‘Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes’ Programında Yaptıkları Konuşma

11.11.2020

Saygıdeğer Devlet Başkanları,

Tarım Ve Orman Bakanlığımızın Değerli Mensupları,

Kıymetli Misafirler,

Sevgili Genç Kardeşlerim;

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.  Canlı bağlantıyla bizleri takip eden dost ve kardeş ülkelerin temsilcilerine heyecanımızı paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Bu anlamlı program vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.  Tarım ve Orman Bakanımızı ve ekibini Türkiye’nin orman varlığını artıracak bu güzel programa öncülük ettikleri için tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında programa fidan dikerek destek veren herkese, tüm çevre ve yeşil dostlarına şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Fidanlarıyla geleceğe nefes olan sporcularımızı, sanatçılarımızı, basın mensuplarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı, istikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz evlatlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Toprakla buluşturduğumuz fidanların ülkemiz, milletimiz ve 81 vilayetimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Biliyorsunuz geçen sene aldığımız bir kararla 11 Kasım’ı milli ağaçlandırma günü ilan ettik. Yine geçen yıl 11 Kasım tarihinde evlatlarımıza daha yeşil, daha yaşanabilir, daha güzel bir Türkiye bırakmak ideali ile 11 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bu etkinliği de 81 vilayetimizin, 973 ilçemizin tamamında eş zamanlı olarak gerçekleştirdik. İnsanlarımız fidan dikme bölgelerine giderek bu seferberliğe gönülden sahip çıktı. Böylece 11 milyon fidan hedefiyle yola çıkmışken yaklaşık 14 milyon fidanı toprakla buluşturduk.

Ancak ülkemizdeki her hayırlı işi karalamayı prensip edinen bir güruh meselenin önüne arkasına bakmadan bu konuda da yersiz eleştiri oklarını bize yöneltti. Gezi olaylarında güya çevre adına sokakları yakanlar, esnafın malını mülkünü yağmalayanlar, koro halinde fidan dikimi seferberliğimizi kötüleme yarışına girdi. Bizi haksızca eleştirenler dikkat ederseniz PKK’lı teröristlerin yaktığı ormanlardan hiç bahsetmiyor. Bize çevre konusunda ders vermeye kalkanlar bölücü örgütün çevre terörünü ağızlarına dahi almıyor. Bu güruh milletin coşkusunu paylaşmak, ağaç seferberliğine destek vermek yerine çıktılar Kasım ayında fidan mı dikilir, diyerek yapılan işe çamur atmaya kalktılar. İşin uzmanları tarafından cehaletleri yüzlerine vurulunca da, bu sefer 11 milyon fidanın 9 milyonu kurur iddiasıyla suç bastırmaya çalıştılar. Ancak daha önceki her iddialarında olduğu gibi bunda da yine çuvalladılar. Birkaç aya kurur, dedikleri fidanlar toprağa daha sıkı sarılarak onları mahcup etti. Kalbi nefretle kuruyanlara inat geçen sene diktiğimiz fidanların hemen hepsi hamdolsun bu yıl boy veriyor, filiz veriyor. Hatta fidan dikme seferberliğimiz dalga dalga diğer ülkelere yayılıyor. Geleceğe nefes sloganıyla çıktığımız bu yolda bugün artık dünyaya nefes olma hedefiyle yürütüyoruz bu işi.

Bu yılki programımıza Azerbaycan’dan Bosna’ya, Malta’dan Kosova’ya, Senegal’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, Libya’dan Tataristan’a dost ve kardeş 30’a yakın ülke destek veriyor. Az sonra yapacağımız canlı bağlantılarla inşallah 4 kardeş ülkede fidan dikimi gerçekleştireceğiz. İnşallah bu fidanlar tıpkı geçen sene diktiğimiz yaklaşık 14 milyon fidan gibi Türkiye’nin güzelliğine güzellik katacak. Davetimize icabet ederek ağaç sevgisini bir seferberlik haline dönüştüren fidan dikimini bir memleket meselesi olarak gören milletime buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde aramızda olan 60’a yakın ülkenin diplomatik temsilcilerine heyecanımızı paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Fidanların dikiminde, bakımında, muhafazasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı da ayrıca tebrik ediyorum.

