18. MÜSİAD Expo Fuarı’nda Yaptıkları Konuşma

20.11.2020

MÜSİAD Ailesinin Değerli Üyeleri,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. MÜSİAD EXPO Fuarının 18’incisinin ülkemize ve iş dünyamıza hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Salgın dönemi sebebiyle fuarın ve fuar kapsamında yapılan etkinliklerin bir kısmı fiziki, bir kısmı çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Bu yönüyle hibrit diyebileceğimiz fuarın TMM, diye ifade ettiğimiz temizlik, maske, mesafe kurallarına uygun şekilde icra edilmesinden memnuniyet duyuyorum. Ülke olarak hem milletimizin sağlığını korumaya, hem de üretimin ve istihdamın aksamadan yürümesini temin etmeye çalışıyoruz. Bu ikisini birlikte başarıp, salgın sürecinden güçlenerek çıkabileceğimize inanıyorum. Böyle zor bir dönemde böyle büyük bir organizasyonun yapılmasının ve bizim de bizzat iştirak etmemizin sebebi işte budur.

Bugün atacağımız tohumların yarın vereceği meyveleri toplayabilmek için elimizdeki tüm imkânları kullanmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Şartları en doğru şekilde değerlendirerek bu süreci fırsata dönüştürmekte kararlıyız. Salgınla mücadele konusunda gereken her şeyi zaten yapıyor, bilim insanlarımızın tavsiyeleri doğrultusunda atılması gereken adımları da atıyoruz.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı salgınla mücadele çalışmalarında Türkiye pozitif yönde ayrışarak, altyapısının gücünü ortaya koymuştur. Salgının ikinci dalgasının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde de nispeten daha iyi bir görünüme sahibiz. Ekonomi tarafında da her kesime yönelik desteklerle salgının yol açtığı sıkıntıları azaltmaya, başlamaya çalışıyoruz.

Devlet olarak tüm imkânları seferber ederek üretimi, ihracatı, ticareti, istihdamı ayakta tutuyoruz. Bu anlayışla iş dünyamızdan esnaflarımıza, işçilerimizden yardıma muhtaç vatandaşlarımıza kadar her kesime el uzattık, kaynak aktardık. MÜSİAD’ın da kurduğu Karz-ı Hasen Fonu vasıtasıyla kendi üyeleri arasında benzer dayanışma mekanizmaları oluşturmasından memnuniyet duydum. Hem salgının yol açtığı sorunları, hem ekonomimizin karşı karşıya bulunduğu sıkıntıları 83 milyon hep birlikte ortaya koyacağımız iş birliği ve dayanışmayla aşarak hedeflerimize ulaşabiliriz. Bunun için hepimize görevler düşüyor. Hepimizin yapması gereken fedakarlıklar var. Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Merkez Bankamız, diğer kamu kurumlarımız ile özel sektörümüz bundan sonra inşallah daha güçlü şekilde birlikte çalışacaktır. Hem ekonomi politikalarımızı tahkim edecek, hem demokrasimizin ve özgürlüklerimizin çıtasını yükseltecek, hem milletimizin günlük hayatında rahatlamaya yol açacak hazırlıklar içindeyiz.

Değerli Arkadaşlar,

Geçtiğimiz 18 yıl boyunca bu ülkede yapılan her reformun, gerçekleştirilen her değişimin, elde edilen her başarının altında bizim imzamız vardır. Anayasamızı demokrat ve özgürlükçü bir anlayışla defalarca değiştirdik. Tümüyle yeni bir anayasa yapmak için kolları sıvadık. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyunbozanlığı sebebiyle neticeye ulaşamadık. Bizimle birlikte yeni bir anayasa hazırlamaktan kaçanların daha sonra karanlık mahfillerde başka gayretler içerisine girdikleri ortaya çıktı. Böylece bizim başlattığımız yeni anayasa çalışmasının niçin akamete uğradığı da aleniyet kazandı. Bunun yanında temel kanunların tamamını yenileyerek adalet sistemimizin altyapısını ve insan kaynağını güçlendirerek ülkemizde hukuka erişimi kolaylaştırdık. Hak ve özgürlük alanlarını olabildiği kadar genişleterek, milli birlik ve beraberliğimizi tahkim ettik. Ekonomi alanında da pek çok reformu hayata geçirerek ülkemizin makroekonomik görünümünü çok ilerilere taşıdık. Velhasıl biz reformlara hiç ara vermedik. Değişim iradesini hiç elden bırakmadık. Burada sadece son iki yılda hukukta ve ekonomide gerçekleştirdiğimiz iki büyük atılımı örnek vermek istiyorum. Milletimizin hukuka ve adalete olan güvenini kökleştirmek amacıyla kapsamlı bir yargı reformu strateji belgesi hazırladık. Bu doğrultuda Meclisimiz üç ayrı reform paketini hayata geçirdi. Ekonomide ise yaptığımız kapsamlı düzenlemelerle ülkemizin iş yapma kolaylığı endeksinde 27 sıra birden yükselerek 190 ülke arasında 33. sıraya çıkmasını sağladık. Şimdi de yeni reformlar, yeni atılımlar için hazırlıklar yapıyoruz. Ekonomide ve demokraside ülkemizi yeni bir yükseliş dönemine sokmakta kararlıyız. Yeni yargı paketleriyle ilgili hazırlıklar sürüyor. Bunları da en kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Ön çalışmaları tamamlanan İnsan Hakları Eylem Planı’nı da iş dünyası ve azınlıklar dâhil çok daha geniş bir istişareyle neticelendirip hayata geçireceğiz.

