İstanbul Havalimanı 3. Bağımsız Pisti, Devlet Konukevi ve Camii Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

14.06.2020

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün İstanbul’umuzun dünya markası vasfını bir adım daha ileriye taşıyacak yeni bir eserin açılış töreni vesilesiyle bir aradayız. Hizmete girdiği tarihten beri ülkemizin gururu haline gelen İstanbul Havalimanımız bugün 3. bağımsız pistine, ikinci kulesine ve yeni taksi yoluna kavuşuyor. Ayrıca havalimanımız bünyesinde yer alan tesislerden Devlet Konukevi ile camimizin açılışlarını da bu vesileyle gerçekleştireceğiz. Her üç eserin de şehrimize, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen bakanlığımızı, kurumlarımızı, havalimanının işletmecilerini, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Ve başta zamanın o dönem yine Ulaştırma Bakanı olan Sayın Binali Yıldırım Bey, daha sonra Cahit Bey, şu anda da Adil Bey olmak üzere bu süreci birlikte yürüttük, yürüttüler ve yürütüyoruz. İnşaat süresinden kapasitesine kadar gerçek anlamda dünya çapında bir şaheser olan bu havalimanımız Türkiye’nin 2023 hedeflerinin sembollerinden biridir. İstanbul Havalimanı’nın resmi açılışını 29 Ekim 2018’de yaptık, ancak havalimanımız tam kapasiteyle yaklaşık 14 ay önce 6 Nisan 2019 tarihinde çalışmaya başladı. Bugüne kadar havalimanımız iç hatlarda 107 bin, dış hatlarda 316 bin olmak üzere toplam 423 bin uçuşa ve 65 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı. Yeni hizmete girecek 3. pist, 2. kule ve taksi yolu ile iç ve dış hatlarda bekleme süreleri kısalacağı için bu sayılar hızla artacaktır. Açılışını yaptığımız pistimizin bir diğer özelliği de dünyanın en büyük uçaklarının dahi rahatça iniş, kalkış yapabilmesine, park edebilmesine imkân sağlamasıdır.

Ayrıca dünyada bu pistin hemen bitişiğindeki 2. kule ile yüksek yoğunluklu hava trafiğini kontrol eden çok az sayıda havalimanı vardır. Pistimiz her türlü hava şartında kullanılmasına imkan veren teknik altyapısıyla da örnek bir eserdir. Halen inşası süren metro hattının açılmasıyla havalimanımızın şehirle olan bağlantı süresi de kısalacaktır. Mevcut haliyle yılda 90 milyon yolcu kapasitesine sahip olan havalimanımız ihtiyaç halinde yıllık 200 milyon yolcuya kadar geliştirilebilecek bir planlamayla inşa edildi. Salgın sebebiyle verilen arayı bir kenara bırakarak ifade etmek gerekirse İstanbul Havalimanı’ndan neredeyse dünyada ulaşılamayacak hiçbir önemli merkez bulunmuyor. Kullanan herkesin hayranlığını dile getirdiği havalimanımızın devreye girmesiyle adeta küresel ve bölgesel hava ulaşımında yeni bir dönem başladı. Öyle ki pek çok ülke mevcut havalimanlarının durumlarını ve yeni havalimanını yatırımlarını gözden geçirmek zorunda kaldı. Kimi ülkeler geçmişten gelen sömürge birikimleri, kimi ülkeler zahmetsizce elde ettikleri doğal kaynak gelirleriyle büyürken, biz kendi kalkınma modellerimizi kendimiz oluşturuyoruz.

Dünyada kamu özel ortaklığı projelerinin en başarılarını uygulayan ülke olarak özellikle ulaşımda ve sağlıkta çıtayı her geçen gün daha da yukarı taşıyoruz. Devlet Konukevimizin ve camimizin hizmete girmesiyle havalimanımızın iki önemli eksiğini daha tamamlıyoruz. Bu iki eserin de İstanbul Havalimanı’mızın marka değerine katkı yapacağına inanıyorum.

