Millet Bahçeleri Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

05.06.2020

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz 9 ayrı şehrimizdeki 10 millet bahçemizin ülkemize, şehirlerimize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu eserleri İstanbul, Bursa, Batman, Elazığ, Sakarya, Samsun, Sivas, Trabzon, Diyarbakır illerimizde yaşayan vatandaşlarımızın hizmetine 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde sunmaktan dolayı ayrıca memnuniyet duyuyorum. Gençlerimizin geleceği için çevrenin bize emanet olduğu anlayışıyla tüm insanlığın 5 Haziran Çevre Gününü tebrik ediyorum.

Toplam büyüklüğü 550 bin metrekareye yaklaşan bu 10 millet bahçemizin her biri yeşil alanları ve içlerindeki tesisleriyle gerçekten iftihar verici eserlerdir. Millet bahçelerinin şehirlerimize kazandırılmasında emeği geçen Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile inşasında görev alan herkesi tebrik ediyorum. Cumhuriyetimizin 100. Yılı’na girerken, 81 ilimizde 81 milyon metrekare millet bahçesi kazandırma hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Şehircilik geleneğimizin sembolleri olacak millet bahçelerimizden 13’ünü 2 yıl önce yine bir 5 Haziran günü hizmete açmıştık. Bugünkülerle birlikte toplamda 23 millet bahçesine ulaşmış oluyoruz. Halen inşası süren millet bahçelerimizi de peyderpey hizmete açacağız.

Şu an içinde bulunduğumuz AKM bölgesini de kapsayan millet bahçemiz adeta Ankara’mızın çehresini değiştirecek bir eser olacaktır. Bu millet bahçemiz toplamda 1,5 milyon metrekarenin üzerinde büyüklüğe sahiptir. Ulus Meydanı’ndan başlayarak, Gençlik Parkı’nı, 19 Mayıs Stadı ve Arena Park Spor Salonu’nu, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Binası ve Adalet Sarayı’nı, eski Hipodromu içine alacak şekilde geniş bir alanda planlandı. Dünyadaki kimi şehirlerin merkezinde yer alan devasa park-bahçeleri gıptayla seyreden milletimiz, artık Ankara’da ve diğer illerimizde bu tür mekânlardan bizzat istifade edebilecek. Yeşil alanlar ve ağaçlıklar, millet bahçesinin zaten olmazsa olmazıdır. Bunların yanında konser salonundan müzeye, spor salonlarından bisiklet yollarına, millet kıraathanesinden, otoparka kadar çok zengin imkânlara sahip millet bahçemizi en kısa sürede başkentlilerin hizmetine sunmayı istiyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki şehircilik geçmişi maalesef oldukça istikrarsız bir çizgide ilerlemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan planlı şehircilik hamlesi çok kısa bir sürede tek parti otokrasisi tarafından sabote edilmiştir. İktidar seçkinlerinin kendi çıkarları için en tepeden bozdukları sistem, kırdan şehre göçün yoğunlaşmasıyla ülkemizin tamamında plansız, programsız, altyapısız, zevksiz bir beton patlamasına yol açmıştır. Türkiye 1990’lı yıllara artık bu yükü taşıyamaz bir halde gelmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devraldığımızda şehirdeki binaların neredeyse dörtte üçü kaçak yapı konumundaydı. Türkiye’nin hemen her yerinde benzer bir durum söz konusuydu. İstanbul öyleydi de Ankara farklı mıydı? Hayır, Ankara da aynıydı. Bu acı tablo yıllarca devletin vatandaşına öncülük etmemesinin, evini yapacak yer, hayatını sürdürecek altyapı, insani ihtiyaçlarını karşılayacak hizmet getirememesinin bir sonucuydu. Gerek mahalli idarelerde, gerek merkezi yönetimde sorumluluk üstlendiğimizde elbette işe önce en acil ihtiyaçlardan başladık. Başını sokacak evi olmayan birisine çevre, park, bahçe vaadinde bulunmak gerçekçi olmazdı. Bunun için biz tüm insani ihtiyaçları karşılayan yeni ve örnek yerleşim alanları inşa ederek ilk adımı attık. İstanbul’da KİPTAŞ, Türkiye genelinde TOKİ vasıtasıyla sayıları milyonu aşan konut üretmemizin sebebi budur. Kamunun açtığı yolda özel sektör de ilerlemeye başlamış ve kısa sürede ülkemiz şantiyeye dönmüştür. Son 18 yıldır ülkemiz yılda 500 bin ile 1 milyon arasında yeni konutun inşa edildiği bir görünüm sergilemiştir. Böylece hem artan nüfusun ihtiyaçları karşılanmış, hem de depreme dayanıksız, estetikten yoksun, altyapının yetersiz olduğu yerleşim alanlarında büyük bir dönüşüm yaşanmıştır. Başlattığımız kentsel dönüşüm projeleriyle bu süreci daha da hızlandırdık. Ülkemizde depreme hazırlık planları çerçevesinde dönüştürülmesi gereken 6,5 milyonun üzerinde yapı vardır. Amacımız, bunlardan aciliyet arz eden 1,5 milyon yapının dönüşümünü 5 yılda tamamlamaktır.

