İSEDAK Toplantısı Açılış Oturumunda Yaptıkları Konuşma

25.11.2020

İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi İSEDAK’ın 36. Bakanlar Oturumunun bölgemiz, ülkelerimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

Gönül isterdi ki her yıl olduğu gibi bu sene de sizi İstanbul’da ağırlayalım. Ancak tüm dünyayı etkisi altına alan kovid-19 salgını nedeniyle bu seneki toplantımızı çevrimiçi yapmak durumunda kaldık. İnşallah bu sıkıntılı dönemi en az zararla atlatıp önümüzdeki toplantıları yine yüz yüze gerçekleştirmeyi ümit ediyoruz.

Bu vesileyle salgında hayatını kaybeden kardeşlerime Allah’tan rahmet, hastalarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Mevla’dan bizi İslam dünyasını ve tüm insanlığı bu virüs musibetinden bir an önce kurtarmasını niyaz ediyorum. Keza yakın zamanda dar-ül bakaya uğurladığımız Kuveyt Emiri Şeyh Sabah’ı, İslam Ticaret Odası Başkanı Şeyh Salih Kamil’i ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Senyomo’yu da burada rahmetle yâd ediyorum. Merhum Şeyh Sabah, sağduyusu, bilgeliği, uzlaştırıcı şahsiyetiyle tüm bölgeye tesir etmiş son derece saygın bir liderdi. Şeyh Sabah’ın coğrafyamızda barış ve refahın temini yolunda yaptığı katkıları her zaman şükranla hatırlayacağız.

Bizler her zorlukla beraber bir kolaylığın, her sıkıntıyla beraber bir ferahlığın olduğuna inanan insanlarız. Yaşadığımız her hadiseyi hem bir imtihan, hem de bir ibret vesilesi olarak görürüz.

Kovid-19 salgınıyla beraber karşılaştığımız sıkıntılarda da hepimiz için geleceğe dair çıkarılması gereken dersler vardır. Öncelikle bu salgın bize din, dil, ırk ayrımı gözetmeden tüm insanlığın aynı kaderi paylaştığını, aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Salgın aynı zamanda planlı hareket etmenin, gereken yatırımları zamanında yaparak, acil müdahale ve krizlerle baş edebilme kabiliyetimizi güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeleri olarak hepimizin bu gerçekler ışığında adımlarımızı planlamamız gerektiğine inanıyorum. Sağlık boyutunun yanı sıra salgının ekonomik etkilerini azaltmak, üretim ve talebin devamlılığını sağlamak için elimizdeki imkanları seferber etmeliyiz.

Malumunuz, turizm salgının en çok vurduğu sektörlerin başında geliyor. Özellikle bu yılki oturumun da temasını oluşturan turizm sektörümüzde rekabetin ve girişimciliğin güçlendirilmesini gayet başarılı bir şekilde göstermeliyiz. Dış ticaretimizin de salgın sürecinde ağır bir tahribat yaşamaması için ticareti teşvik edici ve kolaylaştırıcı önlemleri devreye sokmalıyız. İSEDAK kapsamında üye ülkelerimiz arasındaki ticaretin arttırılmasına yönelik atacağımız adımların önemini bilhassa vurgulamak istiyorum.

İslam İşbirliği Teşkilatı tercihli ticaret sisteminin uygulamaya konulmasına yönelik harcanan çabaları takdirle karşılıyorum. 2021 yılı başında yapılmasını teklif ettiğimiz Ticaret Müzakereleri Komitesi toplantısı sistemin yürürlüğe girmesi için kritik bir adım olacaktır. İstanbul Tahkim Merkezi’nin kurumsal yapısını tamamlayabilmesi için gerekli kurulların teşekkülünü de hızlandırmalıyız.

Teşkilat olarak üzerinde hassasiyetle durmamız gereken diğer konu helal gıdadır. Helal gıda standardı ve belgelendirmesine yönelik faaliyetlerimizi bir süredir devam ettiriyoruz. Ancak, tüm çabalarımıza rağmen halen ülkelerimiz arasında arzu ettiğimiz koordinasyonu tesis edemedik. İslam ticaret Odası’nı, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsüyle iş birliği halinde gereken gayreti göstermeye davet ediyorum.