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Yaklaşık 18 yıl önce iktidar görevini üstlenirken halkımıza ülkeyi dört sütun üzerinde yükseltme sözünü vermiştik. Bunlar eğitim, sağlık, adalet ve emniyet, diye ifade etmiştik. Hamdolsun bugün geriye dönüp baktığımızda bu dört alanın üzerine enerjiden tarıma, sanayiden ticarete kadar ulaşım dahil pek çok ilave hizmeti de ekleyerek verdiğimiz sözü tuttuğumuzu görüyoruz. Sadece ulaşım alanında yaptıklarımızın dahi tek başına yüzümüzü ak etmeye yeterli olduğuna inanıyorum. Madem havalimanındayız öyleyse bu alanda başlayarak buradan attığımız adımla, ana hatlarıyla hizmetlerimizi şöyle bir hatırlatmak istiyorum: Çünkü hafızayı beşer nisyan ile malum, ne yaparsanız yapın unutuluyor, tekrar hatırlatmamız lazım. Ülkemizde 2002 yılında toplam hava yolu yolcu sayısı 34 milyonu bile bulmuyordu. Geçtiğimiz yıl bu rakam 209 milyon olarak gerçekleşti. Havalimanı sayımız 26 iken bu rakamı 30 ilaveyle 56’ya çıkardık. Halen inşası süren Yozgat, Rize, Artvin, Bayburt, Gümüşhane gibi havalimanlarımızla bu sayı daha da artacak. Terminallerimizin yolcu kapasitesini 60 milyondan 258 milyon artışla 318 milyona yükselttik. Günde 303 ton olan havayolu kargo kapasitemiz 2 bin 500 ton seviyelerini buldu. Yurt dışında sadece 60 noktaya yapılan uçuşları 290 ilaveyle 350’ye çıkarmayı da bu arada başardık. Sektörün cirosunu 3 milyar dolardan, 165 milyar dolara ulaştırdık. Bunlar sadece hava yolu taşımacılığında yaptıklarımızdır.

Kara yollarında ise bölünmüş yol uzunluğumuzu hep söyledik gene söylüyorum, 6 bin 100 kilometreden, 21 bin 100 kilometre ilaveyle 27 bin 200 kilometrenin üzerine çıkardık. Otoyollarımızda 1714 kilometre olan ağımızı yaklaşık 1400 kilometre ilaveyle 3 bin 100 kilometrenin üzerine taşıdık. Tünellerimizin sayısını 83’ten 395’e, uzunluğunu 50 kilometreden 523 kilometreye yükselttik. Demir yollarında ülkemizi daha önce hiç olmayan yüksek hızlı tren ve hızlı tren ağlarıyla örüyoruz. Şu anda 1213 kilometre yüksek hızlı demir yolu hizmet veriyor. Yakında hizmete girecek hatlarla bu rakam 2 binlere çıkacak. Ayrıca 2 bin kilometreye yakın yeni hızlı tren hattının inşası sürüyor, bir o kadarın da planlamaları yapılıyor. Bunlarla birlikte mevcut demir yolu ağımızın neredeyse tamamına tekabül eden 11 bin 600 kilometrelik hattı yeniledik. Ülkemizin en büyük şehri ve iki kıtanın birleşim yeri olan İstanbul’a yaptığımız ulaştırma yatırımlarının her biri dünya çapında eserlerdir. Marmaray gibi Avrasya Tüneli gibi Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi Köprüsü gibi eserleri milletimizin hizmetine sunarak, bu kadim şehrin hayat damarlarının hep açık kalması sağladık. Adıyaman’daki Nissibi Köprüsünden, Çankırı, Kastamonu arasındaki Ilgaz Tüneli’ne, Kuzey Marmara Otoyolu’ndan, İstanbul-İzmir Otoyolu’na, Malatya’daki Erkenek, Rize-Erzurum arasındaki Ovit, İzmir-Manisa arasındaki Sabuncubeli Tünellerine kadar ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık. Böylece toplamda 880 milyar lirayı bulan ulaştırma yatırımlarıyla Türkiye’nin ulaşım altyapısını kalkınma hedeflerine uygun hale getirdik. Halen inşası devam eden pek çok bölünmüş yol, otoyol, çevre yolu, köprü, tünel bunuluyor. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Antalya’ya, Konya’dan Erzurum’a kadar pek çok önemli şehir içi raylı sistem yatırımını da Hükümet olarak yaptık veya yapıyoruz.

