Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi MESS Teknoloji Merkezi ve 40 Fabrika Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.08.2020

Aziz Milletim,

İş Dünyamızın Saygıdeğer Üyeleri,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle muhabbetle selamlıyorum. Bu anlamlı program münasebetiyle siz sanayicilerimizle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Zafer Haftası’nın içerisinde ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın arifesinde böyle bir töreni yapmak gerçekten bizler için çok çok büyük anlam taşıyor.

Sözlerimin hemen başında bizleri Peygamber Efendimizin Şehrullah, yani Allah’ın ayı olarak tarif ettiği Muharrem Ayı’na ulaştıran Rabbimize hamd ediyorum. Muharrem’in 10’u olan Aşure Günü, tüm semavi dinlerin müntesipleri için ibretlerle dolu son derece önemli bir gündür. Rivayetlere göre Hazreti Adem Aleyhissalatu Vesselamın tövbesi bugünde kabul olmuş, Hazreti Musa Aleyhissalatu Vesselam Firavun’un zulmünden bugün kurtulmuş, Hazreti Yunus Aleyhisselam balığın karnından bugün çıkmıştır. Hazreti Yakup Aleyhisselam oğlu Yusuf Aleyhisselama bugün kavuşmuş, Hazreti Nuh’un gemisi tufandan yine bugün kurtulmuştur. Hazreti Eyup Aleyhisselam uzun yıllar süren vücudunu lime lime eden hastalığından bugün şifa bulmuştur. Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam bizlere Ramazan’dan sonra en faziletli orucun Muharrem Ayında tutulan oruç olduğunu müjdeliyor. Bu ayın kıymetini bilen oruçla, nefis terbiyesiyle, duayla, tefekkürle, mazlum ve mağdurlara infakla bu mübarek günleri idrak eden tüm kardeşlerimin ibadetlerinin kabul olmasını niyaz ediyorum.

Öte yandan Muharrem Ayı tüm Müslümanlar için rahmet ve bereket ayı olmanın yanında, aynı zamanda yürekleri dilhun eden bir acının da ayıdır. Bundan tam 1381 yıl önce Kerbela’da Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam reyhan çiçeği Hazreti Hüseyin Aleyhisselam günlerce aç ve susuz bırakılmış ve ardından çoğu Ehlibeytten 72 müminle beraber hunharca şehit edilmiştir. Küçük kızı Sekine’nin aktardığına göre, Hazreti Hüseyin Efendimiz dudakları susuzluktan çatlamışken şöyle vasiyette bulunmuştur: “Dostlarım, tatlı bir su içtiğinizde beni de anın. Bir şehidi veya bir garibi duyduğunuzda bana da yanın” Biz de şehadetlerinin 1381. sene-i devriyesinde şehitlerin efendisi, Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin Efendimizi ve tüm Kerbela şehitlerini rahmetle, minnetle ve hürmetle yâd ediyoruz. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi onların üzerine olsun. Rabbim bizleri Ehlibeytin ve şehitlerimizin kutlu yolundan ayırmasın.

Aşure Günü ile mübarek Muharrem Ayının milletimiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli Dostlarım,

Biraz sonra Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nın sonuçlarını paylaşacak, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile İMES Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 40 fabrikamızın resmi açılışını gerçekleştireceğiz.

Yine kendi alanında dünyada tek olan MESS Teknoloji Merkezi’ni ülkemize kazandırmanın haklı gururunu yaşayacağız. 200 milyon liralık bir yatırımla hayata geçen ve yılda 40 bin kişiye 400 bin saat ücretsiz eğitim verebileceğimiz bu merkezle inşallah rekabetçi teknoloji alanında yeni bir çığır açacağız. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası üyesi 241 şirketin de aktif destek verdiği merkezimizin önemli bir ihtiyacı gidereceğine inanıyorum.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikamızın yeni yönetimini ortaya koydukları bu vizyon için özellikle tebrik ediyorum.

