Reyhanlı Barajı, Afrin Çayı Davutlar Regülatörü ve Derivasyon Kanalı, Tahtaköprü Barajı Yükseltilmesi ile Hatay İçme Suyu Arıtma Tesisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

03.10.2020

Sevgili Hataylılar,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Açılışını yapacağımız Reyhanlı Barajının Afrin Çayı Regülatörü ve Derivasyon Kanalı’nın Tahtaköprü Barajı yükseltme işinin Hatay İçme Suyu Arıtma Tesisi’nin ülkemize ve şehrimize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Bu eserlerin ülkemize ve şehrimize kazandırılmasında emeği geçen bakanlığımızı, kurumlarımızı mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum.

Reyhanlı Barajı Amik Ovası’nın taşkınlardan korunmasını ve sulanmasını sağlayacak topraklarımızın bereketini arttıracak önemli bir yatırımdır. Barajın sulayacağı 585 bin dekar arazi çiftçilerimize 451 milyon lirayı aşkın gelir artışı ve 52 binden fazla kişiye de ilave istihdam sağlayacaktır. Bu sulama alanının büyüklüğü Hatay’daki toplam tarım arazilerinin yaklaşık 4’te 1’ni ifade ediyor. Sulama projelerinin üç kısmından ikisinin ihalesi yapıldı. Ayrıca arazi toplulaştırma çalışmaları sürüyor. Göçmen kuşların güzergâhında bulunan baraj bölgesinde ülkemizin en önemli kuş cennetlerinden birini de oluşturuyoruz. Bölgenin sık sık su baskınına uğramasına yol açan Afrin ve Karasu Çaylarıyla beslenecek Reyhanlı Barajı sayesinde artık Amik Ovası’nda bu afet riskinin de büyük ölçüde önüne geçilmiş olacaktır. Barajımızın 480 milyon metreküpü bulan su depolama hacmi ortalama 7 baraja denktir. Böylece geçen yıl daha önce 175 bin dekarı etkileyen su baskınlarının alanı 25 bin dekara kadar düşmüştü. İnşallah bu barajımızın hizmete girmesiyle Amik Ovası afetlerle değil, bereketiyle sembolleşen bir yer haline dönüşecektir. Afrin Çayının suyunu baraja aktaracak ülkemizin en uzun regülatörü ve en yüksek kapasiteli iletim hattı da bu projenin önemli bir parçasıdır.

Suriye sınırımıza yakın bir yerde 1977 yılında işletmeye alınan Tahtakale Barajı’nın gövdesini 9 metre yükselterek, depolama hacmini iki katından fazla arttırdık. Böylece barajın sulama alanını 109 bin dekardan 344 bin dekar ilaveyle, 453 bin dekara çıkarmış olduk. Bu projenin sulamada ülkemize yıllık ekonomik faydası 350 milyon lira. Enerji üretimindeki katkısı da 80 milyon liradır. Ayrıca bu kapasite artışı sayesinde bölgede 31 bine yakın kişiye ilave istihdam sağlanacaktır. Taşkınların önüne geçilmesinde de bu kapasite artışı fayda sağlayacaktır. Reyhanlı ve Tahtakale Barajlarının toplam sulama alanı büyüklüğü 1 milyon 50 bin dekarı, yani Hatay’daki tarım alanlarının yarısını buluyor. Sulama projesinin ilk kısmını yatırım programına aldık, inşallah en kısa sürede inşasına da başlayacağız. Ayrıca büyük Karaçay Barajı’ndan sağlanan suları arıtma tesisinden geçirerek Hataylıların hizmetine sunuyoruz. Hizmete açacağımız arıtma tesisiyle şehir merkezimize ve 15 yerleşim yerine günlük 123 bin metreküplük içme suyu sağlanıyor. Görüldüğü gibi sulamasıyla, taşkın korumasıyla, içme suyu arıtmasıyla Hatay’ı her alanda suyun bereketine kavuşturuyoruz. Tabiata yaptığımız baraj, sulama ve içme suyu yatırımları bunlardan ibaret değil. Son 18 yılda bu çerçevede Hatay’a 3 milyar liraya yakın yatırımla 7 baraj, 3 gölet, 13 sulama tesisi, 81 dere ıslahı, 5 içme suyu tesisi inşa ettik. Ayrıca halen 2 barajın, 2 göletin, 15 sulama tesisi, 5 dere ıslahı ve bir içme suyu tesisinin inşası sürüyor. İnşallah şehrimize yapacağımız daha çok altyapı yatırımları var. Halkımızla el ele, gönül gönüle vererek ülkemizin diğer 80 vilayetiyle hep birlikte Hatay’ı da geliştirmeye, kalkındırmaya, büyütmeye devam edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Bugün Türkiye dünyadaki kriz merkezlerinin tam göbeğinde yer almasına rağmen dimdik ayakta olmasını, birlik ve beraberliğinin gücü yanında her alandaki sağlam altyapısına borçludur. Dün Konya’da Şehir Hastanesi’nden Lojistik Merkezi’ne ve Çevre Yoluna kadar pek çok önemli eserin açılışını gerçekleştirdik. Ondan önce Gaziantep’te 300 tesisi birden hizmete açtık. Daha evvelki haftalarda Kuzey Marmara Otoyolu’nun bir kesimini, pek çok hastaneyi, Ankara-Niğde Otoyolu’nu, Roketsan Fabrikası’nı, Teknoloji Merkezlerini, Güneş Enerjisi Fabrikası’nı ve sayısız eseri milletimizin hizmetine sunduk.

