Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’nda Yaptıkları Konuşma

09.02.2021

Aziz Milletim,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bu akşam ülkemiz adına tarihi bir dönüm noktasına şahitlik etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Uzun süreli bir planlama ve çalışmanın ürünü olan Türkiye’nin ilk Milli Uzay Programı’nı az sonra tüm dünyaya ilan edeceğiz. Bu program gerçekçi, ama bir o kadar da rekabetçi hedefleri kapsayan içeriğiyle ülkemizin uzaydaki yol haritası olacaktır. Küresel uzay yarışında ülkemizi üst liglere taşıyacak bu yol haritasının başarıyla hayata geçmesini diliyorum.

Değerli Misafirler,

Dile kolay, tam 18 yıldır Rabbim bize nice güzel hizmetler, yatırımlar, atılımlar vesilesiyle milletimizin huzuruna çıkması nasip etti. Bugün de evlatlarımız adına, geleceğin Türkiye’si adına yine bir büyük projenin heyecanıyla karşınızda bulunuyorum.

Yüzyıllar boyunca yeryüzünde adaletin, ahlakın ve barışın öncülüğünü yapan medeniyetimizin gökyüzündeki yolculuğuna kapı aralıyoruz. Ülkemizin uzaydaki hak ve menfaatlerini nasıl koruyacağımızı, gelecek 10 yılı nasıl şekillendireceğimizi birazdan açıklayacağız. Paylaşacağımız hedefler bir hayal ürünü değil. Havacılık ve uzay teknolojilerinde bugüne kadar başardıklarımızın bir üst noktaya taşınmasıdır. Esasen ülkemizin kozmik rekabetteki mücadelesi 1985’ten bu yana sürüyor. Bu mücadelenin asıl altyapısını ise son 18 yıldaki yatırımlarımızla oluşturduk. Hamdolsun bugün her alanda olduğu gibi uzay çalışmalarında da insan kaynağı, tasarım ve mühendislik kabiliyetleri açısından çok daha güçlü bir Türkiye var.

Ülkemizi kendi uydularını geliştirebilen, üretebilen, test edebilen bir seviyeye çıkardık. Kendi imkânlarımızla ürettiğimiz ve 2012 yılında uzaya fırlattığımız istihbarat uydumuz Göktürk-2 bunun ilk örneklerinden biridir. Böylece dünyada uydu üretme kabiliyetine sahip sayılı ülkeler arasına girdik. Şimdi sırada Göktürk-3 var. Gece ya da gündüz fark etmeksizin her türlü hava şartında yüksek çözünürlüklü görüntü elde edebilecek bu uydumuzun planlama çalışmalarına devam ediyoruz. TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirilen ilk yerli ve milli yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydumuz İmece’nin entegrasyon işlemleri tamamlandı, testleri sürüyor. İnşallah 2022 yılında bu uydumuzu da uzaya fırlatacağız. İmece yörüngeye yerleştiğinde tüm kurumlarımızın görüntü ihtiyacını karşılayacak metre altı çözünürlükteki ilk milli gözlem uydumuz olacak.

Gözlem uydularında kazandığımız tecrübe ile haberleşme uydularını da kendi imkânlarımızla üreterek bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız. Bilindiği gibi, geçtiğimiz aybaşında başarılı bir şekilde uzaya fırlattığımız Türksat 5A uydusu ile faal haberleşme uydularımızın sayısını 4’e yükselttik. İnşallah yerli ve milli imkânlarla ürettiğimiz ilk haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı da 2022’de uzaydaki yörüngesine yerleştireceğiz. Uydu entegrasyonu kadar önemli bir husus olan uydu teknolojilerinin alt bileşenleri ve yazılımlarını üretme noktasında da yoğun çalışmalar içerisindeyiz. Yüksek çözünürlüklü uzay kamerası, yeni nesil uçuş bilgisayarı ve yazılımları, elektrikli itki motoru, yönlendirilebilir anten, tepki tekeri, yıldız izler, güneş algılayıcı gibi birçok kritik alt sistemi özgün olarak geliştirip, ürettik. Önümüzdeki süreçte Türk mühendislerinin yerli yazılımlarıyla birlikte uydulardan elde ettiğimiz bilgilerin güvenliğini de tamamen sağlamış olacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Ülkemizin uzay alanındaki kurumsal kapasitesine de büyük önem veriyoruz, roketler, uydular, yer sistemleri ve daha nicesi için kurduğumuz modern altyapılar sayesinde fikirden ürüne kadar ihtiyaç duyulan tüm imkânları sağlayabiliyoruz. TÜBİTAK Uzay, TÜBİTAK Sage, Delta ve Aselsan, TUSAŞ, Roketsan, Türksat ve İTÜ başta olmak üzere birçok kuruluşumuzun altyapılarında önemli projeler yürütülüyor. Uzay ve roket test merkezlerimiz, uzay sistemleri, tasarım ve test laboratuvarlarımız, uydu haberleşme ve uzaktan algılama araştırma merkezlerimiz, yer kontrol istasyonlarımız, optik sistemler araştırma ve uygulama altyapılarımızla her geçen gün daha yetkin hale geliyoruz. Artık uzay sistemleri alanında montaj, entegrasyon ve test hizmetleri sağlayan uluslararası bir oyuncu konumundayız. Çok az sayıda gelişmiş ülkenin sahip olduğu uzay sistemleri, entegrasyon ve test merkezimiz 2015 yılından beri bu görevi yürütüyor. Uydu bileşenlerinin radyasyona dayanıklığının test edildiği Türkiye’nin ilk parçacık radyasyonu test altyapısı olan ODTÜ Saçılmalı Demet Hattı’nı 2019 yılında hizmete aldık.