Şehirlerimiz yeni ve modern binalarla gelişirken park, çocuk oyun alanı, yol boylarının yeşillendirilmesi gibi çalışmaları da ihmal etmedik. Böylece 81 ilimizde ve tüm ilçelerinde her bakımdan örnek hayat alanları oluşturduk. Geldiğimiz noktada artış şehirlerimizin çok daha büyük, çok daha donanımlı dinlenme, nefeslenme, vakit geçirme alanlarına ihtiyacı olduğunu gördük. Millet bahçeleri işte bu tespit sonrasında geliştirdiğimiz projelerdir. Özellikle şehir merkezlerinde yeniden yaptığımız stadyumların, kamu binalarının yerlerinden başlayarak tüm uygun alanları millet bahçeleri için tahsis ettik. Allah’ın izniyle 2023 yılına kadar 81 vilayetimizin tamamını millet bahçeleriyle donatmış olacağız. Bu ülkenin hiçbir vatandaşının yurt dışına gittiğinde gıptayla bakacağı hiçbir hizmet bırakmayana kadar eser üretmeye devam edeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgını bize bir gerçeği tekrar göstermiştir. Bu gerçek; Türkiye’nin geçmişte kifayetsiz siyasetçiler ve yöneticilerle iç ve dış kaynaklı istikrarsızlıklar sebebiyle ne kadar büyük kayıplar yaşadığıdır. Her yerde işlerin yolunda gittiği dönemlerde dahi ülkemizin enerjisinin heba edilerek, nasıl geri bırakıldığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Geçtiğimiz 18 yılda eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, teknolojiden sosyal güvenliğe kadar her alanda ülkemize kazandırdığımız hizmetler ve eserler sayesinde işte bu kısır döngüyü kırmayı başardık.

Bir başka ifadeyle, Türkiye’nin salgın krizinden en az hasarla çıkmasını son 18 yılda yaptığımız hazırlıklara borçluyuz. Hiç kimse son 3 ayda yaşadıklarımızın ardından 83 milyon hep birlikte iyi ki Türkiye’de yaşıyoruz, iyi ki bu ülkenin vatandaşayız dediğimizi inkâr edemez.

Bilindiği gibi salgın döneminde milletimizi bu hastalıktan korumak için çok sayıda tedbiri hayata geçirdik. Bunlardan biri de; tüm Türkiye’de veya belirli illerde uyguladığımız sokağa çıkma sınırlamalarıydı. Esasen geçtiğimiz hafta sonundaki sınırlanmanın ardından bu yöntemi yeniden kullanmayı düşünmüyorduk. Ancak bir ara 700 küsurlara kadar inen günlük vaka sayısı yeniden binli rakamın sınırına dayandı. Bu olumsuz gelişme üzerine sokağa çıkma sınırlaması veya kısıtlaması tedbirini tekrar gündemimize almak zorunda kaldık.

Sağlık Bakanlığımızın önerisi ve İçişleri Bakanlığımızın genelgesiyle bu hafta sonu da 15 ilimizde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağı dün gece ilan edilmişti. Fakat bu 15 şehir başta olmak üzere ülkemizin dört bir yanındaki vatandaşlarımızdan aldığımız değerlendirmeler bizi kararı yeniden gözden geçirmeye yöneltti. Tek amacı salgınla mücadele, hastalığın yayılmasını önleme, vatandaşımızı koruma olan bu kararın farklı sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açacağı anlaşıldı. Yaklaşık 2,5 ayı bulan bir aranın ardından yeniden günlük hayatını düzenlemeye başlayan vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı. Bunun için Cumhurbaşkanı olarak 15 ilimizde uygulanacağı ilan edilen hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulamasını iptal etme kararı aldık.

