Fatih Sondaj Gemisi’ni Ziyaretlerinde Yaptıkları Konuşma

17.10.2020

Fatih Sondaj Gemimizin Değerli Personeli,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün hem Fatih Personelini tebrik etmek, hem de keşfettiğimiz rezervin yeni miktarını milletimizle paylaşmak üzere geldik.

Bilindiği gibi Fatih Sondaj Gemimizi İstanbul’un Fethi’nin 567. Yıl Dönümü olan 29 Mayıs’ta Haydarpaşa Limanı’ndan Karadeniz’e uğurlamıştık. Trabzon Limanı’nda kule montajı, bakımı ve ikmali yapılan gemimiz, 20 Temmuz’da Sakarya sahasının şu anda bulunduğu yerdeki Tuna-1 Kuyusu’nda sondaja başlamıştı. Yapılan çalışmalar sonunda deniz tabanının altındaki kuyunun ilk 2 katmanında 320 milyar metreküplük doğal gaz bulunduğu müjdesini 21 Ağustos milletimize ilan etmiştik. Bu tarihten sonra da sondaj faaliyetlerine devam eden gemimiz, 4445 metre derinliğe kadar ulaştı. Test, analiz ve detaylı mühendislik çalışmaları sonunda keşfettiğimiz rezerve 85 milyar metreküp daha ilave edildi, böylece Sakarya sahasının Tuna-1 bölgesindeki toplam rezervi miktarı 405 milyar metreküpü buldu.

Bu kuyudaki çalışma önceden planlandığı şekilde 4775 metre derinliğe ulaşılmasıyla sona erdi. Fatih Sondaj Gemimiz Filyos Limanı’ndaki bakım, ikmal ve teknik safhalarının ardından inşallah önümüzdeki aydan itibaren sondaj faaliyetlerine yine Sakarya sahasındaki Türkali-1 Kuyusu’nda devam edecek. Türkali-1 Kuyusu’ndan da çok kısa sürede sevindirici haberler almayı bekliyoruz.

Tuna-1 Kuyusunda keşfettiğimiz 405 miyar metreküplük doğal gazı burada kurulacak platform vasıtasıyla topraklarımıza ulaştıracak ve ülkemizin tamamına hizmet veren sisteme entegre edeceğiz. Hedefimiz, 2023 yılında bu gazı milletimizin kullanımına sunmaktır. Böylece Türkiye tarihindeki en büyük hidrokarbon kaynağına kavuşmuş olacaktır. İnşallah Karadeniz’deki ve Akdeniz’deki yeni sondajlardan alacağımız müjdelerle bu kaynağı daha da genişleteceğiz.

Halen Yavuz Sondaj Gemimiz, Barbaros Hayrettin ve Oruç Reis sismik araştırma gemilerimizle birlikte Akdeniz’de faaliyetlerini sürdürüyor. Kanuni Sondaj Gemimiz Karadeniz’deki sondaj faaliyeti için yola çıktı, yılsonuna kadar fiilen kuyu açmaya başlayacak. Hepsi de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ait sondaj gemilerimiz dünyadaki toplam derin deniz sondaj filosunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Sismik araştırma gemilerimiz de kendi alanlarının en modern donanımlarına sahiptir.

Fatih Sondaj Gemimiz ekipmanının ve ekibin millileştirilmesi yolunda önemli bir adımdı. Şimdi yeni bir adım daha atarak, uzaktan kumandalı ileri teknoloji ürünü denizaltı robotumuzu da yerli ve milli imkânlarla petrol sektörümüze kazandırdık. Kaşif adını verdiğimiz bu denizaltı robotu sayesinde yüzlerce metre derinlikteki ihtiyaç duyulan elektrik ihtiyacını ve video görüntülerini uzaktan kumandayla hiçbir riske girmeden elde edebileceğiz. Denizaltı robotumuzun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Aziz Milletim,

Keşfettiğimiz hidrokarbon kaynakları elbette ekonomik değer olarak çok önemlidir, çünkü Türkiye bu konuda net ithalatçı bir ülkedir. Rusya, İran ve Azerbaycan’dan doğal gaz, Cezayir, Katar, Nijerya ve Amerika gibi yerlerden de LNG, yani sıvılaştırılmış doğal gaz ithal ediyoruz. Ülkemizin çeşitli yerlerinde küçük miktarlarda petrol ve doğal gaz çıkıyor olmakla beraber, bunlar toplam olarak toplamda tüketimimiz içinde bir hayli yetersiz düzeydedir. Karadeniz’de keşfettiğimiz rezerv ülkemizin bugüne kadarki en büyük hidrokarbon kaynağıdır. Devamının da geleceğine inandığım bu keşiflerle inşallah ülkemizin doğal gazda dışarıya bağlılığı önemli ölçüde azalacaktır.

Bu aynı zamanda milletimize daha ucuz doğal gaz hizmeti verebileceğimiz anlamına da geliyor. Çünkü Türkiye sahip olduğu bu güçlü altyapı sayesinde sondaj çalışmalarını dışarıdan kiralamaya göre gerçekten çok uygun bir maliyetle, en önemlisi de güvenle gerçekleştiriyor. Gazın kalitesinin yüksekliği, işletme maliyetlerinin de minimum seviyede olacağına işaret ediyor. Kalkınma ve büyüme çabamızın en büyük kalemini oluşturan petrol ve doğal gazda dışarıya ödediğimiz rakam azaldıkça bu hizmetleri milletimize daha hesaplı şekilde sunabileceğiz, böylece ülkemizde kalan kaynağı da yatırıma, üretime, istihdama yönlendirme imkanına kavuşacağız.

