4. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

26.11.2020

Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesinin 4’üncüsünde canlı bağlantı yoluyla sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.

Tamamına katıldığım bu zirvelerde üzerinde odaklanılan her konunun ülkemiz ve dünya açısından taşıdığı önemi geçen zaman bize daha iyi gösteriyor. Bu zirvenin konusunun da “Dijital Çağda İnsan Kalmak” olarak belirlenmiş olmasını çok isabetli buluyorum. Dijitalleşme inkârı mümkün olmayan ve herkesin hayatına giderek daha çok dokunan bir gerçektir. Günlük alışverişten ev eşyalarına, siyasetten iş dünyasına, eğitimden adalete kadar her alanda dijitalleşme kendini hissettiriyor. Gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine her kesimden insanın telefonuyla, tabletiyle, bilgisayarıyla, internetiyle her an karşı karşıya bulunduğu dijital dünyanın dışında kalmak giderek daha da zorlaşıyor. Tabii her yenilik gibi dijitalleşme de beraberinde yeni sorunları getiriyor. Kendimizden başlayarak çevremizdeki, şehrimizdeki, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm ilişkileri kökten değiştiren böylesine kritik bir olgunun bütün yönleriyle değerlendirilmesi hepimiz için ufuk açıcı olacaktır.

Bize göre eşrefi mahlûkat olan insanı merkeze almayan, ona hizmet etme gayesi taşımayan hiçbir gelişmenin kıymetli ve kalıcı olması mümkün değildir. Maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarıyla insana hizmet için çalışmayan her mekanizma sonuçta zulüm üretir. Bunun için ülkeyi yönetirken hep insanı yaşat ki, devlet yaşasın prensibiyle hareket ettik. Bireyden aileye, aileden topluma, insanın söz konusu olduğu her yerde ve her konuda hiçbir ayrım gözetmeksizin bu anlayışı hakim kılmanın mücadelesini verdik. Özellikle kadınların karşı karşıya bulunduğu şiddet ve ayrımcılık gibi sorunların çözümü konusunda çok daha büyük hassasiyet gösterdik. Bu gayretlerimizde teknolojinin tüm imkânlarını da kullandık. Güçlü bir ailenin temelinde güçlü kadının yattığı, kadının gücünün de kendisine duyulan saygıdan ve haklarını kullanabilme imkanından kaynaklandığını unutmadan yolumuza devam edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Dünya yaklaşık 1 asırdır süren küresel siyasi ve ekonomik güç dengelerindeki sarsılmanın sancılarını yaşıyor. Koronavirüs salgını bu sarsıntıyı hızlandırmıştır. Bu süreçte dünyadaki üretim, dağıtım, ticaret, teknoloji ve insan gücü kaynaklarındaki tekelleşmenin nasıl vahim sonuçlara yol açabileceği acı bir şekilde görülmüştür. Gelişmiş ülkelerin salgınla mücadelede yaşadıkları zorluklar, siyasi ve ekonomik gücün tek başına yeterli olmadığını, mutlaka adil bir paylaşımın gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Tabii bu ders yeteri kadar anlaşılmış mıdır derseniz, henüz onun emarelerini göremiyoruz. Tam tersine suçu sığınmacılara, yabancılara, Müslümanlara atarak, bu eksiğin üzerinin örtülmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Benzer bir tehdit dijitalleşme konusunda da yaşanıyor. Güvenlikten eğitime, sağlıktan enerjiye, bireysel alışkanlıklardan ticari faaliyetlere kadar her alanda giderek yaygınlaşan dijitalleşmenin en büyük zaafı veri kontrolünün tekelleşiyor olmasıdır.

Az sayıda şirketin tüm dünyanın dijital verilerini kontrol ettiği bu çarpık durum gelecekte yaşanacak çok büyük sıkıntıların habercisidir. Artık dünyada savaşların bile dijital tabanlı hale dönüştüğü bir dönemde böylesine bir güç temerküzünün yol açacağı sorunları tahmin etmek zor değildir. İnsanın geleneksel hayat tarzında çeyrek asır gibi kısa bir sürede yaşanan bu radikal değişimin sonu doğru bir altyapıyla desteklenmez ve adil bir anlayışla yönetilmezse modern köleliğe varır. Etnik ve dini faşizmin acılarını asırlarca çeken, sömürgecilik ve doymak bilmeyen kazanç hırsının ağır bedellerini ödeyen insanlığı bu tehditten korumak hepimizin görevidir.

