Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

31.05.2020

Sevgili İstanbullular,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Profesör Doktor Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nin şehrimize, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Sağlık Bakanlığımızı ve Rönesans Firmasını bu güzel hizmeti ülkemize kazandırdıkları için şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Profesör Doktor Murat Dilmener Hocamız başta olmak üzere koronavirüs salgınında kaybettiğimiz sağlıkçılarımızı ve vatandaşlarımızı bir kez daha saygıyla yad ediyorum.

Murat Dilmener Hocamız, iyi bir doktor, kendi alanında iyi bir uzman olmasının yanında insanlara hizmet etmeyi hayat gayesi haline getirmiş gerçek bir gönül adamıydı. Hocamız kendisine gelen her hastayı inancına, kökenine, meşrebine, statüsüne bakmaksızın bir eşrefi mahlûkat, yani yaratılmışların en şereflisi olarak görüp tüm imkânları ve samimiyetiyle kucaklamış birisiydi. Son nefesine kadar bu hizmetlerini sürdüren hocamızın ismi, elbette gönüllerde hep yaşayacaktır. Biz de Yeşilköy’de inşa ettiğimiz bu hastaneye ismini vererek hocamıza olan vefamızı göstermek istedik. Bu vesileyle sağlık çalışanlarımıza, milletimize verdikleri tüm hizmetler ve salgın dönemindeki gayretleri için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye sahip olduğu güçlü sağlık altyapısı ve genel sağlık sigortası sistemiyle salgın sürecinde dikkatleri üzerinde toplamış bir ülkedir. Nüfusumuzun neredeyse tamamını kapsayan ve herkese aynı standartta hizmet alabilme imkânı sağlayan genel sağlık sigortamıza gıptayla bakıldığını çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz 18 yılda mevcutların çok büyük bir bölümünü baştan aşağı yenilediğimiz yeni binalarla ve cihazlarla teçhiz ettiğimiz bir sağlık altyapısına sahibiz. Doktorundan hemşiresine ve destek personeline kadar 1 milyon 100 bini bulan sağlık ordumuzla milletimizin hizmetindeyiz.

Sayıları 11’i bulan şehir hastanelerimiz de hem inşa ve işletme yöntemi, hem hizmet kalitesiyle küresel düzeyde bir model haline gelmiştir. Aynı şekilde salgın döneminde iki ayı bulmadan inşasını tamamlayıp, hizmete sunduğumuz bu acil durum hastanelerinin özellikle örnek alınacak bir model olduğuna inanıyorum. Dünyada pek çok ülkenin geçici sahra ve prefabrik hastaneler kurarak çözmeye çalıştığı sorunu, biz çok daha kısa sürede kalıcı hastane inşa ederek aşmayı başardık. Tabii bu hastanelerimizin başka özelliği de var, o da nedir? Feriha Öz Hastanesi, askeri havaalanının hemen bir ucunda yapılmış, dolayısıyla herhangi bir hasta buraya uçakla gelip hemen şöyle adeta yaya mesafede hastaneye ulaşacağı bir yer. Burası, bizim Yeşilköy Havalimanımız. Burada da yine aynı şekilde yurt dışından bir hasta geliyorsa uçakla gelip hemen bir yaya mesafede hastaneye gelecek, tedavisini olacak ve tedaviden sonra da yine uçakla buradan nereye gidecekse, uluslararasıysa uluslararası, ulusal ise ulusal olarak hemen ulaşabileceği menziline ulaşacaktır.

Hamdolsun burada oluşturduğumuz ilave kapasiteye ihtiyaç kalmadan salgının yayılma hızını kırdık. Ama şayet ihtiyaç olsaydı, bu hastanelerimiz 10 binlerce, 100 binlerce canın kurtarılmasına hizmet edecekti. Gerektiğinde tamamı yoğun bakım için de kullanılabilecek 1008 yatağıyla bu sağlık kurumları ülkemizin yüz akı olacaklardır. 1008 burası, 1008 Sancaktepe’deki Feriha Öz. Bu hastaneler yurt dışından ülkemize teşhis ve tedavi için gelecek kişilere hizmet verecek. Böylece ülkemizin sağlık alanında çekim merkezi haline gelme konumu daha da güçlenmiştir. Yani sağlık turizminde çok ciddi bir sıçrama yapıyoruz.

