YÖK Anadolu Projesi Tanıtım Toplantısı’nda Yaptıkları Konuşma

04.02.2021

Yükseköğretim Kurulumuzun ve Üniversitelerimizin Kıymetli Yöneticileri,

Saygıdeğer Hocalarım,

Saygıdeğer Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Üniversitelerimizin 2020-2021 akademik yılının açılışında müjdesini verdiğim YÖK Anadolu Projesi’nin hayata geçirilmiş olmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yükseköğretim Kurulumuz başta olmak üzere bu projenin hazırlanmasında emeği geçen hocalarımıza ve projede yer alan üniversitelerimizin yöneticilerine özellikle şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Geçtiğimiz 18 yılda altyapıya ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar sayesinde Türk yükseköğretim sistemi bugün gerçekten ileri bir seviyede bulunuyor. Öyle ki yükseköğretim alanında ülkemizin sınırlarını aşan bir kapasiteye ulaştık. Üniversite sayımız 76’dan 207’ye, öğrenci sayımız ise 1 milyon 600 binden 8 milyon 400 bine yükseldi. Bu öğrenci sayısıyla ülkemiz Avrupa’da üniversiteye erişim konusunda ilk sıraya çıktı. Ayrıca, memnuniyet veren bir diğer husus, bu artışta kız öğrencilerimizin önemli bir yer tutmasıdır. Daha önce yüzde 42 düzeyinde olan kız öğrencilerimizin oranı bu yıl itibariyle yüzde 49’a yükseldi. Üniversitelerimizde görev yapan öğretim elemanı sayımız da büyük bir artış göstererek, 70 binden 180 bin düzeyine ulaştı. Yükseköğretim sistemimizdeki kadın akademisyenlerimizin oranı Avrupa Birliği’ndeki yüzde 40 olan ortalamanın yaklaşık 5 puan üzerindedir.

Bütçeden üniversitelerimiz için ayırdığımız pay da ciddi oranda artmıştır. Yükseköğrenim bütçemiz 2,5 milyar liradan bu yıl itibariyle 36 milyar liraya çıktı.

Yükseköğretimde sadece sayısal değişimler yaşanmakla kalmadı, aynı zamanda kalite odaklı yapısal dönüşümler de gerçekleşti. Üniversitelerimizdeki eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerin kalite düzeylerine ilişkin akreditasyon süreçlerini yürüten Yükseköğretim Kalite Kurulu ilk defa bu dönemde kuruldu.

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yükseköğretimde temel amacımız; eğitim kurumlarının kalite odaklı faaliyetler yürütmesi, kalkınmada kritik rolü olan bilimsel alanların desteklenmesidir.

Aynı şekilde Ar-Ge ve inovasyonu teşvik eden iş birliğine açık bir iklimin oluşturulmasını, yerel ve bölgesel özellikler dikkate alınarak tematik alanlarda ihtisaslaşmanın sağlanmasını hedefliyoruz. Bu doğrultuda çok sayıda eylem planı ve projeyi hayata geçirdik.

Üniversitelerimizin ulusal ve uluslararası düzeyde rekabetçi bir yapıya kavuşmalarını temin etmek için yeni projeler üzerinde de çalışıyoruz. Tek tipçi anlayıştan uzaklaşan üniversitelerimiz farklı değerler üretir hale gelerek birbirinin kopyası olmaktan çıkmıştır. Gerçi hâlâ eski Türkiye’nin alışkanlıklarıyla devletten ve toplumdan kopuk bir şekilde inşa ettikleri hükümranlık alanlarını korumanın peşinde olanlar yok değil, bunlar da var. Ama inşallah onlar da adım-adım bu ülkenin üniversitesi olduklarını, bu millete hizmet etmekle mükellef olduklarını anlayacaklar.

Kendi kişisel ve zümrevi çıkarlarını demokrasi ve özgürlük maskesi altında pazarlayanların gerçek yüzlerini ortaya dökmeyi sürdüreceğiz.