Şu anda en önemli eksiğimiz fırlatma konusudur. Kendi ürettiğimiz uyduları kendi roketlerimizle uzaya fırlatacak seviyelere henüz gelemedik, ancak bu konuda da önemli adımlar attık. Geçtiğimiz yıl Roketsan Uydu Fırlatma Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nin açılışını yaptık. Burada mikro ve mini uyduların kendi roketlerimizle uzaya fırlatılması çalışmalarını yürütüyoruz. Nitekim ilk yerli sonda roketimiz 136 kilometre irtifaya çıkarak uzaya sınırı aşmış durumdadır. İnşallah bu merkezde daha ileri çalışmalara ve başarılara imza atarak milli uzay programındaki hedeflerimize çok daha kolay ulaşacağız.

Uydu teknolojilerinin yanı sıra astronomik gözlem noktasında da önemli altyapılara sahibiz. Ülkemizin modern anlamdaki ilk gözlemevi olan TÜBİTAK Ulusal Gözlem Evi Türkiye’nin en büyüğü olan 1,5 metre çapında bir teleskobu barındırıyor. Erzurum’da Karakaya Tepeleri üzerinde 3 bin 170 metre yükseklikte Doğu Anadolu Gözlem Evi’ni inşa ediyoruz. Bu tesis tamamlandığında 4 metre çapındaki Türkiye’nin en büyük optik ve ilk kızılötesi teleskobunu devreye almış olacağız. Sadece TÜBİTAK aracılığıyla son 18 yılda uydu, uzay, fırlatma sistemleri, uzay ekipmanları konularında kamu ve akademi dünyasında 56 projeye 2,1 milyar lira kaynak sağladık. Ülkemizin uzay ve havacılık temalı ilk bilim merkezi olan Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi’ni 2020 yılında Bursa’da hizmete açtık. Bu tür yatırımlarla uzay çalışmalarının gençlerimiz ve araştırmacılarımız nezdindeki cazibesini arttırmayı ümit ediyoruz.