Türkiye’nin potansiyeline inanan, ülkemizin aydınlık geleceğine yatırım yapan tüm müteşebbislerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Türk sanayicisi ekonomimizin tökezlemesi için ellerini ovuşturanlara inat üretmeye, katma değer sağlamaya, insanımız için istihdam oluşturmaya devam ediyor. İş dünyamızın tam bir seferberlik ruhuyla çalıştığını görmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Kovid-19 salgınında birçok ülke ekonomik bakımdan durgunluk yaşarken, Türk ekonomisi toparlanma sürecini başarıyla yürütüyor. Salgın şartlarına rağmen ne özel sektörümüz, ne de kamu kuruluşlarımız yatırımlarına ara vermedi, vermiyor. Normalleşme takvimiyle beraber bir taraftan kayıpları telafi ederken, diğer taraftan mevcut yatırımlarımıza yenilerini ekliyoruz. Firmalarımız salgın döneminde kaliteli ürünleriyle, rekabetçi fiyatlarıyla, hepsinden önemlisi güvenirlilikleriyle öne çıktı. Her ne kadar salgın hepimiz için beraberinde bazı zorlukları getirse de, iş dünyamızın önünde yeni fırsat kapılarının açılmasına da vesile oldu.

Uluslararası şirketler Asya merkezli üretim ağına alternatif oluşturmak için yeni arayışlara yöneldiler. Sanayisi, üretim kapasitesi, rekabetçi fiyatları, nitelikli iş gücü, coğrafi konumu, güçlü sağlık ve ulaşım altyapısıyla Türkiye bu arayışların en gözde ülkelerin başında geliyor. Salgın döneminde birçok firmamız daha önce hiç varlık göstermediği ya da kısıtlı pazar payının olduğu ülke ve bölgelere açılma imkânı buldu. İhracat odaklı çalışan şirketlerimizin müşteri yelpazesini daha genişlettiğini görüyoruz. İnşallah dünya genelinde salgının etkileri azalıp taşlar yerli yerine oturdukça Türkiye’nin yakaladığı ivmenin hızı daha da artacaktır.

Ülkemiz sadece sağlık turizmi ve hizmetlerinde değil, ihracattan üretime, tarımdan sanayiye kadar her alanda kovid-19 sürecinden güçlenerek çıkacaktır. Birileri istemese de biz üç kıtanın merkezi Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline dönüştürmekte kararlıyız. Bunun altyapısını son 18 senede attığımız adımlarla zaten oluşturduk. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan 754 milyar dolar seviyesine yükselttik. İhracatımızı 36 milyar dolardan 180 milyar dolar düzeyine getirdik. Sanayi üretimimizi her yıl ortalama yüzde 5,9 artırmayı başardık. Bu ülke için hayal kuran, projesi, fikri olan her kesimden insanımıza güçlü destek verdik. Müteşebbislerimizi bürokrasinin ataletine bırakmadığımız gibi, faiz lobisinin acımasızlığına da hiçbir zaman terk etmedik.

Esnafımızı, sanayicimizi, çiftçimizi, işçimizi yüksek faiz yükünün altında asla ezdirmedik. Güncel ihtiyaçlara göre belirlenmiş, iyi çalışılmış, özgün ve öncü bir teşvik sistemiyle daima üreticimizin yanında olduk. Kısa süre önce teşvik sistemimizde yapısal bir reforma imza atarak ilçe bazlı bir teşvik sistemini hayata geçirdik. Ar-ge harcamalarının milli gelirimizdeki payı tarihimizde ilk defa yüzde birin üzerine çıktı. Yine bu dönemde sanayiye kaydolmuş firma sayımız 8779’dan 150 bine yükseldi. Organize sanayi bölgesi sayısını 193’ten 321’e çıkararak ülkemizin üretim kapasitesini sağlamlaştırdık. Bugün itibariyle organize sanayi bölgesi olmayan hiçbir ilimiz kalmadı.

