KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile Ortak Basın Toplantısı ve KKTC'ye Su Taşıyan Hattın Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

06.10.2020

Sayın Basın Mensupları,

Bugün gerçekleştirdiğimiz görüşmemizde, Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bir durum değerlendirmesi yaptık. Seçimlerin demokratik olgunluğunu birçok kez kanıtlamış olan Kıbrıs Türk halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sayın Tatar’la ülkemizin desteğiyle gerçekleştirilmekte olan projeler üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak son gelişmeleri de ele aldık. Hem Kıbrıs meselesindeki ilkeli duruşu, hem de Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türk’ünün hak ve çıkarlarına kararlılıkla sahip çıktığı için kendisini ayrıca tebrik ediyorum. Bu vesileyle Başbakan Sayın Tatar’dan kovid-19 salgınıyla mücadele ve salgının Kuzey Kıbrıs ekonomisine etkileri hakkında bilgi aldım. Sayın Tatar’ı bu zorlu dönemde hükûmetinin salgına karşı yürüttüğü başarılı mücadele nedeniyle kutluyorum.

Kıymetli Misafirler,

Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar Kıbrıs Türk’ünün hak ve çıkarlarını kendi hak ve çıkarlarından ayrı tutmadığını tüm dünyaya göstermiştir. Kıbrıs Türk’ünün huzur ve refahı için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağını özellikle de ortaya koyduk ve bundan kimse de şüphe duymamalıdır.

Bizim için Doğu Akdeniz meselesinin iki boyutu vardır. Bunlardan birincisi; Türkiye’nin kıta sahanlığındaki haklarının korunmasıdır. İkincisi de; Kıbrıs Türk halkının adanın etrafındaki doğal kaynaklarla ilgili hak ve çıkarlarının garanti edilmesidir. Bizim açımızdan bu iki boyut da aynı öneme sahiptir. Milli sondaj ve sismik araştırma gemilerimiz kendi kıta sahanlığımızın yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ruhsat sahalarında da faaliyetlerini sürdürüyor. İnşallah Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı Doğu Akdeniz’de de bulacağız. Bunu başardığımız zaman da tüm dünya bölgeye barış, istikrar ve refahın geldiğini görecek. Her zaman söylüyoruz; Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin içinde olmadığı hiçbir senaryonun başarı şansı yoktur.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesi planlanan Doğu Akdeniz Konferansı’nda da Kıbrıs Türk’ü mutlaka hak ettiği şekilde temsil edilmelidir.

Son yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Kıbrıs Türk halkının yine yok sayıldığını gördük. Kapalı kapılar ardında Kıbrıs Türklerinin hakkını teslim edenler, iş icraata geldiğinde ellerini taşın altına koymaktan kaçınıyor. Garantileri çağ dışı bulanlara vereceğimiz en iyi cevap, böyle bir zihniyete 21. yüzyılda yer olmadığıdır. Türkiye, bu adaletsizliğin sürmesine izin vermeyecektir. Kıbrıs Rum tarafının zihniyeti 2004’ten bu yana hiç değişmemiştir. Onların tek derdi Kıbrıs Türklerinin haklarını çiğneyerek kurdukları sahte devlette Kıbrıs Türklerini azınlık haline getirmektir. Kıbrıs Türk’ü buna asla razı olmayacaktır. Türk milleti de Kıbrıs Türk’ünü bu eşit egemenlik mücadelesinde hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır, bundan sonra da bırakmayacaktır.

….

Gerçekten su konusu tabii çok çok Kıbrıs’ta önem ifade ediyor. Biz de Kıbrıs’ı Anadolu’dan gelen suyla buluşturan boru hattının yeniden faaliyete geçmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Bir ada ülkesi olması sebebiyle Kıbrıs’ta içme, kullanma ve sulama suyu meselesi her dönemde gündemde önemli bir yer tutmuştur. Ancak ana kıtadan adaya su getirilmesi gerçekten çok zor ve büyük bir proje olduğu için bir türlü hayata geçirilememiştir. Başbakanlığım döneminde bunun kararını verdik, dedik ki; biz bu işi yaparız ve yaptık.

