Fabrika Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

26.09.2020

Sevgili Gaziantepliler,

İş Dünyamızın Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri ne kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Yaklaşık 1,5 yıllık bir hasretin ardından tekrar gazi şehrimiz Antep’te bulunmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.

Buradan bir kez daha sizlerin şahsında tüm Gaziantep halkına destekleri, duaları, şahsımıza gösterdikleri teveccühleri için teşekkür ediyorum.

Gaziantep bizi yine kendine şanına yakışır bir muhabbetle bağrına bastı. Bugün gerçekten ülkemiz sanayi açısından gurur dolu bir gün geçiriyoruz. Az önce ülkemizin kendi alanında en önemli organizasyonu olan TEKNOFEST’e gençlerimizle bir araya geldik, burada bir kez daha gençlerimizin, genç girişimcilerimizin ufkuna, vizyonuna şahit olduk. Gördüğümüz manzara Türkiye’nin aydınlık yarınlarına olan inancımızı daha da güçlendirdi. Geleceğimizi emanet ettiğimiz geçlerin teknoloji konusundaki heyecanları ve üretkenlikleri diğer hususlarda da bize umut verdi. Şimdi de Gaziantep’teki organize sanayi bölgelerinde yapımı tamamlanan ve hizmete giren 300 fabrikamızın resmi açılışını yapıyoruz.

Öncelikle bu güzel buluşmaya vesile olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine, Gaziantepli sanayicilerimize özellikle Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Yönetimine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Gaziantep’in gelişmesi, kalkınması için çaba gösteren, bu tesisleri şehrimize kazandıran iş insanlarımıza, girişimcilerimize, yatırımcılarımıza gönülden teşekkür ediyorum.

Resmi açılışını gerçekleştirmekte olduğumuz 300 fabrikanın Gaziantep’imize, ülkemize ve milletimizi hayırlı olmasını diliyorum.

Çoğunluğu 5’inci organize sanayi bölgesinde olan bu yatırımların tekstil, gıda ve ambalaj sektörlerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Toplamda 15 milyar liralık yatırım bedeliyle hizmete giren bu fabrikalarda 45 bin vatandaşımız doğrudan istihdam imkânına kavuştu, dolaylı istihdamı da hesaba kattığımızda bu sayı 100 bini aşıyor.

Tabii işin bir de dış ticaret ve döviz kazandırma boyutu var. Tam kapasite üretime geçilmesiyle bu fabrikaların Gaziantep’in ihracatına 1 milyar doların üzerinde kaktı sağlaması bekleniyor. Her bir firma, her bir sanayi tesisi Gaziantep’in yüzünü ağarttığı kadar 83 milyonun tamamıyla birlikte Türkiye için de gurur kaynağıdır.

Gerek ülkemizdeki yatırımcılara, gerekse dünyanın farklı köşelerinde biraraya geldiğimiz iş insanlarına gösterdiğimiz örneklerin başında Gaziantep geliyor. Afrika’dan Ortadoğu’ya, Avrupa’dan Asya ve Amerika’ya kadar dünyanın 100’ü aşkın ülkesinde sizlerin ürünleriyle karşılaşıyoruz. Sadece tekstilde değil, gıdadan kimyaya, ambalajdan metal ve makine sanayine uzanan çok geniş bir yelpazede Gaziantepli firmalarımız ihracat gerçekleştiriyor. İhracatta Türkiye’nin marka şehirlerinden olan Gaziantep’in önümüzdeki dönemde bu başarı grafiğini daha da yukarıya taşıyacağına inanıyorum.

Sadece açılışını yaptığımız fabrikalar bile şehrimizin dinamizmini, vizyonunu ve üretim kapasitesini ispata yeterlidir. Bu açılışlar aynı zamanda yatırımcımızın özgüveninin ne kadar yüksek olduğuna, geleceğe ne denli bir büyük bir umutla ve heyecanla baktığına işaret ediyor. İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemde ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, işte bu motivasyondur, bu heyecandır, bu dinamizmdir. Şeamet tellallarına kulak asmadan milletimizle birlikte çalışmaya, üretmeye, şehirlerimize ve ülkemize yatırım yapmaya devam ediyoruz.

Türkiye’nin son 18 yılda hangi girdaplardan, hangi saldırılardan, hangi tuzaklardan sıyrılarak bugünlere geldiğini en iyi sizler biliyorsunuz. Bugüne kadar 2008 küresel krizinden bölgemizdeki çatışmalara, terörden darbe girişimine ülkemizi ve bağımsızlığımızı hedef alan birçok saldırıyı hamdolsun başarıyla bertaraf ettik. Altyapı ve hizmet alanlarındaki yatırımlarımızla Cumhuriyet tarihimizin tamamında yapılanları 3’e, 5’e, hatta 10’a katladık. Tüm bunları birbirimize inandığımız, birbirimize güvendiğimiz, tam bir dayanışma içinde hareket ettiğimiz için yapabildik. Karşılaştığımız tüm badirelerin üstesinden Türkiye’nin tökezlemesi için ellerini ovuşturan bir güruhun engelleme çabalarına rağmen geldik.

