Prof. Dr. Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

30.10.2020

Türk Konseyi Sağlık Bilim Konseyi toplantısı vesilesiyle ülkemizde bulunan Kıymetli Misafirler,

Değerli Bilim İnsanları,

Hanımefendiler, Beyefendiler

Sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlamadan önce bugün İzmir Seferihisar açıklarında meydana gelen 6,6 şiddetindeki depreme maruz kalan İzmir’e ve çevresindeki şehirlerimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Depremde yıkılan binalarda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Son olarak buraya gelirken vefat sayımız 12 idi, yaralı sayımız 438 idi ve bunlar içerisinde 5 vatandaşımız ameliyatta, 8 vatandaşımız yoğun bakımdaydı. Şu an itibarıyla 17 binada arama çalışmalarımız devam ediyor. Devletimiz bakan arkadaşlarımızla, tüm kurumlarıyla deprem anından itibaren yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımızı kurtarmak ve sarsıntıdan etkilenen herkese yardımcı olmak için harekete geçmiştir. AFAD, Emniyet Teşkilatımız, sağlık birimlerimiz ve diğer ilgili kamu personeli canla başla işlerini yapıyor. Bakanlarımız koordinasyonu bizzat yerinde sağlamak üzere süratle olay yerine ulaşmışlardır. Kurtarma çalışmalarının bir an önce sonuçlanması için tüm imkânları seferber ettik.

Binaları hasar gördüğü veya olayın şokundan kurtulamadıkları için henüz evlerine giremeyen vatandaşlarımıza da gereken iaşe ve ibate desteğini sağlıyoruz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımıza bunun için gereken kaynak hemen aktarılmıştır. Hedefimiz, yaraları bir an önce sarmaktır. Ve bu arada Katar Devlet Başkanı aramış, kendisiyle görüşmeleri yaptık ve herhangi bir destek talebi gerekirse bütün imkânlarımızla yanınızdayız, dediler, kendilerine teşekkür ettik.

Bu arada Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis yine aynı şekilde aradılar. Zira bu depremden tabii Yunanistan da etkilendi, fakat görüşmeyi yaptığımız anda onlarda herhangi bir ölüm söz konusu değildi, fakat etkilendiklerini onlar da söylediler. Ve sağ olsunlar onlar da herhangi bir yardıma ihtiyaç varsa, biz hazırız, dediler. Biz de kendilerine; şu anda böyle bir durum söz konusu değil ama bize düşen bir görev varsa biz de bütün imkânlarımızla Yunanistan’ın yanındayız dedik.

Ve bunun yanında yine Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev kardeşimiz de aradılar, onlar da her türlü imkânımızla yanınızdayız dediler, onlara da şükranlarımızı bildirdik.

Ocak ayında meydana gelen Elazığ ve Malatya depreminin acıları hala yüreğimizde taze iken, İzmir’den gelen bu haber gerçekten bizi derinden üzmüştür. Ülkemizin en doğusundan en batısına kadar tehlikeli bir deprem kuşağında yaşadığı gerçeğini her sarsıntıyla bir kez daha hissediyoruz. Afet ve acil durumlara müdahale için uzun süredir üzerinde çalıştığımız planları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Kentsel dönüşüm projeleriyle depreme dayanıksız yapı stokumuzu yeniliyoruz. İnşallah ülkemizi her geçen gün afetlere karşı çok daha hazırlıklı hale getiriyoruz.

Bir kez daha İzmirli kardeşlerime geçmiş olsun diyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum.

Bu acılı günümüzde yardım teklifinde bulunan tüm dost ülkelere tekrar teşekkür ediyorum.

Değerli Dostlar,

Kardeşlerim,

Sağlık altyapımızın gücü depremde olduğu gibi koronavirüs salgınında da en büyük avantajlarımızdan biridir. Dünyanın son dönemde karşılaştığı en büyük sağlık krizi olan koronavirüs salgını sürecinde canla başla fedakârca çalışan sağlık ordumuza buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet ediyorum, yaralı sağlık ordumuz mensuplarına tekrar şifalar diliyorum.

Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen bu salgın maalesef yeni dalgalarla hâlâ yoluna devam ediyor. Vaka sayısının 45 milyonu geçtiği, can kaybı sayısının 1 milyon 200 bine ulaştığı salgına karşı hala kesin ve etkili bir çare bulunamamıştır. Artık fiilen kullanım aşamasına gelen aşı çalışmaları bu konudaki en büyük ümidimizdir. Türkiye, bir yandan Çin, Rusya, Amerika gibi ülkelerdeki aşı çalışmalarını yakından takip ederken, diğer yandan da kendi aşısını geliştirmek için yoğun bir çaba içindedir. İnşallah önümüzdeki bahar aylarında kendi aşımızı vatandaşlarımıza uygulayabilecek aşamaya gelmiş olacağız. Yılsonu itibariyle de dünyadaki aşı çalışmalarından bilim insanlarımızın uygun gördüğü birini veya birden fazlasını vatandaşlarımızın istifadesine sunmayı planlıyoruz. Amacımız; ilk etapta yüksek risk gruplarından başlayarak bu hizmeti tüm vatandaşlarımıza ulaştırmaktır.

İşte böyle bir dönemde gerçekleşen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu’nun dördüncü toplantısını iş birliği imkânlarının genişletilmesi ve eldeki birikimin paylaşılması bakımından önemli bir adım olarak görüyorum. Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi. Bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı salgın karşısında mazlum ve mağdurlar adeta kaderlerine terk edildi.

Türkiye olarak bu noktada gerçekten örnek bir tavır ortaya koyduk. Tüm dünyada din, dil, ırk, bölge ayrımı yapmadan yardımına koşmayı kendimize görev addettik. Salgın döneminde 155 ülkenin ve 8 uluslararası kuruluşun tıbbi malzeme desteği talebine olumlu cevap vererek, elimizdeki imkânları paylaştık. Maskeden solunum cihazına ve kimi ilaçların üretimine kadar her konuda kendimiz ve tüm dostlarımız için en iyisini yapmanın gayreti içinde olduk. İnşallah bundan sonra da aynı insani ve vicdani tavrımızı sürdüreceğiz. Rabbimden tüm insanlığı bu salgından bir an önce kurtarmasını diliyorum.

Değerli Dostlar;

Türkiye artık 84 milyonu bulmak üzere olan nüfusu içindeki 15 milyona yaklaşan ilk, orta, lise öğrencisi ve 8 milyon üniversite öğrencisiyle gerçekten imrenilecek genç bir insan kaynağına sahiptir. Hâlihazırda 30 yaş altı nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüzde 40’a yaklaşıyor. Ayrıca çeşitli statülerde ülkemizde yaşayan 5 milyon yabancıyı da bu insan havuzuna ekleyince rakam 90 milyonu buluyor. Her ne kadar doğum oranları düşüyor olsa da hâlâ dünyanın en genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Her fırsatta dile getirdiğim en az üç çocuk temennisi öyle rastgele söylenmiş bir ifade değil. Ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir. Genç ve yetişmiş insan gücümüzü korumak mecburiyetindeyiz. Dikkat ederseniz sadece genç demiyorum, aynı zamanda yetişmiş vurgusunu da yapıyorum.

İnsani ve milli değerlerle güçlü şekilde donanmamış, çağın teknolojisine ve pratiklerine hâkim şekilde yetiştirilmemiş bir genç nüfus avantaj olmaktan çıkıp başlı başına bir sorun haline dönüşür. Bunun için eğitim, kültür, bilim alanındaki hassasiyetimizi sürekli daha ileriye taşıyoruz.

Geçtiğimiz asra gelişmiş bu sıfatla damga vuran ülkelerin nüfus konusundaki kayıpları sebebiyle ciddi bir gelecek kaygısı içine girdiklerini görüyoruz. Hatta bu endişenin batıda giderek yükselen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının ana sebeplerinden biri olduğunu da biliyoruz.

Öte yandan Türkiye salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor. Katıldığım bilim toplantılarında ve ödül toplantılarında gördüğüm bir gerçeği sizlerle burada paylaşmak istiyorum.

Türkiye’nin geçtiğimiz dönemde demokraside ve kalkınmada gerçekleştirdiği tarihi atılım her alanda olduğu gibi bilim ve araştırma faaliyetlerinde de önümüzü açmıştır. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bilimsel çalışmaların teşviki. araştırma geliştirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, yüksek teknolojinin tasarımı ve kullanımı hususundaki her projeye şahsi destek verdim. Bu süreçte gerek üniversitelerimiz, gerek çeşitli kurumlarımıza bağlı araştırma, tasarım, teknoloji kuruluşlarımız, gerek özel sektörümüz birbirlerini de destekleyecek şekilde hızlı bir yükselişe geçmiştir. Türkiye’nin sağlıktan savunma sanayine kadar geniş bir yelpazede dünya çapında başarılar ortaya koymasının gerisinde bu güçlü iş birliği ve yoğun çalışma iklimi vardır.

