İlk Milli Helikopter Motoru TEİ-TS1400’ün Teslimi ve Tasarım Merkezi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

05.12.2020

TUSAŞ Ailesi’nin Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün, Savunma Sanayi Başkanlığımız tarafından başlatılan ve TEİ tarafından yürütülen Turbo Şaft Motor Geliştirme Projemizde önemli bir günü yaşıyoruz. Gökbey Helikopterimiz için Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp imal edilen Turbo Şaft Motorumuzun test için teslimiyle Tasarım Merkezi’nin Açılışını gerçekleştiriyoruz.

 Biraz önce tanıtımlarını dinlediğimiz ve izlediğimiz bu projeler ile inşallah savunma sanayinde yeni bir döneme giriyoruz. Turbo Şaft Motor Geliştirme Projesi kapsamında yapılacak yatırımlar ve kazanılacak kabiliyetlerle TEİ kendi alanında ülkemizde rol model haline dönüşecektir. Tasarım Merkezi’nde ise mühendislerimiz tasarım ve araştırma geliştirme birimlerimiz çok daha verimli ve koordineli bir şekilde çalışmalarını yürütecektir. Ülkemize birlikte uluslararası arenada da milli sanayi kuruluşumuz TEİ’nin sektörün en önemli oyuncuları arasında yer almasını hedefliyoruz. Dünya üzerinde motor teknolojileri konusunda söz sahibi bir elin parmakları kadar ülke var. Bir motorun geliştirilmesi için yurt içinde yazılımından malzemesine çok geniş bir ekosistemin beraber çalışması gerekiyor. Hamdolsun TEİ artık sadece motor üreten değil, motor tasarlayan, üreten ve dünyaya satan bir marka haline dönüşüyor. Turbo şaft projemiz ile ülkemizde bu ve benzeri sınıftaki motorları test edebilecek çok ciddi bir test altyapısı da tesis ediyoruz. Bu altyapı aynı zamanda milli muharip uçak motoru gibi daha yüksek güç sınıfı motorlarımızın testinde de kullanılabilecek. Ayrıca yeni nesil hafif zırhlı araçlar, Altay Tankı, İHA’lar ve füzelerimiz ile birçok platformumuzun çeşitli güç sınıflarındaki motorlarını da geliştiriyoruz. Allah’ın izniyle yakında tüm bu motorları envantere almaya başlayacağız. Helikopter turbo şaft motorumuzla açtığımız yoldan diğer savunma sanayi araçlarımızın motorlarının tamamını yapana kadar ilerlemeyi sürdüreceğiz. Bir yandan TUSAŞ’ın, diğer yandan özel sektör kuruluşlarımızın gayretleriyle Türkiye’yi havacılık başta olmak üzere her türlü motor tasarımı ve üretimi alanında adres ülke yapma hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Her ne kadar birileri Arifiye’deki Tank Paleti Fabrikası üzerinden ülkemizin savunma sanayini baltalamaya çalışsa da biz bu hedeften asla vazgeçmeyeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Bu vesileyle Arifiye’deki fabrika meselesini bir kez daha anlatmak istiyorum. Her şeyden önce Arifiye’deki fabrika arazisi, binası, makineleri dâhil her şeyiyle bedeli ancak 250 milyon doları bulan bir tesistir. Bu fabrikaya 20 milyar dolar diyen hem ömründe hiç fabrika görmemiştir hem de 20 milyar doların ne anlama geldiğini bilmiyordur, yani neresinden tutsanız elinizde kalacak bir iftira ile karşı karşıyayız. Ayrıca yapılan işlemin adı satış değildir, özelleştirme de değildir. Yapılan işin adı işletme devridir. Mülkiyeti Milli Savunma Bakanlığımızda kalmak üzere bir Türk şirketi olan BMC’ye 25 yıllığına işletme devri yapılan fabrikanın Katarlı yatırımcılara satışı gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Fabrikanın devri sürecinde ve sonrasında çalışan personelin özlük haklarında herhangi bir kısıtlama yapılması bir yana, iyileştirilmeye gidilmiştir. BMC bazı projelerinde elbette pek çok şirket ve kurum gibi Katarlı yatırımcılarla da ortaklık ilişkisi kurmaktadır. Savunma sanayi projelerimizde Amerikalılarla, İngilizlerle, Almanlarla, diğer pek çok ülkeyle ortaklık yaptığımız da ne oluyorsa ne bir eksiği, ne bir fazlasıyla Katarlı yatırımcılarla da aynısı olmaktadır.