Değerli Dostlar,

Biz astronomi, matematik ve tıp gibi temel bilimlere öncülük etmiş, çığır açmış bir medeniyetin mirasçılarıyız. Türk ve Müslüman alimlerin asırlar önce yaptığı çalışmalar sayesinde bugün uzay çağını konuşabiliyoruz. Güneşin kendine özgü hareketi olduğunu ilk keşfeden Batılıların Alfraganus adıyla bildiği ilk Türk ve Müslüman Astronom El-Fergani’dir. Andromeda Gökadasını ilk kez gözlemleyen Batı dünyasında Azophi adıyla tanılan El-Sufi’dir. Jeodezi biliminin kurucusu, yer çekimi fikrini Newton’dan 7 asır önce dile getiren, güneşin hareketlerinden mevsimlerin başlangıç dönemini hesaplayan ve yaşadığı asra ismini veren El-Biruni’dir. Gök cisimlerinin yere olan uzaklığını, yer kürenin eksenindeki eğikliğini, günümüz hesaplamalarına en yakın değerde bulan İstanbul’un enlem ve boylam derecesini belirleyen Ayasofya’nın ilk müderrisi Ali Kuşçu’dur. Haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama bilimi olarak bilinen sibernetiğin kurucusu, su saatlerinden şifreli anahtarlara kadar birçok otomatik mekanizmayı tasarlayan El-Cezeri’dir. Trigonometri ilminin babası, sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjantın tanımı ve ispatlarını yapan ekliptik ile Ekvator arasındaki mesafeyi ilk kez gerçeğe en yakın hesaplayan Takiyüddin’dir. Gökkuşağı ve halenin oluşumunu inceleyen optik bilimi ve astronomi alanında döneminin en büyük otoritesi olan Mirim Çelebi’dir. Adlarını burada sayamadığım binlerce bilim insanımızın başarılarıyla gurur duyuyoruz. Biz işte bu alimleri yetiştiren toprakların evlatlarıyız. Bu gerçekleri asla unutmayacağız, ama şunu da bileceğiz ki, bizim daha yapacağımız çok iş var. Bu büyüklerimize layık olmak için yapacağımız çok iş var. Pozitif bilimlerdeki üstünlüğün son yüzyıllarda Batı’ya geçerek onları kalkındırdığını elbette biliyoruz. Coğrafi keşiflerle değişen güç dengelerinin farkında varmada geç kaldık ve bunun bedelini ağır şekilde ödedik. Ama bugün dünya yeni bir değişimin, yeni bir dönüşümün arifesindedir. Yeni dönemde güç dengelerini uzay keşiflerinin bu alandaki yeni teknolojilerin belirleyeceği açıkça görülüyor. Milli teknoloji hamlesi vizyonumuzla Türkiye’yi kritik ve özgün teknolojilerin üreticisi yapma hedefimize kilitlenmemizin sebeplerinin en başında bu gerçeği görmemiz geliyor. Şuur, özgüven ve adanmışlığa sahip olduğumuzda erişemeyeceğimiz menzil, aşamayacağımız engel olamaz bunu böyle bilelim. Bu anlayışla doğru zamanda insansız hava aracı ve silahlı insansız hava aracı teknolojilerine yatırım yaparak sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık. Bunu başaranları şahsım, ailem, milletim adına tebrik ediyorum. Aynı şekilde bu akşam bu hazırlıkları bize yapan ve gerçekten bu sunumu bu kadar muhteşem bir şekilde hazırlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanıma, tüm ekibine de yine şahsım, milletim adına tebriklerimi sunuyorum.

Sizlerin de takip ettiği gibi tüm dünyanın gözü üzerimizde. Niye bu kadar saldırıyorlar? Neden? Çılgın Türkler geliyor diyorlar. Milli elektrikli otomobil için de doğru zamanda adımlar attık. Bu konuda da Türkiye en çok konuşulan, takip edilen ülkeler arasındadır. Şimdi de uzay çalışmalarında doğru zamanlamayla doğru adımları atarak hareket etme kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Temsil ettiğimiz medeniyetin dünyaya yeniden öncü olabilmesi, Türkiye’nin uzay yarışındaki kat edeceği mesafeye bağlıdır. İnsanlığın bir kısmının değil, tamamının barışa ve huzura kavuşması için medeniyetimizi yeniden şahlandırmak mecburiyetindeyiz. Asırlar boyunca topraklarına her ayak basan tarafından sömürülen Afrikalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Şu anda bakıyorum da Fransa’nın başındaki zat durmadan bana saldırıyor. Ya senin benle ne işin var? Sen önce Cezayir’in hesabını ver. Senin büyüklerin Cezayir’de 1 milyon insanı öldürdü onun hesabını ver. Sen önce Ruanda’nın hesabını ver, yüz binlerce insanı öldürdünüz. Ama Türk’ün ve Türkiye’nin, ne de ecdadımızın geçmişinde böyle bir şey söz konusu değil. Bizim ellerimizde kan yok, ama sizde kan var. Sürgünlerle yerinden, yurdundan edilen, dinini, dilini, ismini değiştirmeye zorlanan Asyalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Gettolara sıkıştırılmış faşizmin ve suç şebekelerinin insafına bırakılmış Batılı kardeşlerimiz için de bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Diyorlar ki, Libya’dan Türkiye askeri çeksin. Diyorlar ki, Azerbaycan’dan Türkiye askerini çeksin. 30 yıldır Azerbaycan’da tüm Karabağ’ı işgal altında tutunuz, o topraklar kimindi? O topraklar Azerbaycanlı kardeşlerimizindi ve bu toprakları işgal altında tutunuz. Şimdi kendi göbeğini Azeri Kardeşlerimiz kendileri kesti ve biz de elimizden gelen desteği verdik ve böylece Karabağ, evet, sahiplerinin eline geçti.

