Koronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı Öncesi Yaptıkları Konuşma

18.03.2020

Kurumlarımızın ve Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Kıymetli Temsilcileri,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs, diğer adıyla kovid-19 hastalığıyla ilgili değerlendirme toplantımıza hoş geldiniz.

Toplantımızın ardından yapacağımız millete sesleniş mahiyetindeki basın toplantısında bu hastalığın dünyadaki ve ülkemizdeki sürecini detaylı bir şekilde anlatacağız. Onun için burada kısa bir giriş konuşmasının ardından önümüzdeki dönem için alacağımız tedbirlerin müzakeresine ağırlık vereceğiz.

Bugüne kadar hastalığın kontrol altında tutulmasıyla ilgili sağlık önlemleri ve diğer tedbirleri peyderpey hayata geçirdik, geçirmeye de devam ediyoruz. Gönüllü veya zorunlu karantina uygulamaları sebebiyle günlük hayatı adeta durma noktasına getiren böyle bir sürecin pek çok boyutu yanında, ciddi ekonomik sonuçları da ortaya çıkacaktır. Türkiye olarak hem bu hastalığın salgın haline dönüşmesini engelleme, hem de üretimi, ticareti, istihdamı, ekonomiyi canlı tutma mecburiyetimiz var. Ülkemizin Ağustos 2018 yılında yaşadığımız kur, faiz, enflasyon saldırısının etkilerinden yeni yeni kurtulmaya, işlerin tekrar yoluna girmeye başladığı bir dönemde ipin ucunu asla bırakamayız.

Kovid-19 ile mücadele ederken sanayisi ve ticaretiyle tüm ekonominin çarklarının dönmeye devam etmesini sağlamak elbette kolay değildir. Bunun için devlete düşen görevler yanında, özel sektörümüzün de yerine getirmesi gereken sorumlulukları olduğu muhakkaktır. İnşallah bugün burada alacağımız kararlarla bu zoru birlikte başaracağız. Ülkemizi sağ salim bu süreçten çıkardığımızda önümüzde eskisinden çok daha büyük fırsatların bizi beklediğini şimdiden görebiliyoruz. Tabii burada bir taraftan sabır, bir diğer taraftan dua ile biz bu süreci aşacağımıza inanıyorum.

Çin’deki salgın dönemi Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı üretim konusunda alternatifler aramaya itmiştir. Üretimde alternatif denince de ilk akla gelen yerlerden biri Türkiye olmaktadır. Ayrıca, virüs salgını ve petrol fiyatlarının düşüşüyle bağlantılı olarak finans alanında yaşanan gelişmeler de ülkemize ilave avantajlar sağlayacaktır. Şayet önümüzdeki birkaç haftalık dönemi iyi yönetir, milletimizi iyi bilgilendirir, hastalığı sıkı bir şekilde kontrol altında tutabilirsek umduğumuzun da ötesinde güzel bir tablo bizi bekliyor. Önemli olan hastalığın bizi yenmesine fırsat vermeden, bizim hem tıbbi olarak virüsün, hem de bunun psikolojik ve ekonomik etkilerinin üstesinden gelebilecek dirayeti ortaya koyabilmemizdir. Bu konuda ben sizlere güveniyorum ve bunu birlikte aşacağımıza da inanıyorum.

Biliyorsunuz dün bir video konferansla bir taraftan yapacağımız bu çalışmaları özellikle de hem Fransa Başkanı Macron, diğer tarafta Merkel, diğer tarafta Boris Johnson, onlarla dörtlü bir video konferans yaptık ve bu video konferansla da sadece bu virüs olayını değil, çünkü onlarda şöyle bir değerlendirmeyi yaptığımızda en iyi konumda şu anda biz gözüküyoruz, bizim ardımızdan Almanya gözüküyor, ama İngiltere ve öbür tarafta Fransa’nın durumu bizimle mukayese edilmeyecek derecede olumsuz.

Tabii bunun yanında, bir diğer taraftan bölgedeki gelişmeleri, gerek İdlib konusunu, gerekse Barış Pınarı konusunu, bunları da görüşme fırsatını bulduk. Ve Moskova’da yaptığımız son zirveyle ilgili de bir bilgilendirmemiz oldu.

Tabii bütün bu virüsle ilgili alacağımız kararların ülkemiz ve ekonomimiz için ben hayırlara vesile olmasını diliyorum.