Geçtiğimiz 18 yılın her günü ülkemize ve milletimize eser kazandırdık. Eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanları 5’e, 10’a katlayan yatırımları hayata geçirdik. Türkiye geliştikçe, büyüdükçe, güçlendikçe, uluslararası alanda da gerektiğinde en zorlu mücadelelere girerek haklarını daha iyi savunabilir seviyeye geldi.

Koronavirüs salgınının etkisiyle yeniden şekillenen küresel dünya düzeninde ülkemizin hak ettiği yeri alması için gece-gündüz çalışıyoruz. Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar her yerde dostlarımızın, kardeşlerimizin, mazlumların yanında yer alırken, aynı zamanda kendi geleceğimizi de şekillendiriyoruz. Hatay, Suriye meselesinde en çok bedel ödemiş, en çok yük taşımış şehirlerimizin başında geliyor. Bombalı saldırılardan sığınmacı akınına kadar her türlü sıkıntıya göğüs gererek, dünyaya insanlık ve kardeşlik dersi veren Hataylıların her birine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Esasen Hatay, 1939’da Anavatan’a katılma kararı alarak bu konudaki duruşunu 80 yıl önce net bir şekilde ortaya koymuştur. Son 4 yılda gerçekleştirdiğimiz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve İdlib harekâtlarımızın buradaki kardeşlerimize vefamızın gereğiydi. Sınırlarım boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunu yıkarken Suriyeli kardeşlerimizin yalnız olmadığını da gösterdik. Biz Suriye güvende ve huzur içinde olmadan Hatay’dan ve diğer sınır illerimizden başlayarak Türkiye’nin de güven ve huzur içinde olmayacağını biliyoruz. Tıpkı Balkanlar’da, tıpkı Kafkaslar’da, tıpkı Akdeniz’de olduğu gibi bu uzun güney sınırımızda da istikrar sağlanana kadar sahada aktif bir şekilde yer almayı sürdüreceğiz. Terör örgütlerine ve onların kullanan güçlere ses çıkarmayanların konu Türkiye olunca her türlü ahlaki ilkeyi, hakkı, hukuku bir kenara bırakmaları bizi yolumuzdan döndürememiştir, döndüremeyecektir.

