Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral ve Beraberindeki Heyeti Kabulde Yaptıkları Konuşma

22.01.2021

Sayın Başkan,

Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonunun Değerli Yönetim Kurulu Üyeleri,

Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. TÜGİK çatısı altında Türkiye’nin güçlenmesi, büyümesi, bunun için de gayret sarf eden tüm iş insanlarımıza sizlerin nezdinde teşekkürlerimi sunuyorum.

İlk ayının sonuna doğru yaklaştığımız 2021 senesinin milletimizle beraber tüm insanlık için sağlık, huzur, esenlik getirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz hafta DEİK Yönetim Kurulu kabulümüzde yaptığımız ekonomi değerlendirmesinde de ifade ettiğim gibi bazı hususları burada sizlerle de paylaşmak istiyorum.

2020 yılı salgın sebebiyle tüm dünya ile birlikte bizde de sıkıntılı geçti. Bununla birlikte salgın döneminde güçlü sağlık altyapısının yanı sıra üretimin araştırma-geliştirme ihracatın ticarette pazar ve çeşitliliğinin önemini de çok açık, net gördük. Sadece iç piyasaya odaklanan şirket salgından olumsuz etkilenirken, inovasyona, Ar-Ge’ye, üretime, ihracata önem veren firmalar süreci en az hasarla, en az zararla atlattı.

İş insanlarımızla bir araya geldikçe, üreticilerimizi, ihracatçılarımızı dinledikçe şu gerçeğin farkına daha iyi varıyoruz: Her ne kadar bu salgın beraberinde çeşitli zorluklar, sıkıntılar getirse de, iş dünyamızın önünde yeni fırsat pencereleri de açıyor. Türk firmaları kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları ve güvenilir oluşlarıyla rakiplerine adeta fark atıyor. Aşılamanın artmasıyla beraber dünya genelinde salgın geriledikçe taşlar yerine oturacak, ülkemizin yakaladığı ivme daha da artacaktır.

İhracatta geçen seneyi 169,5 milyar dolar gibi Orta Vadeli Program hedefinin 5 milyar üzerinde bir rakamla kapatmayı başardık. Ülkemizin küresel ihracattaki payı, geçtiğimiz yılın Ocak-Ekim verileri itibariyle ilk defa yüzde 1’i aşarak yüzde 1,03 seviyesine çıktı. İhracatçı sayımız 87 bin 400’ü aşarken, geçen yıl ilk defa ihracat yapan firma sayımız 18 bin 123 olarak kayıtlara geçti. 2020 yılında kurulan şirket sayısı salgına rağmen yüzde 20 artarak 101 bin 318’e ulaştı. Bazı dostlar bugün de geldi yanıma, diyorlar ki; dükkânlar kapanıyor, şirketler kapanıyor. İşte açıklıyorum rakamı, kapanan filan yok ki bunlar öyle sıradan şirketler falan da değil, bunlar güçlü şirketler, ihracat yapıyorlar, her şey ortada. Ama birileri de buralardan nemalanmak istiyorlar.

Yılın son günlerinde İngiltere ile imzaladığımız Serbest Ticaret Anlaşması, Gümrük Birliği’nden sonraki en önemli ticaret anlaşmamızdır. Bu anlaşmayla Birleşik Krallık’la ticari ilişkilerimizin Brexit sonrası daha da genişleyerek sürebilmesini sağladık. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmamızı güncelleme çalışmalarımız da sürüyor. İnşallah 2021 yılında tüm bu çalışmaları daha da ileriye taşıyarak devam ettireceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Salgının seyrine ilişkin belirsizlikler, küresel ekonomideki zorlukların bir müddet daha süreceğini gösteriyor. Son 18 yıldır vatandaşımızın hayatının her alanına dokunan reformlarımız sayesinde bu zorlu günlerde ülkemizi diğerlerinden ayrıştırmayı başardık. Amacımız, Türkiye’nin salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girmesini sağlamaktır.