Macron şimdi haber gönderiyor, Libya’dan Türkiye askerini çeksin. Sen önce bu aklı vereceğine bunu kendine sakla, bak orada Çad’ın, Mali’nin, Wagner’in askerleri var, siz onları oralardan bir çekin, onları bir çekin ondan sonra sizinle bunları konuşalım. Ve biz askeri ve güvenlik iş birliği anlaşmamız olan Libya’yla anlaşmamızın gereğini yaptık ve sadece orada eğitim için varız, eğitimin dışında değil. Ve bugün yeryüzünde adaleti tesis etmenin yolu gökyüzünde güçlü bir şekilde var olmaktan geçiyor.

Ne diyordu Yahya Kemal: Kökü mazide olan atiyim. Evet, geçmişimizden aldığımız güçle kökümüzden beslenerek geleceğe bakacağız. Şair ne diyor: “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya, millet, milliyet nedir öğretmişiz.” Biz böyle bir milletiz.

Teknolojik kapasitemizi geliştirmek ve buradan doğacak olan ekonomiden faydalanmak için uzayda da olacağız. Şu anda uzayı görüyorum ve bambaşka görüyoruz. Elde ettiğimiz tecrübe ve birikimi, bilim, sanayi ve teknoloji ekosistemimize aktarabilmek için uzayda olacağız, onun için Varank, daha çok çalışacağız, yapacağımız çok iş var. Güçlü ve bağımsız bir Türkiye’nin yerini sadece dünyada değil uzayda da tahkim edeceğiz. İşte bu vizyonu yürütecek olan kurumumuz Türkiye Uzay Ajansıdır. Bu kurumumuz uzay alanında birikmiş kabiliyetlerimizi tek çatı altında koordine etmek ve bu alanda yeni, güçlü bir sinerji oluşturmak için yola çıktı. İlk görevi milli uzay programı hazırlamak olan ajansımız, kamu kuruluşlarından özel sektöre, üniversitelerden uluslararası ortaklara kadar tüm paydaşların katkılarıyla çalışmasını hamdolsun tamamladı. Milli Uzay Programımızda hedeflerimiz gerçekleştirmek için hangi kaynak ve yetkinliklere sahip olmamız gerektiğini, adımlarımızı ne zaman ve ne şekilde atacağımızı belirledik. Şimdi Türkiye’nin uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerinin yer aldığı milli uzay programımızı bugünlerde meşhur olan sloganıyla tüm dünyaya ilan ediyor ve diyorum ki, gökyüzüne bak ayı gör.

Değerli Dostalar, milli uzay programındaki birincil ve en önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında aya ilk teması gerçekleştirmektir. Evet, inşallah aya gidiyoruz, hazırlıklarına başladığımız ay programı ile bu hedefi iki aşamada tamamlamayı planlıyoruz.

İlk aşamada 2023 yılı sonunda yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrit roketimizle aya ulaşarak, sert iniş gerçekleştireceğiz. Uzay aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı uluslararası iş birliği ile hayata geçireceğiz. Bu görevi tamamladığımızda hem aya ulaşmayı başaran ülkelerden biri olacak, hem de ikinci aşama ay misyonu için gerekli bilgileri toplamış olacağız.

2028 yılında hayata geçirmeyi planladığımız ikinci aşamada ise aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı bu kez kendi milli roketlerimizde yapmayı hedefliyoruz. Aya yumuşak iniş gerçekleştireceğimiz bu aşamayı da tamamladığımızda ayda bilimsel faaliyetler yapabilen sayılı ülkelerden biri konumuna geleceğiz, böylece medeniyet coğrafyamızın da sembolü olan hilali ay bayrağımızla aya göndermenin gurunu milletimize yaşatacağız.