Son dönemde de koronavirüs salgınıyla mücadele ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı avantajları en iyi şekilde değerlendirerek aldığımız tedbirler sayesinde bu salgının Türkiye’yi sıkıntıya düşürmesine, tökezletmesine müsaade etmedik. Kamu hizmetlerinin aksamasına izin vermediğimiz gibi, toplumumuzun hiçbir kesimini de yalnız bırakmadık. Ekonomik istikrar kalkanı paketiyle vatandaşlarımızı, esnafımızı ve firmalarımızı salgının etkilerine karşı korumaya aldık. Salgın sebebiyle gelişmiş ülkelerin dahi içine kapandığı günlerde biz sanayicimizle, ticaret erbabımızla birlikte hareket ederek, yeni pazarlara açılmanın, müşteri yelpazemizi genişletmenin mücadelesini verdik.

Sanayicimizle biraraya geldikçe, üreticilerimizi dinledikçe şu gerçeği net olarak görüyoruz: Her ne kadar bu salgın beraberinde çeşitli zorluklar getirse de, iş dünyamızın önünde yeni fırsat pencereleri de açıyor. Türk şirketleri kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları, coğrafi avantajları ve elbette güvenilirlikleriyle giderek daha çok takdir topluyor. Uluslararası şirketlerin alternatif üretim üssü arayışlarında Türkiye’nin adı artık daha fazla zikrediliyor. Sanayisi, üretim kapasitesi, nitelikli iş gücü, 3 kıtayı birleştiren stratejik konumu, sağlık ve ulaşım altyapısıyla ülkemizin yıldızı daha çok parlıyor. Salgın etkisini yitirip taşlar yerine oturdukça Türk ekonomisi yeni rekorlara koşmaya devam edecektir. Daha önce ifade ettiğim gibi, Türkiye sadece sağlık turizminde değil, ihracattan üretime, tarımdan sanayiye birçok alanda salgın sürecinden güçlenerek çıkacaktır.

Kıymetli Dostlar,

Özel sektör ekonominin en önemli itici gücüdür, bunun için 18 yıldır Türkiye ekonomisini özel sektör eliyle büyütmeye çalışıyoruz. Yaptığımız yatırımlar ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerle özel sektörümüzün önündeki engelleri kaldırarak, iş insanlarımızı ve firmalarımızı hep destekledik, teşvik ettik. İş dünyamızın önünü açan, işlerin kolaylaştıran, büyüten, geliştiren, rekabet gücünü artıran, her adımı ülkemiz ve milletimiz için kazanç olarak gördük. Özel sektörümüz de bizim açtığımız yoldan ilerleyerek, ülkemizin ekonomik büyümesinin lokomotifi oldu. Kamu-özel ortaklığı ve dayanışmasına dayanan bu süreci Türkiye modeli diye tanımlıyoruz. Geldiğimiz yer önemlidir, ama henüz yetersizdir. Özellikle küresel ölçekte iş yapan firma sayımızın çoğalması gerekiyor. Bu yönde elde ettiğimiz her başarı Türkiye’nin marka değerinin artması demektir. Her kim, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde özel sektörü düşmanlaştırıyorsa, onun ülkemizin kalkınmasıyla ilgili bir hassasiyeti yoktur. Her kim, şirketlere el koymaktan bahsediyorsa, onun amacı ülkemizin yeniden bataklığa saplanmasıdır. Her kim, devlet ile özel sektörün iş birliğini acımasızca eleştiriyorsa, onun hedefi Türkiye’yi yurt dışına bağımlı kılmaktır. Türkiye’nin kalkınmasını, güçlenmesini, ekonomik ve ticari bakımdan gelişmesini savunan hiç kimse özel sektöre düşmanlık yapmaz.

Bazı siyasi parti temsilcilerinin son dönemde yaptıkları özel sektör karşıtı açıklamaları aslında bunların zihin kodlarını ortaya koymaktadır. Gerçi bunların mazisinde savunma sanayi başta olmak üzere her alanda özel sektör karşıtlığının birçok örneği vardır. Ülkemizin yetiştirdiği en vizyoner insanlardan olan Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası bizzat dönemin tek parti iradesi tarafından kapatılmıştır. Merhum Nuri Killigil’in modern silah ve cephane fabrikasını sabote eden yine tek parti zihniyetinden başkası değildir. Devrim arabalarının engellenmesinden, Gümüş Motor Projesi’nin akim bırakılmasına kadar ülkemize çağ atlatacak birçok hamlenin sabote edilmesinde aynı vesayetçi zihniyetin silüeti vardır. 28 Şubat döneminde sermayesi yeşil, gri, beyaz diye renklere ayırarak, ekonomimizin altını oyanlar da yine bu faşist ideolojinin mensuplarıdır. Aradan geçen onca zamana, milletten yedikleri onca silleye rağmen maalesef bu zihniyet değişmemekte ısrar etmektedir. Kendileri bilirler, milletimiz vakti, saati geldiğinde bunları da siyaset arşivinin tozlu raflarına kaldırmakta tereddüt etmeyecektir. Biz kendi işimize, kendi yolumuza, kendi hedeflerimize bakacağız. Burada olduğu gibi milletimize her alanda yeni hizmetler, yeni eserler kazandırmaya, yeni üretim ve istihdam kanalları oluşturmaya devam edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Atalarımız sağlam ağaca kurt yürümez diyor, yani mesele muarızların değil, bünyenin sağlam olmasıdır. Türkiye kamu tarafı ve özel sektörüyle ne kadar güçlü olursa, sosyal dokusu ve ekonomisiyle ne kadar sağlam olursa geleceğine de o derece güvenle bakacaktır. Son 18 yılda attığımız adımlarla ülkemizi bu doğrultuda gerçekten önemli bir yere getirdik. Özellikle üretim ve sanayi altyapısı konusunda tarihi başarılara imza attık. Sanayimiz en iyi şartlarda üretim yapsın diye organize sanayi bölgelerinin sayısını 193’ten 320’ye çıkarttık. Büyük ölçekli yatırımlara yönelik endüstri bölgelerin devreye aldık İnovasyon öncülüğünde büyüme için sıfırdan bir ekosistem inşa ettik. Teknopark sayısını 5’ten 85’e yükseltirken 1600’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi kurulmasını sağladık. Yatırım yapmak isteyene her türlü desteği verdik.

