Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

13.11.2020

Kıymetli Misafirler,

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Buradan tüm Tekirdağ’a, merkezde, ilçelerde, köylerde yaşayan tüm Tekirdağlı kardeşlerime selam ve sevgilerimi yolluyorum. Tekirdağ’da olmaktan, sizlerle hasret gidermekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sevginiz, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Cumhurbaşkanı olarak bu Tekirdağ’ı beşinci ziyaretimiz. Daha önce Başbakan olarak farklı vesilelerle şehrimize geldik. Toplu açılış törenleriyle yapımı tamamlanan eserlerimizin hizmete alınıp bunun gururunu hep birlikte yaşadık.

Seçim dönemi olsun-olmasın hemen her yıl Tekirdağ’ı ziyaret ederek sizlerin derdine, sevincine, hüznüne ortak olduk. Biz birileri gibi yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı sağa-sola değil, yabancı medya organlarına hiç değil doğrudan milletimize anlatıyor, milletimizin icazetini arıyoruz. Ülkemizle ilgili meselelerimizi de yine milletimize danışıyor, onlarla istişare ediyoruz.

Seçim meydanlarında ne söz verdiysek göreve geldiğimizde onları tek-tek hayata geçirmenin çabası içindeyiz. Girdiğimiz her seçimde bize görev veren, bize yetki veren, bize sorumluluk yükleyen vatandaşlarımızın güvenine layık olmak için ter döküyoruz. Tekirdağ’ın projelerini bizzat takip ederek sıkıntılarını, sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz.

Merhum Neşet Usta’nın dediği gibi:

“Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçenin gülü derilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez

Gönülden gönüle giden yar oy…”

Biz de ülkemizin 81 vilayetine giderek, insanımızla gönülden gönüle kurduğumuz o yolu hep canlı, hep diri tutmanın derdindeyiz.

Girdiğimiz her seçimde bizi zafere taşıyan, 18 yıldır bizi iktidarda tutan sır, 83 milyonun her biriyle tesis ettiğimiz işte bu sarsılmaz bağdır. Ancak 18 yıllık iktidarlarımız döneminde elde ettiğimiz başarıları kömüre, makarnaya, bir torba pirince bağlayanlar oldu. Milletten teveccüh göremeyenler, milletin takdirine mazhar olamayanlar milleti tahkir ederek kendilerini avutmaya çalıştılar. Bunlar emek vermek, gayret etmek, üretmek yerine çalışana, üretene, hizmet götürene çamur atmayı marifet zannettiler. Milleti anlamak, milletin derdine ortak olmak yerine, Ankara’daki sırça köşklerinden, gazetelerdeki köşelerinden milleti aşılamayı tercih ettiler.

15 Temmuz gecesi iradesini korumak için tanklara meydan okuyan bu milletin oyunu bir torba kömüre, bir paket makarnaya satmayacak kadar şerefli, onurlu, haysiyetli bir millet olduğunu bir türlü anlayamadılar.

Eski Türkiye bakiyesi, bu elitist, bu kibirli zihniyetin son günlerde yeniden hortladığını görüyoruz. Unvanı kimi zaman gazeteci, kimi zaman sanatçı, kimi zaman akademisyen, kimi zaman da siyasetçi olan bu kifayetsiz muhterisleri artık biz de, milletimiz de çok iyi tanıyoruz. Biz bunlara rağmen ülkemize hizmet vasıtası olarak gördüğümüz siyaseti milletin arasında yine milletimizle birlikte yapmayı sürdüreceğiz. Uykumuzdan, ailemizden, vaktimizden vefakârlık yaparak, 81 vilayetimizin tamamını kalkındırmak için daha çok çalışacak, daha çok koşturacağız. Bugün işte bu niyetle yeniden Tekirdağ’dayız.

Az önce Partimizin İl Kongresini başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. 2023 senesine kadar şehrimize hizmetkârlık yapacak öncü kadroları böylece tespit etmiş olduk. Şimdi ise Tekirdağlı vatandaşlarımızın hasretle beklediği muhteşem bir sağlık tesisinin açılış heyecanını sizlerle yaşıyoruz.

Bugün resmi açılışını yaptığımız veya yapmakta olduğumuz İsmail Fehmi Cumalıoğlu Tekirdağ Şehir Hastanesi her bakımdan şehrimizin iftihar kaynağı olacak bir eserdir.