Ayrıca, büyük ölçekli yatırımlar için 21 endüstri bölgesi ilan ettik. 85 teknoparkımız, 1607 Ar-Ge ve tasarım merkezimizle yeni teknolojileri geliştiren ülke idealimize bir adım daha yaklaştık. Teknoparklarımızda üretilen teknoloji ürünlerinin ihracatı 4,8 milyar dolara yükseldi. 2002’de sanayi üretiminin ekonomik karşılığı 72 milyar lirayken, 2009’da sanayiden elde ettiğimiz gelir 954 milyar liraya ulaştı. Keza 2002 yılında imalat sanayimizin ihracatı 33 milyar dolar iken, 2009’da bu rakam 172 milyar doları buldu.

Bu süreçte sadece ihracatımızı artırmakla kalmadık, aynı zamanda ihracatımızın kompozisyonunu da değiştirdik. Özellikle düşük teknoloji ürün ihracatına dayalı yapıdan orta yüksek teknolojili bir üretim yapısına geçtik. Orta yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içerisindeki payı 2002 yılında yüzde 24 iken, 2019 yılında yüzde 36 seviyesine yükseldi. Düşük teknoloji grubu ürünlerin payı ise yüzde 47 seviyelerinden yüzde 33’e geriledi. Bunun bir neticesi olarak milyar doların üzerinde değere ulaşan dijital oyun şirketlerimiz küresel ölçekte ses getirmeye başladı.

Eğer salgın döneminde hiçbir konuda arz sıkıntısı çekmediysek, işte bu güçlü üretim altyapısı sayesindedir. Kamu güvenliğinde bir zafiyet yaşanmadığı gibi, tedarik zincirinde de herhangi bir kesinti olmamıştır. Dünyanın en zengin ülkelerinde bırakın sıradan vatandaşları, sağlık personelinin dahi maskeye ulaşamadığı günlerde biz yerli solunum cihazımızı sadece iki haftada seri üretim bandından indirmeyi başardık. 60 yıllık hayalimiz olan Türkiye’nin otomobili fabrikasının temellerini yine bu dönemde attık. Sağlık tesislerimizden ulaşım ve sulama projelerimize kadar hiçbir konuda planlarımızı ertelemedik. Ülkemizin dört bir yanında yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. İnşallah yarın Roketsan’ımızın stratejik bir tesisinin açılışını yapacak, Pazartesi günü ise sel felaketi yaşayan Giresun’umuzu ziyaret edeceğim. Cuma günü İç Anadolu Bölgemizin en kritik ulaşım projelerinden Ankara-Niğde Otoyolu’nu milletimizin hizmetine sunacağız.

Bahanelere sığınmadan, zorluklara aldırmadan büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek için koşacak, koşturacak, var gücümüzle çalışacağız.

Kıymetli dostlarım; Rabbimiz mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de her güçlükle beraber bir kolaylığın olduğunu müjdeliyor. Bizler de bugünlere zorlu süreçlerden, çetin mücadelelerden sonra ulaştık. 18 yılda elde ettiğimiz hiçbir kazanım, bizlere altın tepside sunulmadı. 2002’de başlayan hizmet yolculuğumuz asla dikensiz bir gül bahçesi olmadı. Devletin içine çöreklenmiş çetelerle, idari maslahatçı bürokrasiyle, gazete manşetleriyle, siyaseti dizayn eden medya ile mücadele ettik. Türkiye düşmanlarına tetikçilik yapan DEAŞ’ından PKK’sına, DHKP-C’sine kadar eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Ağaç bahanesiyle sokakları ateşe veren, esnafımızın malını-mülkünü yağmalayan çapulcularla mücadele ettik. Devletin namuslarına emanet ettiği silahı, tankı, topu, uçağı millete karşı kullanan FETÖ’cü hainlerle mücadele ettik. Ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için attığımız her adımı yargı yoluyla engellemeye çalışan çapsız muhalefetle mücadele ettik. Türkiye’yi kendi karanlıklarına mahkûm etmek için her yolu mubah gören millet-memleket düşmanı faşist zihniyetle mücadele ettik. İnsanımızın birlik beraberlik ve ebedi kardeşliğine kasteden mezhepçi fanatiklerle mücadele ettik. Üretmeden, ter dökmeden, hiçbir riske girmeden servetine servet katmaya alışmış faizci lobilerle mücadele ettik. Ne küresel güçlere, ne darbeci zihniyete, ne terör sevici yapılara, ne de milletimizin kanını emen tüfeylilere boyun eğdik. Milletin emanetini ülkenin sırtına kene gibi yapışmış azgın azınlığın ihtiraslarına kurban etmedik. “Allah bes baki heves” diyerek 18 yıl boyunca ülkemiz, milletimiz ve işte bugün burada olduğu gibi Türkiye’nin refahı, huzuru kullanması ve kalkınması için yatırım yapan siz iş adamlarımız için gayret gösterdik.

