Ayasofya'da Fetih Suresi Okunması Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.05.2020

Bismillahirrahmanirrahim.

“Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Bütün bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.

Ey Muhammed! Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye Peygamber'i gönderdik.

Sana bîat edenler, ancak Allah'a bîat etmiş olurlar. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir. Bedevîlerin geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Ey münafıklar! Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâkı hak eden bir kavim oldunuz.

Kim Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Allah, böyle yaptı ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.

Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah'ın ilmiyle kuşattığı başka kazançlar vardır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.

Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.”

Sadakallahul azim.

Az önce işte Muhterem Hocamızın okumuş olduğu surenin, evet, bunlar meali.

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Sevgili Vatandaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sözlerime Fetih Suresi’nin ayetlerinden bir kısmının mealiyle başladım. İstanbul’un Fethi’nin 567. Yıldönümünü Fatih’in emaneti Ayasofya’da Fetih Suresi okunmak ve dualar edilmek suretiyle yâd edilmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum.

İstanbul, Fetih Suresi’ndeki müjdelere nail olmak için yanıp tutuşan bir Fatih ve en az kendisi kadar buna iman etmiş askerleri tarafından fethedilmiştir. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul kuşatması 50. gününe ulaştığında sabırsızlanır, canı sıkılır, haber gönderip Akşemseddin Hazretlerine bu durumun sebebini sorar. Cevap şöyle gelir: Zafer için 3 şartı esasi mevcuttur Padişahım; hulusi niyet, fena hareketlerden haya, emirlere itaat. Kemali sükûnet ve intizamla verilen emirleri eksiksiz icra ediniz, ettiriniz. İmani bir heyecanın verdiği galeyan ile muhabereye koşunuz. Malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Zillet geride, şahadet ileridedir ve inşallah fetih yakındır. Evet, Fatih’i en sıkıntılı günlerinden yeniden coşturan Akşemseddin Hazretleri’nin bu mesajı esası Fetih Suresi’nin kısa bir tefsiridir.

“Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni alır” diyen Fatih, nihayet 1453 yılının 29 Mayıs’ında hedefine ulaşmıştır. 29 Mayıs günü el değiştiren sadece bir şehir değildir, o gün fethedilen bir toprak parçası değil, milyonlarca gönüldür. Bir devrin kapanıp yeni bir devrin açıldığı bu tarih insanlığın hafızasında asla silinmeyecek yer bırakmıştır.  Fetih, yıkmanın değil inşa etmenin, imhanın değil ihyanın, zulmün değil adaletin, zilletin değil erdemin, nefretin değil, sevginin sembolüdür. Biz bu şehri sadece fethetmekle kalmadık, biz İstanbul’u sevmezse gönül aşkı ne anlar, diyerek onun güzelliğine güzellikler katmak için yüzyıllarımızı harcadık. Kubbelerimiz, minarelerimiz, çeşmelerimiz ve bahçelerimizle her semtini birbirinden farklı desenlere bezedik. Yedi tepesine yedi kandil yaktık, Boğazına gerdanlıklar taktık, her karışını sevgiyle suladık, imar ettik. İstanbul’u çıkarttığınızda dünya tarihini yeniden yazılması gerektiğine yürekten inanarak bu şehre sahip çıktık.

Kendi hayatımızı da bu şehre adadık. Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bu şehre yaptığımız her hizmet bizim için hem bu dünyada, hem öteki dünyada birer berat belgesidir.

Fatih’in izinden giderek asıl olanın gönüllerin fethi olduğu anlayışıyla hep gönüller yapmak, gönüller kazanmak için çalıştık. Allah’ın yardımı, milletimizin desteği, gönül sultanlarının duasıyla önümüze çıkan her engel aştık. Girdiğimiz her mücadeleden anlımızın akıyla çıkmayı başardık. İnşallah Fethin 600. Yıldönümü olan 2053’te gençlerimize ecdatları Fatih’e layık bir Türkiye bırakacağız. Malazgirt Zaferi’nin bininci yılı olan 2071 için ise çok daha büyük hedeflere yelken açacağız.

Bu duygularla bir kez daha İstanbul’un Fethi’nin 567. Yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı, gazilerimizi, şehitlerimizi saygıyla yâd ediyorum.

Rabbimden bu millete nice fetihler, nice zaferler, nice rızasına uygun başarılar nasip etmesini diliyorum.

Fethin yadigârı Ayasofya’yı bu anlamlı günde mahzun bırakmayan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.