Peki, kim bu İsmail Fehmi Cumalıoğlu? Fehmi Ağabeyimiz 1912 doğumlu, Tekirdağ Hayrabolu doğumlu. O da doktor, ama aynı zamanda siyasetçi. Ve siyasetçiliğinde çok iyi tanıştığımız, tanıdığımız değerli bir büyüğümüz, ağabeyimiz. Ben şimdi helikopterle yolda gelirken Meclis Başkanımız Mustafa Bey dedi ki; Fehmi Bey buralı, aynı zamanda da doktor. Tabii Çalışma Bakanlığı yapmış, partimizin en üst kademelerinde o zaman bulunmuş olan bir ağabeyimizdi. Dedik ki; ya ne düşünüyoruz, buraya yakışacak olan, Fehmi Ağabeyimizi de ölümsüzleştirecek olan böyle güzel bir eserdir.

İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1912 doğumlu. İç hastalıkları mütehassısı oldu. Samsun Askeri Hastanesi Baştabipliği ve Samsun Tabip Odası Başkanlığı, 13. dönem Kayseri, 15. ve 16. dönem İstanbul Milletvekilliği ile Çalışma Bakanlığı yaptı ve üç çocuk babasıydı. Allah rahmet etsin. Hem siyaset, hem devlet adamı olarak bütün bunların yanında aynı zamanda da Fehmi Ağabeyimiz şairdi, iyi bir şairdi, iyi bir kalemşördü. Ve şimdi bu hastanemize onun adını vererek burayı bu şekilde inşallah onunla ve bir Hayrabolulu Fehmi Ağabeyle burayı ölümsüz hale getirmiş olacağız. Allah rahmet etsin, ruhuna Fatiha.  

Hastanemiz 102’si yoğun bakım yatağı olmak üzere, toplam 486 yatak kapasitesine sahip. Tekirdağ Şehir Hastanesi 124 poliklinik odası, son teknolojiyle donatılmış 18 ameliyathanesi, laboratuvarları ve diğer özellikleriyle Yunanistan ve Bulgaristan dahil bölgenin en gelişmiş entegre sağlık kuruluşudur. Akıllı bina konseptiyle inşa edilen ısıtma ve soğutma tasarruflu hastanemizde ayrıca taşıyıcı kolanlarının her birine yerleştirilmiş 651 deprem izolatörü de bulunuyor; bu kadar hassasiyeti olan bir hastanemiz. Helikopter pisti, 1 kilometrelik bisiklet yolu, toplam 1300 araçlık otoparkıyla Tekirdağ Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi inşallah sağlık turizminde de bölgemizin cazibe merkezi haline gelecektir.

Gören herkesin göğsünü kabartan bu muhteşem eserin Tekirdağ’a hayırlı olmasını diliyorum.

Hastanemizin hizmete girmesinde emeği geçen kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Bu vesileyle ülkemizin yetiştirdiği önemli bir siyaset, bilim ve dava adamı olan Doktor İsmail Fehmi Cumalıoğlu Beyefendiyi de rahmetle yâd ediyorum.

Kıymetli Dostlar,

Büyük devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında olabilen devlettir. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen koronavirüs salgını bu açıdan bir turnusol kâğıdına dönüşmüştür. Salgın döneminde gelişmiş ülkeler dahil dünyadaki tüm devletler gerçek kapasitelerini görme imkânı bulmuştur. Salgın sürecinde adeta “takke düştü kel göründü” misali yüzlerdeki makyajlar akmış, hakikatler ortaya dökülmüştür. Maskeden solunum cihazına, sağlık personelinin sarf malzemelerinden ilaca kadar üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Kâğıt üzerinde maddi bakımdan zengin görünen ülkelerin ne hastane kapasitelerinin, ne sağlık personeli sayılarının, ne sağlık sigortası sistemlerinin böyle bir yükü taşımada yetersiz olduğu ortaya çıktı.