Bireyi bir isim veya numaradan ibaret gören dijitalleşmenin sonu faşizme çıkar. Dijital faşizme karşı hep birlikte mücadele etmeli, hep birlikte çözüm yolları aramalıyız. Elbette bunu söylerken dijitalleşmeyi reddetmeyi kastetmiyorum. İnsan hayatını kolaylaştıracak her yeniliğin başımızın üstünde yeri vardır. Önemli olan, bu sürecin medeniyetimizin “yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” yaklaşımıyla yürütülmesidir. Bunun için teknolojiyi geliştirenin de, üretenin de kullanıcı olan insana karşı sorumluluğunu sadece kazanç parantezine hapsetmenin önüne geçilmelidir. İnsanı maddi ve manevi varlığıyla bir bütün olarak gören bir dijitalleşme hepimiz için hayırlı neticeleri beraberinde getirecektir. Aksi takdirde dünya yeni çekişme, kavga ve hatta savaş tehditleriyle karşı karşıya kalacaktır. Sadece geçtiğimiz asırda yüzlerce milyon insanın hayatına mal olan savaşların yol açtığı ağır yıkımları ve acıları unutmamalıyız. Küreselleşme dediğimiz olgu adı üstünde dünyanın dolayısıyla, insanlığın tamamının kucaklanmasını gerektiriyor. Dijitalleşme yoluyla yeni adaletsizliklerin, yeni haksızlıkların, yeni ötekileştirmelerin ortaya çıkmamasını temenni ediyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye dijitalleşme konusunda oldukça iyi bir seviyeye gelmiştir. Ülkemizde bilgi ve teknoloji sektörünün hacmi 18 yılda 20 milyar dolardan, 132 milyar dolara yükseldi. Sektörün ülkemizdeki yatırımları 100 milyar lirayı aştı. Mobil hizmetlerden faydalanan abone sayısı nüfusumuzla aynı rakama ulaştı. Geniş bant internet abonesi sayısı 77 milyonu, sabit geniş bant abone sayısı 14 milyonu, fiber abone sayısı 3,5 milyonu, makinelere arası iletişim abone sayısı 6 milyonu geride bıraktı. Bu sürecin devam ettirilebilmesi için altyapı yatırımlarının en etkin ve verimli şekilde yürütülmesi gerekiyor. Hedefimiz ülkemizde haberleşme altyapısının kapsama alanına girmeyen tek karış yer bırakmamaktır. Bilindiği gibi 2016 yılında 4,5G bu anlayışa bu yapıya geçmiştik, şimdi 5G sürecindeyiz. O zamanda ben bunu ifade ettim, fakat anlaşılmaktan biraz zorlandık. Endüstri de hızlı bir dönüşümü beraberinde getirecek 5G akıllı şehirler, akıllı ulaştırma sistemleri, akıllı hastaneler gibi nice alanın temel altyapısını oluşturacaktır. Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan bu süreci yürütemeyiz. Bunun için tüm kurumlarımızdan ve firmalarımızdan hızlı, etkin ve kararlı bir şekilde hareket etmelerini bekliyorum.

Elektronik devlet hizmetlerinde sağladığımız gelişme bu güç altyapı ile vatandaşlarımıza hizmetleri çok hızlı ve kolay bir şekilde ulaştırabileceğim için bundan mutluyum ve ulaştırabileceğimizin de en güzel ispatıdır. Bugün 5 bine yakın elektronik devlet hizmetinden yaklaşık 50 milyonun üzerinde vatandaşımız istifade edebiliyor. Yerli ve milli yenilikçi teknolojilerin kamu başta olmak üzere ülkemizdeki tüm kurumları ve bireyleri kucaklayacak şekilde gelişmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

Geçmişte basit amaçlar ve üst düzey yetkinlikte kişiler tarafından yapılabilen siber saldırılar artık devletler düzeyine kadar çıkmıştır. Türkiye son dönemde siber saldırılara en çok hedef olan ülkelerin başında geliyor. Mesela 2016 yılında 9 bini bulmayan ülkemize yönelik siber saldırı sayısı artık yüzbinlerle ifade ediliyor. Akıllı sistemlerle kullanılan saldırıları püskürtmenin yolu, daha akıllı sistemleri geliştirmek ve kullanmaktır. Sınırlarımızın güvenliği ne kadar önemliyse, elektronik sistemlerimizin ve buralarda saklanan verilerin güvenliği de o derece önemlidir. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı anlayışıyla başlattığımız çalışmalarda henüz istediğimiz yere gelemedik. İnşallah bu hususta da en kısa sürede hedeflerimize ulaşacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Geçmişte bilim kurgu romanlarında veya fütürist denemelerde okuduğumuz, filmlerde seyrettiğimiz bir dünyanın içine giderek daha çok giriyoruz. Zirvemizin konusunu oluşturan dijital çağda insan kalmak yaklaşımını en az dijitalleşmenin kendisi kadar önemli görmezsek yine bu romanların ve filmlerin bir kısmındaki felaket senaryolarının içine düşmemiz kaçınılmazdır. KADEM’i böylesine önemli bir konuyu ülkemizin ve dünyamızın gündemine getirdiği için tebrik ediyorum. Panellerde dile getirilecek fikirlerin, yapılacak değerlendirmelerin her birini bakımdan kıymetli görüyorum. Kadınların haklarını savunmanın aynı zamanda tüm insanlığın haklarını savunmak anlamına geldiğini gösteren bu etkinliğe katkı veren herkese teşekkür ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.