Kalkınmanın temel unsuru olarak ulaştırma yatırımlarında ne kadar iyi bir noktaya gelirsek ülkemizin büyümesinin ve güçlenmesinin önünü de o denli açmış oluruz. Zira iki şeyi hep söyledim, yol medeniyettir, su medeniyettir. Yolunuz yoksa,  suyunuz yoksa medeni olmaktan bahsedemezsiniz. Bunun için ulaştırma ve altyapı yatırımlarını kesintisiz olarak sürdürmekte kararlıyız.

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Rabbimiz mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bize bir işi bitirince hemen ötekine yönelmemizi emrediyor. Ülkemize ve milletimize bugüne kadar yaptığımız hizmetlere bakarak asla tamam, demiyoruz. Tam tersine karşımızdaki eserler bize çok daha güzellerini, çok daha iyilerini, çok daha büyüklerini yapmamız için ilham veriyor, cesaret veriyor, şevk veriyor.

Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizin de etkileyen şu salgın döneminde yaşadıklarımız Türkiye’nin imkanlarının ve potansiyelinin büyüklüğünü bir kez daha göstermiştir. Değerli kardeşlerim, eğer 45 günde bu millet kalkıp da 1008 odalı bir hastane Yeşilköy’e, 1008 odalı bir hastaneyi de Sancaktepe’ye yapıyorsa bu milletin ne kadar azimli, ne kadar kararlı ve ne kadar muktedir olduğunu Allah’ın izniyle gösteriyor. Öbür tarafta Çam ve Sakura Şehir Hastanesiyle yine Başakşehir’de gerçekten muhteşem bir eseri meydana getirmek suretiyle sadece ülkemize değil, tüm dünyaya evet biz muktediriz, Allah’ın izniyle yaparız, dedik.

Burada tabii bir başka güzellik daha var, o da nedir? İşte sağlık turizminde de bir adım attık. Yeşilköy’e uçaklar inecek oradan hemen yaya mesafede hastaneye geçecek, bütün ileri teknoloji orada var. Aynı şekilde Sancaktepe eski askeri havaalanı oraya inecek oradan yine yaya yolundan hastaneye gidip tedavisini olup, oradan da yine uçağıyla ve uçakla dönüşünü yapacak ve biz bununla da turizmi zenginleştiriyoruz. Neyle? Sağlık turizmiyle. Öbür tarafta Çam ve Sakura Şehir Hastanesi hem buraya İGA’ya yakın hem de Yeşilköy’e yakın. Orada da yine en ileri teknoloji sağlıkta mevcut. Sağlık turizmini çok güçlü hale böylece getirmiş oluyoruz.

Gelişmiş ülkelerin dahi pek çok hususta çaresiz kaldıkları bu süreçten biz hamdolsun alnımızın akıyla çıkmayı başardık. Elbette her şey bitmiş değil, mücadelemiz devam ediyor. Ben buradan bu vesileyle milletimize tekrar sesleniyorum, lütfen maske, mesafe, temizlik buna dikkat edelim. Bakın buna dikkat etmezsek sıkıntılarımız devam eder. Ama maske olayına dikkat edersek, aramızdaki mesafe olayına dikkat edersek, temizliğe dikkat edersek, bu süreci Allah’ın izniyle çok kısa zamanda atlatırız ve o eski huzurlu günlerimize yeniden döneriz diyorum.