Biz ise, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düşünebiliyor musunuz, 1006 odalı bir hastaneyi biliyorsunuz 45 günde bitirdik. Aynı şekilde yine 1006 yataklı bir hastaneyi de Sancaktepe’de Anadolu Yakasında aynı süre içerisinde onu da bitirdik. Dünyada var mı bunun benzeri? Ve bunların içinde 16’şar ameliyathane var; 16 birinde, 16 birinde. Yine bunun yanında tomografisinden MR’ına, ultrasonografisine kadar bütün donanımlarıyla mükemmel iki hastane, bu dönemde bunları yetiştirdik. Niye? Çünkü bu salgınla savaşımız var. Ve bu savaşta da uçaklar yurt dışından geldiği zaman rahatlıkla Yeşilköy Atatürk Havalimanına inip 3 dakikada hemen hastanede. Sancaktepe’ye inip 3 dakikada hemen hastanede. Bunları yapan güç, kudret hamdolsun bu iktidar. Ve tabii çok ciddi bir sağlık ordumuz var ve bu sağlık ordumuzla da bu süreç içerisinde çok ciddi bir savaş verildi. Ve sağlık ordumuzun içerisinde tabi ölenlerimiz, şehitlerimiz oldu, Allah onlara da rahmet eylesin, inşallah mekânları da cennet olsun. Ve onlar da yılmadan, usanmadan bütün bu enfeksiyon mücadelesiyle mücadele ettiler, çekinmediler. Ve bu mücadeleyi, bu savaşı açık, net verdiler, hala da veriyorlar kolay bir iş değil. Ve bu mesleğin zaten güzelliği burada, bu mesleğin cazibesi burada. İnanıyorum ki özellikle sağlık personelimize karşı bazı yerlerde yapılan haysiyetsiz, terbiyesiz bazı saldırılar bunların bir defa kadri kıymet bilmeyişlerinin bir alametifarikasıdır. Onlar da bedellerini zaten ama bu dünyada, ama ebedi alemde ödeyeceklerdir. Bütün bu süreçten gerçekten insanlık adına kaygı verici görüntülere de şahit olduk. İnsanların dünyada ilgisizlikten öldüğü, sağlık çalışanlarının maske dahi bulamadığı, yaşlı bakım evlerinden hepimizin yüreğini dağlayan görüntülerin yansıdığı durumlarla karşılaştık. Türkiye sahip olduğu güçlü sağlık altyapısı ve genel sağlık sigortası sistemiyle salgın sürecinde dikkatleri üzerinde toplamıştır. 158 ülkeye evet maske, tulum, ilaç elimizde ne varsa gönderdik. Çünkü biz her zaman için nerede bir sıkıntı varsa onların yanında olmayı kültürümüzün, medeniyetimizin bir gereği olarak biliyoruz ve adımları da buna göre attık. Avrupa’daki toplam kapasiteye yaklaşan şu anda yoğun bakım yatak sayısı 1 milyon 100 bini bulan sağlık ordumuzla bu süreci başarıyla yürüttük, yürütüyoruz. Çok kısa sürede inşasını tamamlayıp hizmete sunduğumuz az önce ifade ettiğim hastaneler bunun bir ifadesidir. İşte şu anda aynı şekilde Kuzey Kıbrıs’ta da bir 250 yataklı odalı hastaneyi orada yaptık, inşallah Pazar günü de onun açılışını yine orada yapacağız, o da 3 ayı bile bulmadı, bu kadar süratle orada da bu hastaneyi yaptık.

Değerli Dostlar,

Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu yine bu süreç içerisinde Türkiye olarak bizler gerçekleştirdik. Birçok ülkenin geçici sahra hastaneleriyle işi idare ettiği dönemleri gördük, fakat biz Türkiye olarak 141 ülkeden 100 binden fazla vatandaşımızı ailesine kavuşturduk. Yaşadıkları ülkelerde tedavi imkânı bulamayan 233 insanımızı ambulans uçakla Türkiye’ye getirdik. Kaderimiz ve kederimiz ortaktır inancıyla 155 ülkeye ve 9 uluslararası kuruluşa tıbbi malzeme desteğinde bulunduk. Öte yandan mücadelenin henüz bitmediğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Kovid-19 hastalığının bir süre daha bizimle olacağının farkındayız. Nitekim son haftalarda dünya genelinde vaka, hasta ve vefat sayılarında yaşanan tırmanış bu acı gerçeği hepimize hatırlatmaktadır. Koronavirüsün ilacı veya aşısı bulunana kadar rehavete kapılmadan hastalıkla mücadeleyi sürdürmemiz gerekiyor.

Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, ne olur Allah razısı için yok dışarısıymış, yok kafeteryaymış, yok şurası, yok burasıymış sigara içmeyi lütfen bırakın. Kendi kendimizin katili olmayalım. En önemli vurgun noktası akciğer, akciğerin de en önemli vurgun yeme aracı sigara. Lütfen artık sizler de bize yardımcı olun. Şimdi İstanbul’da, Ankara’da biliyorsunuz yeni bir süreç başlattık saat 10 ve 16 arası biliyorsunuz ancak dışarı çıkılabilecek, bunun dışında herkes evlerinde istirahatte olacak. Yapmak zorundayız, bunu biz kendi keyfimiz için yapmıyoruz, sadece bütün bunları milletimiz için yapıyoruz, sağlıklı bir millet, sağlıklı bir toplum için yapıyoruz.

Türkiye olarak özellikle aşı konusunda çalışmalarımızı çok yönlü bir şeklide sürdürüyoruz yurt içi, yurt dışı. Bir taraftan Rusya, bir taraftan Çin, bir taraftan Almanya ki Almanya’da iki Türk kardeşimiz de bu işin içerisinde biliyorsunuz bunlarla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir diğer taraftan İngiltere hepsiyle ortak çalışmalarımız devam ediyor mesele, bu işin çözümünü bularak adımları atmak. Sağlık Bakanlığımız diğer ülkelerin aşı çalışmalarını da yakından ayrıca takip ediyor. Aşı çalışmalarında son günlerde ümit verici haberler alsak da, maalesef zaman zaman spekülasyonlara da şahit oluyoruz. Tüm dünyayı kasıp kavuran, milyonlarca insanın hayatını ilgilendiren bir meselede rant ve kâr hesabının yapılması utanç vericidir. Daha önce dediğimiz gibi üretilen aşı tüm insanlığın ortak malı olmalı, şirketlerin kâr hırsına kurban edilmemelidir. Zengin fakir demeden tüm ülkelerin aşıya erişiminin olması çok önemlidir. Biz bir taraftan kendi çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan da gerçekçi tedbirler üzerine bina ettiğimiz salgınla mücadelemizi sürdüreceğiz. Vatandaşımızın sağlığından taviz vermediğimiz gibi üretimin, ticaretin, istihdamın, eğitimin aksamasına da müsaade etmeyeceğiz. Salgınla başarılı mücadelemizin arka planında körü körüne birilerini takip etmek yerine kendi özgün politikalarımızı uygulamamız vardır. Bu politikalarımızı hastalığın seyrine ve durumuna göre güncelliyor, ilave tedbirlerle tahkim ediyoruz. Dün itibariyle 81 vilayetimizin tamamında devreye giren yoğun cadde, sokak, durak gibi toplu alanlarda sigara içme yasağı bunun son örneğidir. Bundan sonra da ihtiyaç duyulması halinde gereken tedbirleri almaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte asıl sorumluluk vatandaşlarımıza düşüyor. Salgınla mücadelenin ilk ve en önemli şartı virüsü kapmamak, hastalığa yakalanmamaktır. Bunun için de TMM diyerek sloganlaştırdığımız temizlik, maske, mesafe kurallarına uyulması şarttır. Tüm vatandaşlarımı hem kendi sağlıkları, hem de kendi sevdiklerinin sağlığı için kurallara riayet etmeye çağırıyorum. Unutmayalım, bu kurallara uymak hem insanlık, hem de vatandaşlık görevimizdir.

Yaklaşık 9 aydır canla başla çalışan sağlık personelimize minnet borcumuzu ancak bu kurallara sıkı sıkıya riayet ederek ödeyebiliriz. Milletimizin bu konuda gereken hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız İsmail Fehmi Cumalıoğlu Tekirdağ Şehir Hastanemizin hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu eserin ülkemize ve şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri ve yüklenici firmayı, Sağlık Bakanı ve Bakanlığımızı özellikle tebrik ediyorum. Çalışanlarımıza milletimizin şu zor günlerinde gösterdikleri çaba ve yaptıkları fedakârlık için tekrar şükranlarımı iletiyorum.

Sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.