Saygıdeğer Hocalarım,

YÖK’ün kontenjan planlamasının ancak ilgili tüm taraflarla birlikte yapıldığı takdirde gerçekçi olabileceğini gördük. Bu anlayışla Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu’nu hukuki bir zemine kavuşturduk. Bu kurulda Milli Eğitim, Sağlık, Sanayi ve Teknoloji, Hazine ve Maliye Bakanlıkları ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve özel sektör adına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği temsilcileri yer alıyor. Kapsamlı yapısıyla bu kurul yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde ihtiyaç odaklı bir planlama çalışması yürütüyor. Bu sayede geçen sene üniversitelerimizdeki doluluk her başlıkta en yüksek oranları yakaladı.

Hukuki zemine kavuşturduğumuz bir başka kurul da Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu’dur. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin de üyesi olduğu bu kurul, ülkemizin kalkınması için sanayinin ihtiyaç duyduğu kalitede eğitim ve beceriye sahip eleman ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu amaçla meslek yüksekokullarının özellikle organize sanayi bölgelerinde faaliyet göstermesini özendirmek için öğrenci başına teşvik uygulamasını getirdik.

2017-2018 Akademik Yıl açılışında kamuoyuyla paylaştığımız Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi’nde alınan mesafeden de memnunuz. Salgın döneminde nasıl ki sağlık alanında gelişmiş birçok ülkeden daha kaliteli hizmet sunabildiysek, üniversitelerimiz de başarılı bir uzaktan eğitim hizmetini verdiler, bundan dolayı ayrıca müteşekkirim. Bu sayede üniversitelerimiz pek çok Batı üniversitesinde olduğu gibi bir hafta açılıp bir sonraki hafta kapandığı bir belirsizlik dönemi yaşamadı. Yükseköğrenim faaliyetlerimiz en başta planlandığı şekliyle kesintisiz olarak sürdü.

Saygıdeğer Hocalarım,

Anadolu’nun her ilinde üniversite kurma kararı almamızın gerisinde gençlerimize sosyal adalet ve fırsat eşitliği temelinde bir yükseköğretim hizmeti sunma gayesi vardı. Biliyorsunuz buna da karşı çıktılar. Maddi imkânsızlıklar veya sosyal ve kültürel kimi sebepler yüzünden kendi şehrinin dışına çıkamayan yüzbinlerce gencimizi bu sayede yükseköğretime kazandırdık. Kızlarımızın yükseköğretim görme oranlarındaki artışta da üniversitelerin Anadolu’da yaygınlaşmasının büyük etkisi vardır. Her ile bir üniversite projemiz ve üniversite sayısındaki artış elbette beraberinde bazı tartışmaları da getirdi. Öyle ki dönemin YÖK Yönetimi dahi yeni üniversitelere rektör atamamak için engel üstüne engel çıkartmıştı. Hamdolsun artık YÖK bu tür engellemelerle uğraşmak yerine ülkemizin kalkınması için önemli olan öncelikli alanlara yoğunlaşan milletimize ve onun değerlerine hizmet eden yeni bir kuruma dönüştü.

Anadolu’nun ilim ve irfan yolunda kalkınma hamlesi olan her ile bir üniversite düşüncesini bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler projesiyle yeni bir safhaya çıkardık. Bu projeyle her akademik yıl açılışında 2006 yılından sonra kurulan üniversitelerimizden beşine bizzat özel misyon veriyoruz. Anadolu bozkırlarında kurulan bu üniversitelerin bulundukları illeri ve bölgelerini aydınlatacak, ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bir yapıya kavuşmalarını hedefliyoruz. Tabii hâlâ bu üniversitelerimizin başarısız olmasını isteyenlerin, bu beklentiyle hareket edenlerin bulunduğunu da biliyoruz. Bunlara verilebilecek en güzel cevap, Anadolu’daki üniversitelerimizin ulusal ve uluslararası düzeyde gösterecekleri başarılar olacaktır. Nitekim bu üniversitelerimizden asırlık geçmişe sahip pek çok kurumu geride bırakarak dünya sıralamasında ilk 1000 içerisine girme başarısını gösterenler var. İnşallah bu tür listelerde kısa sürede çok daha fazla sayıda yeni üniversitemizi göreceğimize de inanıyorum.