Borsa İstanbul Anonim Şirketi’nin yüzde 10’luk hisse devrinde sergilenen yatırım düşmanlığı ve yatırımcıları menşeine göre ayrımcılığa tabi tutma zihniyeti burada da kendini göstermiştir. Üstelik Arifiye’deki işletme devrinin içindeki modernize ihtiyacı sebebiyle artık faaliyetlerini yürütmekte zorlanan fabrikaya 50 milyon dolarlık yatırım şartı vardır. Sadece bu da değil, aynı zamanda fabrikada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu tüm bakım ve onarım çalışmaları da yapılmaya devam edecektir. Bu işletme devri işlemi yargıya taşınmış, Danıştay idare lehine karar vererek ortada herhangi bir hukuksuzluk olmadığını tescillemiştir. Tabii biz Arifiye’deki fabrika üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve kahraman askerlerimize yöneltilen saldırıların asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tek parti faşizmini sürdürme gayretlerinin kalkanı olarak kullananların artık sadece ülkenin ve milletin ordusu haline gelen bu kurumu tahammülsüzlüklerinin sebebini de gayet iyi biliyoruz. Vesayetçilerden, darbecilerden, FETÖ’cülerden arınan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vatan sınırlarını korumadaki ve sınır ötesi harekâtlarındaki başarılarından duydukları rahatsızlığı bu tür bahanelerle askerimizi hedef alarak, dışa vuranları milletimize havale ediyoruz. Biz kahraman ordumuzla ve destan üstüne destan yazan askerimizle birlikte büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi sürdüreceğiz.

