Barbaros Hayrettin Paşa Camii Temel Atma Töreni’nde Yaptığı Konuşma

03.07.2020

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Sevgili Vatandaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum

Sözlerimin hemen başında Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında yaşanan patlamada hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet, yaralı işçilerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. Rabbimden ülkemizi ve milletimizi her türlü felaketten korumasını niyaz ediyorum. Sakarya’daki patlamayla ilgili tüm bakanlıklarımız, kurumlarımız, valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz yoğun bir çalışma içerisindedir ve şu anda kontrol altına alınmıştır. Can kaybının daha fazla artmamasını umuyoruz. Bu vesileyle Sakarya halkına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Değerli Kardeşlerim

Temel atma töreni vesilesiyle bir araya geldiğimiz Levent Camimizin İstanbul’umuza, ülkemize ve tüm İslam âlemine hayırlı olmasını diliyorum. Bu caminin şehrimize kazandırılmasında katkısı olan ve olacak tüm kardeşlerime şimdiden şükranlarımı sunuyorum. Özellikle tabii ki Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, Merkez Bankası Yönetimine buradaki gayretleri kolaylaştırıcı yaklaşımıyla teşekkür ediyorum.

Camii inşaatını yürütecek firmaya, burada görev alan mimarından nakkaşına, mühendisinden işçisine kadar herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

İnsan için geride bıraktığı her eser elbette önemlidir. Ama Allah için yapılan eserlerin yeri ayrıdır. Camiler hiçbir çıkar, kazanç, şöhret beklentisi olmaksızın sadece ve sadece Allah’a ibadet için, Allah rızası için inşa edilen eserlerdir. Bizim medeniyetimizde camiler Mescidi Haram ve Mescidi Aksa’dan beri kulluğumuzun sembolleridir. Rabbimiz camileri Allah’ın adı anılan, sabah akşam tespih edilip, namaz kılınan evler olarak tarif ediyor. Müslümanlar dünyanın her köşesinde Peygamberimizin “Kim Allah rızası için bir mescit yaptırırsa, Allah da bunun karşılığında ona Cennet’te bir köşk ihsan eder” müjdesine nail olmak için asırlardır cami inşa ediyor. Dünyanın farklı coğrafyalarında farklı mimari stillerle yükselen her cami, bulunduğu yerin Müslüman yurdu olduğunu gökyüzüne haykıran birer abidedir. İstanbul, Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethiyle birlikte mescide çevrilen Ayasofya ve asırlar içinde ardı ardına inşa edilen selatin camileriyle bu bakımdan dünyanın en zengin şehirlerinin başında geliyor.

Biz nasıl dünyanın diğer ülkelerinde kendi vatandaşlarına hizmet veren ibadethanelere karışmıyorsak, kimsenin de bizim ibadethanelerimize karışmaya hak ve salahiyeti yoktur. Türkiye her dinden, her inançtan, her meşrepten vatandaşına ibadet imkânı sunan bir ülkedir. Hâlihazırda, belki de bunu şu anda ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarım ilk defa duyacak; hâlihazırda ülkemizde sayıları 435’i bulan kilise, sinagog ve havra ibadete açıktır. Hatta ülkemizde Balat’taki Demir Kilise örneğinde olduğu gibi restorasyonla ayağa kaldırılan yeni kiliselere dahi biz destek verdik, bizzat devletin cebi hümayunundan bunları yaptık. Aynı şekilde camilerimiz de ihtiyaç duyulan her yerde hizmet veriyor. Ayrıca, geçmişi günümüzden 11 bin yıl öncesine kadar uzanan ve insanlığın ibadet için kurduğu ilk yerleşim olarak bilinen Göbeklitepe başta olmak üzere farklı dönemlere ve medeniyetlere ait binlerce tarihi ibadet mekânına sahibiz. Böyle bir ülkeyi ibadethaneler üzerinden eleştirmeye çalışmak. hakikatlere sırt dönmek demektir. Ülkemize Ayasofya konusunda yöneltilen ithamlar, doğrudan egemenlik haklarımıza saldırı anlamını taşımaktadır. Hâlbuki dünyanın dört bir yanında camilerin ve diğer dinlere mensup insanların ibadethanelerinin saldırıya uğradığı bir dönemden geçiyoruz. Milyonlarca insan sadece dini inançlarından dolayı hayatlarına kastedilmesi dahil her türlü baskıya maruz kalıyor. Asıl bakılması, üzerinde durulması, tedbir alınması gereken yer işte burasıdır. Biz ülkemizdeki hakim inanç grubu olan Müslümanların da, diğer dinlere mensup olanların da hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. İnşa ettiğimiz yeni camilerin aynı zamanda insanlığın ortak medeniyetine yaptığımız katkılar olarak görüyoruz.

