G-20 Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

26.03.2020

Kıymetli Dostlarım,

Sizleri şahsım ve ülkem adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Koronavirüs salgının insan hayatını ekonomik istikrarı olumsuz etkilediği son derece sancılı bir dönemden geçiyoruz. Salgın nedeniyle yaşanan can kayıplarından üzüntü duyuyor ve bu süreçte fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye olarak bu hastalıkla ilgili durumu özellikle yakından takip ettik ve gerekli tedbirleri süratle hayata geçirdik. Henüz işin başında iken Sağlık Bakanlığımız bünyesinde bir bilim kurulu oluşturup, burada alınan kararları hemen uygulamaya koyduk. Ekonomi yönetimimiz ile esnaftan ihracatçıya kadar her kesime yönelik ciddi destekler açıkladık. Bunların yanı sıra koronavirüse karşı tanı kiti üretimi ile aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarımızı da devam ettiriyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de bu sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmamak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Bu salgının hepimize şu gerçeği tekrar hatırlattığına inanıyorum: Dillerimiz, dinlerimiz, ülkelerimiz farklı da olsa hepimizin kaderi ortaktır. Hiçbirimizin korumacı ve tek taraflı politikalar uygulama lüksü yoktur. Serbest, açık ve kurallara dayalı bir uluslararası ticaret sistemi salgınla ilgili aldığımız önlemlerin etkilerini azaltmada büyük rol oynayacaktır. Bu çerçevede alacağımız tüm ulusal tedbirlerin Dünya Ticaret Örgütü kuralları ile uyumlu ve uluslararası işbirliğini teşvik edici olması önemlidir. Aynı şekilde salgının kontrolü ile hastalığın teşhisi ve tedavisi konusundaki birikimlerin de paylaşılması gerekiyor.

Koronavirüs salgını, G-20’nin işbirliği ve uzlaşı ruhunun önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu süreçte yönlendirici olmak, sorumluluk almak ve küresel ölçekte işbirliğini göstermek zorundayız. Küresel finansal kriz döneminde yaptığımız gibi, bir an önce harekete geçmeli ve küresel güveni tesis etmek için ortak çaba sarf etmeliyiz.

Merkez bankaları arasındaki swap anlaşmalarının G-20’nin tüm üyelerini kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Şayet küresel ekonomide güveni artırmak istiyorsak, bunu bir an önce hayata geçirmeliyiz. Eğer her türlü tek taraflı adımlarla yola devam edersek, küresel ticaretin tamamını olumsuz etkileyecek yeni bir sürece girmemiz kaçınılmazdır.

Öte yandan salgınla mücadelede birçok gelişmiş ülkenin dahi çok ciddi zorluklar yaşadığını görüyoruz. Çatışmalardan ve savaşlardan etkilenen ülkelerin sağlık sistemleri ise tamamen çökmüş durumdadır. Suriyeli mülteciler başta olmak üzere, zorla yerinden edilmiş kişiler salgın karşısında en dezavantajlı kesimi oluşturuyor. Bu süreçte savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardım finansman kaynaklarını seferber etmeliyiz. G-20 bünyesinde bu konuda bir çalışma grubu oluşturabiliriz.

Kıymetli Dostlar,

Bu arada ben de gelişmekte olan ülkelere ve özellikle Afrika’ya yardım edilmesi konusunu önemsediğimi ifade etmek istiyorum.

Sözlerime son verirken hepimiz için bir tehdit oluşturan bu virüsün aynı zamanda bizlere insanlığın ortak bir düşmanına karşı bir araya gelme fırsatı verdiğini de belirtmek istiyorum. Bu felaket karşısında Türkiye olarak her zaman olduğu gibi dayanışma ve işbirliği içerisinde hareket etmeye hazırız. İnsanlığın tamamı rahat bir nefes alıncaya kadar tüm ülkeleri adil bir şekilde bu küresel sağlık kriziyle mücadeleye katılmaya davet ediyorum.

Zirve sonuçlarının ülkelerimiz ve dünyamız için hayırlı olmasını diliyorum.

Suudi Arabistan Krallığı’na da özellikle teşekkür ediyorum.