Ancak, bu keşfin en az miktarı ve değeri kadar önemli kabul ettiğim bir diğer husus da, Türkiye’nin yürüttüğü tarihi istiklal ve istikbal mücadelesi sürecinde milletimize büyük bir moral vermiş olmasıdır. Yıllarca gıptayla baktığımız hidrokarbon zenginliklerine artık ülkemizin de sahip olabileceğini görmemiz, inşallah diğer alanlardaki mücadelelerimizin başarıya ulaşacağının da işaretidir.

Dünyada son bir asırda yaşanan çatışmaların çoğu hidrokarbon kaynaklarına sahip olabilmek için çıkmış veya çıkartılmıştır. Türkiye bu çatışmaların tamamen dışında kalarak, kendi emeği ve gayretiyle bugün bulunduğu yere gelmiştir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarını paylaşım mücadelesinden Türkiye’yi dışlama çabalarına rıza göstermeyerek yeni bir dönemin kapısını açtık. Ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok sayan hiçbir plana, hiçbir girişime, hiçbir oldubittiye izin vermemekte kararlıyız.

Buradan bir kez daha tekrarlıyorum; bizim kimsenin hakkında, hukukunda, özellikle de toprağında gözümüz yoktur, biz sadece kendi haklarımızın müdafaası içindeyiz. Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak için diplomasinin tüm yollarıyla birlikte gücümüzün tamamını kullanmakta kararlıyız. Doğu Akdeniz’de barışı, huzuru, istikrarı egemen kılmanın yolu, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarına saygılı olmaktan, tanımaktan, teslim etmekten geçiyor, bunun dışındaki hiçbir zorbalığa ve komedi düzeyine varan oyunlara eyvallah etmeyeceğiz. Avrupa Birliği’nin bu konuda Yunanistan ve Rum Kesimi’nin adeta esiri haline gelmiş olması en çok kendisine zarar veriyor. Ülkemize bugüne kadar savunduğu tüm değerleri hiçe sayma pahasına uyguladığı çiftçe standart sebebiyle Avrupa Birliği’nin güvenilirliği zaten azalmıştı, şayet halihazırdaki tartışmalarda Doğu Akdeniz’de adil bir tutum takınmaz ise bu durum artık Avrupa Birliği’nin sonunun geldiğinin resmen ilanı olacaktır. Irkçılık ve İslam düşmanlığı bataklığında çırpınan, İngiltere’nin ayrılmasıyla güç kaybeden Avrupa Birliği, doğal kaynakların adil bölüşümü konusunda devre dışı kalmasının yükünü taşıyamaz.

Biz her şeye rağmen Avrupa’yla kadim tarihi geçmişe sahip siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerimizi geliştirerek sürdürmekten yanayız. Burada cevap bekleyen tek soru, Avrupa Birliği’nin bunu isteyip, istemediğidir. Salgının da etkisiyle küresel ve bölgesel düzeyde bir yeniden yapılanma sürecinden geçildiği şu kritik dönemde bunun cevabını Avrupa Birliği’nden başka verebilecek merci yoktur.

Türkiye olarak biz kendi işimize bakıyoruz, öyle de devam edeceğiz. Karadeniz’de ve Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları aramayı sürdüreceğiz. Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da hakkın ve haklının yanında durmayı sürdüreceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında terör örgütleriyle mücadelemizi kesintisiz şekilde yürütmeyi sürdüreceğiz. Ekonomimizi üretim, ihracat, istihdam odaklı olarak büyütmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın neresinde olursa olsun gözünü ve kalbini ülkemize yöneltmiş tüm mazlumlara ve mağdurlara el uzatmayı sürdüreceğiz. Milletimize her alanda hak ettiği hizmetleri getirmeyi, dev projeleri hayata geçirmeyi, yenilerini devreye almayı sürdüreceğiz, bu uğurda gerekirse canımızı ortaya koymak dahil hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Türkiye’yi girdiği bu yoldan döndürmeye artık ne darbeler, ne ekonomik tuzaklar, ne siyasi ayak oyunları, ne de içi boş tehditler kafi gelir. Son yıllardaki girdiğimiz mücadelelerde elde ettiğimiz başarıların gerisinde milletimizin sergilediği sağlam birlik ve beraberlik ile devletimizin tüm kurumlarıyla ahenk içinde çalışması vardır. İnşallah bu güzel tabloyu bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 2023 hedeflerimize ulaşana, bizden sonraki nesillere 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri büyük ve güçlü bir Türkiye bırakana kadar durmayacağız, duraksamayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu duygularla bir kez daha Fatih Sondaj Gemimizin tüm personelini tebrik ediyorum.

Tuna-1 Kuyusundan çıkartacağımız yeni rakamıyla 405 milyar metreküp doğal gazın ülkemize ve milletimize hayırlı, bereketli olmasını diliyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.