Değerli Misafirler;

Biz tabiatla kardeş, ağaçla, çiçekle, yeşille, toprakla dost bir milletiz. Ağaca, bitkiye, hayvanata değer veren, onların hukukuna saygı gösteren güzel bir geleneğe sahibiz. Son nefesinde ağaç dikmeye özendirilen, tabiatı korumayı hayırlı işlerden sayan bir medeniyetin, bir kültürün mensubuyuz. Şiirlerimizden türkülerimize, hikâyelerimizden özdeyişlerimize kadar hayatımızın her alanında bu geleneğin izlerini görüyoruz.

Merhum Aşık Veysel o derin irfanıyla bu hakikati bakınız bizlere nasıl anlatıyor:

“Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır

Beyhude dolandım boşa yoruldum, benim sadık yârim kara topraktır

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi, yemek verdi, ekmek verdi, et verdi

Kazma ile dövmeyince kıt verdi, benim sadık yârim kara topraktır.”

Evet, bizim için toprak üzerinde hayatımızı idame ettirdiğimiz yer olmanın ötesinde toprak vefalı bir dost ve arkadaştır.

Bu dünya hepimizin ortak serveti, tüm canlıların ortak mekânıdır. Peygamber Efendimiz, Aleyhissalatu Vesselam yeryüzünün imarını, dolayısıyla tabiatın korunmasını istemiş, sadaka-i cariye olarak ümmetine ağaç dikmeyi ve ekin ekmeyi tavsiye etmiştir. Yine peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam Müslüman bir ağaç diker ve o ağaçtan insan, hayvan veya kuş istifa ederse bu kıyamet gününe kadar o kimse için sadaka olur buyurmuştur. Büyüklerimiz geçerli bir sebep olmadan bir tek dalın kırılmasına, bir tek çiçeğin koparılmasına dahi razı olmazlardı. Önünden akıp giden derenin veya gürül gürül akan çeşmenin suyuyla abdest alırken bile israf etmeme hassasiyetiyle davranırlardı. Günlük hayatımızda birlikte mimarimizde, tüm ekonomik faaliyetlerimizde tarih boyunca hep tabiatla uyum içinde olduk. Her canlının kendi halince Allah’ı zikrettiğine inanan böyle bir medeniyetin müntesiplerinden başka türlü bir davranış tarzı da beklenemez. Tabiatı hoyratça yok etmek, sebepsiz yere ağaca, denize, toprağa zarar vermek Rabbimizin emanetine hıyanet etmektir. Çünkü toprak olmazsa bu dünyada yaşayacak yer bulamayacağımız gibi öteki aleme göçtüğümüzde de yatacak yerimiz olmayacaktır. Bunun için toprağı her bakımdan hak ettiği değeri vermek zorundayız. Çocuklarımızı, torunlarımızı yetiştirirken onların tabiata karşı sorumluluk bilinciyle yetişmelerini sağlamalıyız. Kadim değerlerimizle beraber genç kuşaklara özellikle tabiat sevgisini de aşılamamız gerekiyor. Dünyayı paylaştığımız diğer varlıkların hakları olduğunu, insanın tabiatı kullanırken bu hakları gözetmek zorunda olduğunu onlara anlatmalıyız. Fidan dikimi seferberliğimize çocuklarımız ve gençlerimizin yoğun ilgisini bu noktada önemli bir referans olarak görüyorum. Genç kuşaklar bu çabaların önemini ve kendileri için kıymetini çok iyi biliyor. Biz de onların bu heveslerini diri tutmak için farklı projeleri devreye alıyoruz. İlk ve ortaokul çağındaki çocuklarımızın kendi fidanlarını yetiştirmeleri amacıyla yeni bir proje başlatıyoruz. ‘Tohum ver, fidana dönüşsün’ adını verdiğimiz projemizle her yıl yaklaşık 12 milyon yavrumuza fidan kapları ve tohumları teslim ederek, kendi fidanlarını kendilerinin yetiştirmesini sağlayacağız. Böylece geleceğimizin fidanı olan çocuklarımız ilköğrenim ve ortaokul döneminde toplam 8’er fidanı yetiştirmiş olacaklar. 2021 yılından itibaren de milli ağaçlandırma gününe inşallah bu fidanları hep birlikte toprakla buluşturmaya başlayacağız.

