İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi Hizmete Alım Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

20.04.2020

Aziz Milletim,

Sevgili İstanbullular,

Sağlık Camiamızın Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Başakşehir Şehir Hastanemizin hizmete giren ilk etabının ülkemize, milletimize, İstanbul’umuza hayırlı olmasını diliyorum.

Hastanemizin inşasında emeği geçen kurumlarımızı, firmalarımızı, işçisinden mühendisine, herkesi tebrik ediyorum. Malum burası yap-işlet-devret anlayışıyla yapıldı. Onun için Rönesans ve ortağına da şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Zira temelini attığımız günden bu yana, bu işi başaramayacaklar, diyenler çıktı, ama hamdolsun bu işi güçlü Türk müteahhitleriyle ve yabancı ortakla başardık ve şimdi ilk etabını bugün açıyoruz, ikinci etabını da Mayıs ayının yine 20’sinde açacağız.

Dünyanın koronavirüs salgınıyla adeta kavrulduğu bir dönemde bu açılışı yapmamız şüphesiz çok daha önemlidir. Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerinin dahi çöktüğü, insanların evlerinde, hastane koridorlarında yetersiz müdahale sebebiyle öldüğü bir dönemde elimizdekinin kıymetini iyi bilmeliyiz. Türkiye, yatak ve doktor sayısında değilse bile yoğun bakım yatağı sayısındaki üstünlüğü ile bu sürece gerçekten oldukça avantajlı girmiştir. Şu anda bu hastanemizin bin 500’ün üzerinde yatak kapasitesi var. Kendi kendimize yeterli olmanın, hatta dostlarımıza yardım eli uzatabilecek seviyede bulunmamızın önemini bizzat yaşayarak görüyoruz.

Büyük ideallerle kurulmuş birliklerin, küresel yapıların, uluslararası kuruluşların anlamını yitirdiği bir dönemde Türkiye kendi ayakları üzerinde durarak, gücünü göstermiştir. Tabii bu başarının gerisinde özellikle şu 17-18 yılda kurmuş olduğumuz altyapı, özellikle de hükümetlerimiz döneminde attığımız adımların, inşa edilen eserlerin çok büyük önemi var. Bakınız bu dönem içerisinde kararlı bir adım attık. Fakat bir kongre merkezine panellerle ayrılmış hastane yapacağız, demedik. Yeşilköy Havalimanı’nın bir bölümüne 45 günde 1005 yataklı hastane inşa edeceğiz, dedik tek odalı olmak üzere. Şu anda yoğun bir şekilde çelik konstrüksiyondan oluşmak kaydıyla bu hastanemizin inşası devam ediyor. Aynı şekilde yine Sancaktepe’de aynı oda sayısına sahip bir başka hastaneyi daha yapıyoruz. Bunlar her odasında gerekli olan banyosu, tuvaletiyle birlikte bütün ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yapılıyor.

Bir şeyi daha burada hatırlatmam lazım: Yeşilköy’de aynı zamanda hava ulaşımı, aynı şekilde Sancaktepe’de hava ulaşımı da olacak şekilde tedbirimizi aldık. Ve Sancaktepe’de iki ulaşım imkânımız var; bir taraftan malum Sabiha Gökçen, bir taraftan kendi hemen bitişiğindeki pist var. Yeşilköy’de ise zaten böyle bir sıkıntımız yok. Ve bununla uluslararası camiaya da hizmet verme imkânını yakalayacağız. Yani sadece bugüne değil, 10 yıl sonrasına da biz cevap verecek bir yatırımı yapıyoruz, bunun için ben milletimin dikkatini çekmek istiyorum. Hükümete geldiğimizde milletimize Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet temelleri üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Sağlık alanında yaptığımız reformlarla hem altyapıyı, hem sistemi güçlendirdik. Bakın bir de Derince’de Devlet Hastanesi’nin yanında da yine 250 yataklı bir hastaneyi orada da aynı şekilde Sancaktepe gibi inşa ediyoruz. Bir diğeri de, Sultan Abdulhamit’in Hadımköy’de inşa ettiği bir hastaneyi, bu tarihi bir hastaneydi, bunu da 150 odalı, şu anda bunun da restorasyonu yapılıyor. Mesele şu: Tarihi toprağa gömmeyelim, onları yeniden kazanalım ve gelecek onunla da iftihar etsin.

