TOBB Türkiye Ekonomi Şûrası’nda Yaptıkları Konuşma

18.11.2020

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin Kıymetli Mensupları;

Oda ve Borsalarımız İle Kadın Ve Genç Girişimcilerimizin Kıymetli Temsilcileri,

Değerli Delegeler,

Saygıdeğer Misafirler,

Şu Anda Ekranları Başında Bizi İzleyen Değerli Dostlar,

Değerli Arkadaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Video konferans aracılığıyla da olsa sizlerle bir araya gelmenin, hasret gidermenin memnuniyeti içerisindeyim. “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, gönülden gönüle gider yar oy” diyen aşık gibi bizim de sizinle aramızda gönülden gönüle kurulu bir köprü var.

Biz buralara gökten zembille inmedik, vesayetin paraşütüyle de gelmedik. Dededen-babadan miras, aristokratik kanallardan da vasıl olmadı. Hayatın merdivenlerini teker teker tırmanarak milletimizin her kesimiyle hemhal olarak, zorlukları ve imkânları bizzat tecrübe ederek buralara geldik. Ömrü boyunca devletten aldığı maaş dışında bir iş, üretim, istihdam tecrübesi olmayanların kürsülerden esip gürlemeleri, teneke tıngırtısının ötesinde bir anlama sahip değildir. Bunların önlerine konan kâğıtlardaki rakamların ne anlama geldiğine ilişkin en küçük bir fikirleri olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz.

Daha Kıbrıs meselesinin ne olduğunu, Maraş’ın açılmasının ne anlama geldiğini bilmeyen, orada Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın başkanlığındaki heyetle verdiği görüntünün diplomatik mesajını anlamamış birine ekonomiyi izah etmek de mümkün değildir. Kaldı ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı bunları davet ediyor ve bu davete icabet etmiyor, eee ben oraya gittim, niye bizi de yanında götürmedi, havasına girerek yine beni eleştirmeye kalkıyor. Ya bununla sana ekmek çıkmaz, boşuna uğraşma. Senin bir defa Kuzey Kıbrıs diye bir aşkın var mı; bu bir.  İki; Kapalı Maraş bölgesini açmak diye bir tezi savunmak, böyle bir anlayışın var mı? Yok. Aynı şeyleri bunlar Azerbaycan’da yapmadı mı, aynı şeyleri bunlar Suriye’de yapmadı mı, aynı şeyleri bunlar Libya’da yapmadı mı? Yaptı ve şimdi de kalkmışlar bunları konuşuyorlar. Kendisine ait doğru-yanlış hiçbir fikri, hiçbir projesi, hiçbir hayali olmayan, dışarıdan ve içeriden yazılan senaryoların tetikçiliğini yapmak dışında müktesebatı bulunmayanların ekonomiyle ilgili ahkâm kesmesi gerçekten gülünçtür. Azıcık bir samimiyet görsek, herkes gibi onlarla da çok daha farklı bir şekilde oturur konuşuruz. Ama bizim milletimize sözümüz ve saygımız gereği proje kişiliklerle, proje kadrolarla, proje siyasetlerle, bilhassa da yalanları ve iftiraları önlerine konduğu halde yüzleri kızarmayan siyaset bezirgânlarıyla işimiz olmaz.

Hep söylediğimiz gibi, bizim muhatabımız milletimizdir, milletimizin bağrından çıkıp gelen tüm kesimlerle bizim iş dünyamızdır. Her husus gibi ekonomi de, sanayi de, ticaret de bir gönül işidir, bir adanmışlık işidir. Biz kendisi de esnaflıktan-ticaretten gelen bir siyasetçi olarak daima girişimcilerimizle, sanayicilerimizle, ticaret erbabımızla, esnafımızla, sanatkârımızla bir arada olduk.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin genel kurullarına, şûralarına, çeşitli etkinliklerine katılmaya özel önem verdik.

Ülkemizin asırlık rüyası olan yerli otomobil için babayiğit aradığımda hemen sizler çıkıp, bu işe talip oldunuz. Milletimizin huzurunda verdiğiniz sözü yerine getirerek adım-adım Türkiye’nin otomobili projesini hayata geçirdiniz. İnşallah bu güzel projeyi yine sizlerle birlikte neticeye ulaştıracağız.