Gençlik yıllarımızdan beri, önceki gün 567. Yıldönümünü geride bıraktığımız fetihten bu yana İstanbul’umuza hizmet eden, eser kazandıran ecdadımıza layık olmak için çalıştık. Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak İstanbul’a kazandırdığımız nice büyük eser içinde sağlık tesislerinin ayrı bir yeri vardır. Dünyadaki en büyük mutlulukların başında sağlığın geldiğini vaz eden bir medeniyetin temsilcileri olarak hamdolsun şehrimizi gurur verici yatırımlarla donattık. Ülkemize ve milletimize özellikle hizmetle geçirdiğimiz her gün, her an bu yolda attığımız her adım, aldığımız her nefes için Rabbimize hamd ettik.

Geçmişte ülkemizin hazine değerindeki yıllarının nasıl boş tartışmalarla, kavgalarla, darbelerle, ataletle geçirildiğini bu süreçte ortaya çıkan neticeyle daha iyi gördük.

Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’in, Rahmetli Menderes’in, Merhum Özal’ın ülkemize yaptığı hizmetlerin kıymeti bu süreçte çok daha iyi ortaya çıktı. Buna karşılık tek parti faşizminin sadece milletimizin değerlerine değil kalkınmasına, büyümesine vurduğu darbelerin ağır maliyetini de müşahede ettik. Koalisyonlu yılların Türkiye’yi nasıl dibe ittiğinin en çarpıcı ispatı, son 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlardır. Türkiye’nin ihtiyacı kavga değil eser siyasetidir. Milletimizin beklentisi polemik değil inşa siyasetidir. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük miras; işte bu doğrultuda gerçekleştireceğimiz zihniyet devrimidir.

Tek numaraları ülkemizin ortak değerlerinin istismarı olanların devri artık kapanıyor. Laf yerine eserlerin yarıştırıldığı yepyeni bir Türkiye için milletimizle gönül içine veya gönül gönle el ele çalışmayı, mücadele etmeyi sürdüreceğiz.

15 Temmuz gecesi yaşadıklarımız göstermiştir ki bu ülkede artık hiç kimse milli iradeyi zorla alaşağı edemez, milletin vermediği hiçbir gücü kullanamaz. Demokraside ve ekonomide milletimize beklediği hizmetleri sunamayanların vesayet oyunlarıyla iktidar devşirdiği dönemler geride kalmıştır.

Her kim Türkiye’de demokrasiyi, özgürlükleri, adaleti, güvenliği, dış politikayı, kültürü, sanatı daha ileri seviyeye götüreceğine milleti ikna ederse ülke ona teslim edilir.

Ben mesela şimdi özellikle Murat Bey’in kızından da bir şey istiyorum, yani bir hoca olarak inşallah sizlerin de bizim bu tesislerimize doktorlar yetiştirmeniz lazım. Aynı şeyi Feriha Öz oğlu, kızı onlarda üçü de maşallah profesör onlardan da bu ricada bulundum. Dedim ki, bakın bizim şu an da eksiğimiz fiziki mekânlardan çok doktor. Ve bize uzman olsun, kariyer sahibi doktorlar olsun bunları yetiştirin ki buralarda bu boşluğu yaşamayalım. Şimdi bu yarışı yapmamız gerekiyor ve bunu da başarmamız lazım. Her kim eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, enerjide, tarımda, sporda, savunma sanayinde, tüm temel hizmet alanlarında ülkeyi daha ileriye taşıyacağının güvenini verirse millet ona yönelir, zaten böyle de oluyor. Her kim daha çok yatırım, daha çok üretim, daha çok istihdam, daha çok iş, daha çok aş, daha yüksek hayat standardı sağlayacağı konusunda halkın desteğini alırsa ülkeyi o yönetir. Bunun dışındaki yöntemlerin, zorlamaların, iç ve dış ayak oyunlarının tamamı da milli irade duvarına çarpıp dağılmaya mahkûmdur. Türkiye’nin önünde özellikle demokrasiden ve kalkınmadan başka bir alternatif yoktur. Biz de tüm gücümüzle ülkemizi bu doğrultuda geliştirmenin hedeflerine ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Bugün burada bir araya gelmemize vesile olan açılış töreni işte bu anlayışın en somut tezahürüdür. Kubbede hoş bir seda bırakmak için gece-gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.