Suriye’de halen var olan terör bölgeleri ya bize söz verildiği şekilde temizlenir ya da biz gider bunu kendimiz yaparız. İdlib’de yeni bir insanlık trajedisi yaşanmasına yol açacak hiçbir adımı asla kabul etmeyeceğiz. Sabrımızı zorlayan tacizler ve provokatif saldırılara hak ettikleri cevabı vermekte tereddüt göstermeyeceğiz. Elbette her konuda olduğu gibi Suriye’deki meselelerin çözümünde tercihimiz barıştır, siyasi yollardır. Tüm dünya bu noktaya gelene kadar biz kendi yolumuzda ilerlemekte kararlıyız.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’nin en büyük zenginliklerinden ve gücünden biri de farklı köken, inanç, meşrep sahibi vatandaşlarını aynı çatı altında ortak hedefler doğrultusunda birleştirebilme başarısıdır. Ülkemizin bütünlüğünü, milletimizin birliğini, devletimizin gücünü kırmak için harekete geçenlerin hedefinde hep bu toplumsal zenginliğimiz yer almıştır. Geçmişte bunun acısını çok çektik, siyasi ve sosyal gerilimlerin ülkemize ağır maliyetleri olmuştur. Hamdolsun milletimiz bu oyunu görmüş ve kısa sürede yeniden ortak hedefler etrafında toplanmayı başarmıştır. Ülkemizin son dönemde verdiği mücadelelerin gerisindeki büyük desteği işte bu güçlü birliğe, beraberliğe, irfana, dirayete borçluyuz. Bin yıldır bu toprakları vatan yapmak için omuz omuza mücadele eden bir ecdadın mirasçısı olarak inşallah daha çok başarılara birlikte koşacağız. Amacımız ülkemizi siyasi ve ekonomik olarak her alanda dünyanın en güçlü devletleri seviyesine çıkarmaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olup da tüm gücümüz ve imkânlarımızla hayata geçirmeye çalıştığımız bu hedeflere canı gönülden katılmayan, destek vermeyen kimse olamaz, diye düşünüyoruz. Ama maalesef ülkemizde kendi halkına ve devletine husumeti hayatının ana gayesi haline getirmiş tuhaf bir kesim var. Bunların bıraktığı kirli izlere siyasetten medyaya ve meslek kuruluşlarına kadar her yerde rastlamak mümkündür. Bembeyaz bir örtünün üzerindeki küçük kara bir nokta mesafesindeki bu kesimler az olmalarına rağmen rahatsızlık vericidir. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak rahatsız da olsak herkesi kucaklamanın görevimiz olduğunu biliyoruz. Ancak milli mücadelelerde ve milli meselelerde adeta düşmanın beşinci kolu gibi faaliyet gösteren bu kesimler kucaklanmak istenmediklerini açıkça ortaya koyuyorlar. Emin olun şu an da yaptığımız baraj açılışı bile tıpkı diğer hizmetler ve yatırımlar gibi onları rahatsız ediyor. Rahatsızlıklarını açıkça dile getiremedikleri için her şeye çamur atarak her türlü yalanı ve iftirayı fütursuzca ortaya saçarak sinsice saldırıyorlar. Hiç kimse kusura bakmasın, bu ülkeye ve bu millete husumet besleyenleri rahatsız etmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizin 81 vilayetine yapacak daha çok yatırımımız var. Ülkemizin 83 milyon vatandaşına sunacak daha çok hizmetimiz var. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak için her alanda atacak daha çok adımımız var. Gençlerimize 2053 vizyonlarını hayata geçirebilmeleri için büyük, güçlü ve zengin bir Türkiye bırakmakta kararlıyız. Bu kutlu yolda bizimle birlikte yürüyen herkesten Allah razı olsun. Kinleri ve hasetleri içinde boğulanları da milletimize havale ediyoruz.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Reyhanlı Barajı, Afrin Çayı Regülatörü ve Derivasyon Kanalı, Tahtaköprü Barajı Yükseltmesi, Hatay İçme Suyu Arıtma Tesis projelerinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi tekrar tebrik ediyorum. Ömrümüz su gibi aziz olsun. Su medeniyettir. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.