Değerli Dostlarım,

Türkiye çevre hassasiyeti bakımından altın dönemini son 18 yılda yaşamıştır. Ormancılık alanında yaptığımız çalışmalar OECD ve Birleşmiş Milletlerin dahi dikkatini çekmiştir. Ülkemiz ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da birinci sırada, dünyada ise dördüncü sırada yer alıyor. Dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye orman varlığını arttıran nadir ülkelerden biri olmuştur. 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımızı 1,9 milyon hektar artırarak, 22,7 milyon hektara ulaştırdık. Cumhuriyet tarihinin en büyük milli ağaçlandırma seferberliğini başlattık. Bugün ülkemiz yüzölçümünün yüzde 29,2’sini orman alanları oluşturuyor. Yaptığımız ağaçlandırma ve iyileştirme çalışmaları ile ülkemizi orman varlığı bakımından 26’ncı sıraya yükselttik. Son 28 yılda 5,5 milyon hektara yakın alanda ağaçlandırma, erozyonla mücadele çalışması yaparak 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Ormanlık alanların geliştirilmesiyle kalmadık okul, hastane, sağlık ocağı, ibadethane bahçeleri, mezarlıklar, kara yolu ve köy yolu kenarlarını da ağaçlandırdık. Sadece bu alanlara 32 milyondan fazla fidan diktik. Hedefimiz 2023 yılı sonuna kadar toplamda 7 milyar adet fidanın toprakla buluşmasını sağlamaktır. Erozyonla mücadele yılda ortalama 8 bin 500 hektar alanda faaliyet yürütülürken, biz bu alanı 8 kat artışla yılda 63 bin 220 hektara çıkardık. 1970’li yıllarda her yıl ortalama 500 milyon ton toprağımız erozyonla ne yazık ki taşınırken, bu miktarı 3 kattan fazla azaltarak 154 milyon tona düşürdük. Yani her yıl Kıbrıs Adası büyüklüğünde bir toprağı artık kaybetmiyoruz.

Orman yangınlarıyla mücadelede insansız hava araçları başta olmak üzere son teknolojileri kullanıyoruz. Böylece 7 gün, 24 saat ormanlarımızı gözetliyor, çıkan her yangına en kısa sürede müdahale ediyoruz. Yangınlara müdahale süresini 40 dakikadan, 12 dakikaya düşürdük. İnşallah bu süreyi 10 dakikanın altına indireceğiz. Yanan orman alanlarını 1 yıl içerisinde tekrar ağaçlandırıyoruz. Ağaçlandırma çalışması yaptığımız bölgelerde insanımızın refahının arttırılmasını da hedefliyoruz. 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman projesi kapsamında bugüne kadar 5 bin 400 gelir getirici köy ormanı tesis ettik. Şehir ormanları projesiyle 136 adet şehir ormanı kurduk. Mesire yerlerimizin sayısını da 1421 adede çıkardık. 2002 yılında 33 olan milli park sayımızı 45 adede çıkarıp alan olarak da 907 bin hektara yükselttik. Yine tabiat parklarımızı 249’a, toplamda korunan alan sayımızı da 610’a ulaştırdık. Ülkemizde tüm bu adımları atarken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimize de gereken her türlü desteği veriyoruz. Helikopterden ağır iş makinelerine, teknik eğitimden yangı müdahale araçlarına kadar her alanda Kıbrıs Türklerine yardımcı oluyoruz. Daha yeşil, daha müreffeh bir ülke idealiyle çıktığımız bu yolda sahte çevrecilere aldırmadan çalışmaya devam ediyoruz. Rabbimizin bize emaneti olan tabiata yeşiliyle, canlılarıyla, şehirleriyle, tarihi ve doğal güzellikleriyle sahip çıkmayı sürdüreceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bu etkinliğin hazırlanmasında ve uygulamada her safhasında emeği geçenleri başta Bakanımız olmak üzere tekrar tebrik ediyorum.

Bu kampanyaya gösterdiği ilgi için tüm milletime ve burada bulunan sizlere bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum kalın sağlıcakla.