Üniversite gençlerinin çağın en ileri bilgisiyle donanması bizler ve geleceğimiz için önemlidir. Bu amaçla yükseköğretim için belirlenen akademik ve idari kadrolarda yeni kurulan üniversitelerin desteklenmesine özel önem veriyoruz. Yükseköğretim sistemimizin kalite eksenli büyümesinin bir başka göstergesi de uluslararası öğrencilerin ilgilerindeki artıştır. Bu ilgi küresel salgın döneminde dahi azalmamış tam tersine artmıştır. Bugün dünyanın dört bir yanından 200 bini aşkın öğrencinin geleceği bizim üniversitelerimizde hazırlanıyor, bu önemli bir adım. UNESCO’nun verilerine göre Türkiye uluslararası öğrenci çekmede dünyada ilk 10 ülke arasında girme başarısı gösterdi.

Değerli Arkadaşlar,

Yükseköğretimde kalite yarışı sürekli daha iyiyi arayan bir uğraş ve hiçbir zaman bitmeyecek bir süreçtir. Anadolu’da yaktığımız bu meşalelerin aydınlığını her yıl artırması için YÖK Anadolu Projesi gibi yeni atımları ve yeni projeleri önemli görüyoruz. Biz Cumhurbaşkanlığı olarak tüm imkânlarımızı gençlerimizin nitelikli eğitim alabilmeleri için seferber etmiş durumdayız. Bundan sonrası üniversitelerimize ve siz değerli hocalarımıza kalıyor. Onların da üzerlerine düşeni en iyi şekilde yapacaklarına inanıyoruz. Elbette bu çerçevede en kıymetli değerlendirmeler uluslararası alanda yapılanlardır. Türkiye Avrupa Yükseköğretim alanını oluşturmak üzere başlatılan Bologna sürecine 2001’de biliyorsunuz üye olmuştur. Bu süreçte halen 50’ye yakın ülke bulunuyor. Bologna sürecinde ülke karnelerini değerlendirmek ve yeni hedefler belirlemek amacıyla iki veya üç yıl aralıklarla Bakanlar seviyesinde toplantılar düzenleniyor. İtalya’nın ev sahipliğinde gerçekleşen en son Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı’nda ülkelerin yükseköğretim alanındaki karnelerini gösteren bir rapor yayınlandı. Bu raporda öğrenci sayısı bakımından Avrupa’da ilk sırada yer alan Türkiye’nin yükseköğretim sistemindeki genişlemeye paralel olarak nitelik açısından da pek çok Avrupa ülkesinden daha iyi performans gösterdiği belirtiliyor, bunu onlar söylüyor ben söylemiyorum. Toplam 13 başlık üzerinden yapılan değerlendirmede Türk Yükseköğretim sisteminin tam puan aldığı başlık sayısı 4’ten 5’e çıkarken hiçbir alanda gerileme kaydedilmedi. Bu tablo yükseköğretim sistemimizin doğru yolda ilerlediğinin uluslararası düzeyde tespitidir. Önümüzdeki dönemde yükseköğretim sistemimizin Avrupa Yükseköğretim alanında rekabet gücünü daha da artırmak için gereken adımları atmayı sürdüreceğiz. Geçtiğimiz günlerde sonuçları bizimle paylaşan YÖK Başkanımıza bir sonraki karnede daha fazla başlıkta tam not görmek istediğimi söyledim. İnşallah bunu da başaracağımıza inanıyorum.

