Sarıkamış-Karakurt-Horasan Yolu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

05.12.2020

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri bu anlamlı açılış töreninde en kalbi duygularımla, hürmetle selamlıyorum.

Buradan Kars’a Merkez’de, ilçelerde, köylerde yaşayan tüm Karslı kardeşlerime selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Bugün Kars ve tüm bölgemiz için kritik önemde bir eserin açılış heyecanını yaşıyoruz. Dünya ile beraber ülkemizi de etkileyen salgın sebebiyle maalesef bu açılış törenimizi video konferans yoluyla yapmak durumundayız. Vaka sayılarının özellikle Avrupa’da zirve yaptığı bu günlerde salgınla mücadelemizden de hizmet mücadelemizden de asla taviz vermiyoruz. Sağlıktan ulaşıma, sanattan savunmaya, ticaretten enerjiye kadar her alanda devreye aldığımız yeni projelerle şehirlerimize ve ülkemize hizmet etmeyi sürdürüyoruz.

Önceki gün Ankara’da mimarisiyle, teknolojisiyle, konumuyla ülkemizin en prestijli eserlerinden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Binası’nın açılışını yaptık. Bugün Türk savunma sanayine çağ atlatacak ilk milli helikopter motorumuzun teslimi ve tasarım merkezinin açılışını gerçekleştirdik. Böylece TEİ’nin sadece motor üreten değil, motor tasarlayan, üreten ve dünyaya satan bir marka olması yolunda tarihi bir adım daha attık. Şimdi de serhat şehrimiz Kars’ı bölgesel ticarette bir üst aşamaya taşıyacak bir yatırımı Karakurt Horasan Yolu’nun 40 kilometrelik bölümünü devreye alıyoruz. Tabii ben de ekran başında izledim 2 çarpı 2 gerçekten muhteşem bir yol olarak bu yolu buradan izlerken milletim adına iftihar ettim, hamdolsun nerelerden nerelere geldik. O dev viyadüklerin üzerinden geçen bu yolla birlikte inanıyorum ki artık buralardan geçen benim vatandaşlarım veya uluslararası ülkemizden geçen insanlar ülkemizi ve milletimizi takdirle anacaklardır. Sınır kapıları güzergahında olan ve çoğunlukla ağır taşıt trafiğine hizmet verecek yol bu özelliğiyle de dış ticaretimize önemli katkılar yapacaktır.

Karakurt Horasan Yolu’nun devreye girmesiyle komşu ülkelerle ticarette artık bölünmüş yol standardında kesintisiz ulaşım hizmetine kavuşmuş oluyoruz. Seyahat süresini 46 dakikadan 25 dakikaya düşüren yol vakitten 25 milyon lira, akaryakıttan 4 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 29 milyon lira tasarruf sağlayacaktır. Yolun açılmasıyla beraber tarihi İpek Yolu güzergahının en önemli merkezlerinden olan Kars’ın cazibesinin daha da artacağına inanıyorum. Bu önemli hizmeti şehrimize kazandıran Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızı Sayın Bakan ve ekibini şahsım, milletim adına gönülden tebrik ediyorum. İşçisinden mühendisine, resmi kurumlarımızdan yüklenici firmaya kadar bu projenin gerçekleşmesinde emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Karakurt Horasan Yolu’nun şehrimizin yanı sıra bölgemiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Kardeşlerim,

Hazreti Mevlana iki şey çok mühimdir diyor. Bunları da okyanus gibi bol haysiyet ile elif gibi dimdik şahsiyet olarak ifade ediyor. Haysiyet ve şahsiyet sahibi olmak hayatta başarının anahtarıdır. Ticaretten siyasete her alanda insan şahsiyeti ve haysiyetiyle var olur, itibar kazanır, zaten Karslıya da bu yakışır. Bu ikisinin kaybolduğu durumlarda ise savrulma kaçınılmazdır. Tarih boyunca haysiyetini ve şahsiyetini yitiren kişiler ve toplumlar kendilerini hep zillet çukurunda bulmuşlardır.

