğinde gözümüz yoktur. Biz sadece hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah, diyen ecdadın rehberliğinde vatanımızı ve haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın güvenliğiyle beraber bölgemizin ve coğrafyamızın da istikrarına katkı sunmaya gayret ediyoruz. Sahil güvenliğimizle kendi karasularımızda, donanmamızla dünyanın dört bir yanında tüm insanlığın barış ve huzuru için varlık gösteriyoruz. Bu çabalarımızda Deniz Kuvvetlerimiz, birikimi, disiplini, nitelikli personeli ve üstlendiği tüm görevlerde elde ettiği başarılarla bizleri gururlandırıyor. Aynı şekilde Kara ve Hava Kuvvetlerimiz, Sahil Güvenliğimiz, Jandarmamız, Polisimiz, İstihbaratımız gerçekleştirdiği operasyonlarla milletimize, evet, güven aşılıyor. Güvenlik birimlerimiz arasındaki iş birliği ve koordinasyon arttıkça, hamdolsun, her alanda başarı çıtamız da yükseliyor.

Gerek basın yayın organlarında, gerekse şirketler ve ülkeler düzeyinde Türkiye’nin asgari kapasitesiyle savunma sanayinin daha fazla gündeme geldiğini, konuşulduğunu, tartışıldığını görüyoruz. Ülkemize teşrif eden misafirlerimiz de ziyaret programlarında savunma sanayi tesislerimize muhakkak yer vermeye gayret ediyor.

Bugün inansız hava araçlarında dünyanın en iyi 3-4 ülkesinden biriyiz. Savunma ihracatımız 248 milyon dolardan, 3 milyar dolar seviyesine geldi. Askeri gemi inşa sektörümüzün kabiliyetleri artık dünya çapında biliniyor. Şu ana kadar tersanelerimizle üretilen bedeli 3 milyar doları aşan 130’dan fazla deniz platformunu ihraç ettik. Dört yıl önce dünyanın ilk 100 savunma şirketi listesinde sadece 2 firmamız varken, bugün aynı listede 7 firmamız bulunuyor. Kara ve deniz araçlarında kendimizle beraber dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir ülke haline geldik. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini yapabilen 10 ülke içinde yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde savunma altyapımızı ve ordumuzun kabiliyetlerimizi güçlendirmeye inşallah devam edeceğiz.

Unutmayalım, denizlere hâkim olan cihana hâkim olur. Bu inançla özellikle Deniz Kuvvetlerimizin caydırıcılığının arttırılmasına büyük önem veriyoruz. Ocak ayında MİLGEM Projesi’nin 5’inci gemisi olan İstanbul Firkateyni’nin denize iniş törenini gerçekleştirdik. Bu sene içinde test ve eğitim gemimiz Ufuk’u ve çok maksatlı amfibi hücum gemimiz Anadolu’yu Deniz Kuvvetlerimize kazandıracağız. Önümüzdeki yıl ise yeni tip denizaltılarımızın ilki olan Piri Reis’i hizmete almayı planlıyoruz. MİLGEM istif sınıfında 6-7 ve 8’inci firkateynlerin inşasıyla ilgili süreci de inşallah yakında başlatıyoruz. Türkiye’yi her alanda olduğu gibi denizcilik alanında da dünyanın süper ligine taşımakta kararlıyız.

Sözlerime Mavi Vatan Tatbikatımıza ilham veren şu dizelerle son vermek istiyorum:

“Çelikten kaledir, donanmamız,

Şimşek çaktırır denizlerde.

Karadeniz, Akdeniz, Ege,

Mavi Vatandır bizlere.”

Rabbim yar ve yardımcımız olsun, aziz şehitlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun.

Denizleriniz sakin, pruvanız neta, bahtınız açık olsun, kalın sağlıcakla.