Milletimizin geleceğine güvenle bakabilmesi için bugün almamız gereken tedbirler neyse onları hayata geçirmekten kaçınmıyoruz. Gerekirse şu aşamada bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin de farkındayız. Dün yapılan faiz artırımı kararını bu çerçevede değerlendiriyorum. Asıl hedefimiz, enflasyonu en kısa sürede önce tek haneli rakamlara, ardından orta vadeli hedeflerimizdeki seviyeye düşürerek, faizlerin de buna uygun şekilde aşağı inmesini temin etmektir. Bunu başardığımızda kurun da istikrara kavuşacağını düşünüyorum.

Türkiye’yi faiz, enflasyon, kur sarmalından çıkarmamız şarttır. Aksi halde sürekli bu tartışmayı yaşamak, bu bedelleri ödemek mecburiyetinde kalacağız. Her zaman söylüyorum; bugün burada yine söylüyorum; faiz sebeptir, enflasyon neticedir, bunu böyle bilelim. Enflasyon sebep değildir, faiz netice değildir; kendimizi aldatırız. Ve faiz her şeyden önce bir defa paradan para kazanmak suretiyle insanları sömürmektedir. Yeni ekonomi yönetimimizle birlikte tüm mesaimizi ve dikkatimizi bu konuya hasrederek ülkemizi bu kronik sancıdan inşallah kurtaracağız.

Değerli Arkadaşlar,

Hedeflerimize ulaşmak için iş dünyamızdan ve vatandaşlarımızdan somut destek taleplerimiz var. Her şeyden önce yurt dışındaki tasarruflarımızı mutlaka ülkemize getirmeliyiz. İşte şu anda varlık barışıyla ilgili adımı attık ve varlık barışı konusunda da gerek yurt dışı, gerek yurt içindeki yastık altı neyimiz varsa bunları kesinlikle herhangi bir sorguya tabi olmadan kayıt altına almamız inanıyorum ki ülkemiz için de ve bütün girişimcilerimiz, yatırımcılarımız için de yeni bir ufuk sağlayacaktır.

Derdimiz ne? Derdimiz şu: Paran mı var, yatırım. Paran mı var, istihdam. Paran mı var, üretim. Paran mı var, üretimle birlikte ihracat. Ve bütün bu dörtlü mekanizmayı çalıştırdığımız zaman inanıyorum ki hep birlikte ayağa kalkacağız.

Yerli ve uluslararası girişimcileri harekete geçirerek üretim ve istihdamda kalıcı sonuçlar doğuracak yatırımların hızlanmasını temin edeceğiz. Milletimizin ve yatırımcıların milli paramız olan Türk Lirası’na güvenlerini artırarak mevduatlarda döviz ağırlığının azalmasını sağlamalıyız. Nitelikli istihdam oluşturan, enflasyona ve cari açığa yol açmayan yurt içi tasarruflardan ve yurt dışı yatırımcılardan gelen kaynaklarla finanse edilen bir büyümenin peşindeyiz. Adımlarımızı güvenin ve istikrarın bu sürecin kilit taşı olduğunun bilinciyle atıyoruz.

Türkiye’yi güvenen herkesin kazanacağı bir yatırım iklimi oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan her türlü adımı atacak, iş ve yatırım ortamını beklenen seviyeye çıkartacağız. Bu kapsamda özellikle üretim ve ihracatın ana aktörleri olan kuruluşlarımıza çok önemli görevler düşüyor. Ticaret Bakanlığımız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulumuz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz, MÜSİAD, TÜSİAD gibi iş insanlarımızı temsil eden yapılardan yakın, verimli ve samimi bir çalışma yürütmelerini bekliyoruz. Özellikle ihracat süreçlerinde yer alan kurumlarımızı diğerinin rakibi değil, tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Bu yapılar hem ülke içinde, hem de ülke dışında birbirleriyle ne kadar yakın çalışma ve iş birliği halinde bulunurlarsa ortak hedeflerimize o kadar hızlı ulaşırız.