Bunun yanında salgının etkileriyle mücadeleyi hem makroekonomik, hem de mali alanda atacağımız adımlarla destekleyeceğiz. Ekonomimizin güçlü yönlerini sağlamlaştırırken tedbir gerektiren hususların üzerine de kararlılıkla gideceğiz. Özellikle de serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde attığımız adımların etkisi, finansal piyasa göstergelerimize müspet bir şekilde yansımaya başladı. Tüketici güven endeksi Ocak’ta yüzde 4 artarak 83,3’e yükseldi. Kur cephesi nispeten istikrar kazandı. Kasım ayından bu yana merkezi yönetim borç stokumuz yaklaşık 150 milyar lira azaldı. Ülke risk primimiz de düşüyor.

Türkiye CDS’leri 300 baz puanlara doğru iniyor. Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini atacağımız kararlı adımlar ve güçlü politika çerçevemizle inşallah düşürmeye devam edeceğiz.

Yurt dışındaki yatırımcıların Türk varlıklarına olan talebinin de artmaya başladığını görüyoruz. Son aylarda ülkemize yurt dışından 15 milyar doların üzerinde portföy girişi gerçekleşti. Türkiye’ye güvenen yatırımcılar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kazanmaya devam edecektir.

Kıymetli Arkadaşlar,

Ekonomimizin uzun dönemli sürdürülebilir ve kaliteli bir büyüme yapısına kavuşmasını amaçlıyoruz. Büyümenin kendisi kadar istikrarını ve istihdam oluşturmasını da önemsiyoruz. Bu doğrultuda yeni hamlelerle Türkiye’yi değişen küresel değer zincirinin önemli bir oyuncusu haline getireceğiz. Yüksek teknoloji sektörleri öncelikli olmak üzere çekeceğimiz uluslararası yatırımlarla ülkemizi bir yatırım, üretim ve teknoloji üssü yapacağız. Bu noktada tabii sizlerin gayretini çok önemsiyorum, yani sizler iş insanları olarak, eğer yurt dışından ülkemize yatırımcı çekecek olursanız bu Türkiye’yi yeniden o 23,5 milyar dolarlara yükseldiğimiz döneme getirir, bu 30’a getirir, buralara bizim yeniden çıkmamamız için hiçbir sebep yok, bunu başarırız.

Yatırım ortamının daha da iyileştirileceği, öngörülebilirliğin daha da arttırılacağı, yatırımcıların beklentilerinin daha yüksek düzeyde karşılanacağı bir ikliminin tesisi için gereken tüm adımları atacağız. Hatta şöyle de bir planım var, o da şu: Yani uluslararası gerek yatırımcı, gerek şirketleri biz senede bir, hatta iki kez ülkemize davet edip onlarla ülkemizde timetable’lar yapabiliriz, onlarla özellikle bazı görüşmelerimizi yaparız, hatta hatta onlara ülkemizdeki yatırım imkânlarının neler olduğunu, ne gibi yatırımlar yapabileceklerini anlatmak suretiyle onları bu yatırımlara ama finans sektöründe, ama sanayide olduğunu anlatmamızda fayda var; bunları geçmişte Başbakanlığım dönemimde filan çok yaptık ve çok da faydasını gördük.

Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini de geride bıraktık. Yakında kapsamlı reform paketimizi kamuoyuyla paylaşacağız.

Ekonomide bu sene temel hedefimizden birisi, fiyat istikrarını sağlamak olacaktır. Kur istikrarı, enflasyonla mücadelede oldukça önemli bir yer tutuyor. Cari açıkla mücadelede yapısal önlemlere hız veriyoruz. Az önce Sayın Başkan’ın ifade ettiği gibi, özellikle bunu kendilerinden burada dinlediğim gibi, daha sonra da bunun işlenmesinin gereğine inanıyorum, o da şudur: Değerli arkadaşlar, yüksek faize kesinlikle karşıyım ve bu konuda sizlerin mesajları önem arz ediyor. Niye önem arz ediyor? Çünkü siz şu anda yatırımcı konumundasınız, eğer siz bu yatırımları düşük faizli kredi imkânına sahip olursanız yapabileceklesiniz. Siz bu yatırımı yaptığınız zaman bu size neyi sağlayacak? İstihdamı sağlayacak. Neyi sağlayacak? Üretimi sağlayacak. Neyi sağlayacak? İhracatı sağlayacak. Bütün bunlar aynı zamanda uluslararası piyasada rekabet imkânını sağlayacak. Bunları başaracağız ki ne yapalım, devlerle yarış edebilir hale gelelim.

