G-20 Liderler Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

22.11.2020

Saygıdeğer Liderler,

Kıymetli Mevkidaşlarım,

Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Öncelikle Zirvemizin dünkü oturumunda salgınla mücadele konusunda dile getirdiğiniz görüşleriniz için teşekkür ediyorum.

2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için önümüzde 10 yıldan kısa bir süre var. Bu dönemi iyi değerlendirmemiz, kaybettiğimiz zamanı telafi etmemiz gerekiyor. Salgının yoksulluk ve eşitsizlik başta olmak üzere birçok sorunu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Özellikle Afrikalı kardeşlerimiz ile Asyalı ve Latin Amerikalı dostlarımız çok ciddi zorluklar yaşıyor. Mülteciler ve zorla yerlerinden edilen kişiler salgın karşısında en kırılgan kesimi oluşturuyor. Bu insanlar ekonomik sıkıntılar yanında kasıtlı bir şekilde körüklenen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Hiçbirimiz bu vahim tabloyu görmezden gelemeyiz. Savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardımların finans kaynaklarını güçlendirmeliyiz.

Türkiye, son 6 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkedir. Çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın yabancıyı ülkemizde misafir ediyoruz. Suriye sınırları içinde, İdlib’de ve daha pek çok yerde milyonlarca ihtiyaç sahibine de insani yardım ve koruma sağlıyoruz. Bu rakamlar birçoğumuzun büyük şehirlerinin nüfusundan daha fazladır. Ülkemize sığınanların toplumumuzla uyum içerisinde ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Üstelik bu çabaları, bize verilen destek sözleri büyük ölçüde tutulmamış olmasına rağmen kararlılıkla devam ettiriyoruz. Artık herkesin elini taşın altına koyarak adil bir külfet ve sorumluluk paylaşımına gitmesini bekliyoruz.

İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin ne insanı, ne de tabiatı koruması mümkündür. Dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyona ulaşan can kaybını sadece kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamak yanlıştır. Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Birleşmiş Milletler Kürsüsünden sık sık yaptığımız, “Dünya beşten büyüktür” çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Aynı şekilde Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a, Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğümüz hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin önemi ortaya çıkmıştır. Hal böyle iken ülkemizin attığı bu adımlar dolayısıyla eleştiriye, hatta itibar suikastlarına maruz kalması iyiniyetli bir durum değildir. Biz öncelikle kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz. Terör tehdidinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Suriye’de DEAŞ’la göğüs göğse çarpışan tek NATO ülkesiyiz. Yalnız bırakılmamıza rağmen bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk.  Bir dönem teröristlerin cirit attığı bölgeleri güvenli hale getirerek 411 bini aşkın Suriyeli kardeşimizin memleketlerine geri dönmesini sağladık.

Libya Milli Mutabakat Hükümeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesini engelledi.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin provokasyonlarına rağmen Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandık. Dağlık Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin son bulmasına katkı sunduk.

Her ne kadar zor şartlarda yaşasak da Hazreti Mevlana’nın dediği gibi, ümitsizliğin ardında nice ümitler, karanlığın ardında nice güneşler olduğunun farkındayız. Tüm insanlık olarak el ele, gönül gönüle verdiğimizde sıkıntılarımızın daha da hafifleyeceğine inanıyoruz.

Değerli Dostlar,

Yaşadığımız toprakları sadece atalarımızdan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımızın bizlere bir emaneti olarak görmeliyiz. Sadece bugünü değil yarınları, sadece kendimizi değil çocuklarımızı, sonraki nesilleri de düşünmeliyiz. Salgın sonrasında insanlığın ekonomik ve sosyal adaletle birlikte çevre sorunlarıyla mücadelede de gereken dersleri çıkaracağına inanıyorum. Türkiye olarak tarihi mesuliyetimiz yok denecek kadar az olmasına rağmen iklim değişikliğiyle mücadeleye aktif katkı sağlıyoruz. Aynı şekilde ülkemizdeki ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması için de gerekli önlemleri alıyoruz. Son 5 yılda yaptığımız 16,5 milyar dolarlık yatırımla Türkiye’nin enerjide kurulu güç kapasitesinin yaklaşık yüzde 49’unun yenilenebilir kaynaklardan oluşmasını temin ettik. Elektriğimizin yüzde 63’ünü yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz. Güneş enerjisi kurulu gücünde dünyada 13’üncü, Avrupa’da 7’nci sıradayız. Çevre kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele edilirken yeni haksızlıkların, yeni çifte standartların oluşmasına müsaade edilmemelidir. Paris Anlaşmasının uygulanmasıyla ilgili endişelerimizin halen giderilememiş olması bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Ülkemizin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Ek-1 listesinden çıkartılmasını bekliyoruz.

Çevreyle ilgili yatırımlarımızı sürdürürken dijital teknolojilere de öncelik veriyoruz. Ülkeler arasındaki teknolojik uçurumun kapatılmasını amaçlayan Birleşmiş Milletler en az gelişmiş ülkeler için Teknoloji Bankasına ev sahipliği yapıyoruz. Teknoloji Bankası’nın faaliyetlerinin hep birlikte desteklenmesi, G-20’nin öncelikleriyle de uyumludur. Zirvede alacağımız kararların bu hedeflere ulaşılmasında fayda sağlayacağına inanıyorum.

Bu zor dönemde G-20 Dönem Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde ifa eden Suudi Arabistan’ı tebrik ediyor, önümüzdeki dönem için de şimdiden İtalya’ya başarılar diliyorum.

Kalın sağlıcakla.