Kıymetli Kardeşlerim,

Müslümanlar olarak bu sene sadece salgınla değil aynı zamanda Batı ülkelerinde yükselen İslam düşmanlığıyla da mücadele ediyoruz. Bu ülkelerde yaşayan kardeşlerimize ait iş yerleri, evler, ibadethaneler, okullar hemen her gün Neonazilerin saldırısına maruz kalıyor. Müslüman kadınlar başörtülerinden dolayı sokakta, çarşıda, otobüste, vapurda ya hakarete ya da fiili tacize uğruyor. Düşünce ve basın özgürlüğü kılıfı altında mukaddes değerlerimiz çiğnenirken, Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselama yönelik alçakça saldırılar düzenleniyor. Bugün lafa gelince demokrasiyi kimseye bırakmayan birçok Batılı devlette Müslümanlara yönelik hukuksuzluklar sıradan bir vaka haline gelmiştir. Hatta İslam ve Müslüman düşmanlığı kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet başkanı seviyesinde himaye edilen bir politikaya dönüşmüştür. Açık konuşmak gerekirse, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’daki Musevilere karşı yürütülen linç ve nefret kampanyasını aynısına bugün Müslümanlar muhatap olmaktadır. Tıpkı 1940’ların Avrupalı Yahudileri gibi Müslümanlar dışlanmakta, ötekileştirilmekte, medya ve siyasetçiler eliyle bir günah keçisi haline getirilmektedir. Bu nefret furyasında sadece Müslümanlar değil etnik kimliği, dış görünüşü, kökeni, dili, dini farklı olan diğer kesimler de nasibini almaktadır. Hiçbirimizin bu vahim tablo karşısında sessiz kalma lüksü yoktur. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı ile mücadele etmek, o topraklarda yaşayan kardeşlerimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Milyonlarca insanımızın hak ve hukukunu kifayetsiz siyasetçilerin ihtiraslarına kurban edemeyiz. Irkçı medyanın tiraj kaygısının geleceğimize zehirlemesine izin veremeyiz. Hukuk ve demokrasi içinde uluslararası platformları da kullanarak Batı’yı veba gibi saran kültürel ırkçılıkla mücadele etmek durumundayız. Hiç şüphesiz bunun yolu da güç birliği yapmamızdan geçiyor. Öte yandan İslam ülkeleri olarak ne kadar çok üretirsek, ekonomilerimizi ne kadar güçlendirirsek sözümüzün ağırlığı da o derece artacaktır. Bunun için hammadde veya yarı mamule dayalı bir ihracat yapısı yerine katma değerli üretim ve ticarete dönük adımlarımızı sıklaştırmalıyız. Tasarruflarımızı yatırımlara tahvil ederek hem kendi insanımızın istihdamına hem de coğrafyamızın kalkınmasına katkıda bulunmalıyız. Toplumlarımızı özellikle de gençlerimizin geleceğinin dünyasına, geleceğin teknik, ekonomik ve sosyal şartlarına en iyi şekilde hazırlamalıyız. Son günlerde şu gerçeğin herkes tarafından idrak edildiğine inanıyorum: Geleceğin dünyasında faize ve tahakküme dayalı mevcut ekonomik sistem yerini risk paylaşımının esas olduğu katılımcılığa bırakacaktır. Uzun vadeli büyük altyapı yatırımlarının finansmanı için SUKUK gibi ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması bu noktada önemlidir. Ayrıca milli paralarla ticaret gibi ekonomimiz ve ticaretimiz üzerindeki kur baskısını ortadan kaldıracak özgün çalışmalara da hız vermeliyiz. Tüm bu hususlar için İSEDAK bize eşsiz bir platform sunuyor. İSEDAK çalışma grubu toplantılarının düzenli şekilde yapılmasını takdirle karşılıyorum. Bu çalışmalarda yer alan tüm üye ülkelerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Koronavirüs salgınının başlangıcında İSEDAK Başkanı olarak tüm üye devlet başkanlarımıza bir mektup yazarak bu sıkıntılı dönemden daha da güçlenerek çıkacağımızı dile getirmiştim. Süveyş’te birçok devlet başkanı kardeşimden çok müspet cevaplar aldım. Sizlerin katkılarıyla başlattığımız İSEDAK Kovid Müdahale Programı’nın hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak destek ve dayanışma çağrımızı sadece sözde bırakmadık, yaptığımız yardımlarla bir fiil gerçeğe dönüştürdük. Talep eden tüm ülkelere ve uluslararası kuruluşlara ayrım gözetmeksizin tıbbi malzeme ve ekipman desteğinde bulunduk. Şu ana kadar 44’ü İslam dünyasından olmak üzere 156 ülke ve 9 uluslararası kuruluşa toplamda yardımlarımızı ulaştırdık.

Aziz Kardeşlerim,

Kudüs Hazreti Nebi’nin şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız bari oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin, diyerek ümmetine emanet ettiği mübarek bir beldedir. Filistin meselesi hepimizi oraya getiren İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da kurulmasına vesile olan yapı taşlarından birisidir. Kudüs’e sahip çıkmak için İSEDAK kapsamında yeni bir proje başlattık. İSEDAK Kudüs programıyla hem burayı ekonomik olarak güçlendirmeyi hem de Kudüs halkının sosyoekonomik şartlarını bir nebze olsun iyileştirmeyi hedefliyoruz. Filistinli kardeşlerimizin refahını artıracak bu programa siz üye ülkelerimizin de gerekli desteği vereceğine inanıyorum. Kudüs’e yönelik tacizlerin arttığı, işgalci İsrail rejiminin saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde bizim dayanışmamız çok önemlidir. Aramızda birlik, beraberlik ve etkin bir iş birliği Filistin davasında da, diğer alanlarda da başarımızın anahtarı olacaktır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken 36. İSEDAK Toplantısı’nda yapacağınız istişarelerin ve alacağınız kararların ülkelerimiz açısından hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Sizleri saygıyla selamlarken, toplantıya devam ettirmek üzere şimdi sözü Yardımcım Fuat Oktay Bey’e bırakıyorum.