AK Parti Belediye Başkanları Toplantısı’nda Yaptıkları Konuşma

02.04.2020

Değerli Büyükşehir ve İl Belediye Başkanlarımız,

Kıymetli Dava ve Yol Arkadaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Mahalli idareler seçimlerinin birinci yılını geride bıraktık. Her birinizi seçimlerde gösterdiğiniz gayret ve elde ettiğiniz başarı için bir kez daha tebrik ediyorum.

Geçtiğimiz bir yılda gerçekleştirdiğiniz faaliyetleri mümkün olduğu kadar yakından takip etmeye çalıştım. Şehirlerimize yaptığınız hizmetler için de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

AK Parti, belediyelerde gösterdiği emsalsiz başarıyla Türkiye’nin yönetimini üstlenmiş bir partidir. Bu bakımdan belediyelerimizin halkımızın günlük hayatına dokunan çalışmaları ve yaptıkları altyapı yatırımları bizim için çok önemlidir. Özellikle içinden geçtiğimiz kovid-19 hastalığı döneminde belediyelerimize çok daha büyük görevler düşüyor. Yerel Yönetimler Başkanlığımız salgının başlamasıyla birlikte bu konuda dikkat edilecek hususlara dair sizlere gereken bilgilendirmeleri yapmıştı. Kamu hizmet binaları, toplu taşım, toplu ulaşım araçları, pazar yerleri, çöp toplama alanları gibi yerlerin temizliğini ve dezenfeksiyonunu aksatmadan yapmalıyız. İlçe belediyelerimizle iş birliği halinde cadde ve sokakların rutin temizlik faaliyetlerinin yürütülmesi hususunda da daha fazla hassasiyet göstermeliyiz.

Maske, eldiven, kolonya, tulum gibi temizlik ve korunma malzemelerinin temini ve dağıtımını mümkün olduğu kadar yaygın şekilde sürdürmeliyiz. Meslek edindirme kursları olan belediyelerimiz buralarda temizlik ve korunma malzemeleri üretimini kendileri yapabilirler.

Halkı bilgilendirmeye yönelik kurallara uymaya davet eden her türlü faaliyet kesintisiz devam ettirilmelidir. Gıda ve temizlik ürünlerini vatandaşlarımıza ulaştırırken de kurallara riayet edilmesi noktasında titiz davranmalıyız. Yaşlılarımız ve öğrencilerimiz başta olmak üzere evlerinden çıkmamalarını istediğimiz vatandaşlarımızın alış veriş, internet, kitap gibi ihtiyaçlarının teminine yardımcı olmalıyız.

Bilhassa işsiz kaldığı veya yetersiz gelire sahip olduğu için geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşlarımızı asla yalnız bırakmamalıyız. Bu konuda valiliklerimizle kaymakamlıklarımızla da iş birliği halinde olmalısınız. Evinde tencere kaynamadığı için gözü yaşlı, kalbi kırık, yüreği daralmış her vatandaşımızın vebali sizlerin üzerindedir.

Vatandaşlarımızla doğrudan yüz yüze iletişim içinde olan belediye personelinin maske, tulum, gözlük, eldiven gibi korunma amaçlı malzemelerinde en küçük bir eksiklik yaşanmamalıdır.

Belediyelerimizin Nisan, Mayıs ve Haziran aylarındaki İller Bankası ödeneklerindeki kesintiyi kaldırarak, bu çalışmalar için sizlere kaynaklar sağladık.

