Kars Barajı Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

20.06.2020

Aziz Milletim,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Yeni bir gurur abidesi olan Kars Barajı’nın milletimize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu eserin inşa edilmesinde emeği geçen Bakanlığımızı, kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum.

Türkiye’yi bir baştan öteki başa adeta gerdanlık gibi kuşatan barajlar, özellikle bir barajlar silsilesi olarak yeni bir halka daha eklemenin memnuniyeti içindeyiz. Kısa bir süre önce GAP’ın en önemli eserlerinden biri olan Ilısu Barajı’nın ilk ünitesini hizmete açtık. Ve Ilısu Barajı’nın temelinden yapımına kadar emeği geçen, adını da Ilısu Veysel Eroğlu adını koymak suretiyle bu barajla tüm bölgeye inşallah hizmet edeceğiz. Ardından kendi alanında ülkemizin en büyüğü olacak Yusufeli Barajı’nın gövde betonunun 4’te 3’ünün tamamlanması törenine iştirak ettik. Şimdi de Kars Barajı’nın açılışı için birlikteyiz, fakat bildiğiniz gibi koronavirüs sebebiyle video konferans yöntemiyle bizler İstanbul’da, sizler Kars’tasınız.

Hükümete geldiğimizde tüm basın mensuplarıyla beraber şu anda sizler baraj bölgesinde tüm çevreyi ve Kars’ımızın da geldiği konumu izleme fırsatını bulduk.

Sevgili Vatandaşlarım,

Hükümete geldiğimizde ülkemizde toplam 276 baraj vardı, bugün ise son 18 yıldaki 585. barajı ülkemize kazandırıyoruz. Aynı şekilde sulama tesislerimizin sayısını da iki katından fazla artırdık. Ülkemizin su potansiyelini en verimli şekilde kullanmasını sağlayacak yatırımları birer birer hayata geçirdik. Bu doğrultuda attığımız her adım bizi hedeflerimize biraz daha yaklaştırdı. Şehirlerimizi barajlarla, hidroelektrik santralleriyle, içme suyu tesisleriyle, sulama kanallarıyla donatarak milletimizin refah seviyesini sürekli yükselttik.

Kars Barajı’yla Kars ve Iğdır illerimizin topaklarını sulayarak verimliliğini artırıyoruz. Yaklaşık 10 yıllık bir inşaat mazisi olan barajımızda geçtiğimiz yıl su tutulmaya başlanmıştı. Buradan Arpaçay Barajı’na yapılan takviye ile Akyaka ve Iğdır Ovası’nda 541 bin dekar arazisinin sıkıntısız bir suluma mevsimi geçirmesi sağladı, sadece bu bölgede 1 yılda 603 milyon lira tarımsal gelir elde edildi. Bir başka ifadeyle, inşa bedeli 330 milyon lira olan baraj, bir yılda yapılan yatırım 2 katıyla geri ödemiştir.

Sulamalar ve diğer yatırımlarla bu projenin toplam maliyeti 2 milyar lirayı bulacak. Proje kapsamındaki sulama ve elektrik üretimi tesisleri tam kapasite faaliyet geçtiğinde 475 bin dekar daha özellikle toprak sulanarak yılda 300 milyon liralık gelir elde edilecek. Baraj çevresi aynı zamanda yakın bir mesafede bulunduğu Kars şehrimizin mesire ve dinlenme alanı olarak da hizmet verecek. Şehrin atık sularının Kars Çayı’na dökülmesini engelleyecek projeyi de süratle hayata geçirerek çevre kirliliğinin önüne geçeceğiz Görüldüğü gibi, ülkemize ve bölgemize gerçekten büyük katkı sağlayacak bir eser ortaya çıktı. Barajımızla serhat şehrimiz Kars’a yeni bir sembol de kazandırdığımıza inanıyorum.

Aziz Milletim,

Türkiye’nin demokrasi ve ekonomi yolunda kat ettiği mesafenin en somut sonuçlarını koronavirüs salgını döneminde hep birlikte görme imkânı gördük. Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı salgın sürecini hem sağlık altyapımızla, hem gıda ve temizlik, tedarik zincirimizle, hem de kamu güvenliği bakımından örnek bir yönetimle göğüsledik. Bu tablo Türkiye’nin son 18 yılda sağlık yanında eğitimden adalete, güvenlikten sosyal desteklere, ulaşımdan tarıma, enerjiden sanayiye her alanda geldiği seviyenin işaretidir. Salgın sonrası yeniden şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik düzende hedeflediğimiz yere ulaşmamızda bu altyapı hayati öneme sahiptir. Ülkemizi bu seviyeye getirmek için 18 yıldır gece-gündüz demeden çalıştık, çabaladık, vesayet güçlerinin tuzaklarından darbe girişimlerine, ekonomimizi hedef alan saldırılardan sınırlarımıza yönelik tacizlere kadar nice mücadeleler verdik. İmar ve inşa yolunda attığımız her adımda engellemelerle karşılaştık. Yaptığımız her iş muhalefet tarafından ya yargıya taşındı, ya mesnet iddialarla linçe tabi tutuldu, buna rağmen kararlılıkla yolumuza devam ettik. Ülkemize eser kazandırmayı, altyapı yatırımlarını geliştirmeyi, dev projelerle sanayimizi ve ticaretimizi geleceğe hazırlamayı sürürdük.