Aynı şekilde şehit Başbakan Adnan Menderes’in acı hatırası sebebiyle adı Yaslıadaya çıkan Yassıada’yı sizlerle birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirdik. Tabii bu sene koronavirüs salgını sebebiyle her konuda olduğu gibi iş dünyamızla hasbihallerimizde de farklı bir dönem geçiyoruz.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin bu yılki Genel Kurulu malum ertelendi. Biz de iş dünyamızda hiç değilse video konferans aracılığıyla bir araya gelmek istedik.

Önce ekranları başından bizi izleyen arkadaşlarıma, şu anda kovid-19’a yakalanmış olan içinizde birçok arkadaşım var, hepsine Allah’tan şifalar diliyorum, geçmiş olsun diyorum. Rabbim en kısa zamanda inşallah tüm mesai arkadaşlarınıza kavuşmayı da nasip etsin. Bu da geçer yahu diyoruz, inşallah bu da geçecek.

Ekonominin kalbinde faaliyet gösteren oda ve borsa temsilcilerimizin 81 il ve 160 ilçemizde iş dünyamızın nabzını en güzel şekilde yansıttıklarına inanıyorum. Tabii bu arada özellikle yüksek faiz sebebiyle üretimin, ticaretin, ihracatın, istihdamın temsilcileri olan sizler sahada yaşananların tercümanı olarak karar vericilere yol gösteriyor, ışık tutuyorsunuz. Zira yüksek faizin nelere mal olduğu ortada. Yüksek faizle bizler gerçek anlamda yatırım yapabilir miyiz, sizler bu işin içindesiniz. İstihdam üretebilir miyiz? Mümkün değil. Peki, üretim yapabilir miyiz? O da mümkün değil. Peki, ihracata yönelik ciddi adımlar atabilir miyiz? O da mümkün değil. Öyleyse bizim bu noktada çok daha dikkatli olmamız lazım ve yüksek faize yatırımcımızı ezdirmememiz gerekiyor. Bunun için ekonomiyle ilgili her konuda iş dünyamızla ve onların temsilcileri olan sizlerle istişareye etmeye özel önem veriyoruz. Aldığımız tüm kararlarda, attığımız tüm adımlarla sizlerle birlikte oluşturduğumuz ortak akıldan faydalanıyoruz. Sektörlerimizin ve şehirlerimizin sorunlarını, taleplerini, beklentilerini sizlerle birlikte konuşuyor, tartışıyor ve birlikte çözüm yolları geliştiriyoruz. Türkiye’nin son 18 yıldır büyük mesafe kat ettiği demokrasi ve kalkınma yolculuğunda 365 oda ve borsamız lokomotif vazifesi gördü. Her oda ve borsamız kendi üyelerine çağın gerektirdiği en ileri hizmetleri vermenin yanında Türk ekonomisine de çok önemli katkılarda bulundu. Ben birçok sanayici, birçok iş adamlarımızla oturup konuştuğumuzda hepsi nasıl battığını, nasıl bittiğini anlatırken hep bana şunu söylerlerdi: Neydi o, beni faiz batırdı, beni faiz bitirdi, şu kadar faiz ödedim, şu kadar faiz ödüyorum. Bunu söyleyen insanlara zulmetmek var mıdır? İnşallah biz bunları da tersine çevireceğiz. Bundan sonra da sizlerin azmi, çalışkanlığı, dirayeti ve kabiliyetiyle önümüze çıkartılan engelleri birer-birer aşarak hedeflerimize doğru yürümeye devam edeceğiz ve yüksek faizden arındırılmış, istihdamdan finansmana, özellikle nakit akışından teşviklere kadar sizlerin ihtiyaç duyduğu çok sayıda destek paketini hayata geçirdik. Bugüne kadar uygulanmış en büyük kredi paketleri, Kredi Garanti Fonu kefaletleri, istihdam teşvikleri bu dönemde başlatıldı. Salgından olumsuz etkilenen onlarca sektörde vergi ve primleri 6 ay erteledik. Birikmiş kamu alacaklarına uzun vadeli yapılandırma yaptık. Bununla ilgili kanun Meclisimiz tarafından kabul edildi.

Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Artık çok daha güçlü bir şekilde üretime, yatırıma, istihdama ve ihracata odaklanmamız gerekiyor. Elbirliğiyle bu sıkıntılı dönemi de tıpkı öncekiler gibi geride bırakıp inşallah büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşacağız. Sizlerden müteşebbisimizin, üreticimizin yanında bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahip olduğunuzu asla unutmadan gayretinizi arttırmanızı, azminizi güçlendirmenizi istiyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye olarak reformlar ve başarılarla dolu sürdürülebilir büyümeyi politikalarımızın merkezine aldığımız 18 yılı geride bıraktık. Topyekûn kalkınma anlayışıyla ülkemizin 81 vilayetinin tamamında her bir haneye, her bir insana dokunan hizmetler gerçekleştirdik. Piyasa ekonomisi anlayışıyla rekabeti esas alan, şeffaf ve öngörülebilir politikalarla ülkemizi kalkındırdık, güçlendirdik. Tıpkı bugün yaptığımız gibi her kesimle istişare halinde olmaya özel ehemmiyet verdik. Türkiye tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesi bizim dönemimizde başladı. Milli gelirimizi 236 milyar dolardan 950 milyar dolara, ihracatımızı 36 milyardan dolardan 152 milyar dolara malum çıkardık. Kişi başına düşen milli gelirimizi 12 bin 500 dolara kadar yükselterek, ülkemizi üst orta gelirli ülkeler grubuna dâhil etmiştik. Ülkemize gelen doğrudan yatırımlar 138 milyar doları bulmuştu, yüzde 32 olan enflasyonu yüzde 4’lere kadar indirmiş, faizleri tarihin en düşük seviyelerine getirmiştir. Ülke ve millet olarak 2023 hedeflerimize doğru emin adımlarla yükselirken bir anda içeride ve dışarıda büyük bir saldırı dalgasıyla karşılaştık. Gezi olaylarıyla başlayıp sınırlarımızın kuşatılmasına, darbe girişiminden ekonomimize kurulan tuzaklara kadar bütün bunlara uzanan bu saldırıların hepsini de hamdolsun birer birer boşa çıkardık. Maruz kaldığımız saldırılar sebebiyle tüm gücümüzle istiklal ve istikbal mücadelemizi yoğunlaşırken, yatırımları ve ekonomiyi de ihmal etmedik. Bu tarihi mücadele döneminde bile Türkiye’yi yüzlerce büyük projeyle donattık. Kendimizi savunmanın ötesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda çok önemli adımlar attık. Yapılamaz denilen nice harekâtları yaptık, imkânsız denilen nice başarılara imza attık. Güçlü sanayi altyapımız, zengin insan kaynağımız ve yeniliğe odaklı çalışkan girişimcilerimiz sayesinde her zorluğu aşacak yeni yollar bulduk. Savunma sanayinde ülkemizin geldiği yer tüm dünyada hayranlıkla takip ediliyor. İstanbul’a kazandırmış olduğumuz 3. Havalimanımız ülkemizin 2053 vizyonunun en önemli altyapılarından biridir.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her alanda gerçekten tarihi öneme sahip projeleri işte bu mücadele döneminde hayata geçirdik. Değerini salgın döneminde çok daha iyi anladığımız şehir hastaneleriyle kapsamlı genel sağlık sigortası sistemimiz bile başlı başına bir başarı hikâyesidir. İşte İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda ve Sancaktepe’de 1008’er odalı biliyorsunuz hastaneleri, evet iki ay gibi bir sürede yaptık ve uçak inecek 5 dakikada hastaneye ulaşacak. Sancaktepe’de uçak yine orada havalimanına inecek, 5 dakikada hastaneye ulaşacak. Niye yaptık bunları? Bütün bu kovid olayıyla mücadele için. Ve bütün bunlar devam ederken öbür tarafta da yine aynı şekilde devasa bir hastaneyi Başakşehir’de yaptık. Ve Başakşehir’deki hastaneyle de yine bu salgınla mücadelede çok çok önemli adımları attık. Yatırımcılarımızın önünü açmak için gerçekleştirdiğimiz reformlarla ülkemizi iş yapma kolaylığı endeksinde 27 basamak birden yükselerek 190 ülke arasında 33. sıraya yerleştirdik.