Türkiye ve Türk milleti olarak yaşadığımız onca saldırıya ve ihanete rağmen Allah’a hamdolsun böyle bir yanlışa düşmedik. Bin yıllara sari geçmişimizle ne haysiyetimizden, ne de şahsiyetimizden asla taviz vermedik. Tehditler karşısında sinen, pusan, eğilip bükülenlerden olmadık, hep dik durduk, sağlam durduk. Yeri geldi Çanakkale’de gencecik evlatlarımızı toprağa verdik. Yeri geldi İstiklal Harbimizde tüm Anadolu’yu kıyama kaldırdık. Yeri geldi 15 Temmuz’da tanklara meydan okuduk. Yeri geldi işte benim de dedem Sarıkamış’ta, evet donarak o da orada evet kucağında tüfeğiyle şehit oldu, Rize’den Sarıkamış’a. İşte bu millet böyle cengaver bir millet. Ama milli onurumuzun çiğnenmesine, bağımsızlığımıza el uzatılmasına bizi ayakta tutan kadim değerlerimize kast edilmesine rıza göstermedik. Aynı şekilde ülkemize umut bağlayan, bize güvenen, inanan kardeşlerimizin hak ve hukukunun gasp edilmesine de izin vermedik. Suriye’de adaletin, Irak’ta barış ve istikrarın, Libya’da meşruiyetin yanında tavır alırken daima şahsiyet ve haysiyetle davrandık. Terörden, şiddetten, eli kanlı Esed rejiminin bombalarından kaçan mazlumlara hep gönlümü aynı zamanda kapılarımızı açtık. Tek parti CHP’si gibi ülkemize sığınan bütün bu insanları Boraltan Köprüsü’nde katillerine teslim edenlerden olmadık. En son Dağlık Karabağ meselesinde yine bize ve milletimize yakışan bir karakterle hareket ettik. Ermeniler Azerbaycan topraklarına saldırdığında tüm kalbimiz ve imkânlarımızla kardeşlerimizin imdadına koştuk. Karslı bu Ermenileri tarihten iyi tanır, iyi bilir. Ortak tarih, kültür, inanç ve dil birliğimizin gereği neyse onu yaparak Dağlık Karabağ’ın ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarının özgürlüğüne kavuşmasına katkıda bulunduk. Dağlık Karabağ’daki duruşuyla Türkiye aynı zamanda tek parti CHP’sinin Boraltan faciasında milletimize yaşattığı mahcubiyetten kurtulmuştur. Azerbaycanlı kardeşlerimizin mücadeleleri neticesinde hamdolsun bugün Karabağ semalarını artık paçavralar değil, hilal ve yıldız süslüyor. Azerbaycan bayrağı şehitlerimizin kahramanlıklarının timsali olarak Dağlık Karabağ’da gururla dağlanıyor. İnşallah Nahçıvan ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı sağlayacak koridorun açılmasıyla artık kardeşlerimizle doğrudan kara bağlantısına da sahip olacağız. Bu bağlantıdan en çok faydayı görecek yerlerin başında Kars geliyor. 30 yıllık işgalin ardından Azerbaycan öz topraklarına yeniden kavuşmanın haklı sevincini yaşıyor. Karabağ’da kazanılan zafer hem uluslararası hukuk hem diplomasi hem de askeri açıdan Azerbaycan’a anasının ak sütü gibi helaldir.