Şehirlerimizin potansiyellerini hızla harekete geçirecek stratejiler geliştirdik. Gaziantep işte tüm bu imkanları en iyi şekilde kullanan, en büyük atılımı yapan şehirlerimizin başında geliyor. Şehrimizdeki 4 organize sanayi bölgesinde üretime geçen parsellerde şu an 148 bin kişi istihdam ediliyor. Sadece bunların altyapı çalışmaları için şehrimize 380 milyon lira kaynak aktarıldı. Son 8 senede özel sektörün Gaziantep’teki 30 milyar liralık sabit yatırımına teşvik belgesi düzenlendi. Gaziantep’e yeni bir ufuk kazandıran iki teknopark ile 12 Ar-Ge ve tasarım merkezi hizmete girdi. Şehrimizdeki 11 bin KOBİ’miz KOSGEB desteklerinden faydalandı. İpekyolu Kalkınma Ajansımız bugüne kadar Gaziantep’te 584 projeye destek olarak 247 milyon liralık yatırım hacmi oluşturdu. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her alanda şehrimize çağ atlatan yatırımları hayata geçirdik. Tabii Gaziantep de sağ olsun bu çabaların karşılığını ziyadesiyle verdi. Gaziantep ihracatı 2004 yılında 1,2 milyar dolar düzeyindeyken, 2019 yılında bu rakam 7,5 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde şehrin toplam milli geliri 8,5 milyar liradan 70 milyar liraya yakın bir seviyeye yükseldi. Hedefimiz Gaziantep’i çok daha ilerilere taşımaktır. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, dayanışmamıza sıkı sıkıya sarıldığımızda aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

Bu noktada beşeri sermayenin taşıdığı önemin fakındayız. Gençlerin ve çocuklarımızın teknolojiyle iç içe olmalarını istiyoruz. Gaziantep’te bir dene-yap Türkiye Teknoloji Atölyesi kurduk. Ortaokul ve lisesi seviyesindeki öğrencilerimize burada tasarım, robotik kodlama, yapay zeka ve siber güvenlik gibi alanlarda ücretsiz eğitimler sunuyoruz. Geleceğin teknoloji yıldızları, geleceği TEKNOFEST şampiyonları inşallah bu atölyelerden çıkacak. Dün Gaziantep’teki tüm okullarımız TÜBİTAK popüler bilim yayınlarına kavuştu. Gaziantep Valiliği TÜBİTAK ve Şahinbey Belediyesi iş birliğiyle anaokulları dahil olmak üzere şehrimizdeki 1111 okulumuzun tamamına 200 bin TÜBİTAK kitabını teslim ettik. Çocuklarımızın hayal dünyasını geliştirip onlara yeni kabiliyetler kazandıracak bu kitapların şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

İlimize bir müjdemiz daha var, Ankara ve Bursa’dan sonra Gaziantep de bir model fabrika kuruyoruz. İnşallah Kasım gibi bu fabrikayı açacağız. Burada teorik ve uygulamalı eğitimler birarada verilerek, firmaların üretim ve verimlilik tekniklerini en iyi şekilde uygulamaları sağlanacak.

Aslında konu Gaziantep olunca belediyelerimizin hizmetlerinden Suriyeli kardeşlerimizle sahip çıkılmasına kadar anlatacak çok şey var. Yapılan her çalışmadan, her yatırımdan, her hizmetten haberdarım, ancak bu seferlik bu kadar diyoruz. İnşallah yılbaşından sonra ilk kongremiz için şehrimize geldiğimizde tüm bu hususları enine boyuna değerlendireceğiz.

Bu duygularla bir kez daha resmi açılışını yaptığımız fabrikalarımızın ülkemize, şehrimize, yatırımcılarımıza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Bu yatırımları şehrimize kazandıran sanayicilerimizin, yatırımcılarımızın her birine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla diyor, şimdi canlı bağlantımıza geçiyoruz.