Bunun anlamını şöyle küçük bir örnekle anlatacak olursak: 2002’de iş yeri açma süresi 38 gün iken, bu süreyi 7 günün altına kadar düşürdük. Şimdi ise salgının ortaya çıkardığı değişim süreciyle dünya ile birlikte Türkiye’de yeni bir döneme giriyor. Ülkemiz yatırımın, üretimin ve ticaretin yükselen merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. Artık vites yükseltmenin bile yeterli olmadığı, araç değiştirmenin gerektiği bir dönemdeyiz, bunun için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıyız.

Değerli Arkadaşlar,

Bir süredir çalışmalarını sürdürdüğümüz hukuk ve ekonomi reformları işte bu yeni dönemin hazırlıklarıdır. Türkiye’nin en köklü demokrasi ve ekonomi reformlarını gerçekleştirmiş bir yönetim olarak önümüzdeki dönem de ihtiyaç duyulan değişimleri hayata geçirmekte elbette bizim görevimizdir. Temelini attığımız tabiri caizse kaba inşaatını tamamladığımız binamızı artık nihai hale getirecek atılımın eşiğindeyiz. İnşallah ülkemiz hazırlık devrini geride bırakıp artık şahlanış dönemine giriyor. Yerli ve uluslararası yatırımcılar için her anlamda en uygun şartları sağlamaya devam edeceğiz.

Üretim, istihdam, ihracat ve büyümede ülkemizin olumlu yönde ayrıştığını göreceğiz. Eylül ayına ilişkin gelen öncü verilerle ise üçüncü çeyreği güçlü bir büyüme ile kapatacağımız artık kesinleşmiş oldu. Eylül ayında sanayi üretimimiz hem aylık hem de yıllık bazda artarak en önemli bir başarıya imza attı. Sanayi ve ticaret sektöründeki adımlarla inşallah hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi Eylül ayında yıllık yüzde 26,2 arttı. Tabii bütün bunlarla beraber salgının yol açtığı ve halen devam eden kimi zorluklara rağmen, yılı da pozitif büyümeyle bitireceğimize inanıyorum. Fiyat istikrarını ve finansal istikrarı birlikte sağlayacağız. Bunun için enflasyonla mücadelede en önemli önceliğimizdir. Hedefimiz bir an önce tek haneli enflasyon rakamlarına ulaşmaktır. Mali disiplini koruyarak kamu finansman kalitesini arttırarak yapısal ve mikro reformları hayata geçirerek değişim çizgimizden sapmayarak büyüme ve istihdam odaklı bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Önümüzdeki sorunları piyasa ekonomisi kurallarına uygun şekilde çözeceğiz. Salgının önüne geçmek için aldığımız tedbirlerin yol açtığı sıkıntıların elbette farkındayız. Devlet olarak elimizdeki imkânları sonuna kadar kullanarak, bu sıkıntıları azaltmanın gayreti içindeyiz. İnşallah önümüzdeki yıl tüm bu zorlukları geride bırakmış olarak bugünleri acı bir tebessümle yad edeceğiz. Sorumluluğumuzun ağır olduğunu biliyoruz, ama milletimize olan güvenimiz, enerjimiz, şevkimiz, azmimiz daha da büyüktür. Ülkemizi bugünkü bölgesel ve küresel liderlik seviyesine sizlerle birlikte getirdik. İnşallah yaşadığımız sıkıntıları yine sizlerle birlikte aşacak, hep birlikte büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşacağız.

Bu duygularla bir kez daha siz değerli oda ve borsa başkanlarımıza sizlerle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. İş dünyamıza, esnaflarımıza, sanatkârlarımıza, üreticilerimize, tüm sektörlerimize hayırlı ve bol kazançlar diliyorum.

Kalın sağlıcakla.