Hazırlıklarına başladığımız ay programı, fırlatma, roket ve kontrol teknolojilerindeki atılımlarımız için bir kaldıraç görevi görecektir. Bu program yüksek radyasyona dayanaklı teçhizat teknolojisinden haberleşmeye, otonomiden yapay zekaya kadar birçok alandaki çalışmalara zemin oluşturacaktır, böylece yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz alt sistemlerin ticarileştirilmesinin de önü açılacaktır. Tabii bu oldukça zor ve riskli bir görevdir. Yakın zamanda aya iniş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanan ülkeleri hepimiz gördük. Türk mühendislerinin inşallah bu görevi başaracaklarına tüm kalbimle inanıyorum.

Değerli Misafirler,

Milli uzay programındaki ikinci hedefimiz, yeni nesil uydu geliştirme alanında dünya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkarmaktır. Ülkemizin sahip olduğu uydu üretim kabiliyetlerini Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda kurulacak olan tek bir milli şirket bünyesinde birleştireceğiz. Hali hazırda uydu ve uydu alt sistemlerinin üretim faaliyetleri birden çok kuruluş tarafından yürütülüyor. Bunu tek çatı altında toplayarak  hem uydu üretim süreçlerinde tam eşgüdümü yakalayacak, hem de insan kaynağı başta olmak üzere tüm imkanlarımızı daha verimli şekilde kullanacağız. Bu sayede rekabet gücümüzü artırarak dünyadaki uydu pazarından daha fazla pay elde etmeyi planlıyoruz. Tek elden yürüteceğimiz yerli uydu geliştirme programlarıyla uzaydaki hedeflerimizle uyumlu olarak yeni uydu ihtiyaçlarımızı da çok daha verimli bir şekilde gidereceğiz.

Milli uzay programındaki üçüncü hedefimiz, Türkiye’ye ait bir bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirmektir. Sivil ve askeri amaçlı navigasyon ihtiyaçları için kullanılan bu uydu teknolojisine dünyada yalnızca 6 ülke sahiptir. Uyduları yer sistemleriyle birlikte kullanarak yenilikçi bir yöntemle oluşturacağımız kendi bölgesel konumlama sistemimiz sayesinde büyük riskler barındıran dış bağımlılıktan kurtulacağız. Bu hedefi başardığımızda savunma, tarım, şehircilik ve otonom araçlar başta olmak üzere kendi hassas navigasyon uygulamalarımızı geliştirebileceğiz. Elbette böyle bir imkâna sahip olmak Türkiye ile birlikte bölgemizdeki dost ve kardeş ülkelere de önemli avantajlar kazandıracaktır.

Geliyorum dördüncü hedefimize; uzaya erişimi sağlamak ve bir uzay limanı işletmesi kurmaktır. Güzel değil mi? Uzayda bağımsız güç olmanın yolu uzaya erişimden geçiyor. Yerli ve milli roketlerimizi dünya yörüngesine ağır faydalı yük taşıyabilecek olgunluğa eriştirmemiz gerekiyor. İnşallah bunu da başaracağız. En önemlisi de, bir uzay limanı işletmesine sahip olmaktır.

Türkiye’nin coğrafi konumu ticari karlılık bakımından faydalı yük taşıyacak bir uzay limanı işletmesi kurmaya şu an itibariyle uygun değildir. Bu nedenle uzay limanımızı en uygun coğrafyalardaki dost ve müttefik ülkelerle birlikte kurmayı planlıyoruz. Uluslararası iş birlikleriyle bu misyonumuzu da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlıyız.

Beşinci hedefimiz; uzay havası ya da meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yaparak uzaydaki yetkinliğimizi artırmaktır. Uzayda ortaya çıkabilecek değişimler hayat alanımızı ve yer tabanlı teknolojik sistemleri olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Kablosuz yayınlar, haberleşme ve navigasyon sistemleri, elektrik şebekeleri ve petrol boru hatları bu değişimden ciddi zararlar görebiliyor. Tüm bu etkileri izlemek ve modellemek üzere uzay havasına yönelik çalışmalar yürüteceğiz. Bu sayede özellikle de ülkemizin yeryüzü ve gökyüzündeki operasyonlarını daha güvenli hale getireceğiz.

Altıncı hedefimiz; Türkiye’yi astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha ileri bir seviyeye ulaştırmaktır. Bu alanda artacak kabiliyetlerimiz sayesinde dünya yörüngesini nesnelerin kayıt altına alınması ve takibine taktı sunacağız. Bu misyona yönelik halihazırda altyapılarımız mevcuttur. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’ni birbirine entegre ederek, tek bir ulusal araştırma altyapısı haline dönüştüreceğiz. Ülkemize kazandıracağımız radyo teleskoplar sayesinde bilim insanlarımız sırrı hala çözülememiş hızlı radyo patlamalarını çalışabilecekler. Bu teleskopları tasarlayacak mühendislerimiz, derin uzay programımızın haberleşme altyapısının da temelini atacaklar.

