TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

28.01.2021

Değerli Bilim İnsanları,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri Töreni vesilesiyle milletin evine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldiniz.

Bu yıl TÜBİTAK ödüllerinde 18 bilim insanımıza, TÜBA ödüllerinde ise 43 bilim insanımıza takdirlerimizi ifade ediyoruz. Bilim ve teknoloji alanında yaptıkları özverili çalışmalarla 2020 yılında ödül almaya hak kazanan bu bilim insanlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

Bu arkadaşlarımızın başarılarının diğer bilim insanlarımızı da teşvik edeceğine inanıyorum. Ülkemize ve milletimize yaptığınız katkılar için her birinize şükranlarımı sunuyorum.

Kıymetli Misafirler,

Türkiye son 18 yılda ortaya koyduğu başarıları, ilim ve irfan medeniyetine sahip çıkmasına borçludur. Hiç şüphesiz bu başarının en önemli mimarları çocuklarının eğitim ve öğretiminin üzerine titreyen anne babaları ile gecesini gündüzüne katarak, milleti ve insanlık için katma değer üreten bilim insanlarıdır. Sizlerin ortaya koyduğu her yeni çalışma bilim dünyasında Türkiye’nin varlığını, bunun yanında kadim medeniyetimizin gücünü ifade ediyor. Keşfetmeye, araştırmaya, üretmeye devam eden her bilim insanımızın yanında olarak biz de üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.

Bu anlayışla her kademede eğitimi ve bilimsel çalışmayı desteklemeyi önceliklerimizin en başına yerleştirdik. Gerek ilk ve ortaöğretimde, gerekse yükseköğretim seviyesinde gerçekleştirdiğimiz reformlarla kendini yetiştirmek ve geliştirmek isteyen her evladımıza bu imkânı sağladık. Daha önceki dönemlerde kısır ideolojik bakış açılarıyla eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık. Erkek ve kız tüm evlatlarımızın diledikleri düzeye kadar ve istedikleri her yerde eğitim-öğretim alabilmelerini temin ettik. Zorunlu eğitimi 8 yıldan 12 yıla çıkararak, lise seviyesinde okullaşma oranını yüzde 100’e yaklaştırdık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımızı ilkokul düzeyinde 28’den 17’ye, ortaöğretimde ise 18’den 11’e indirdik. En büyük atılımlarımızdan birini ise yükseköğretimde gerçekleştirdik, üniversite sayımızı 76’dan 207’ye çıkardık. Okullaşma oranını yükseköğretim seviyesinde yüzde 15’ten yüzde 44’e çıkardık. Ortaöğretim ve yükseköğretim seviyesindeki okullaşma oranlarımız da artık OECD ortalamasını yakalamış durumdayız.

Şimdi okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75’lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100’e taşımaktır. Eğitim alanında yaptığımız yatırımlar meyvelerini verdikçe önümüzdeki yıllarda çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyorum. Bu süreçte bilim insanlarımızı çocuklarımıza rol modeller olarak gösteriyoruz.

Düzenlediğimiz araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatları ile çocuklarımızı bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırlıyoruz.

TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi büyük bir heyecanla icat peşinde koşmaya teşvik ediyoruz. Dene-Yap Teknoloji Atölyeleri’nde genç yeteneklerimizi geleceğin mucit adayları olarak yükselen teknolojilerle buluşturuyoruz. Nitekim son iki yılda 159 öğrencimiz uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarından 144 madalya ve 8 mansiyon derecesiyle döndü. Yeni stajyer araştırmacı programı ile 1500 lisans öğrencimizi Ar-Ge ve yenilik süreçlerine dâhil ettik. TÜBİTAK sanayi doktora programı ile bugüne kadar 1162 doktora öğrencisini yetiştirdik. TÜBA’nın genç bilim insanlarına yönelik ödüllerini de bu açıdan çok önemli görüyorum. Üstün yetenekli genç bilim insanlarının ödüllendirilmesi, gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacaktır.