Saygıdeğer Hocalarım,

YÖK Anadolu Projesi 2006’dan sonra kurulan üniversiteler arasından seçilen 15’nin geleneği oluşmuş ve marka haline gelmiş kıdemli 12 üniversitemizin insan kaynağı ve altyapısından yararlanmasını hedefliyor. 15 genç üniversitemizin proje kapsamına alınan 63 bölümündeki öğrenciler bazı dersleri bu 12 üniversitenin kıdemli hocalarından alacaklar. Buradaki amaç eğitimdeki kaliteyi artırmak ve mezun niteliğini yükseltmektir. Aynı şekilde buralardaki genç akademisyenlerin de kıdemli üniversitelerin araştırma altyapılarından kütüphane imkânlarından yararlanabilmelerini, ortak yayın ve projeler yürütebilmelerini sağlayacağız. Gelişmeye açık bir proje olarak tasarlanan YÖK Anadolu Projesinin birinci safhasında elde edilen tecrübeler ışığında 2006’dan sonra kurulan diğer üniversiteleri de bu kapsamada dâhil edeceğiz. Burada öne çıkan husus projenin tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak köklü üniversitelerdeki kıdemli öğretim üyelerince yürütülmesidir. Proje kapsamındaki üniversiteler arasında eşleştirmeler de şu şekilde yapıldı: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’yle, Ankara Üniversitesi. Ardahan Üniversitesi’yle Selçuk Üniversitesi. Artvin Çoruh Üniversitesi’yle Bursa Uludağ Üniversitesi. Bartın Üniversitesi’yle İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi. Bayburt Üniversitesi’yle Gazi Üniversitesi. Bingöl Üniversitesi’yle Erciyes Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi. Bitlis Eren Üniversitesi’yle Ege Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’yle Hacettepe Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi. Hakkari Üniversitesi’yle Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi. Iğdır Üniversitesi’yle Ege Üniversitesi. Kilis 7 Aralık Üniversitesiyle İstanbul Üniversitesi. Munzur Üniversitesi’yle İstanbul Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi. Muş Alparslan Üniversitesi’yle Çukurova Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi. Siirt Üniversitesi’yle Çukurova Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi. Şırnak Üniversitesi’yle İstanbul Üniversitesi. Evet Anadolu’daki 15 üniversiteyle ile 12 köklü üniversitemizin eşleştirmeleri işte bu şekildedir. Böylece mesela Munzur Üniversitesi kimya mühendisliği bölümünde okuyan öğrencimiz İstanbul Teknik Üniversitesinden ders alabilecek. Hakkâri Üniversitesi çocuk gelişimi bölümündeki öğrencimiz Ankara Üniversitesi’nden ders alabilecek. Bartın Üniversitesi psikoloji bölümü öğrencisi Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden ders alabilecek. Bayburt Üniversitesi inşaat mühendisliği öğrencisi Gazi Üniversitesi’nden ders alabilecek. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Hacettepe Üniversitesi’nden ders alabilecek.

YÖK Anadolu Projemizin bir kez daha üniversitelerimiz, öğrencilerimiz ve siz değerli hocalarım için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu vesileyle YÖK’ün uygulamaya koyacağı bir başka önemli projenin müjdesini de burada vermek istiyorum.

Bu proje YÖK Akademik Kariyer Liyakat Projesi’dir. Bu projenin amacı doktoralı insan kaynaklarının yükseköğretim sistemimizde daha şeffaf ve liyakat odaklı bir şekilde istihdamına imkân sağlamaktır. Türk veya yabancı uyruklu doktorasını başarıyla tamamlamış Türk bütün tüm akademisyen adaylarımız ile stratejik hedefleri doğrultusunda öğretim üyesi arayan üniversitelerimiz bu platformda bir araya gelecektir. Hazırlıkları tamamlanan bu projeyi önümüzdeki haftadan itibaren uygulamaya geçiyoruz. Esasen bu YÖK Anadolu Projesi’ni de destekleyen bir proje olacaktır. Bu projenin de üniversitelerimize ve akademisyenlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim son husus; dünyanın önde gelen üniversitelerin saygın hocalarının uzaktan eğitim yoluyla ülkemizde ders verebilmelerine imkân sağlayacak çalışmasıdır. Amacımız; gençlerimizin kendi ülkelerindeyken bile uluslararası veya uluslararası bir bütünleşmeye adım atmaları, farklı akademik kültürler ile tanışmalarıdır.

Sözlerime son verirken, YÖK Anadolu Projesi’ne gönüllü olarak katkı sunacak tüm hocalarımıza şahsım, milletim adına şimdiden teşekkür ediyorum. Ülkemizin gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine yaptıkları katkılar sebebiyle hocasından öğrencisine kadar üniversite camiamızın tüm mensuplarına şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.