Yedinci hedefimiz; ülkemizde uzay sanayi ekosistemini daha da geliştirmektir. Türk mühendisleri, bilim insanları ve müteşebbislerinin uygun altyapıya sahip olduğunda gerekli desteği aldığında neler yapabileceği artık tüm dünyanın malumudur. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıları uzay alanına taşıyacak, burada da güçlü ve üretken bir ekosistem oluşmasını sağlayacağız. Uzay Ajansımızın öncülüğünde kısa sürede buradan da yeni başarı hikayeleri çıkacağına inanıyorum.

Değerli Dostlar,

Uzay programımızdaki sekizinci hedef; bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurmaktır. Sadece uzay alanında uydu geliştirebilen ve üretebilen ender ülkelerden biri olmayı yeterli bulmuyoruz. Türkiye’yi uzay teknolojilerinin tüm alt bileşenlerini ticari olarak rekabet edebilir şekilde üretebilen bir ülke konumuna getireceğiz. Bu amaçla Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde yerli ve yabancı yatırımcılara ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Burada yatırım yapacak firmalarımızı da çeşitli mekanizmalarla destekleyeceğiz. Özel sektörü öncü güç olarak konumlandıracağımız Türkiye Uzay Ajansı’na da ev sahipliği yapacak bu merkezin yerini belirledik. Dokuzuncu hedefimiz uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağımızı geliştirmektir. Her alanda olduğu gibi uzay yolculuğumuzun da vazgeçilmezi insandır. Çocuk, genç, araştırmacı, bilim insanı, müteşebbis, teknisyen, mühendis ve diğer tüm kesimleriyle toplumumuzda uzay farkındalığını artırmak için ne gerekiyorsa yapacağız. YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili kuruluşlarımızla özel programlar oluşturacak, bu alandaki nitelikli insan kaynağımızı artıracağız.

Onuncu ve son hedefimiz, evet bir Türk vatandaşını uzaya göndermektir. Eminim ki birçok kişi bu hayali kurarak büyümüştür. Hatta belki aranızda hâlâ bu hayalini sürdürenler vardır, hatta hatta belki bayanlardan bile ben adayım, diyenler vardır. Bak Pelin Çift diyor ki, ben adayım. Evet, Sayın Varank evet denemeyi filan önceden yapalım ki bir sıkıntı yaşamayalım. Uzaya bir vatandaşımızı göndermeyi elbette bir turistik gezi olarak değil, gelecek nesillere yol gösterecek bir bilim misyonu olarak tasarlıyoruz. Uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişiyi gönüllüler arasından seçerek gerekli eğitimleri almasını sağlayacak ve uzaya göndereceğiz. Bu sayede Uluslararası Uzay İstasyonunun alt yapısından yararlanarak, bilimsel deney yapma imkânına kavuşacağız.

Tabii benim özellikle burada bir şerhim var, mademki bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyorsunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım. Tabii yalnızca dil bilimciler değil, 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir.

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Saydığımız hedeflerin her biri elbette iddialıdır, zorlayıcıdır, ama bunların hepsi de ayakları yere basan hedeflerdir. Türkiye’nin bu devrimi gerçekleştireceğinden uzay yarışında güçlü bir aktör olarak yerini alacağından en ufak bir şüphe duymuyorum. Türkiye Uzay Ajansının geliştireceği projeleri, Milli Uzay Programı’ndaki hedefleri bizzat takip edecek, destek olacağım. Bu doğrultuda çalışmalar yürüten tüm akademisyen, girişimci ve vatandaşlarımızın hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlamasına imkan sağlayacak, çağrılar açacak yarışmalar düzenleyeceğiz. Milli teknoloji hamlesi ruhuyla genç, yaşlı demeden tüm vatandaşlarımızdan bu alandaki çalışmalara yüksek düzeyde katılım ve sahiplenme bekliyorum. İnşallah devlet, millet ele verecek göklere en çok yakışan bayrağımızı, yani ay yıldızlı bayrağımızı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda olacak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak.

Bu duygularla, Milli Uzay Programımızın ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Programın hazırlanmasında emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanımız başta olmak üzere Türkiye Uzay Ajansına ve katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.