Değerli Misafirler,

Hiç şüphesiz bilim ve teknoloji insanlığın faydasına kullanılabildiği, başkalarına aktarılabildiği ölçüde kıymetlidir. Mesnevi’de geçen bedevi ile filozof kıssası malumunuzdur. Bedevi devesinin iki yanında birer çuval yükle yol alırken, çölde pejmürde ve bitap bir vaziyette oturan filozofla karşılaşır. Filozof bedeviyi görünce devenin iki yanına astığın bu çuvallarda ne var diye sorar. Bedevi; çuvalların birinde buğday, diğerinde ise dengeyi sağlamak için kum var diye cevap verir. Filozof; bir çuvalı kumla doldurmak yerine diğer çuvaldaki buğdayı iki çuvala pay edip dengeyi sağlasan daha akıllıca olmaz mı? diye cevap verir. Bedevi fikri çok beğenir ve düşkün durumdaki bu adama hayretle sorar; sen çok akıllı bir adamsın, böyle bir yetenekle çok varlıklı olmalıydın, buralarda ne geziyorsun? Filozof; ne işim var, ne de bir varlığım, yerim yurdum da yok, bir parça ekmek verenin peşine koşuyorum, diye cevap verir. Bedevi bu cevaba hem şaşırıp hem de kızarak, o halde benim yanımdan derhal uzaklaş, benim cahilliğim senin hikmetinden çok daha faydalıdır, diyerek oradan ayrılır. İşte bu Peygamber Efendimizin de Allah’a sığındığı faydasız ilimdir. Bir ilmin sadece eyleme dönüşmesi yeterli değildir. Gerekli olan faydalı hale gelmesidir.

Sizlerin ortaya koyduğu bilimi, ürettiği teknolojiyi, özgün ve değerli kılan işte bu hassasiyettir. Onun için faydasız ilimden Allah’a sığınırız, bu çok önemli. Eğer ailenizden, kendinizden feragat ederek yürüttüğünüz, hayatınızı adadığınız çalışmalar insanlığa fayda sağlamıyorsa, o zaman şöyle oturup ne yaptığımızı bir düşünmemiz lazım.

Unutmayınız, her medeniyet kendi teknolojisini, her teknoloji kendi kültürünü ve değerini üretir. Bilim ve teknolojiyi yıkıcı güç olarak gören, diğerlerine üstünlük kurmak, bunun için bir sömürü aracı olarak kullanan ülkeler var. Bizim medeniyetimiz işte tüm bu noktada diğerlerinden ayrılıyor. Bu medeniyetin evlatları bilimi sadece ve sadece insanlık yararına üretir, teknolojiyi insanlık yararına geliştirir. Onlar yeni bir teknoloji geliştirdiğinde uzak coğrafyaları antrenman sahası olarak kullanır, yeni savaşlar başlatır. Biz yeni bir teknoloji geliştirdiğimizde ise bunu o coğrafyalarda sefaletin, insanlık dışı görüntülerin önüne geçmek, hayatlarını değiştirmek için kullanırız. Bizim medeniyetimize yakışan da dünyanın Türk bilim insanlarından beklediği de işte bu duruştur. Türkiye’yi kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi yapma hedefimizin altında yatan ana sebep de budur. Sizlerin laboratuvarlarda, araştırma geliştirme merkezlerinde yaptığınız çalışmaların gün yüzüne çıkması, somutlaşması hedeflerimiz bakımından çok önemlidir.