Gençlerimize ve çocuklarımıza bilim ve araştırma şevki kazandırmak için Türkiye çapında pek çok proje yürütüyoruz. Yurt dışındaki bilim insanlarımızın ülkemize dönüşünü teşvikten okullarımızda kurduğumuz dene-yap atölyelerine kadar geniş bir alana yayılan bu gayretlerimizi karşılığını da yavaş yavaş almaya başladık.

İnşallah halen içinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda karşımızda yepyeni bir Türkiye göreceğiz. Bugüne kadar kat ettiğimiz mesafe sayesinde artık geleceğimize dün olduğundan daha fazla umutla bakıyoruz. Ülkemize ve kendimize olan güvenimizin artması 2053 vizyonumuzun altını daha güçlü şekilde doldurmamızı sağlıyor. Maruz kaldığımız tüm saldırılarına önümüze çıkartılan tüm engellere rağmen diğer alanlarla birlikte bilimde de Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri arasında ilk sıralara taşımakta kararlıyız. Bu konuda en büyük desteği yine bilim insanlarımızdan bekliyoruz. Sizlerin yol göstericiliğinde hep birlikte sürekli daha ileriye giderek tarihin bizleri verdiği sorumluluğu hakkıyla ifa edeceğimize inanıyorum. Emeğiniz ve gayretleriniz için her birinize teşekkür ediyorum.

Değerli Misafirler,

Bugün Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı TÜSEB ödüllerini veriyoruz. Hematoloji, tıbbı onkoloji ve kök hücre alanındaki çalışmalarıyla Aziz Sancar Bilim Ödülü’ne layık görülen Profesör Doktor Taner Demirer Hocamızı tebrik ediyorum. Pek çok bilim platformunda görev alan Taner Hocamız daha önce de kendisine başka ödülleri de tevdi ettiğimiz kanser alanındaki çalışmalarını yakından bildiğimiz ülkemizin gururu bilim insanlarından biridir. Aziz Sancar, Mardin’den çıkıp Amerika’da bilim basamaklarını tırmanmıştı, Taner Hocamız da Yozgat’tan çıkıp ülkemizdeki eğitiminin ardından kendini yurt dışında yetiştirmiş, 33 yıldır da hizmetlerine ülkemizde devam eden bir değerimizdir, inşallah Hocamızın birikiminden daha çok faydalanacağız.

TÜSEB hizmet ödülünü Koçak Farma İlaç Sanayi Firmamıza veriyoruz. Koçak Farma, diğer alanlardaki başarılı çalışmalarının yanı sıra yerli Kovid-19 aşısının üretimindeki gayretleriyle ülkemize değer katmış bir firmamızdır. Ender Koçak’ın şahsında tüm Koçak Farma ailesini tebrik ediyorum.

Bu yılki TÜSEB teşvik ödüllerini Bilkent Üniversitesi’nden Doktor Abdullah Ercüment Çiçek’e, İzmir Biyotıp Genom Merkezi’nden Doktor Arif Ergin Çetin’e ve Koç Üniversitesi’nden Doçent Doktor Mehmet Gönen’e takdim ediyoruz.

Her biri kendi alanlarındaki çalışmalarıyla bu ödüle layık görülen bilim insanlarımıza ülkemizin gelecekteki yeni Aziz Sancar adayları olarak bakıyoruz. Bu vesileyle ülkemizin bilim alanında medarı iftarlarından olan Profesör Doktor Aziz Sancar Hocamıza sağlıklı, uzun ömürler diliyorum.

Bir kez daha tüm bilim insanlarımızı kutluyor, başarılarının katlanarak sürmesini temenni ediyorum. Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu için ülkemizde bulunan misafirlerimizden ülkelerine döndüklerinde tüm kardeşlerimize selamlarımızı, muhabbetlerimizi iletmelerini rica ediyorum. Bu toplantının gerçekleştirilmesinde emeği geçenleri özellikle tedbir ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.