Salgın döneminde iyice belirginleşen avantajlarımızı hedeflerimize ulaşmanın aracı haline getirmek için de gece-gündüz çalışacağız. Geçmişte Türkiye küresel düzeydeki büyük dönüşüm dönemlerini vizyonsuz siyasi kadrolar veya kendi iç kavgaları sebebiyle değerlendirememişti, inşallah bu defa öyle olmayacak. Her ne kadar birileri hep yaptıkları gibi ülkemizi yine istikrarsızlık batağına çekmek için çırpınıyorlarsa da değerli kardeşlerim, bunlara asla fırsat vermeyeceğiz. Kimi ihtirasına gem vuramadığı için, kimi de dış mahreçli senaryolarda kendilerine verilen rol gereği Türkiye’yi frenlemeye çalışsa da hiçbiri amacına ulaşamayacak. Milletimiz kimin ülke için çalıştığını, kimin de kendi çıkarının peşinde koştuğunu gayet iyi görüyor. Hayatlarında ortaya koyabildikleri tek bir eser dahi olmayanların yapılan her işe kulp takmaya çalışma gayreti kardeşlerim, boşunadır. Türkiye’nin demokraside ve ekonomide geldiği seviye sayesinde artık siyaset mühendisliği yöntemleriyle ülkeye istikamet çizme projelerinin başarı şansı kalmamıştır. Devir hizmet siyaseti devridir. Bizim siyasetimiz bu ülkenin 83 milyon ferdinin her birinin kendini özgür, güvende, huzurlu hissetmesi, müreffeh bir hayat sürmesi siyasetidir, İstanbul Havalimanı’nı da bunun için inşa ettik. Suriye’de ve Libya’daki harekatlarımızı da bunun için gerçekleştirdik. Şayet bizimle yarışmak isteyen varsa gelsin iddiasını, hedefini, mücadelesini bu konularda ortaya koysun. Yalanla, iftira ile dedikoduyla, aldatmacayla yapılan siyasetin sonu hüsranla neticelenmeye mahkumdur.

Çeyrek asır, yarım asır öncesinin Türkiye’sinin refleksleriyle geleceğin Türkiye’si inşa edilemez. Dünya değişti, Türkiye değişti, toplumlar değişti, insanlar değişti. Sadece ülkemizdeki bir avuç siyaset esnafı ne yazık ki değişmedi. Eğer biz bu gerçeği görmezsek ve ülkemizi bugünlere hazırlamasaydık ne şu an için de bulunduğumuz eser vardı, ne de salgın karşısında bu kadar dirençli olabilirdik. Dikkat ediniz, bugün Türkiye’yi dünyada güçlü kılan ne varsa hepsini de çok büyük mücadeleler ve kavgalar sonunda inşa edebildik.

Kardeşlerim,

Kavga her zaman kötü değildir. Ne diyor vefatının 33. yıl dönümünde saygıyla ve rahmetle yad ettiğimiz Cemil Meriç üstadımız? Düşünmek savaşmaktır. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak. İşte böyle bir savaşta taraf tutmamak diye bir tavır söz konusu olamaz. Yine merhum Cemil Meriç’in kalemiyle ifade edecek olursak, taraf tutmayan insan şahsiyeti felce uğramış insandır. Ben tarafım, hakikatin tarafıyım.

Biz de bir tarafta eser üretenlerin, diğer tarafta ise takoz koyanların bulunduğu hakikatiyle karşı karşıyayız. İşte bunun için milletimiz 18 yıldır tarafını hiç değiştirmedi. Eğer bir gün bizden daha iyi eser üretecek, bizden daha iyi hizmet verecek birileri gelir ve milletimiz de onu tercih ederse inanın bundan sadece memnuniyet duyarız. İşte o gün gelene kadar ülkemiz ve milletimiz için daha çok neler yapabileceğimizin kavgasını vermeyi sürdüreceğiz. Hâlâ eski siyaset yöntemleriyle bu ülkenin geleceğine talip olduğunu iddia edenlere cevabımızı merhum üstadın şu sözüyle vererek sözlerimi bitirmek istiyorum: Sana kızmıyorum. Sen bu kadarsın. Bilmeliydim. Evet, kimin ne olduğunu bilecek ve yolumuza devam edeceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız İstanbul Havalimanımızın 3. pisti ve 2. kulesiyle, Devlet Konukevi ve camimizin hayırlı olmasını diliyorum. Gerçekten iftihar verici bu eserin yeni bölümlerinin ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.