Bugün temelini attığımız Levent Camii, işte leventlerin adeta eğitimini aldığı bir mekân. İnşallah İstanbul’un cami zenginliğini bir adım daha öteye taşıyacaktır.

Camimiz 7 bin metrekarelik oturum alanı, 56 bin metrekarelik yapı alanı, kapalı ve açık bölümlerindeki 20 bin kişilik cemaat kapasitesi, 4 minaresi, 25 metrelik kubbe çapı ve diğer unsurlarıyla inşallah İstanbul’a yakışır bir eser olacaktır. Hâlihazırdaki aşamasıyla yüzde 22’lik ilerleme seviyesine ulaşan camimizin bir an önce ibadete hazır hale getirilmesini temenni ediyorum.

Ve Levent Camiinin İstanbul’a ve İslam dünyasına kazandırılmasında emeği geçen gerek dernek yönetimine, mimarından mühendisine, tüm işçilerimize, herkesten Allah razı olsun. Mali noktada destek verenlerden Allah razı olsun.

Tabii şimdi merak ediyorsunuz, Levent Camiinin adı acaba ne olacak? Değerli kardeşlerim, dedik ya leventler buradan geçti, öyleyse başleventin adını da inşallah buraya koyalım ve Barbaros Hayrettin Paşa Camii olsun. Yani demokratik bir hareket de yapabiliriz, kabul edenler-etmeyenler diyebiliriz. Hayırlı olsun inşallah. Ve buradan Beşiktaş’a biliyorsunuz tam Barbaros Hayrettin Müzesi’ne iniyor, oradan denize giriyoruz ve yola çıkıyoruz. Dün de biz tabii Katar’dan geldik ve bu aralar hep oralardayız. İnşallah süratle camimizi bitirip ve bir an önce bölgenin, tüm İstanbul’un ve tüm Müslümanların hizmetine sunacağız.

Tabii bu ifadeleri kullandıktan sonra Arif Nihat Asya’yı anmamak mümkün değil ve Arif Nihat Asya’nın şu dizeleriyle sözlerimi bitirmek istiyorum:

“Biz, kısık sesleriz... Minareleri,

Sen, ezansız bırakma, Allah'ım!

Ya çağır şurada bal yapanlarını,

Ya kovansız bırakma, Allah'ım!

Mahyasızdır minareler... Göğü de

Kehkeşansız bırakma Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma, Allah'ım!

Bize güç ver... Cihâd meydanını,

Pehlivansız bırakma Allah'ım!

Kahraman bekleyen yığınlarını,

Kahramansız bırakma, Allah'ım!

Bilelim hasma, karşı koymasını;

Bizi cansız bırakma, Allah'ım!

Yarının yollarında yılları da,

Ramazansız bırakma, Allah'ım!

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,

Ya çobansız bırakma, Allah'ım!

Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız

Ve vatansız bırakma, Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma, Allah'ım!”

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla diyor ve duaya geçiyoruz.

Ve 2022’nin sonunda bitirme sözünü aldık, inşallah 2022’nin sonunda camimizden ezan seslerini duyacağız ve burada da inşallah namazlarımıza başlayacağız.

Dolayısıyla Bismillahirrahmanirrahim diyor, butonlara basıyoruz.

Ekranlardan da şu anda mikserleri takip ediyoruz, evet hayırlı olsun, betonlar geldi.

Allah mübarek etsin, Rabbim yar, yardımcımız olsun.