Bir kez daha altını çizerek tekrarlamakta fayda görüyorum, Azerbaycan kimsenin toprağına el uzatmamış, kimseye saldırmamış, Birleşmiş Milletler ve AGİT kararlarına rağmen, 30 yıl boyunca işgal altında tutulan topraklarını azat etmiştir. Bunu da Ermeniler gibi sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alarak değil, meşruiyet çerçevesinde kalarak gerçekleştirmiştir. Hal böyleyken Minsk Grubu Eş Başkanı Fransa’nın önceki gün Parlamentosunda aldığı karar skandalın ötesinde tam bir fecaattir, felakettir. Kardeşim İlham Aliyev’in dediği gibi, Fransa şayet Ermenileri bu kadar seviyorsa evet kendi topraklarından Marsilya’yı onlara verebilir. Fakat hiçbir devletin bir diğer devletin egemenlik haklarına bu derece alçakça saldırması kabul edilemez. Suriye’den Libya’ya kadar her yerde benzer yaklaşımlar içinde olan Fransa bu kararla artık çözümün değil, sorunun bir parçası olduğunu, hiçbir yerde objektif bir yaklaşımla görev yapamayacağını ispatlamıştır. En son Lübnan’da da aynı oyunu oynadı, ama yine netice alamadı ve evet Macron’u kovdular. Uluslararası kamuoyunun Fransa’nın açtığı bu tehlikeli ve tüm devletleri tehdit edecek yaklaşıma karşı gereken tepkiyi vermesini ümit ediyoruz. Bu çarpıklıktan en çok zararı da bugünkü siyasi birliğini çok kanlı ve karanlık bir mücadele dönemine borçlu olan Avrupa görecektir. Türkiye olarak her zaman ve her yerde olduğu gibi hakkın, hakikatin, mazlumun yanında yer almayı, bu doğrultuda söz söylemeyi ve siyaset izlemeyi sürdüreceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Geçtiğimiz 18 yılda ülkemize kazandırdığımız her yatırım, getirdiğimiz her hizmet 81 vilayetimizin tamamını kucaklamıştır. Ülkemizin bölünmüş yol uzunluğunu 27 bin kilometrenin üzerine çıkardık. Bu yollar 81 vilayetimizin hemen hepsinden geçiyor. Yollarımızı uzunluğu 554 kilometreyi bulan 410 tünelle donattık. Bu tüneller 81 vilayetimizden hepsinden de hizmet veriyor, hizmet alıyor. Demir yollarımızın 11 bin 600 kilometresini adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik, bu demir yolları vatanımızın dört bir yanına hizmet götürüyor. Hızlı tren hatlarımızı hızla yaygınlaştırıyoruz, tüm ana hatları tamamlayarak, 81 vilayetimizin bunlardan yararlanmasını sağlayacağız. Hava limanlarımızın sayısını 56’ya çıkartarak, 81 vilayetimizde yaşayan her vatandaşımızın bunlardan istifadesini temin ettik ki bunlardan bir tanesi de Kars Havalimanıdır. Sadece ulaşımda değil sağlıktan eğitime, enerjiden spora, her alanda Türkiye’yi bu şekilde sarıp sarmalayan hizmetlere imza attık. Yaşadığımız her hadise ülkemize kazandırdığımız bu güçlü alt yapının ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Salgın döneminde hastanelerimizin sağlık sigortası sistemimizin önemini gördük. İhracatımız artıkça organize sanayi bölgelerimizden, lojistik alt yapımıza kadar ilgili tüm sektörlerimize hizmet veren alt yapının önemini gördük. Bu örnekleri her alana teşmil etmek mümkündür.

Biz kimsenin lafına, sözüne, iftirasına, yalanına, sinsi ve kirli oyunlarına bakmayacağız. Bugüne kadar milletimizle birlikte ve milletimize hizmet ederek geldik, bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Açılışını yaptığımız her eser bize tarifi mümkün olmayan bir heyecan ve memnuniyet veriyor. Eserden yana nasipsiz olanların içlerindeki kin ve nefretin gözlerini köreltmesi, kalplerini karartması, dillerini çatallaştırması bizi yolumuzdan alıkoyamaz, tam tersine şevkimizi artırır.

Kars, Kars’ı adıyla sıradan anmayalım. Kars’ın tüm devasa çeşitli kaşar peynirleriyle, gerek ülkemizde, gerek tüm dünyada tanıtalım ve tanıyalım. Benim Karslı kardeşim bu noktada tüm emeğini veriyor. Kadınıyla erkeğiyle inanıyorum ki Kars özellikle bu süt ve süt mamullerinde Kars kaşar peyniriyle de namını salacaktır.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Karakurt Horasan Yolu’nun şehirlerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri evet gerek Adil Bey’i, gerek Ahmet Bey’i huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.