TİM 8. Türkiye İnovasyon Haftası Programı’nda Yaptıkları Konuşma

25.12.2020

Değerli Misafirler,

İş Dünyamızın Kıymetli Temsilcileri,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülkemiz, milletimiz ve iş dünyamız için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

İnovaLİG ödüllerini kazanan kişileri, kuruluşları ve firmaları tebrik ediyor, başarılarının katlanarak devam etmesini diliyorum. Bu sene koronavirüs salgını sebebiyle maalesef ödül törenimizi yüz yüze gerçekleştiremiyoruz. Video konferans vasıtasıyla da olsa sizlerin heyecanına iştirak etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Ecdadımız, marifet iltifata tabidir, iltifatsız emek zayidir, diyor. Hayatta başarı kadar bu başarının takdir edilmesi, ödüllendirilmesi de önemlidir. Ödüllendirilen her başarının daha nitelikli, daha özgün çalışmaların müjdesi olacağını biliyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yenilikçi, kaliteli ve kendi alanında çığır açan projelerin desteklenmesine çok büyük ehemmiyet veriyorum. Türkiye İhracatçılar Meclisimizin İnovasyon Haftası ve İnovaLİG gibi ekonomiye katma değer sağlayan çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Ülkemizde bu tür etkinliklere olan ilgi de hamdolsun giderek artıyor. İlk yıl 460 firmanın katıldığı İnovaLİG’e bu sene 1236 firmanın başvuru yapmış olmasını yakalanan başarının bir işareti olarak görüyorum. Farklı alanlarda binlerce yenilikçi fikri buluşturan bu projeyle ülkemize çok ciddi bir fikri sermaye girişinin sağlandığına inanıyorum. Bu vesileyle fikirleriyle, eleştirileriyle, teklif ve tecrübeleriyle 8. Türkiye İnovasyon Haftası’nı zenginleştiren herkese şükranlarımı sunuyorum.

Geleceğimiz ve ekonomimiz için kritik önemdeki inovasyon konusuna sahip çıktıklarından dolayı Türkiye İhracatçılar Meclisimizin Yönetimini ve üyelerini de canı gönülden tebrik ediyorum. Ülkemizin teknolojik dönüşümünü sağlayacak, ihracat kapasitesini artıracak her türlü çabayı desteklemeyi sürdüreceğiz.

Kıymetli Dostlarım,

İnsanlık olarak koronavirüs salgını dolayısıyla her bakımdan zorlu bir o kadar da farklı bir dönemden geçiyoruz. Kovid-19 salgını bir sağlık krizi olmanın ötesinde ekonomiden insani ilişkilere ve güvenliğe kadar hayatın her alanını olumsuz etkiliyor. 2008 krizinin küresel ekonomide açtığı yaralar halen kapanmamışken, kovid-19 salgını tüm dünyayı yeni belirsizliklerin içine sürüklemiştir. Ekonomisi sağlam ülkelerin dahi hazırlıksız yakalandığı bu salgın özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin yükünü ağırlaştırmıştır. Salgınla birlikte korumacılığın yayıldığına, gümrük duvarlarının yeniden yükseldiğine, içe kapanma eğilimlerinin güçlendiğine şahit oluyoruz. Bu musibete karşı birlikte hareket etmek, birlikte mücadele etmek yerine her ülke adeta kendi sığınağına kaçmaya çalışıyor. Şimdiye kadar 1 milyon 750 bin insanın hayatını kaybetmesine sebep olan bu salgın dünya genelinde üstü örtülen birçok çarpıklığı da gün yüzüne çıkarmıştır. Öte yandan tarihe baktığımızda bu tür büyük hadiselerin ekonomiden siyasete köklü değişikliklere yol açtığını görüyoruz.

İkinci Dünya Savaşı’ndan beri insanlığın karşı karşıya kaldığı en ciddi sağlık krizi olan koronavirüs salgının ardından da önemli değişikliklerin yaşanacağı muhakkaktır. Nitekim bunun işaretlerini şimdiden iş hayatımızda görmeye başladık. Firmaların dünyaya açılımında üretimle beraber tasarımın ve yenilikçiliğin öne çıktığı farklı bir döneme girdik. Sadece üretmenin, ürettiğini satmanın yeterli olmadığı bu dönemin hakim rengi inovasyon ve araştırma geliştirmedir. Ar-Ge’ye önem veren, yeniliği yakalamaya çalışan, tasarlayan, çığır açan firmalar daha şimdiden sürecin kazanını olmuştur. Geçen seneye kadar sınırlı sayıda insana ulaşan birçok şirket kovid-19 salgınıyla beraber cirolarını katlamış, piyasa değerini artırmış, lokalden uluslararası alana doğru genişleme başarısı göstermiştir. Benzer bir durum Türkiye ve Türk ekonomisi için de geçerlidir. Her ne kadar salgın hepimiz için beraberinde bazı zorlukları getirse de iş dünyamızın önünde yeni fırsat pencerelerinin açılmasını sağladı. Firmalarımız salgın döneminde kaliteli ürünleriyle, rekabetçi fiyatlarıyla, hepsinden önemlisi güvenilirlikleriyle öne çıktı. Uluslararası şirketler Asya merkezli üretim ağına alternatif oluşturmak için yeni arayışlara yöneldi. Bu arayışlarda sanayisi, üretim kapasitesi, rekabetçi fiyatları, nitelikli iş gücü, coğrafi konumu, güçlü sağlık ve ulaşım altyapısıyla Türkiye en gözde ülkelerden biri haline geldi. Özellikle ihracat odaklı çalışan şirketlerimiz müşteri ve ürün yelpazesini genişletmişlerdir. İnşallah dünya genelinde salgının etkileri azalıp taşlar yerine oturdukça ülkemizin yakaladığı bu ivmenin hızı da artacaktır. Türkiye ihracattan üretime, turizmden savunma sanayine her alanda bu dönemden daha da güçlenecek çıkacaktır.