Şimdi de tabii ki bir sıkıntı yaşandı, bu sıkıntı döneminde de tekrar tamiratı yapıldı. Kolay değil, deniz dalgalı deniz ve böyle bir yerde siz denizin altında çalışma yürütüyorsunuz ve bu borularla ilgili tamiratı-tadilatı, her şeyi yapıp ve kısa sürede de bunun tamiratını bitirip, yeniden Kuzey Kıbrıs’a suyu verelim dedik. Ve hamdolsun yoğun bir çalışmayla özellikle Kalyon Gruba tabii teşekkür ediyoruz, yılmadılar, durmadılar ve bu işi götürdüler. Hazırlanan planlar ve projeler hep arşivlerin tozlu raflarında kalmaya mahkûm edilmiştir. Ama biz su hayattır, su medeniyettir, su azizdir, diyen bir anlayışla adanın su sorununun çözümü için kolları sıvadık.

 Daha işin başındayken kimileri bunun mümkün olmadığını söyleyerek gayretimize dudak büktü. Hiçbirine aldırış etmeden yola koyulduk, Türkiye’de pek çok hayali gerçekleştiren bir Hükûmet olarak Kıbrıs’ın bu sıkıntısını çözmek de hamdolsun bize nasip oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti su temin projesini 2015 yılında tamamlayarak, hizmete sunduk. Bu proje 80 kilometreyi aşkın uzunluğu, deniz yüzeyinden 250 metre derine inen 1 metre 60 santim çapındaki borularıyla kendi alanında başlı başına bir mühendislik harikasıdır. Dünyada ilk defa uygulanan askıda borulu sistemle Anamur’da inşa ettiğimiz Alaköprü Barajından alınan suyu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Geçitköy Barajı’na aktardık, böylece Anadolu topraklarından doğup Akdeniz’e dökülen Dragon Çayı’nın yıllık 75 milyon metreküplük suyunu Kıbrıs Adası’ndaki kardeşlerimizin istifadesine sunmuş olduk. Bu suyun toprakla ve şehirlerimizle buluşup, berekete dönüşmesi için Ada’da 529 kilometre uzunluğunda ana dağıtım hattı kuruldu. Anamur’dan Girne’ye uzanan bu projeyi ekonomik değerlerinin ötesinde barış, refah ve huzur içinde aydınlık bir gelecek tasavvuru olarak görüyorum.

Dünyada eşi benzeri olmayan bu projenin deniz geçişi ishale hattında yılın ilk haftasında beklenmeyen bir arazı meydana gelmişti. Tüm teknik zorluklarına rağmen 108 gün gibi kısa bir sürede denizaltındaki arıza giderildi, bugün boru hattından Ada’ya yeniden su vermeye başlıyoruz. Bu arada projenin sulama bölümüyle ilgili yatırımlar da sürüyor. Amacımız, 571 bin 540 dekar alanı sulamaya açarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisine yılda 127 milyon lira ilave katkı sağlamaktır. Aynı şekilde Güzelyurt ve Lefke ile civar yerleşim yerlerinin atık su, yağmur suyu, içme suyu hatlarının bir kısmının projeleri hazırlanıyor, bir kısmının ihale çalışmaları yürütülüyor. Atık su geri kazanımı ile de daha fazla toprak sulanacak. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerinin daima yanında olduğunu bu projeyle bir kez daha göstermiştir.

Bölgesinin ve dünyanın yükselen yıldızı olan Türkiye, hedeflerine ulaştıkça Kıbrıs Türklerinin uzun zamandır maruz kaldıkları haksızlıkları da telafi edecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni siyasi ve ekonomik olarak küresel sistemin eşit ve onurlu bir üyesi haline getirene kadar mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız. Bugün denizaltındaki kısmının yeniden devreye girmesinin mutluluğunu hep birlikte yaşadığımız boru hattı gibi daha nice projeleri Ada’ya kazandırmayı sürdüreceğiz.

Bu duygularla projemizin hayata geçmesinde ve en az inşası kadar önemli olan tamirinde emeği geçen herkesi, mimarından mühendisine tebrik ediyorum, işçisine tebrik ediyorum.