Rönesans firmasına ve Yönetim Kurulu Başkanı Erman Bey’e de onu özellikle söyledim dedim ki, şimdi Murat Dilmener Hastanesi’nin çevresini yemyeşil yapmamız gerekiyor, yani yeşilliklerle burayı donatmamız lazım. Sözünü aldım, onun için de bu çalışmayı Erman Bey yoğunlaştıracağız, her taraf yemyeşil olması lazım. Adı Yeşilköy olduğuna göre hem yeşil, hem köy öyleyse bunu gerçekleştirmemiz lazım ben sizlere inanıyorum. 45 günde bu eser yapıldığına göre yeşillendirilmesi de süratle yapılabilir. Bu işte inşallah hassas olalım.

Değerli Misafirler,

Salgın döneminde yavaşlayan ekonomik faaliyetlerin dünyanın tüm ülkeleriyle birlikte bize de olumsuz etkileri oldu. Ancak Türkiye bu tür zorlu dönemlere aşina, hatta bir anlamda şerbetli bir ülkedir. Mesela ilk çeyrekte Amerika yüzde 4,8, Çin yüzde 6,8, Fransa 5,8 daraldı. Türkiye ise ilk çeyrekte sağladığı yüzde 4,5 oranındaki büyümeyle bu tablodan ayrıştı. Dünya ekonomisinin önde gelen tüm ülkeleri salgın döneminde yaşadık kayıpları nasıl telafi edebileceklerini henüz bilmiyorlar. Ülkemiz için ikinci çeyrek bir parça sıkıntılı gözükse de sonrası aydınlıktır. Gelişmeler ve işaretler salgın sonrası yeniden yapılanacak küresel ekonomide ülkemizin çok avantajlı bir konuma oturacağını gösteriyor. Üretimi tek merkezde toplamanın riskini gören tüm ülkeler ve kurumlar yeni arayışlara girerken, alternatiflerin ilk başında Türkiye geliyor.

Sağlık sektöründe de ülkemizin yıldızı giderek parlıyor. Güçlü üretim altyapımız, genç, eğitimli, yenilikçiliğe yatkın insan potansiyelimizle geleceğe umutla bakıyoruz. Salgının kontrol altına alınmasına paralel şekilde başlattığımız normalleşme adımları bu yeniden yapılanma sürecinin gerisinde kalmamamızı temin edecektir. Eskisinden daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok dünyaya açılarak, bu fırsatı değerlendirme kararındayız. Bu konuda 83 milyon vatandaşımızın her birine büyük sorumluluk düşüyor. Üç kavram çok önemli, maske, mesafe, temizlik, bu hassasiyetlere tavizsiz bir şekilde riayet ederek salgının yeniden hortlamasının önüne kesinlikle geçmemiz şart.

Sanayiden tarıma, ticaretten turizme kadar her alanda inşallah önce hızlı bir toparlanma ve ardından çok daha hızlı bir atılım içine gireceğiz, nitekim yarından itibaren bu adımı atıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için seferberlik ruhuyla hep birlikte bu sürece destek vermeliyiz, milletimize güveniyoruz, ülkemize güveniyoruz.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Profesör Doktor Murat Dilmener Acil Durum Hastanesinin İstanbul’umuza, ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.

Bu ülkenin ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.