Elbette bu süreçte küresel düzeyde kimi sıkıntılarla da karşılaştık. Örneğin, 2008-2009 yıllarında yaşanan küresel kriz gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri kasıp kavururken, biz bunun Türkiye’yi teğet geçeceğini söyledik. O dönemde birileri bu ifademizi istihza ile karşıladı. Felaket tellalları hep olduğu gibi millete yine karamsarlık aşıladı. Ama sonuçta ülkemiz 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 8,5 ve yüzde 11’leri bulan büyüme rakamlarına ulaşarak, krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini ispatladı.

Önce Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, çukur eylemleri ve sınırlarımıza dayanan terör saldırıları, ardından FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi yine ekonomimizin hızını bir miktar yavaşlattı. Ancak yılmadık, durmadık daha çok çalıştık, daha çok mücadele ettik, nitekim 2017’de yüzde 7,5’luk büyüme rakamına ulaştık. Biz büyüdükçe, güçlendikçe Türkiye’ye yönelik saldırılar, Türkiye’nin önünü kesmek için yapılan girişimler de arttı. Ağustos 2018’de ekonomimiz döviz spekülasyonu üzerine kurulu bir saldırıya daha maruz kaldı. Yine sanayicisiyle, esnafıyla, çiftçisiyle, ihracatçısıyla çok çalıştık ve 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6’lık büyüme oranına ulaştık. 2020’nin ilk çeyreğinde Mart ayının önemli bir kısmını salgınla mücadeleyle geçirmemize rağmen yüzde 4,5’luk büyüme oranı elde ettik. Eğer Mart ayında salgının hiç etkisi olmasaydı 1 veya 1,5 puan daha yüksek büyüme oranı elde edebilirdik. Tüm bu yaşadıklarımız, Türkiye ekonomisine olumsuzluklara ve badireler karşı bağışıklık kazandırdı. Hamdolsun, her saldırıdan daha fazla tecrübe ve daha fazla güç elde ederek çıkmayı başardık.

Aziz Milletim,

Salgın sürecinde vatandaşlarımızın sağlığı yanında ekonomimizin sağlığını da korumaya öncelik verdik. Aldığımız önlemlerin etkilerini Mayıs ayıyla birlikte görmeye başladık. Devletin destekleri ve özel sektörün gayretiyle ekonomide toparlanma sinyalleri oldukça güçlü geliyor. Ekonomik güven endeks Mayıs’ta yüzde 20 artarak, 62 değerine çıktı. İmalat sanayisi genelinde kapasite kullanım oranı Mayıs’ta yüzde 62,6 seviyesine yükseldi.

Salgına rağmen yatırım cephesinde de sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Kurulan şirket sayısı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 22,2 oranında arttı. Borsamız yeniden 100 binin üzerine çıkarak 115 bin bandına dayandı. Haziran ayından itibaren konut ve otomobil sektöründe hareketlilik hız kazandı. İhracatçılarımız hem mevcut pazarlarını güçlendirmek, hem yeni pazarlar bulmak için yoğun bir gayret içinde. Merkez Bankası döviz rezervimizi yeniden 93 milyar doların üzerine çıkardık. Ticari ilişkilerimizin yoğun olduğu ülkelerle yerel para birimleri üzerinden ticareti kolaylaştırmak ve dış finansman ihtiyacımızı karşılamak amacıyla takas anlaşmaları yapıyoruz. Böylece Türk Lirası’nı dünya çapında işlem gören istikrarlı ve itibarlı bir para birimi haline getiriyoruz.

Sanayiciden esnaf ve sanatkara, çalışanlardan gençlere kadar her kesime yönelik kapsamlı destek paketleriyle ekonomiye adeta can suyu veriyoruz. İnşallah bu süreçten de hızlı bir şekilde çıkacağız, daha önce olduğu gibi eski büyüme oranlarımıza ulaşacağız. Yılın ikinci yarısıyla birlikte ekonomide gerçekten çok büyük bir ivme bekliyoruz. Küresel üretim ve tedarik zincirinde Türkiye’nin ağırlığının gün geçtikçe daha çok hissedileceği bir döneme giriyoruz. Kaliteli ve dinamik beşeri sermayemiz, stratejik konumumuz ve güçlü altyapımız önümüzdeki fırsatları değerlendirmek için en büyük avantajlarımızdır. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma hedefimize hiç olmadığımız kadar yakınız. Tabii tüm bu çabaların başarısı ülkemizi salgın musibetinden uzak tutmakla mümkündür. Bunun için 83 milyon hep birlikte aynı hassasiyetle, aynı dikkatle, aynı kararlılıkla hareket etmek mecburiyetindeyiz.

Son günlerde yayınlanan rakamlar salgınla mücadelede mevzi kaybetmeye başladığımıza işaret ediyor. Salgının üstesinden gelmenin yolu, hep söylüyorum, maske, mesafe, temizlik, dediğimiz ilkelerden geçiyor. Bu sıralamayı baş harflerini anlamlı kılmak için küçük bir takdim tehir ile temizlik, maske, mesafe olarak değiştirerek tekrarlamak istiyorum, temizlik, maske, mesafe, yani TMM. İnşallah bu kurallarla riayet ederek kısa sürede salgını gündemimizden çıkartacağımıza inanıyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu duygularla açılışını yaptığımız Kars Barajı’nın bir kez daha ülkemiz ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Hatırlayın, her zaman söylüyorum, su medeniyettir, suyu olmayan medeniyetten nasipsizdir. Yol medeniyettir, yolu olmayan da maalesef nasibi yoktur.

Barajımızın ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum. Çiftçilerimize bol ve bereketli hasatlar diliyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

Evet, makasları da aldık, şimdi kurdeleyi kesiyoruz, Bismillahirrahmanirrahim, su gibi ömrünüz, ömrümüz aziz olsun, ya Allah, Bismillah.