Hayatlarında fabrika nedir, üretim nedir, proje nedir, ülke ve millet için çalışmak nedir, özelleştirme nedir, işletme devri nedir bilmeyenlerin bühtanlarının Türkiye’nin önünü tıkamasına izin vermeyeceğiz. Projelerimizin Nuri Killigil, Vecih Hürkuş, Nuri Demirağ gibi isimlerin yürüttükleri çalışmaların Devrim Otomobili gibi samimi girişimlerin akıbetine uğramasına müsaade etmeyeceğiz. Bu acı hikâyelerden birinin kahramanı da 1944 yılında Devlet Demir Yolları’nda kullanılan dizel motorları üretmek için kolları sıvayan Kamil Öcman’dır. Rahmetli Öcman’ın başında olduğu bir ekip tarafından projelendirilip, Eskişehir’deki fabrikalarda gövdesi ve başlığı dökülen krank mili dövülen motor, diğer aksamlarıyla birlikte tamamen yerli olarak Ankara’da üretilir. Bu ilk motorun prototipi de 1946 İzmir Fuarında sergilenir. Fuar dönüşü devrin tek parti CHP’si hükümetinin Ulaştırma Bakanı ve Türk Hava Kurumu Başkanı olan Şükrü Koçak hemen motorun üretildiği fabrikaya gider. Kamil Öcman ve ekibi heyecanla ürettikleri motoru anlatmaya çalışırlarken Şükrü Koçak, siz burada nasıl motor yaparsınız, derhal bu fabrikayı kapatın, diyerek çıkar gider. Evet, Türkiye’nin ilk dizel motor hikayesi işte böyle acı bir sonla neticelenmiştir. İnşallah TEİ’de ve diğer kuruluşlarımızda yürütülen motor projelerine sıkı sıkıya sahip çıkacak, ülkemizin bu alanda da hedeflerine ulaşmasına sağlayacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Yaşadığımız coğrafyada güçlü bir savunma sanayine sahip olmadan geleceğimize güvenle bakamayacağımızı attığımız her adımda bir kez daha görüyoruz. Konvansiyonel savaşların şekilde değiştirdiği şu dönemde bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak bir savunma sanayini inşa etmek için 18 yıldır gece gündüz çalışıyoruz. Gemiden tanka, uydudan insansız hava araç sistemlerine, savunmanın her alanında yatırımlarımız ve teşviklerimizle sanayimize yön verdik. Platform tasarımı ve üretimindeki kabiliyetlerin tek başına yeterli olmayacağı gerçeğinden hareketle dışa bağımlılığını ortadan kaldırılmasını sağlayacak kritik alanlardaki çalışmaları özellikle destekledik. Bunun için vakıf şirketlerinden diğer ana yüklenicilere ve KOBİ’lere, üniversitelerden araştırma merkezleri ve teknoparklara kadar geniş bir ekosistem kurduk. Ülkemizin kendi insan gücü yanında uluslararası potansiyeli de harekete geçirecek adımlar attık. Nitekim, Türkiye 125 bini geçen uluslararası öğrenci sayısı ile bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına girdi. Aynı şekilde uluslararası lider araştırmacılar programı ile kritik projelerde görev almak üzere yüzlerce araştırmacıyı ülkemize getirdik. Teknofest ve benzeri etkinliklerle çocuklarımıza ve gençlerimize teknoloji, uzay ve havacılık alanlarındaki potansiyellerini gösterebilecekleri platformlar sunduk. Her geçen gün yaygınlaşan dene yap atölyeleriyle çocuklarımızın teknolojiye olan meraklarını ve ilgilerini keşfedebilecekleri zeminler oluşturduk. Savunma sanayinin her alanında proje çalışan, araştırma ve geliştirme faaliyeti yürüten, üretime yönelen girişmelerimizin yanında yer aldık. Elimizdeki sınırlı imkânları mümkün olduğu kadar çok çalışmayı desteklemek için etkin ve adil bir şekilde kullanmaya gayret ediyoruz. Projelerin tasarımından, finansmanına kadar her alanda etkinliği ve verimliliği sağlamak için daha kapsamlı bir koordinasyona ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Savunma Sanayi Başkanlığımız ve İcra Komitemiz vasıtasıyla daha güçlü bir koordinasyon sistemi kurmayı planlıyoruz. Diğer yandan, uyguladığımız ekonomi politikalarında her alan gibi sanayide de orta ve uzun vadeli hedefleri odaklanmış durumdayız. İmalat sanayimizde akıllı, dinamik ve sonuç odaklı bir yapısal dönüşüm için teknoloji odaklı sanayi hamlesi programını uygulamaya başladık. Bu program bir taraftan Türkiye’nin ara malı ithalatına bağımlılığını azaltmayı, diğer taraftan ülkemize yeni rekabet üstünlükleri sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak, evlatlarımıza 2053 vizyonunu hayata geçirebilmek için dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmiş bir ülke bırakmak için gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.

Bu duygularla bir kez daha Milli Helikopter Motorumuzun ve TEİ Tasarım Merkezinin ülkemize, milletimize, havacılık sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum. Motor geliştirme ve üretim projelerimizde görev alan Savunma Sanayi Başkanlığından TEİ çalışanlarına sanayicisinden akademisyenine kadar herkes emekleri ve gayretleri için teşekkür ediyorum. Test çalışmalarının bir an önce ve başarıyla tamamlanmasının ardından motorumuzu en kısa sürede göklerde görmek dileğiyle sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Şimdi ilk Milli Helikopter Motorumuz TEİ-TS1400’ün testini izliyoruz.