Ülkemiz, milletimiz, iş dünyamız için hayırda yarışma anlayışından asla ayrılmadan güçlerimizi ve imkânlarımızı birleştirerek daha büyük başarılar elde edeceğimizi unutmamalıyız. Eğer bir ülkede MÜSİAD temsilciliği açılmış ve bizim oradaki ihracatımız 3’e, 5’e, 10’a katlanmamışsa ortada bir sorun var demektir. Eğer bir yerde bizim ticaret temsilciliğimiz faaliyete geçmiş ve bizim oradaki ihracatımız katlanarak artmamışsa ortada bir eksik var demektir. DEİK bünyesinde yer alan iş konseyleri odaklandıkları alanlarda ve ikili anlaşmalar yaptıkları ülkelerde ihracatımızı katbekat yükseltemiyorlarsa, orada durup bir düşünmemiz gerekiyor demektir. Bu manzara bize üretim ve ihracat merkezli kurumlarımızın güçlerini birleştirmeye, daha yakın çalışmaya, birbirlerini desteklemeye ihtiyaçları olduğu mesajını veriyor. İnşallah yeni dönemde bu konuda hepimizi mutlu edecek, herkese kazandıracak, iş birliğine dayalı bir çalışma yöntemini beraberce tesis edeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Salgın döneminde iş dünyasının çalışma biçimi ve alışkanlıklarında ciddi değişiklikler ortaya çıktı. Bugün biraraya geldiğimiz fuarın ve fuar kapsamındaki etkinliklerin online boyutu da işte bu değişimin işaretlerinden biridir. Artık iş yapmak için görüşmek, müzakere etmek, karar vermek, anlaşmak ve sonrasındaki süreçleri yönetmek gibi hususlar yüz yüze gelmeden online platform vasıtasıyla mümkün hale gelmiştir. Salgının sona ermesinden sonra da vakit ve maliyet avantajları olan bu yöntemin yaygın şekilde kullanılmaya devam edileceği anlaşılıyor.

Tabii burada çok önemli bir sorunun çözülmesi gerekiyor. Bu sorun, yüz yüze gelmeyen, fiziki inceleme ve kontrol yapamayan alıcı ile satıcı arasındaki güven ilişkisinin nasıl tesis edileceğidir. İşte bu noktada DEİK ve MÜSİAD gibi kuruluşlarımıza çok büyük görevler düşüyor. Bu kurumlarımız oluşturacakları güven verici bilgilendirme mekanizmalarıyla alıcı-satıcı arasındaki fiziki temas eksiğini kapatabilirler. Şayet bunu sizler yapmazsanız, dışarıdan birileri benzer mekanizmaları kurar, sizler de bedelini ödeyerek o hizmeti almak zorunda kalırsınız. Yeni dönemin fırsatlarını değerlendirebilmek için üretim ve ihracat merkezli kuruluşların yapılarını, standartlarını, kanallarını hızla gözden geçirerek ihtiyaca cevap verecek hale getirmeleri şarttır. Biz Türkiye’nin gücüne, potansiyeline, geleceğine inanan herkesle birlikte bu yolda yürümeye hazırız. Küresel ekonomide yaşanan değişim lehimize çevirebilecek her adıma destek vereceğiz. Yatırım, üretim, ihracat, istihdam için harekete geçen herkesin yanında yer aldık, almayı sürdüreceğiz.

Mevcut imkânları daha üst seviyede kullanarak yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitemizi arttırarak, tasarımından imalatına kadar her aşamasında yüksek teknolojiye geçişi sağlayarak inşallah bu süreci başarıya ulaştıracağız. Ülkemizin 81 vilayetinin her biri bu seferberlikte yer almak için can atmaktadır. İş dünyamızın bu potansiyeli kullanacak birikime, ferasete, kabiliyeti ve azme sahip olduğuna inanıyorum. Sizlerin huzurunda bir kez daha Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi, kalkınması için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun diyorum. MÜSİAD’a milletimizin bu potansiyelini harekete geçiren iş insanlarımızı bir araya getirdiği ve giderek büyüyen organizasyonuyla desteklediği için teşekkür ediyorum.

Fuarımızın başarılı geçmesini diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.