Kıymetli Dostlarım,

Tabii ülkemizin salgın döneminde böylesine iddialı bir çıkış sergilemesinin gerisinde son 18 yılda kazandırdığımız altyapının çok büyük rolü vardır. Yaptığımız hazırlıkların ne kadar doğru ve zamanlıca olduğunu kovid-19 döneminde bizzat tecrübe ettik. Sağlıktan ulaşıma, tarımdan turizme kadar muhalefetin 18 yıldır sürekli bizi eleştirdiği hususların tamamı sadece 8 ayda tümüyle boşa çıkmıştır. Bu süreç ülkemizin gücü ve hükümetimizin ufku yanında muhalefetin vizyonsuzluğunu da ortaya koymuştur. Türkiye’nin en büyük talihsizliği siyaseti ikbal ve rant kapısı olarak gören sığ muhalefet anlayışıdır. Eline geçirdiği her fırsatı Türkiye’yi karalamak, yabancı yatırımcıyı ürkütmek, Türk ekonomisini kötülemek için kullanan bu zihniyeti milletimizin takdirine bırakıyoruz.

Biz 2023 hedeflerimiz ile 2053 ve 2071 vizyonlarımız çerçevesinde halka hizmet Hakk’a hizmettir, düsturuyla çalışmaya devam ediyoruz. Nitekim yılın ikinci çeyreğinde salgının etkisiyle küçülen ekonomimiz 3’üncü çeyrekte güçlü bir toparlanmayla yüzde 6,7 büyüdü. Bu oranla dünyada en hızlı büyüyen ülke olduk. Aynı şekilde yılın son çeyreğine de güzel bir başlangıç yaptık, Ekim ayında sanayi üretimi yıllık yüzde 10,2 artarken imalat sanayindeki artık yüzde 11’i buldu. İmalat sanayisi kapasite olarak kullanım oranı Ekim’de yüzde 75,4 seviyesine, Kasım’da ise yüzde 75,8 seviyesine yükseldi. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksindeki yıllık artış Ekim’de yüzde 31 oldu. İhracatımız ise Ekim ve Kasım’da 16-17 milyar dolar bandında gerçekleşti. Tüm bu gelişmeler 2020 yılını beklentilerimiz doğrultusunda pozitif bir büyüme oranıyla kapatacağımıza işaret ediyor.

Üretim, yatırım, istihdam hedeflerimizle birlikte ihracat potansiyelimiz de hedeflerimize ulaşmada önemli bir yere sahiptir. Salgın şartlarına rağmen Ocak-Kasım döneminde 152 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu başarıda pay sahibi olan tüm kurumlarımızı, ihracatçılarımızı, girişimcilerimizi tebrik ediyorum. Ancak, yeni dönemde yeni hedeflerimizle uyumlu olarak ihracatımızı daha üst seviyelere taşımak zorundayız. Hedefimiz sadece ihracatımızı artırmak da olmamalıdır, bunun da ötesine geçerek katma değerli ürün ihracatını hedeflemeliyiz. Genç nüfusumuza, sahip olduğumuz bilgi birikimine ve tecrübemize rağmen 1,2 veya 1,3 dolarlık kilogram başına ihracat bize yakışmıyor. 2001’e göre kilogram başına ihracatımız 2 katına çıkmış olsa da biz bu rakamı asla yeterli görmüyoruz.

 İlk etapta 2 dolar eşiğini geçip 3 dolara doğru ilerlememiz gerekiyor. Kilogram başına 62 dolarlık ihracat gerçekleştiren savunma sanayimizin başarısı herkes için iyi bir örnektir. Siz ihracatçılarımızdan devletimizin sağladığı teşvikleri en iyi şekilde değerlendirerek savunma sanayindeki başarıyı inovasyon ve markalaşma ile diğer alanlara da yaymanızı bekliyorum. Ayrıca ülkemizde kalitesiyle takdir toplamış, ama ürünlerini uluslararası pazarlara açmamış firmalarımızın da artık kabuklarını kırarak ihracat ailesine katılmasını arzu ediyorum. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin her bir üyesini ihracat seferimizde yer almaya davet ediyorum.

Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma-geliştirme faaliyetleriyle büyük ve güçlü Türkiye davamıza destek veren herkese şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

8. Türkiye İnovasyon Haftasının bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ödüle layık görülen firmalarımızı tekraren tebrik ediyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.