Ülkemizde genel sağlık sigortası kapsamında kalan neredeyse kimse yoktur. Gücü olan primini ödeyerek, gücü olmayanın primini devlet üstlenerek herkesi bu şemsiyenin altında topladık. Az önce animasyonda da dinledik, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.” Evet, Kanuni –Allah rahmet etsin- bir Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’yi sağlıklı bir nefese feda etmenin anlayışıyla devlet yönettiler. İşte biz de aynı anlayışla ülkemizi yönetiyoruz. Eskiden kelimenin tam anlamıyla dökülen, şifa değil dert kapısı olan hastanelerimizi binasından cihazına, ambulansından personeline kadar tamamen yeniledik. Bununla kalmadık, hayalimiz olan şehir hastanelerini kurmaya başladık. Ne zamanki bu ülkede Başbakan oldum, o süreçte hep bunu söyledim, şehir hastaneleri benim rüyamdır, benim hayalimdir dedik ve elhamdülillah o günden itibaren başladık ve şehir hastanelerimizi inşa ederek her geçen gün asgari tüm büyük şehirlerimizde bunları yapacağız, bunun dışında da yine bazı şehirlerimizde bu şehir hastanelerimizi inşa edeceğiz.

Artık tüm dünyanın hayranlıkla takip ettiği kamu-özel iş birliği yönetimiyle hayata geçirdiğimiz bu proje kapsamında bugüne kadar 10 şehir hastanesini hizmete aldık. Yozgat, Isparta, Mersin, Adana, Kayseri, Elazığ, Manisa, Eskişehir, Ankara Bilkent ve Ankara Etlik şu anda bitmek üzere, Bursa Şehir Hastanelerimizin toplam yatak kapasitesi 13 bin 417’dir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Başakşehir Şehir Hastanemiz ise 2 bin 682 yatak kapasitesiyle bu rakamı 16 bin 99’a çıkartıyor. İnşası devam eden 8 şehir hastanemizin büyük bölümün bu yılsonuna kadar, kalanlarını da önümüzdeki yıl hizmete almayı planlıyoruz. Hem bina, hem cihaz, hem hizmet kalitesi bakımından en üst sınıfta yer alan şehir hastanelerimiz, aynı zamanda ülkemizin sağlık turizminin de lokomotifleri olacaklardır.

Sevgili Milletim,

Salgın süreci Türkiye’nin sağlık altyapısının gücü yanında sağlık hizmetlerinin ücretsiz verilmesinin önemini de göstermiştir. Az gelişmiş ülkelerin vatandaşları zaten kayda değer bir sağlık hizmeti alamıyor, gelişmiş ülkelerde ise ancak parası olanlar yeterli sağlık hizmetine sahip olabiliyor. Türkiye’de tamamen ücretsiz olan pek çok teşhis ve tedavi hizmetiyle ilaca erişimin Batı ülkelerinde nasıl büyük meblağlarla mümkün olduğunun örneklerine her gün rastlıyoruz. Ülkemizde 1,5 milyon vatandaşımızın ücretsiz şekilde evde bakım hizmeti alabildiğini söylediğimiz Batılı dostlarımız sadece buna bile inanmakta güçlük çekiyor.

Kovid-19 hastalığının teşhisinde çok önemli olan bilgisayarlı tomografi cihazının ülkemizdeki mevcudu tüm Avrupa’daki toplam sayıdan daha fazladır. Diğer ülkelerde sadece ciddi paralar ödenerek gidilebilen hastanelerin hizmet standartları ülkemizdeki şehir hastanelerinin seviyesine ancak ulaşabiliyor.

Hükümete geldiğimizde bu ülkede doğru dürüst ambulans bile yoktu, bugün 5 bin 400 tam donanımlı araç ve 19 hava aracıyla en modern ambulans filolarından birine sahibiz. Sağlık çalışanlarımızın sayısını son alımlarla 1 milyon 100 bine yaklaştırarak, sadece altyapıyı değil, insan kaynağımızı tahkim ettik. Bugün bin 526 hastane, yaklaşık 4 bin tedavi kurumu, 15 binin, özellikle birinci derece sağlık kuruluşu ile milletimize ülkenin her köşesinde sağlık hizmeti veriyoruz. Eskiden ancak İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde alınabilen sağlık hizmetleri bugün en ücra yerlerdeki ilçelerimize kadar yayılmış durumdadır. Türkiye’nin sağlık harcamalarına ayırdığı miktar 2002 yılında 19 milyar lirayı bile bulmazken, bugün 190 milyar liraya ulaştı. Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı ise yüzde 70’lerin üzerine çıktı.

Görüldüğü gibi, hangi açıdan bakarsanız bakın Türkiye sağlık hizmetlerinde bir destan yazmıştır. Aynı başarıya eğitimden ulaştırmaya, adaletten enerjiye kadar her alanda rastlamak mümkündür.

Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirerek, evlatlarımıza çok daha güçlü bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Bunun için temel hizmet altyapısı yanında savunma sanayinden yüksek teknolojiye kadar her alanda ülkemizi bir üst lige çıkartmakta kararlıyız. Birliğimizi, beraberliğimiz, kardeşliğimizi güçlü tuttuğumuz sürece Allah’ın izniyle bu hedeflere ulaşmamıza kimse mani olamaz. Koronavirüs salgın sonrası yeniden kurulacak dünya düzeninde ülkemizi hak ettiği yere ulaştırmak için hep birlikte daha çok çalışacağız.

Şunu özellikle söylemek istiyorum: Bir olmaya, beraber olmaya, iri olmaya, kardeş olmaya, hep birlikte Türkiye olmaya çok büyük önem veriyoruz; işte Cumhur İttifakı bunun için var. Ve Cumhur İttifakıyla beraber Sayın Bahçeli’yle el ele vermiş olduğumuz dayanışmayla inşallah yeni dönemde yeni yatırımlarla, yeni eserlerle, yeni hizmetlerle ülkemizi hep bir adım daha yükseğe çıkartacağız. Ülkemiz bugünlere darbeler, cuntalar, terör örgütleri, vesayet, kutuplaşma, özenti, atalet dönemini geride bırakarak geldi; şimdi de yeni ufuklara yeni fikirleri, yeni heyecanları kucaklayarak yol alacağız.

Tabii burada bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum ve değerli kardeşlerim, az önce takdimi yapılan 115 ventilatör dışarıdan ithal edilerek, geldi. Ama ne güzel bir tecellidir ki, şu anda yerli ve milli olmak üzere 100 adet ventilatörü ülkemizde hamdolsun işte ekranda da gördüğümüz bu kadro üretmiş vaziyette. İnşallah Mayıs sonuna kadar verdikleri söz şu: Ayda 5 bin. Tabii ayda 5 bini üretmezlerse bilmeleri gerekir ki, hesabını sorarız. Ve dünyaya bir örnek sunacağız. Bu noktada dünya ventilatör noktasında çok sıkıntılar yaşadı, hâlâ da yaşıyor. Ama bütün bunlara rağmen biz bu süreci başarılı bir şekilde atlattık. Şu anda Başakşehir Şehir Hastanemizin 115 ventilatörü geldi, 100’de bugün teslimatı yapıldı ve yine bir bölümü de peyderpey geliyor, gelecek. Bu ne demektir? Yani Başakşehir Şehir Hastanemizin böyle bir sıkıntısı yok ve olmayacak.

Öbür tarafta Yeşilköy inşallah 1005 odasıyla devreye giriyor. 1005 odayla aynı şekilde Sancaktepe devreye giriyor ve buralarda da bütün bu ihtiyaçlarımız şimdiden giderilmiş durumda. Bu da şunu gösteriyor: Yani Türkiye kendine yeter, biz bize yeteriz. Hele hele ilaç sanayinde de kendimizi bu noktada konsolide edersek, ilacımızı inşallah üretir hale geldiğimiz andan itibaren bu noktada da çok daha farklı adımları atacağız. Tabii burada ben Arçelik, ASELSAN, Baykar, Biyosis ve koordinatör olması hasebiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla, Sağlık Bakanlığımıza da şahsım, milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Bu alanlarda yarışı devam ettireceğiz.

Biliyorsunuz, buranın yolu yarım yamalak bırakan İstanbul’un bir Belediyesi var. Ve biz hamdolsun ki iktidarız ve hemen Ulaştırma Bakanlığımızı devreye soktuk ve şu an da bir taraftan yolu yapıldı-yapılıyor, ama bir diğer taraftan da inşallah metrosunu da yapıyoruz ve Başakşehir Şehir Hastanesi’nin yanına inşallah metro da gelecek. Böylece hem metroyla, hem de karayolu olarak ulaşımı sağlamış olacağız, yani hastanemizin ulaşımında herhangi bir sıkıntısı olmayacak.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Başakşehir Şehir Hastanemizin hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserin ülkemize ve İstanbul’a kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tedbir ediyorum. Sağlık çalışanlarımıza şu zorlu günlerinde gösterdikleri çaba ve yaptıkları fedakârlık için şükranlarımı özellikle iletiyorum.

Sizleri sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum kalın sağlıcakla. Hastalarımıza şifalar diliyorum, ölenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Allah’a emanet olun.