Vatandaşlarımdan maske, mesafe, temizlik kurallarına titizlikle riayet etmelerini istiyorum. Eğer buna dikkat edersek, bunu gerçekten uygularsak inanıyorum ki çok daha kısa zamanda gerek vaka sayısı, gerekse vefat azalacak, inşallah belki de bitecek. Aksi takdirde bu tür sınırlamaların yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Ülkemizin salgın dönemindeki kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkmalıyız. Salgın döneminde herkes kendi içine kapanırken, gelişmiş ülkeler arasında bile maske savaşları yaşanırken, biz hem kendi vatandaşlarımıza sahip çıktık, hem de 102 ülkeye el uzattık. Bu süreçte görüldü ki sadece rakamlar itibariyle iri olmak büyük devlet olmak için yetmiyor. Büyük devlet olmak için maddi imkân yanında merhamet, şefkat, dayanışma, insan sevgisi de gerekiyor. Biz salgın döneminde büyük devlet olduğumuzu hamdolsun tüm dünyaya gösterdik. Artık aklın ve bilimin yanında vicdanın, merhametin, inancın da öne çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye inşallah sahip olduğu güçlü alt yapı ve ondan daha güçlü olan insani değerleri sayesinde geleceğine çok daha güvenle bakan bir ülke haline gelmiştir.

İşte şu kısa sürede bir taraftan Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin açılışını yaptık. Bunun dışında Pakize Öz ki 1008 odalı hastane açılışını yaptık 45 günde, bir diğeri Murat Dilmener Profesör Doktor, yine 1008 odalı bu hastanenin de açılışını yaptık 45 günde; bunlar olmuş şeyler değil. Bir diğeri de, yine 100 odalı Sultan Abdülhamid-i Sani’nin askerlerimiz için yapmış olduğu hastaneyi restore ederek, onu da 45 günde İsmail Niyazi Kurtulmuş, çok değerli büyüğümüz, ilim erbabına, öğrencilere emeği olan bu büyüğümüz adına bu hastanenin de açılışını yaptık. Bunlar dünyada olmuş şeyler değil. Bakın bunlar sahra hastanesi değil, kalıcı hastaneler olarak biz bunları yaptık ve şimdi bunlar hizmet veriyor.

Sahip olduğumuz güçlü altyapı ve değerler aynı zamanda 2023 hedeflerimizin de sembolüydü. Bugün artık 2023 hedeflerimize ulaşma konusunda düne göre çok daha ümitvarız, çok daha iddialıyız. Aynı şekilde evlatlarımıza emanet edeceğimiz 2053 ve 2071 vizyonları için de sadece söylemde değil, fiili ve fiziki olarak ihtiyacımız olan başarıları çok yakın bir zamanda gerçekleştireceğimizi görüyoruz. İşte bu anlayışla hizmet siyasetimizin çıtasını sürekli daha yükseğe çıkartarak, ülkemize eser üretmeye devam edeceğiz. Salgın döneminde ülkemize en modern ve yüksek kapasiteli hastaneler kazandırdık, bununla kalmadık, Ilısu Barajı gibi dev bir eseri hizmete açtık. Ve Ilısu Barajı’nın adını da geçmişte yine bizim özellikle İstanbul’da İSKİ Genel Müdürüm olan, daha sonra bizim özellikle Tarım Orman ve Hayvancılık Bakanımız olan Profesör Doktor Veysel Eroğlu’nun adını da Ilısu Barajına verdik, hayırlı olsun.

Şimdi yarın bir başka dev eser olan Yusufeli Barajı’nın 3 milyon metreküpüncü beton dökme törenine video konferansla buradan iştirak edeceğiz. İnşası tamamlanan çok sayıda barajımızın açılışlarını ise önümüzdeki haftalarda, günlerde peyderpey yapmaya devam edeceğiz.

Savunma sanayinde hepsi birbirinden önemli projelerimiz artık sonuçlanma aşamasına geldi.