18 yıl evvel ekonomide IMF’siz adım dahi atamayan Türkiye, bugün satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 13. ekonomisidir. Parasını ödeyemediği için hastalarını rehin alan bir ülkeyi dünyada parmakla gösterilen bir sağlık sistemiyle biz tanıştırdık. İnsansız hava araçlarında dünyanın en ileri teknolojisine sahip 4-5 ülkesi arasındayız. Savunma sanayinde dünyanın en büyük 100 şirketi sıralamasında 7 firmamız bulunuyor. Müteahhitlik hizmetlerinde dünya ikincisiyiz. Tarımsal hasılada yine Avrupa’da lider durumdayız. Kalkınma yardımlarında milli gelire oranla yine ilk sıradayız.

Bir dönem krizlerle, siyasi istikrarsızlıklarla konuşulan bir ülkenin bugün başarılarıyla Karadeniz’de yaptığı devasa doğal gaz keşifleriyle, Doğu Akdeniz’de gerçekleştirdiği sismik araştırmalarıyla gündeme gelmesi hiç şüphesiz sabrın, gayretin ve inancın bir sonucudur.

Birkaç milyar dolarla ülke ekonomisinin çökertildiği, ülkenin kaynaklarının bir avuç seçkine peşkeş çekildiği, terörle, şiddetle, vandallıkla siyasetin şekillendirildiği eski Türkiye manzarası artık tamamen tarihe kavuşmuştur. Devlet-millet sırt sırta verdikçe inşallah ülkemizin bu başarı grafiği yükselmeye devam edecektir.

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Türkiye olarak sadece kısa vadeli hedeflere değil, orta ve uzun vadeli projeleri de özellikle ele almamız lazım. Bir taraftan imalatı, istihdamı artırırken eş zamanlı olarak da inovasyona, katma değeri yüksek teknolojik ürünlere yönelmemiz şart. İmalat sanayimizin teknolojik dönüşüm ve verimlilik eksenlerinde kendini yenilemesi artık kaçınılmazdır. Yerlileşmeyi ve kendi kendine yeter hale gelmeyi merkeze alarak küresel rekabette bizi öne geçirecek yeni sıçrama alanları oluşturmalıyız. Akıllı, dinamik ve hedef odaklı bir sanayileşmeyle vites yükseltip çok hızlı yol almalıyız, şart.

Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programımızla tüm bu hedefleri gerçekleştirme yolunda inşallah tarihi bir adım atıyoruz. Bu program kapsamında titiz bir çalışmayla ülkemiz için kritik öneme sahip ürünleri tespit ettik. Ayrıca, robotik, eklemeli imalat, ileri malzemeler, çip teknoloji, elektrikli ve insansız ulaşım sistemleri gibi konularda da iddiamızı ortaya koyduk. Programımızın ilk çağrısını yerli kabiliyetlerimizi hızla artırmak istediğimiz ve sanayi için stratejik öneme sahip makine sektörüne yapmıştık. Gelen başvurular içinden sektöre seviye atlatacak 10 projenin destek kararını tamamladık. Bu projeler için 1 milyar liraya yakın sabit yatırım yapılacak. Projelerin Ar-Ge’sini TÜBİTAK, yatırım harcamalarını KOSGEB finanse ederken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız da stratejik devlet teşviklerini verecek. İlk aşamadaki bu 10 projenin detaylarına da kısaca değinmek istiyorum.