Unutmayınız, küllü hâlin yezûlü,  yani her hal geçicidir. Bugünler gelip geçtikten sonra geride ülkemize ve şehirlerimize yaptığımız hizmetler, milletimize verdiğimiz destekler kalacaktır. Hayırla yad edilmek için bugünleri mihnet değil, fırsat bilip milletimizin gönül kapılarının bize sonuna kadar açılmasını sağlamalıyız. Milletimiz göz boyamaya çalışanla halis niyetle hizmet edenin ayrımını böyle dönemlerde daha iyi yapar. AK Parti olarak bugüne kadar milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık, inşallah bu salgın döneminde de uğratmayacağız.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’ye eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, sanayiden ulaşıma kadar her alanda kazandırdığımız güçlü altyapının önemini bu kriz döneminde çok daha iyi görebiliyoruz. Gelişmiş ülkelerin bile pek çoğu kriz karşısında adeta çökerken, hamdolsun Türkiye hemen her alanda kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyede olduğunu ispatlamıştır. Hatta pek çok dost ve kardeş ülkeye de imkânlarınız nispetinde destek veriyor, bu zor günlerinde onların yanında olduğumuzu gösteriyoruz. En büyük önceliğimiz, vatandaşlarımızın geçim sıkıntısına düşmeden temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesini sağlayabilmektir. Aldığımız tedbirlerin büyük bir bölümünü doğrudan dar gelirli insanlarımıza destek vermeye yöneliktir. Bu çerçevede, sosyal devlet ilkesi gereği ihtiyaç sahibi 2 milyon haneye biner lira nakit yardımı gerçekleştiriyoruz.

Faaliyetine ara veren her işletmenin çalışanlarının ücretlerinin yüzde 60’ı oranında ve asgari ücreti geçmeyecek şekilde ödeme yapıyoruz. İstihdamı korumak amacıyla faaliyetlerine ara veren işletmelerimizin telafi çalışma sürelerini iki katına çıkardık. İşletmelerimizin vergi ve sigorta ödemelerini erteleyerek bu sıkıntılı dönemi nispeten daha rahat şekilde geçirmelerini temin ediyoruz. Pek çok bankamız müşterilerinin ödemelerini erteleme yoluna gidiyor, hatta ilave kaynak sağlıyor. Kamu bankalarımız hane halkı geliri beş bin liranın altında olan her müşterisine destek olmak için kolları sıvadı. Bankalarımız bu vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için altı ayı ödemesiz 36 ay vadeyle yüzde 0,49 maliyetle 10 bin liraya kadar destek kredisi veriyor. Her alanda aldığımız tedbirlerle çalışanlarımızın, esnaf ve sanatkârımızın, sanayicimizin, ticaret erbabının, velhasıl 83 milyonun tamamının yanında olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz. 

Değerli Kardeşlerim,

Korona salgınıyla mücadele sadece hükümetimizin ve devletimizin değil, tüm siyasi partilerin, tüm kurum ve kuruluşlarımızın meselesidir. Bu, 83 milyonun her bir ferdini yakından ilgilendiren hayati bir konudur. Salgının ilk başladığı andan itibaren bizler meseleye bu hassasiyetle yaklaştık, politika ve söylemlerimizi de yine buna göre belirledik. İşinin ehli hocalarımızdan oluşan Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda aldığımız kararları tek tek hayata geçirdik. Süreci sosyal medyada veya televizyon ekranlarında ahkâm kesenlere göre değil, ülkemizin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına göre yürüttük. Aldığımız her kararı devlet ciddiyetine uygun şekilde tüm boyutlarıyla değerlendirdikten sonra milletimizle paylaştık.

Dünya çapında bir milyona yaklaşan vaka ve 50 bine varan ölü sayısıyla gerçekten tarihi bir felaketi yaşadığımız şu dönemde, hamdolsun birçok ülkeye kıyasla iyi bir yerdeyiz, ancak bunu yeterli görmüyoruz. Karamsarlığa kapılmadığımız gibi rehavete de asla düşmüyoruz. Panik yapmadan, akılcı, dengeli ve gerçekçi adımlarla mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Türkiye, Allah’ın izniyle bu salgını yenecek güce ve kapasiteye sahiptir. Daha önceki sıkıntılar gibi milletimiz bu badirenin de üstesinden gelecek, inşallah aydınlık, müreffeh ve huzurlu günlere kısa sürede kavuşacaktır. Çünkü biz Türk milletinin basiret ve ferasetine sonuna kadar güveniyoruz. Rabbimizin nusret ve inayetinin bizimle olduğuna da yürekten inanıyoruz.