Değerli Kardeşlerim,

Hamdolsun askerimiz, milli savunmamız, Barış Pınarı Harekâtı’nda terörle mücadelede gerçekten destanlar yazıyor. Kuzey Irak’ta terörle mücadelede destanlar yazılıyor. İdlib’de aynı şekilde destanlar yazmaya devam ediyorlar. Ve şurada son birkaç gün içerisinde Libya’da aynı şekilde Libyalı kardeşleriyle birlikte verdikleri mücadelede de gerek Trablus, gerek Tarhuna, gerek çevredeki hava alanları hepsi temizlendi ve şu anda hedeflenen planlana doğru yürüyorlar.

Diğer tüm hizmet ve yatırım alanlarında tamamlanan, yeni başlanan çok sayıda çalışmamız var. Ülkemizin ve milletimizin hayrına olan her işi, her projeyi, her yatırımı, her adımı yakından takip ediyoruz. Salgın sonrası ekonomimizin yeniden toparlanma sürecinde bu yatırımların çok büyük katkısı olacağına inanıyoruz. Bazıları çıkıp garip garip şeyler konuşuyor, ekonomi şöyle, ekonomi böyle. Arkadaşlar, bakın bütün bu süreci biz bir yerlerden para dilenerek yapmadık, kendi imkânlarımızla terörle mücadeleyi sürdürüyoruz, kendi imkânlarımızla yatırımlarımızı devam ettiriyoruz, yine kendi imkânlarımızla değerli kardeşlerim bu salgınla mücadeleyi dünyada herkes birbirinin elindeki maskeleri toplayıp kaçırırken, biz ise kendimiz üretiyor ve kendimiz de bununla hamdolsun dünyaya gerekli desteği veriyoruz.

Millet olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarıldığımız takdirde Allah’ın izniyle aydınlık bir geleceğin bizi beklediğini görüyoruz. İşte şimdi şurası, şu gördüğünüz dev alan inşallah Sayın Bakanım ne kadar zamanda bitireceğiz burayı?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM- Efendim, yılsonuna kadar inşallah bitirip vatandaşımızın hizmetine açacağız.

SAYIN CUMHURBAŞKANI- Arkadaşlar, bu AK Parti’ye yakışandır. Yılsonuna kadar inşallah burada dev bir millet parkını hep beraber yaşayacağız. Sizler, tüm Ankaralılar çocuklarıyla, eşleriyle hep birlikte gelip burada inşallah gezintilerini yapacaklar, bu güzellikler içerisinde inşallah yaşamlarını sürdürecekler. Ama bitmedi, burada biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın inşallah binasını da bitiriyoruz. Mehmet Bey, ne zaman bitiyor?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY- 29 Ekim’de açıyoruz.

SAYIN CUMHURBAŞKANI- 29 Ekim, buyurun. Yani hız dediğiniz zaman bizde var. Ne zaman başladı biliyor musunuz? Rahmetli Süleyman Demirel döneminde başladı, öyle değil mi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY- 1992’de.

SAYIN CUMHURBAŞKANI- Sene 1992. Şimdi biz bunu süratle ele aldık ve inşallah 29 Ekim’de de bitiriyoruz. Ve derdimiz bizim başka, farklı bizim dertlerimiz var, çünkü dünyaya örnek bir ülke olacaksak, güçlü bir ülke olacaksak eserleriniz olsun. Bu eserlerde inşallah şu an da bu yaptıklarımızla ortaya çıkıyor.

Ve değerli kardeşlerim, yine aynı bölgede stadyum vesaire bunların yapılışıyla birlikte de her ne kadar Ankara’da iki tane Sincan ve Eryaman varsa da şimdi burada bir de 19 Mayıs’ın olduğu yerde de bir stadyumu inşallah yapıp Ankara’mıza ayrıca verdiğimiz sözü yerine getirmiş olacağız.

Bu düşüncelerle bir kez daha açılışını yaptığımız millet bahçelerinin şehirlerimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri başta Bakanım olmak üzere, tüm mühendisinden, mimarından, yüklenici firmalara varıncaya kadar hepsini tedbir ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Cumartesi-Pazar kısıtlaması kaldırılmıştır, bunu tekrar böylece duyurmuş olayım. Böylece halkım Cumartesi-Pazar günlerinde de artık hafta içinde olduğu gibi serbesttir. İstisnaları zaten söyledik daha önce, onun üzerinde tekrar durmama gerek yok.

Hayırlı olsun.