Bu çerçevede dünyanın koronavirüs salgınıyla boğuştuğu bir dönemde bilim insanlarımızın sağlık alanında da elde ettikleri gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Salgın henüz ülkemiz sınırlarına dayanmadan kurduğumuz TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattık. Bu platformlardaki 436 araştırmacımız aşı ve ilaç geliştirme odaklı 17 proje yürütüyorlar. Platformun en önemli yanı araştırmacılarımızın çalışmalarını ve tecrübelerini birbirleriyle paylaşarak birlikte geliştirme modelini dünyaya örnek olacak şekilde kullanmasıdır. Şu anda üç yenilikçi aşı adayımız faz çalışmalarına başlama arifesindedir. Hocalarımızın çalışması kendi kategorilerinde dünyada klinik aşamaya geçen üçüncü aşı adayı olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca mevcut inaktif aşılardan daha etkin olma potansiyeline sahip bir aşımız ile ikinci nesil bir aşımızın çalışmaları da hızla devam ediyor. Yenilikçi aşı adaylarının yerli ve milli üretimi konusunda özel sektör kuruluşlarımızı seferber ettik. Üretim onayı almış firmalarımız yenilikçi yerli aşılarımızın üretim süreçlerine dahil oldular. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Amerika ve Çin’den sonra Kovid-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülke durumundayız. Bu alana yaptığımız yatırımlar sadece salgın dönemiyle sınırlı da değildir. İnşallah kendi aşısını tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olarak uzun yıllardır ihmal edilmiş bu alanda uluslararası arenada önde gelen bir oyuncu konumuna geleceğiz.

Değerli Misafirler,

Medeniyet coğrafyamızın büyüklüğü bizim en önemli gücümüzdür. Bu gücü değerlendirebilmek için öncelikle elimizdeki potansiyeli kullanılabilir hale getirmemiz gerekiyor. Bu amaçla Türk İslam Medeniyeti havzasında farklı dillerde ve farklı lehçelerde üretilmiş telif, tercüme ve şerh eserleri çeviri, tıpkıbasım ve harf çevirisi yoluyla günümüze kazandırıyoruz. TÜBA’nın 2014 yılında başlattığı TÜBA Türk İslam Bilim Kültür Mirası Projesi kapsamında pek çok eser genç kuşaklarla buluştu. Yine TÜBA’nın bilim diplomasisi kapsamında uluslararası çatı kuruluşlar nezdinde yürüttüğü temsil faaliyetleri de ülkemizin bilim dünyasındaki etkinliğinin arttırılması bakımından çok kıymetlidir. Bu çerçevede 2025 yılında Dünya Bilim Forumu’na ev sahipliği yapmaya talip olduk, hazırız. Diğer yandan, Türkiye’yi kendi vatandaşlarımız yanında dünyadaki tüm bilim insanları için de bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda özellikle Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı vasıtasıyla 21 farklı ülkeden 127 üst düzey araştırmacı çalışmalarını Türkiye’ye taşıdı. Bunlardan biri Fransa’nın ve dünyanın önde gelen araştırma kuruluşlarından birinde 36 yıldır temiz ve güvenli enerji konusunda çalışmalar yürüten Profesör Doktor İskender Gökalp Hocamızdır. Bir diğer isim iklim değişikliği alanında çok önemli çalışmaları olan ve Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli üyesi Profesör Doktor Eric Cepizen’dir. Aynı şekilde Doktor Hasan Demirci de Stanford Üniversitesindeki laboratuvarını ülkemize taşıyarak yapısal biyofizik, yapısal biyoloji ve protein mühendisliği çalışmalarını ülkemizde yürütecek. Bu yıl TÜBA Ödülü almaya hak kazanan bilim insanlarımızdan Doktor Rodica Eliza George, Doktor Savaş Taşoğlu ve Doktor Ayşegül Doğan da Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamında ülkemize gelen isimler arasında yer alıyor. Tüm bu bilim insanlarımızı kıymetli çalışmaları için bir kez daha tebrik ediyorum.

İnşallah bu yıl içerisinde yeni bir çağrı daha açarak, alanının en iyisi en az 100 araştırmacıya daha ülkemize kazandıracağız. Sizlerin gayreti ve müteşebbislerimizin cesaretiyle yükselen bilim ve teknoloji ekosistemimizin meyvelerini vermesi bizleri doğrusu mutlu ediyor. Ancak daha gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Sahip olduğumuz sinerji ve potansiyelin bizleri en kısa sürede hedeflerimize ulaştıracağına yürekten inanıyorum.

Bu düşüncelerle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, ülkemizin öncü araştırma ve akademi kurumları TÜBİTAK ve TÜBA’ya teşekkür ediyorum. Ödül alan tüm bilim insanlarımızı tekrar şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarım sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.