Atlas Firmamız; bina ısıtmasında kullanılan motor, sürücü kartı ve pompa aksamlarını ilk defa ülkemizde üretecek.

Dirinler Firmamız; büyük ebatlı rüzgâr tribün malzemelerini üretecek ve 5 yılda 329 milyon liralık bir katma değer oluşturacak.

Ermaksan; dünyada 800x800 milimetre üretim kapasitesine sahip büyük boyutlu eklemeli imalat makinesi üreten ikinci firma olacak.

Wat Motor Şirketi; servo motor sistemlerini geliştirecek.

Durmazlar Makine; ultra hızlı lazerler ve eklemeli imalat makinelerinde kullanılan tek modlu lazerleri üretecek.

Akım Metal; CNC takım tezgâhlarını hem geliştirecek, hem de seri üretimini gerçekleştirecek.

İğrek Makine; yüksek teknolojili CNC takım tezgâhlarını yerli ve milli kaynaklarla imal edecek.

Polat Makine; süper kritik akışkan ekstraksiyon sistemlerinin seri üretimlerini gerçekleştirecek.

Böylelikle teknolojik olarak dışa bağımlı olduğumuz bu sistemler yerli ve milli olacak.

Dualus Firması savunma sanayimizde sıklıkla kullanılan bilya vidalı milleri üretecek. Bu bilyalar güdümlü mühimmatların olmazsa olmazıdır.

Takım tezgâhlarından lazer eklemeli imalat makinelerinden servo motorlara varıncaya dek yüksek katma değerli ürünleri bu 10 proje sayesinde yerli ve milli imkânlarla üretebileceğiz. Bu 10 projeye çok yakında yenilerini dâhil ederek, 2 milyar liranın üzerinde bir sabit yatırımı makine sektörüne kazandıracağız.

Hamle Programını ulaşım araçları, kimya, eczacılık, elektronik gibi yüksek teknolojili diğer sektörlerde de inşallah gerçekleştireceğiz. Böylece yılda yaklaşık 30 milyar dolar cari açık verdiğimiz bir ürün grubunu yerlileştirmiş olacağız.

Kıymetli Dostlar,

Bugün MESS Teknoloji Merkezini hizmete almanın ve Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nı açıklamanın yanında farklı sektörlerde 40 fabrikanın da açılışını yapıyoruz. Toplamda 4 milyar liralık bir yatırımla 4 bin vatandaşımıza doğrudan, on binlerce insanımıza dolaylı istihdam imkânları oluşturan şirketlerimizin her birini gönülden tebrik ediyorum.

Türkiye’nin gelişmesi, kalkınması, 2023 hedeflerine ulaşması uğrunda gayret gösteren tüm siz girişimcilerimize şahsım, milletim adına özellikle teşekkür ediyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programından faydalanacak şirketlere başarılar diliyorum.

Siz öyle bir adım atıyorsunuz ki, bir defa artık ülkemizin ihracat potansiyelini artıracak, ama ithalatı da ciddi manada azaltacak bir adımın banilerisiniz. Ve ‘Biz Bize Yeteriz’ projesinin aynı zamanda sizler mimarları olacaksınız. Bu ülke bunu yapar mı? Ben inanıyorum, yapar. Siz de bunları yaparsınız.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın tüm mensuplarına, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikasının değerli yönetici ve üyelerine, emekleri, ortaya koydukları vizyonları için takdirlerimi sunuyorum.

Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyor, kalın sağlıcakla.