Ve şunu çok açık, net söylüyorum: Dünyada şu anda eksi faizle kredi veren finans kuruluşları var mı? Var. İşte buyurun Japonya’ya bak, eksi faiz. Gel İsrail’e, İsrail kendi içinde eksi faiz, ama başkasına karşı daha fazla faizle veriyor, o ayrı. Avrupa’ya gelin, 1, o civarda, Amerika hakeza öyle. Peki, bize ne oluyor da 20’lerin üzerine çıkıyoruz? Şimdi bizim arkadaşlar da bana kızıyor biliyorum, ama kusura bakmasınlar. Eğer ben bu ülkenin Başkanıysam, Cumhurbaşkanıysam ben bunu anlatmaya devam edeceğim. Çünkü ben yüksek faizle ülkemin kalkınacağına inanmıyorum. Çünkü biz eğer yatırımı güçlendirirsek işsizlik diyoruz, istihdamı güçlendirirsek, üretimi artırırsak, ihracatımızı arttırırsak çünkü buna ihtiyacımız var. Biz ihracatımızı artıracağız ki ne yapalım? Dışarıdan imkânlar gelsin, cari açığı da ne yapalım? Azaltmış olalım, hatta hatta bitirmiş olalım, buna ihtiyacımız var. Ve savunma sanayi, savunma sanayinde başarıyı getiren yönetişim modelini imalat sanayinin diğer alt sektörlerinde de uygulayacağız. Ekonomide temin edeceğimiz güven ve istikrar sayesinde üzerimizdeki büyük faiz yükünden de önemli ölçüde kurtulacağımıza inanıyorum. Şimdi bankalar neyle övünüyor? Ben şu kadar kâr ettim. Öbürü neyle övünüyor? E ben de senden fazla kâr ettim. Ya sizin kârınız önemli değil, bu noktada reel sektördekilerin kârı bizim için önemli, bunu başarmamız lazım. Eğer reel sektör başarıyı elde edemiyorsa demek ki iyi yolda değiliz, buna bizim dikkat etmemiz gerekiyor. Kamu maliyemiz nispeten düşük borçluluk oranlarımız sayesinde bugün de bizi pek çok ülkeden olumlu yönde ayrıştırıyor. Bütçe harcamaları geçtiğimiz yıl 1 trilyon 202 milyar liraya ulaşarak program hedefimizin altında, bütçe gelirleri ise 1 trilyon 29 milyar lira ile beklentilerin üstünde gerçekleşti. Böylece yılı yüzde 3,6 ile yüzde 4.9’luk bütçe açığı hedefinin altında kapatmış olacağız. Gelişmekte olan ülkelerde yüzde 10,7’lik bütçe açığı verildiği bir dönemde sağladığımız bu başarı takdire şayandır.

Sağlık harcamalarındaki ilave artışlar sebebiyle bütçeye gelen bu ilave yüklere rağmen mali disiplinden taviz vermemekte kararlıyız. Bu amaçla 2021 yılı için bütçe açığını milli gelirin yüzde 3,5’u seviyesinde tutmayı yeni hedef olarak belirledik. Bütçede oluşturacağımız mali alanı gerekmesi halinde salgın kaynaklı ilave harcama ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanacağız.

Hizmetlerimizi artırırken kamu olarak vatandaşın bize emanet ettiği vergileri en doğru şekilde ekonomik ve verimli kullanacağız. Yatırımlarda kısa sürede sonuç alacağımız üretken alanlara öncelik vereceğiz. Kamuda tasarrufları artırmanın etkili bir yolu da dijital dönüşüme hız vermekten geçiyor. Kamu harcama programlarını düzenli olarak gözden geçirerek verimsiz oranları da kesinlikle tasfiye edeceğiz. Yani verimsiz olanlarla uğraşmanın bir anlamı yok. Vergi politikalarımızı adil, öngörülebilir, sade, yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı teşvik edecek bir temele oturtacağız. Kayıt dışılık ile etkin mücadelemizi devam ettireceğiz. İktisat tarihi kitaplarına geçecek böylesine zorlu bir küresel konjonktürü 18 yılın birikimimiz ve tecrübemiz sayesinde başarıyla atlatacağımıza inanıyorum.

Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle selamlıyorum.