Bu süreçte mücadelemizi sekteye uğratacak en büyük tehdit, ümitsizliktir, karamsarlıktır, yılgınlıktır, yeisse kapılmaktır. 83 milyonun arasına ayrılık virüsünü, fitne ve tefrika virüsünü bulaştırmadığımız sürece, koronavirüsüyle mücadelemiz çok daha kolay olacaktır. İstiklal Marşı şairimiz Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi, “Girmeden tefrika bir millette, düşman göremez, toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” Evet, bu milletin en büyük gücü birliğidir, beraberliğidir. Bin yıldır sevinç ve hüzünle yoğrulan kadim kardeşliğidir. 83 milyon olarak birbirimize kenetlendiğimiz sürece bizi yıkabilecek, kutlu yolculuğumuza set çekecek hiçbir engel yoktur. Bunun için her fırsatta salgına karşı almamız gereken tedbirleri hatırlatırken, aynı zamanda milletimizin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine de vurgu yapıyoruz. Her konuşmamızda dayanışmanın önemine dikkat çekiyoruz. Pazartesi günü Biz Bize Yeteriz Türkiye’m diyerek başlattığımız milli dayanışma kampanyasının hedeflerinden biri de işte budur. Benzer kampanyaların ekonomik gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun dünyanın diğer ülkelerinde de yürütüldüğü bir gerçektir. Başlattığımız yardım kampanyasında toplanacak tutarı doğrudan ihtiyaç sahiplerine aktaracağız. Esasen bu tür kampanyalarda toplanan meblağlar devletin aynı amaçlı diğer harcamalarının yanında oldukça küçük kalır. Bu kampanyaların gayesi milletimizin fertleri arasındaki güçlü dayanışmayı ortaya koymaktır. Sergiledikleri hukuksuzluk ve tehlikeli söylemlerle dayanışma yerine ayrışma peşinde olanlara izin vermeyeceğiz. Kendilerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dışında ve üstünde görenlere milletimiz de hak ettiği cevabı veriyor, verecektir. Hele hele 83 milyonun kader ortaklığını sembolize eden bir projeyi dinamitlemeye çalışmak açık söylüyorum, gafletten öte bir davranıştır. Adı üzerinde bu bir iyilik seferberliğidir, gönüllü yardımlaşma ve dayanışma kampanyasıdır. Farklı şekilde yardımda bulunmak isteyen vatandaşlarımız da gerek bireysel olarak, gerekse gönüllü teşekküllerimiz vasıtasıyla bunu zaten yapıyor. Türkiye’de kimse hukukun ve kanunların üstünde değildir. Korona salgınıyla mücadeleyi sulandırmaya, bunu günlük siyasetin malzemesi haline dönüştürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Şu an hepimiz vatanımızın geleceğini ve milletimizin hayatını tehdit eden sinsi bir düşmanla mücadele ediyoruz. Karşımızdaki düşmanın adı koronavirüsüdür. Bu düşmanı ancak birbirimizle kenetlenerek yenebiliriz. Bu tehdidin üstesinden ancak dayanışmayla gelebiliriz. Gün, siyasi, etnik, mezhebi tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakarak ebedi ve ezeli kardeşliğimizi hatırlama günüdür. Gün tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi ortak düşmana karşı birleşme günüdür. Gün küçük hesaplar peşinde koşmak yerine, basiretli davranma günüdür. Böyle bir dönemde siyasi rant hesabı yapanları mahşeri vicdan asla unutmayacaktır. Umut vermek, güven aşılamak, katkı sunmak yerine karamsarlık pompalayanları milletimiz asla affetmeyecektir.

Buradan herkesi bir kez daha bir olmaya, beraber olmaya, kardeş olmaya ve hep birlikte Türkiye olmaya davet ediyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu düşüncelerle sizleri bir kez daha seçilmenizin birinci yılı dolayısıyla gönülden tebrik ediyorum. Milletimize ve şehirlerinize hizmet yolunda her birinize Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum ve şimdi sözü değerli belediye başkanlarıma vermek istiyorum.